Dev yangınlar: “Bununla beraber yaşamayı öğrenmek gerekecek”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

CIRAD’ın (Tarımbilimsel Araştırmalarda Uluslararası Kalkınma İşbirliği Merkezi) Orman ve Toplum Birimi’nde araştırma yöneticisi olan Plinio Sist’e göre, bugün yerküremizin çok sayıda noktasını harap eden muazzam yangınlar git gide daha sık görülecek. Söyleşi. 

Sibirya’da bir buçuk milyon hektar alevlerde kavruldu. Kaliforniya ve Kanada’nın batısı aynı durumdalar. Cezayir’in kuzeyinde, köylerin tamamının kül olduğu yangınlarda altmış dokuz kişi öldü. Yunanistan’ın Eğriboz Adası’ndaki yangınlar hâlâ kontrol altına alınamadı. Otuz altı saat içinde 150 yangının başladığı Tunus’ta da durum aynı. 

2019’dan beri, dev yangınlar –alanlarının büyüklüğü ve yayılma hızlarıyla insanın söndürmekte zorlandığı yangınlar– yerkürenin dört bir yanını harap ediyor. Çoğu insan kaynaklı (kastî yangınlar, dikkatsizlik ya da ağaçlık yerlerin işletilmesinin sonuçları) olan bu yangınların yayılması, iklim düzeninin bozulması nedeniyle oluşan kuraklıklarla kolaylaşıyor. 

Yunanistan’ın Eğriboz Adası’ndaki Kamatriades köyünde yangınla mücadele eden itfaiyecileri desteklemek maksadıyla toplanan gönüllüler, 9 Ağustos 2021. © Fotoğraf: Angelos Tzortzinis / AFP

Ormanlar bu yaz da bol bol yanıyor. CIRAD’ın (Tarımbilimsel Araştırmalarda Uluslararası Kalkınma İşbirliği Merkezi) Orman ve Toplum Birimi’nde araştırma yöneticisi olan çevrebilimci/ekolog Plinio Sist, Mediapart’a dev yangınlar üzerine konuştu. 

Mediapart : Bu dev yangınları nasıl açıklıyorsunuz? 

Plinio Sist : Bunlar iklimdeki değişimin gerçek sonuçları: Özellikle tropikal ülkelerdeki çok daha yoğun kurak mevsimler, bu çeşit dev yangınlar karşısında daha savunmasız bir bitki örtüsü yaratıyor. Fakat bitki örtüsüne zarar veren insan faaliyetlerine de bağlı. Daha az dirençli bir orman çok daha kolay zarar görecektir. Bu hâdiselerin hayli düzenli biçimde tekrarlanışına hazır olmak gerekecek. 

Bu yangınların ormanlar üzerindeki etkisi? 

Bitki örtüsü üzerinde yıkıcı bir etkileri var. İklim koşulları, özellikle de kurak mevsimlerin çoğalması bitki örtüsünün yeniden canlanmasına yardımcı olmadığı için, daha uzun zaman gerekecektir yenilenmeye. 

Bir orman dev bir yangından sonra ne kadar zamanda kendine gelir? 

Fransa’da bir ormanın yeniden oluşabilmesi için onlarca yıl gerekiyor. Ondan sonra, bir kez ya da tekrarlı biçimde ateş değip değmemesine bağlı oluyor her şey. Her sene aynı noktada art arda yangınların çıktığı yerlerde, yeniden canlanma zor olacaktır. Bunlar hep aynı bölgeler: Kaliforniya, Akdeniz çevresi, Amazon bölgesi, Endonezya…

Bu dev yangınların çevre üzerindeki etkisi nasıl sınırlanabilir? 

Bu ormanların yeniden canlanmasını kolaylaştırmak için bir insan müdahalesi gerekecek kuşkusuz — özellikle de bazı tipte ağaçları dikerek. Bitki örtüsünün yeniden canlanmasına yardımcı olmak için eko-sistemleri onarım planları ve programları öngörmek gerek. Otuz yıl sonra iklimin bugünküyle kuşkusuz aynı olmayacağını bilerek dikilecek kök tiplerine kafa yormak da gerek.

Yeniden canlanmadan bahsediyorsunuz, ama bu yangınlara karşı nasıl önlem alacağız? 

Kısa ve orta vâdeli yollar var. Uzun vâdede, iklimdeki ısınmaya karşı mücadele edilmeli. Daha şimdiden, yaydığımız karbondiyoksiti (CO2) azaltmayı sağlayan programlar koymalı uygulamaya. 

Kısa vâdede ise, katiyetle ahaliyi yangın riskleri hakkında, bitki örtüsüne zarar vermekten kaçınma konusunda duyarlı kılmalıyız – çünkü zarar görmüş bir bitki örtüsü çok daha kolay alev alır. Ormanı kış esnasında elden geçirebiliriz –ki Akdeniz’de yapılır bu–; yani yangının ormanda ilerleyişini engellemek için yanıcı maddeleri, ölü ya da kuru odunları toplamak. 

Bunlar beklemediğimiz hâdiselerdi, fakat tekrar edecekler.

Alevlerin yayılmasını sınırlama imkânı veren orman işletme önlemleri de vardır. Mesela ağaç altlarındaki çalılar yakılabilir; bunlara tedbir amaçlı yakmalar denir, amaç kuru organik maddeyi yakmaktır. Bu şekilde, bir yangın çıkarsa, yayılmayacaktır, zira yanıcı madde eksik olacaktır. Bunlar, özellikle Korsika’da ve Akdeniz çevresinde uygulamayı bildiğimiz tekniklerdir. Fakat insan ve malzeme icap ettirirler. Yoğun bir şekilde yüklenmek gerekir.

Madem ki bu teknikler hayli biliniyor, neden Yunanistan’da ya da mesela Sibirya’da kullanılmadı?

Çünkü bunlar biraz yeni hâdiseler. Yangınlar hep olmuştur, ama çok daha kontrol altında olmuştur. Dev yangınların özelliği, kapladıkları yüzeydir ve bitki örtüsü çok daha kuru olduğu için yayılmanın çok daha kolaylaşmasıdır. Şimdilik biraz müstesnâ olan –ama normalleşecek de olan– bu hâdiselere o işletme yollarını da uyarlamak ve geçmiştekine nazaran çok daha sistemli ve yoğun önlem uygulamaları gerekir. Bu cins bir yangın bir çıktığı zaman, artık yapacak çok bir şey olmaz.

Bu uygulamaları yerleştirmek için gerçek bir siyasî irade mi gerekir?

Tamamen. Üstelik o siyasî iradeyle bile, bu durumlarla karşılaşmaya hazır olarak yangınları alt edecek olanaklarla donanmak gerekecektir. Bunlar beklemediğimiz hâdiselerdi, fakat tekrar edecekler. İklim değiştiği için onlarca yıl boyunca bunların tekrarına hazırlanmak gerek öyleyse. 

2019-2020’de Kaliforniya’da iyi gördük bunu; dev yangınlar yayıldığı vakit, teknik yöntemler bu yangınları gerçekten alt etmede hayli gülünç kalır. Avustralya’da, ya da bu cins hâdiselere alışkın olan Amerikalılar’ın ülkesinde bile, bu “muazzam” teknik yöntemler gülünç kalmaktadır. 

Kurulduğundan beri bize iklimdeki değişim konusunda alarm veren Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (İng.: IPCC; Fr: GIEC) uyarılarına pek kulak asmadık. Bugün ise, o dev yangınlar iklimdeki değişimin sonuçlarının şâhidi. Bunun hem siyasetçilerde hem yurttaşlarda tepki uyandıracağını umabiliriz; çünkü bununla beraber yaşamak gerekecek. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus