Rize-İkizdere’de bütün keşifler aynı torbaya: Bir heyet dört saatte dört farklı taş ocağı projesinin bilirkişi keşfini yapacak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Aralarında Rize-İkizdere halkının aylardır eylem yaptığı taşocağı projesinin de bulunduğu dört farklı maden için Rize İdare Mahkemesi, tek bir bilirkişi heyetinin 13 Eylül tarihinde birer saat aralıkla dört keşif yapmasına karar verdi. Bilirkişi heyeti bir saatlik keşifler sırasında, Rizeliler’in karşı çıktığı maden projelerinin mevzuatla uyumlu olup olmadığına dair bulguları tespit etmeye çalışacak. Bilirkişi heyetindeki bazı uzmanlar 2016’da Çanakkale’deki dört farklı termik santral projesi için görevlendirilmiş, raporlardaki hatalar yüzünden bilirkişi raporlarının birbirlerinin eşi olduğu anlaşılmıştı.

Rize’nin İkizdere ilçesinde, İşkencedere Vadisi’nde yaşayan halkın nisandan beri protesto ettiği taşocağı projesi hakkında Rize İdare Mahkemesi’nden keşif kararı çıktı. Rize Valiliği’nin 21 Ocak 2021’de, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın taşocağı projesi hakkında verdiği Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir kararının iptali için dernekler, meslek odaları ve yurttaşlar tarafından açılan davada keşif ve bilirkişi incelemesi 13 Eylül’de yapılacak. Keşif için harita mühendisi, inşaat mühendisi (hidrolog), maden mühendisi, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşan yedi kişilik bir bilirkişi heyeti de oluşturuldu.

Ancak heyetin 13 Eylül’de inceleyeceği başka projeler de var.

Rize İdare Mahkemesi’nin kararı uyarınca, aynı heyet, 13 Eylül’de üç farklı taş ocağı projesi hakkında daha keşif ve bilirkişi incelemesi yapacak. Öğleden önce üç, öğleden sonraysa bir yani toplam dört farklı taşocağında inceleme yapması planlanan bilirkişi heyetinden, proje sahiplerinin taahhüt ettikleri önlemleri alıp almadığını, öngörmedikleri tedbirler olup olmadığını değerlendirmeleri ve davacıların dikkat çektiği hususları yerinde incelemeleri bekleniyor.

Taşocaklarına karşı açılan davaların savunucularından Av. Yakup Okumuşoğlu‘na göre aynı gün dört farklı keşif yapılması bilirkişi raporunun niteliğini etkileyebilir.

Rize’de planlanana benzer bir keşif maratonu 2015 yılında Çanakkale’de yapılmış, aynı heyet iki günde dört farklı kömürlü termik santral projesi için keşif ve bilirkişi incelemesinde bulunmuştu. Heyetin hazırladığı bilirkişi raporların neredeyse birebir aynı olduğu, sadece belli bölümlerin değiştirildiği, yanlış krokiler üzerinden termik santraller için hatalı değerlendirmeler yapıldığı anlaşılınca heyet “sehven ve maddi hata savunması” yapmış, kusurlu bulunan bilirkişi raporları için ek raporlar hazırlanmıştı.

Dört termik santral projesini inceleyip hatalı raporları hazırlayan heyetten iki isim, Rize’de bir günde dört taşocağı projesini inceleyecek bilirkişi heyetinde de yer alıyor.

Bir günde dört taş cağı projesinde keşif maratonu

Bilirkişi heyetinin 13 Eylül’deki taşocağı maratonu, sabah 09:00’da Rize-İkizdere’deki Şimşirli Köyü yakınlarında, Cevahir Hazır Beton şirketinin Bazalt Ocağı ve Kırma-Eleme Tesisi projesiyle başlayacak.

Bilirkişi heyeti saat 10:00’da, Cevizlik Köyü yakınlarında, SR İnşaat firmasına ait Bazalt Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi proje alanına gidecek ve inceleme yapacak.

Saat 11:00’de, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı XI. Bölge Müdürlüğü’nün proje sahibi olduğu Cevizlik Bazalt Ocağı Projesi hakkında inceleme yapmak üzere, bilirkişi heyeti Cevizlik ve Gürdere köyleri arasında kalan proje alanına geçecek. Cevizlik Taşocağı projesi her ne kadar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı olsa da, bu taşocağı Rize İyidere Lojistik Limanı projesinin yüklencisi olan Cengiz Holding tarafından, liman inşaatında kullanılacak dolgu malzemesini elde etmekte kullanılacak.

Aynı heyet saat 14:00’te ise Naiboğlu İnşaat firmasının proje sahibi olduğu Bazalt Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi proje alanında inceleme yapmak üzere, Rize’nin Çayeli ilçesindeki Yavuzlar-Leventköy mevkiine gidecek.

Keşifler sırasında bilirkişi heyetinden, dört farklı taşocağı projesinin çevresel etkilerinin kabul edilebilir düzeyde olup olmadığına ilişkin rapor hazırlayabilmek için delil toplaması bekleniyor. Bilirkişi heyeti aynı zamanda davacı tarafın iddiaları ve davalıların savunmalarını da dikkate almalı. Yani, taşocağı projelerine ilişkin tanıtım dosyalarında ileri sürülen tedbirlere uygun üretim yapılıp yapılamayacağı incelenecek, projelerin öngörmediği ve davacıların ileri sürdüğü hususlar da yerinde incelenecek.

Rize İdare Mahkemesi’nin belirlediği takvim, her bir proje için proje alanına gidip bu incelemelerin yapılabilmesi için bilirkişi heyetine yaklaşık bir saat veriyor.

Avukat Okumuşoğlu: “Proje alanına uğrayıp geçip gitmekle bilirkişi incelemesi olmaz”

Birer saatlik aralıklarla bilirkişi keşfi belirlenmesi uygulamasını, İkizdere’deki maden projelerinin iptali için açılan davaların avukatı Yakup Okumuşoğlu Medyascope’a değerlendirdi. Avukat Okumuşoğlu’na göre, bu uygulama keşifler için bir standarda dönüşmüş olsa da zaman aralıkları fiiliyatta değişebiliyor yani aslında keşifler bir saatte yapılmıyor. Ancak Okumuşoğlu, bir günde aynı bilirkişi heyetine dört keşif görevi verilmesinin, bilirkişi incelemesinin ruhuna uymadığı kanaatinde:

“Bilirkişi keşiflerinde, ÇED Raporunda ya da proje tanıtım dosyasında verilen taahhütlerin uygulanabilir olup olmadığının denetlenmesi gerekir. Arazideki yol açma çalışmaları taahhüt edildiği gibi, madencilik faaliyetleri anlatıldığı gibi gerçekleştiriliyor mu, bunlara bakılması gerekir. Davacıların dava dilekçelerinde belirttiği hususlara ilişkin delil toplanması gerekir. Kalkıp da hazırlanmış tanıtım dosyaları ya da ÇED raporunun tasdikini hedefleyen bilirkişi incelemelerinden hiçbir fayda umamayız. Öngörülen tedbirler raporlarda yazıyor demek yeterli değil, bilirkişi heyeti bu tedbirlerin hayata geçirilmesi yönünde hangi somut çalışmaların yapıldığını incelemeli.”

Avukat Yakup Okumuşoğlu

Kağıt üzerinde bilirkişi incelemesinden beklentiler kapsamlı olsa da Avukat Okumuşoğlu, “Google Earth’ten bakarak, proje alanına uğrayıp oradan geçip gitmekle bilirkişi incelemesi olmaz. Önerilenlerin kontrol edilmesine ek olarak, projelerde nelerin öngörülmediğini tespit etmek için alanda inceleme yapılması şart. İkizdere için bizim de itirazlarımız olacak. Bölgedeki floranın ve faunanın tespiti için en azından ormana girmelerini, bitki çeşitlerini incelemelerini istiyoruz. Dereye toprak dökülmesi, kesilen ağaç sayısı proje tanıtım dosyasıyla uyumlu mu, bunların tespit edilmesini istiyoruz.” 

Kötü tesadüf: Dört santrale “kopyala-yapıştır” bilirkişi raporlarında da aynı isimler vardı

Dört taşocağı projesi hakkındaki davalarda, aynı bilirkişi heyetinin aynı gün düzenlenecek dört ayrı bilirkişi incelemesi için görevlendirilmesi, 2016’da Çanakkale’de ortaya çıkan tartışmayı hatırlattı.

Çanakkale’de yapılmak istenen dört ayrı termik santral hakkında açılan davalarda, Çanakkale İdare Mahkemesi, Kirazlıdere-1, Kirazlıdere-2, Karaburun ve Cenal Termik Santrali projeleri için aynı bilirkişi heyetini görevlendirmiş, bilirkişi incelemeleri 24 ve 25 Ağustos 2015 tarihlerinde gerçekleştirilmişti. Ancak farklı projeler için hazırlanan bilirkişi raporları mahkemeye sunulduğunda, raporlarda birçok benzerlik olduğu görülmüştü.

Hazırladıkları raporlarda dört farklı termik santral projesini de uygun bulan bilirkişi heyeti, bir örnek raporlar ortaya çıkarmış, raporları santraller için uyarlamaya çalıştıysa da raporlarda termik santrallerin isimlerini karıştırmış, yanlış yargı kararlarına atıfta bulunmuş, raporlara farklı santral projelerine ait krokiler koyup olmayan koşullar hakkında değerlendirmeler yapmıştı.

Karaburun Termik Santrali Bilirkişi Raporu, sayfa 17. Dört farklı termik santral projesinin bilirkişi keşfi için atanan heyet, Karaburun Termik Santrali için hazırladığı rapora, Kirazlıdere-1 Termik Santrali’ne ait krokiyi koymuş, etrafında zeytinlik olmayan Karaburun Termik Santrali proje alanındaki zeytinliklerin projeden etkilenmeyeceğini ileri sürmüştü.

Bilirkişi raporlarında, farklı santral projelerinin ÇED süreçlerinin uygun işletildiğine ilişkin beşer sayfalık değerlendirmeler tamamen aynıydı. Sadece her santral için tek bir özgün paragraf raporlarda farklılaştırılmıştı. Farklı raporlarda farklı projelerin kümülatif etki hesaplarının tartışıldığı paragraflar da birbirinin eşiydi.

Bilirkişi raporlarında birçok maddi hata da bulunuyordu. Örneğin Cenal Termik Santrali için hazırlanan raporun sonuç bölümde, “Sonuç olarak Karaburun Termik Santrallarından kaynaklı oluşması muhtemel emisyonların hava kalitesinin sınır değerlerini sağlayacağı belirlenmiştir” değerlendirmesi yer alıyordu. Yani Karaburun Termik Santrali için hazırlanan rapordan bir bölüm alınıp Cenal Termik Santrali bilirkişi raporuna konulmuş, santrallerin isimlerinin değiştirilmesi unutulmuştu.

Tüm bilirkişi raporlarının sonuç kısmında, “ÇED Raporu uygulanabilir olmakla birlikte mahkemenin E:2012/594 K:973 sayılı kararında belirtilen eksiklerin dava konusu ÇED raporunda açıklandığı ve eksiklerin giderildiği” ifadesi bulunuyordu. Ancak anılan karar (E:2012/594 K:973) Cenal Termik Santrali için verilmiş ÇED Olumlu Kararının 9 Mayıs 2012’de iptal edilmesine ilişkindi. Yani Cenal Termik Santrali için yazılmış bu bölüm kopyalanıp diğer santraller hakkındaki bilirkişi raporlarına da eklenmiş, bilirkişi heyeti diğer raporlara yapıştırdığı kısımlarda Cenal Termik Santrali hakkındaki yargı kararını değiştirmeyi unutmuştu.

Çanakkale’deki termik santral projelerine itiraz eden kurum ve yurttaşlar bilirkişi raporları hakkında suç duyurusu bulununca Çanakkale İdare Mahkemesi bilirkişi heyetinden açıklama istemiş, heyet birbirinin eşi raporların “sehven ve maddi hata sonucunda” ortaya çıktığı savunmasını yapmıştı. Daha sonra mahkemenin isteği üzerine, her bir proje için ek bilirkişi raporları düzenlenmişti.

Rize’de dört ayrı taşocağı hakkında aynı gün inceleme yapacak bilirkişi heyetinden iki isim, Çanakkale’deki kopyala-yapıştır bilirkişi raporları olayında görev alan bilirkişi heyetinde yer alıyordu.

Mahkeme aynı bilirkişilerin raporuna, “hükme esas alınabilecek nitelikte değil” demişti

Bir başka bilirkişi raporu tartışması, Samsun-Çarşamba Ovası’nda kurulmak istenen tehlikesiz geri kazanım tesisi için açılan davada ortaya çıkmıştı. Tesise verilen ÇED Gerekli Değildir kararının iptali için açılan davada bilirkişi raporu hazırlanmış, itirazlar üzerine Samsun 3. İdare Mahkemesi bilirkişi raporunun “hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını” kararlaştırmıştı.

Samsun 3. İdare Mahkemesi’nin bilirkişi raporu hakkındaki değerlendirmesi şöyleydi: “Mahkeme heyetimizce rapora yapılan itirazlar da göz önüne alınarak bir değerlendirme yapılmış olup anılan bilirkişi raporunun dar ve kısıtlı bir bakış açısı ile hazırlanmış olması, doyurucu ve kapsamlı olmaması, belli hususlara ilişkin yeterli izahat ve açıklamalara yer vermemiş olması, çoğu noktalarda proje tanıtım dosyasındaki veriler esas alınarak raporun temellendirilmiş olması ve ayrıca bazı noktalarda nesnel ve objektiflikten uzak değerlendirmeler içermesi nedeniyle Mahkememizce hükme esas alınabilecek nitelikte görülmemiştir.”

Dört projenin de ruhsat alanı faaliyet alanının katbekat üzerinde

Projeler, ortaya çıkışları ve yargı süreçleri bakımından birbirine benziyor. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği’nde, 25 hektar ve üzeri arazi yüzeyinde kazı ve döküm faaliyeti planlanan açık maden işletmeleri için ÇED Raporu düzenlenmesi şartı bulunuyor. 25 hektardan küçük alanlar içinse detaylı incelemeler içeren ÇED Raporu yerine, maden projesine ait proje tanıtım dosyası hazırlanıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na teslim ediliyor.

Rize’de dört ayrı taşocağı hakkında aynı gün inceleme yapacak bilirkişi heyetinden iki isim, Samsun 3. İdare Mahkemesi’nin dikkate almadığı bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişi heyetinde bulunuyordu.

Proje Tanıtım Dosyası hazırlanıp bakanlığa sunulan 25 hektardan küçük madencilik projeleri için ÇED Gerekli Değildir kararı verildiği takdirde projeler faaliyete başlayabiliyor.

Rize’deki dört projede de, ÇED Alanı, yani madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirileceği araziler 25 hektardan küçük olduğu için ÇED Raporu düzenlenmedi. 25 hektardan küçük alanı kapsayan dört proje de birer Proje Tanıtım Dosyası hazırlayıp ÇED Gerekli Değildir kararı almayı başardı. Ancak bu dört projenin de ruhsat alanı ÇED Alanlarının birkaç katı büyüklüğünde. Bu da madencilikte sıkça başvurulan kapasite artırımı yoluyla faaliyet alanlarının yakında genişletilebileceği kuşkusunu akıllara getiriyor.

Dört taşocağı projesi için de proje sahipleri ÇED Gerekli Değildir kararı çıkartılan ÇED Alanlarının birkaç katı büyüklüğünde maden ruhsatlarına sahip.

Örneğin Cevahir Hazır Beton 17,18 hektarlık bir alan için ÇED Gerekli Değildir kararı aldı. Ancak ruhsat sahibi olduğu bölge 67,7 hektar genişliğinde. Yani proje yaklaşık dört kata kadar genişleyebilir. Ulaştırma Bakanlığının onay aldığı ÇED Alanı 13,45 hektar genişliğinde. Fakat ruhsat alanının büyüklüğü 97,88 hektar. SR İnşaat, yasal sınır olan 25 hektarı geçmeyecek şekilde, 24,91 hektarlık bir alan için ÇED Gerekli Değildir Kararı aldı. Ama SR İnşaat şirketinin sahip ruhsat sahibi olduğu alanın genişliği 92,43 hektar. Naiboğlu İnşaat firmasının onay aldığı alan da 25 hektarlık yasal sınırın hemen altında. 24,72 hektarlık bir alan için ÇED Gerekli Değildir kararı alan şirket, 98,95 hektarlık bir alan için ruhsata sahip.

ÇED raporu hazırlamaktan kaçınmak için 25 hektarın altında gösterilen maden projeleri Sayıştay’ın da gündemine gelmişti.

Sayıştay, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı için 2019 yılı için hazırladığı raporda, “İşletmelerin ÇED sürecinde kapasitelerini düşük göstermesi” diye bir başlık açan Sayıştay, şu değerlendirmeyi yapmıştı: “ÇED Raporu ya da Proje Tanıtım Dosyası hazırlaması gereken bazı işletmelerin, söz konusu belgeleri hazırlamamak için kapasitelerini olması gerekenden daha düşük gösterdiği görülmüştür. Yapılan incelemede, yatırımcı kişi ya da kuruluşların, ÇED sürecinde EK-1 listesine girmemek, EK-2 sınır değerleri içinde kalıp “ÇED Gerekli Değil” kararı alabilmek ya da kapsam dışı kalabilmek amacıyla, kapasitelerini ya da ÇED sahalarını olduğundan farklı göstermek için, yapacakları yatırımı parça parça işletecek farklı isimlerdeki şirketler üzerinden ya da bitişik ve işletmecisi aynı olan ruhsat sahalarından ayrı ayrı sundukları belgelerle kapsam dışında veya EK-2 sınır değerleri içerisinde kalacak şekilde bir uygulamaya yöneldiği görülmüştür.”

Medyascope’a konuşan çevre avukatı Cömert Uygar Erdem, “Sayıştay raporlarına dahi yansıyan bir usulsüzlükle karşı karşıyayız. İşin acı tarafı, bunun önünü Danıştay açtı. Kapasite artışına gidilemediği yerde, komşu arazi yeni ruhsat numarası verilerek başka bir şirket ismiyle tekrar aynı kişi veya kişilere tahsis ediliyor” sözleriyle, farklı tüzel kişilikler yoluyla alınan ÇED Gerekli Değildir kararlarının da bir kapasite artışı yolu olduğunu aktardı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus