Afganistan: Taliban Pençşir’in kontrolünü sağladığını iddia ediyor, direniş güçleri ise mücadelenin devam edeceğini söylüyor

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Afganistan’da Taliban’ın kontrolüne girmeyen tek bölge olan Pençşir Vadisi’nin Taliban’ın eline geçtiği iddia ediliyor. Taliban’a direnen güçler söz konusu iddiayı reddediyor. Yeni akademik yıla başlayan Afgan üniversitelerinde kadın ve erkek öğrencilerin arasında perde çekildi. Katar Emiri Al Sani, Afganistan konusunda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışişleri ve savunma bakanlarıyla görüştü. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afganistan’da yüzlerce sağlık ocağının kapanma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. Biden yönetimi sivil toplum kuruluşlarının baskısı altında. Ödüllü tarihçi Timothy Garton Ash, Afganistan konusundaki düşüncelerini paylaştı.

Taliban dün (6 Eylül) Afganistan’ın ele geçiremediği son bölgesinde zafer ilan etti ve Pençşir Vadisi’nin ele geçirilmesi ile ülkeye tamamen hâkim olma sürecini tamamladığını ve yakında yeni bir hükümet kuracaklarını duyurdu.

Sosyal medyadaki fotoğraflarda Taliban üyelerinin Pençşir eyalet valisinin yerleşkesinin kapısının önünde durduğu görüldü. 

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid dün düzenlediği basın toplantısında, “Kaçak düşmanın son sığınağı olan Pençşir ele geçirildi” dedi. Ancak Taliban’ın iddiaları Tacik lider Ahmed Mesud liderliğindeki Afganistan Ulusal Direniş Cephesi (NRF) tarafından reddedildi.

Mesud yenilgiyi kabul etmezken,  düzenli Afgan ordusunun kalıntılarının yanı sıra yerel milis savaşçılarından oluşan direniş gücünün hâlâ savaştığını söyledi. Mesud, “Pençşir’deyiz ve direnişimiz devam edecek” derken, güvende olduğunu belirtti ancak nerede olduğu hakkında bilgi vermedi.

Taliban, etnik olarak çoğunlukla Peştun Taliban’ından farklı olan vadi halkına karşı ayrımcı bir eylem olmayacağına dair güvence verdi. Mücahid, “Onlar bizim kardeşlerimiz ve ortak bir amaç ve ülkenin refahı için birlikte çalışacaklar” açıklamasında bulundu.

Öte yandan başkent Kabil’de, Taliban ve Pakistan karşıtı bir gösteri düzenlendi. Aralarında çok sayıda kadının da bulunduğu göstericiler Pakistan aleyhine sloganlar attı.

Üniversitelerde kadınlar ve erkeklerin arasında perde çekildi

Afganistan’daki öğrenciler, Taliban’ın iktidara gelmesinden bu yana ilk kez üniversiteye dönmeye başladı ve bazı yerlerde kadınlar, sınıfın ortasındaki perdeler veya tahtalarla erkeklerden ayrıldı.

Ülkenin en büyük şehirlerindeki (Kabil, Kandahar ve Herat) üniversitelerinden öğretmenler ve öğrenciler, kız öğrencilerin sınıflarda perdelerle ayrıldığını, ayrı olarak öğrenim gördüklerini veya kampüsün belirli bölümleriyle sınırlandırıldığını söyledi.

Ülke genelindeki üniversitelerde ve okullarda olup bitenler, İslamcı militan hareketin muhtaç olduğu yardım ve diplomatik angajman karşılığında kadınların haklarına saygı göstermesini isteyen yabancı güçler tarafından yakından izleniyor.

Taliban’ın, kadın haklarının İslam hukukuna göre düzenleneceğine dair güvencelerine rağmen, bunun pratikte ne anlama geleceği belli değil. Zira Taliban, 1996-2001 yılları arasında ülkede en son hüküm sürdüğünde, kız çocuklarının okula gitmesini, kadınların ise üniversiteye ve işe girmesini yasaklamıştı.

Öte yandan, Afganistan’daki bir özel üniversite derneği tarafından dağıtılan derse devam yönergelerini özetleyen bir belgede, başörtüsü takma zorunluluğu ve kız öğrenciler için ayrı girişler gibi önlemler sıralandı.

Yönergede, kız öğrencilere ders vermek için kadın öğretmenlerin işe alınması ve kadınların ayrı ayrı veya daha küçük sınıflarda bir perde ile ayrılmış olarak öğrenime devam etmesi gerektiği belirtildi.

Taliban geçen hafta okulların yeniden başlaması gerektiğini ancak erkekler ile kadınların ayrılması gerektiğini söylemişti.

Üst düzey bir Taliban yetkilisi, perde çekmek gibi uygulamaların tamamen kabul edilebilir olduğunu ve Afganistan’ın sınırlı kaynakları ve insan gücü göz önüne alındığında, aynı öğretmenin bir sınıfın her iki tarafına da ders vermesinin en iyisi olduğunu söyledi.

Kabil’deki Avicenna Üniversitesi tarafından paylaşılan ve sosyal medyada hızla yayılan fotoğraflar, sınıfın ortasından aşağı inen gri bir perdeyi gösteriyor, kız öğrenciler uzun cübbe giyiyor ve başörtüsü takıyor ama yüzleri görünüyor.

Bir kız öğrenci, Taliban yönetimi devralmadan önce de kadınların üniversite sınıflarında erkeklerden ayrı oturduğunu ancak sınıfların fiziksel olarak bölünmediğini belirtti.

Kabil Üniversitesi’nde okuyan 21 yaşındaki Anjila, “Perde koymak kabul edilemez. Sınıfa girdiğimde gerçekten çok kötü hissettim… Yavaş yavaş 20 yıl öncesine dönüyoruz” diyerek endişelerini dile getirdi.

Diğer yandan, bir Taliban yetkilisinin tesettür hakkındaki konuşması sosyal medyada gündeme geldi. 

DSÖ: Afganistan’da yüzlerce tıbbi tesis kapanma tehlikesiyle karşı karşıya

DSÖ Bölgesel Acil Durum Direktörü Rick Brennan, dün (6 Eylül) Reuters’a verdiği demeçte, Batılı bağışçıların Taliban’la anlaşmaları yasak olduğu için Afganistan’da yüzlerce tıbbi tesisin kapanma riskiyle karşı karşıya olduğunu söyledi.

Brennan, DSÖ’nün Afganistan’daki 500 sağlık merkezine malzeme, ekipman ve finansman sağlayarak boşluğu doldurmaya çalıştığını ve tıbbi teslimatlar için Katar ile bağlantı kurduğunu belirtti.

Brennan, “Önümüzdeki hafta içinde Katar hükümetinden muhtemelen Kabil’e iki veya üç uçak dolusu malzeme gönderilmesini umuyoruz” dedi ve bir sonraki teslimatların, kronik hastalıkları tedavi etmek için koronavirüs testleri ve diğer tıbbi malzemeleri içereceğini dile getirdi.

DSÖ yetklisi ayrıca, ülke genelindeki 2 bin 300 sağlık tesisinin yaklaşık yüzde 90’ının bu hafta içinde kapanmak zorunda kalabileceğini açıkladı.  

Katar Emiri, ABD dışişleri ve savunma bakanlarıyla görüştü

Katar Emiri Al Sani, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin‘i kabul etti.

Üç yetkili, Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden sonra Afganistan’da geride kalan ABD’lilerin ve risk altındaki Afganlar’ın tahliyesi ve Taliban yöneticilerine nasıl yanıt verileceği konusunda müttefikler arasında bir fikir birliği oluşturmak için destek aranması konusunu görüştü.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Blinken ve Austin’in, “Katar’ın, ABD vatandaşlarının, ortaklarımızın ve risk altındaki diğer Afganlar’ın güvenli geçişini kolaylaştırma konusundaki olağanüstü desteği için” Al Sani’ye teşekkür ettiğini belirtti.

Price, üç yetkilinin, “bölgesel güvenlik ve refahı teşvik etmek için diğer ikili meseleleri ve girişimleri” görüştüklerini de sözlerine ekledi.

Biden yönetimi sivil toplum kuruluşlarının baskısı altında

ABD Başkanı Joe Biden, ABD’liler de dahil olmak üzere yüzlerce kişinin bir haftadır Afganistan’ın kuzeyindeki bir havaalanından uçmasının engellendiğine dair haberlerin ortasında sivil toplum kuruluşlarından gelen bir baskıyla karşı karşıya.

Afganistan’da faaliyet gösteren küçük bir Amerikan sivil toplum örgütünün kurucusu ve icra direktörü Marina LeGree, kendi ekibinden kızlar da dahil olmak üzere 600 ila bin 300 kişinin Taliban ve ABD’li yetkililerin neden olduğu karmaşa sebebiyle bir haftadır Mezar-ı-Şerif Havaalanı yakınlarında beklediğini söyledi.

LeGree, “Yedi gün oldu ve hiç kimse harekete geçmiyor” dedi ve grubu tahliye etmek için altı kiralık uçağın havaalanında beklediğini sözlerine ekledi. LeGree ayrıca, “Taliban hiçbir şeyin hareket etmesine izin vermiyor” diye konuştu.

Havalimanının 3 Eylül tarihli uydu görüntüleri de LeGree’nin söylediklerini doğruluyor. Nitekim havaalanında biri pistte, diğerleri terminal binalarının dışında olmak üzere altı uçağın olduğu görülüyor.

LeGree’nin Afgan kızlarını dağcılık gibi fiziksel aktivitelerle liderlik konusunda eğiten Virginia merkezli organizasyonu, 16 ile 23 yaşları arasındaki küçük bir kız ve genç kadın grubunu ve birkaç aile üyesini tahliye etmeye çalışıyor. LeGree’nin organizasyonunun ilgilendiği kişilerin hepsi Afganistan’daki etnik bir azınlık olan ve Taliban’ın 1996-2001 yılları arasında ülkeyi en son kontrol ettiği dönemde şiddetli baskıyla karşı karşıya kalan Hazaralar’dan oluşuyor.

Marina LeGree

2005 yılından bu yana Afganistan’da yardım grupları ve ABD kurumları için çalışan LeGree, dışişleri bakanlığının uçuşları netleştirmek konusundaki adımlarından duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi. Söz konusu grubun tahliyesi birkaç gün öncesine kadar yakın görünüyordu ancak planlama aniden durdu.

Bir ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü dünkü (6 Eylül) açıklamasında, ABD’nin Amerikalılar’a ve risk altındaki Afganlar’ın gitmesine yardım etmeye kararlı olmasına rağmen, Afganistan’daki kaynaklarının ciddi şekilde sınırlı olduğunu söyledi.

Sözcü, “Sahada personelimiz yok, ülkede hava varlıklarımız yok, hava sahasını kontrol etmiyoruz, ister Afganistan üzerinden ister bölgedeki başka bir yerde olsun. Bu koşullar göz önüne alındığında, charter uçuşlarının temel ayrıntılarını, onları kimin organize ediyor olabileceği, ABD vatandaşlarının sayısı ve uçaktaki diğer öncelikli grupların sayısı, manifestonun geri kalanının doğruluğu ve nereye inmeyi planladıkları da dahil olmak üzere temel ayrıntıları doğrulamak için güvenilir bir aracımız da yok” açıklamasında bulundu.

Eski bir ABD Deniz Piyadeleri subayı olan ve altı uçaktan ikisini kiralayan gruplarla çalışan avukat Eric Montalvo ise “Taliban bu uçakları rehin tutmuyor. Sorun ABD hükümetidir. Dışişleri Bakanlığı’nın yapması gereken bir telefon görüşmesi yapmak. Ardından bu insanlar hemen ayrılabilecekler” dedi.

Timothy Garton Ash: “Afganistan krizi NATO için büyük bir yenilgi ama AB için bir fırsat”

Ödüllü İngiliz tarihçi Timothy Garton Ash, Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesinin NATO için “büyük bir yenilgi” olduğunu ancak Avrupa Birliği’nin (AB) “stratejik özerklik” iddiasını güçlendirdiğini söyledi.

Timothy Garton Ash

Garton Ash, “Bu, başta kadınlar ve kızlar olmak üzere, özgür ve eşit bir hayata sahip olabileceğinizi söylediğimiz tüm insanlara karşı büyük bir yenilgi ve korkunç bir ihanet. Bu korkunç bir ihanet. Bu bir yenilgi” diye konuştu.

Garton Ash ayrıca, “Ve teröristler geri dönüyor. Yani evet, söylenmesi gerekiyor. 2 trilyon dolar boşa gidiyor. Bu hikayenin artılarını görmek çok zor” diyerek Afganistan’daki olumsuz durumun ciddiyetini vurguladı. Ünlü tarihçi, Afganistan’dan bu şekilde çıkılmasının, Batı’nın rakiplerinin bölgedeki nüfuzlarını genişletmelerine kapı araladığını öne sürdü.

Amerikan, İngiliz, Alman, Fransız büyükelçilikleri kapatıldı. Rus ve Çin büyükelçilikleri hâlâ açık. Daha fazlasını söylememe gerek var mı?” diyen Garton Ash, Afganistan’dan böylesine bir çıkışın hatalı olduğunun altını çizdi.

Yaşananların jeopolitik bir çöküşe işaret ettiğini ve NATO’nun itibarını zedelediğini söyleyen tarihçi, Afganistan krizinin AB’nin işbirliğini güçlendirmesi ve entegrasyonunu derinleştirmesi için bir fırsat penceresi açtığına inandığını söyledi.

Garton Ash, bu fırsata rağmen bazı AB liderlerinin Afganistan’dan tahliyeler konusunda aldıkları tavrın ve yeni bir göç krizi korkusundan bahsetmelerinin doğru olmadığını düşünüyor. Ödüllü tarihçiye göre, Fransa ve İngiltere’nin sahip olduğu askeri gücü Afganistan’da kullanması konusunda bir Avrupa görüşmesinin neden yapılmadığı da sorgulanmaya muhtaç.

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus