İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina’da Başbakan Miçotakis ile görüştü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyanni’nin resmi konuğu olarak Yunanistan’da. İmamoğlu, Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis ile de görüştü. Yunanistan medyasında İmamoğlu için “Yeni bir İsmail Cem mi?” yorumunda bulunuldu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyanni‘nin resmi konuğu olarak bugün ve yarın Yunanistan’ın başkenti Atina’da temaslarda bulunacak. 

İmamoğlu’nun bu ziyareti, Bakoyanni’nin geçen mart ayında iki belediye başkanının kültür ve turizm alanlarında bir mutabakat ve işbirliği anlaşması imzaladığı İstanbul ziyaretine karşılık olarak düzenleniyor.

İmamoğlu, ilk olarak Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Burak Özügergin‘i ziyaret etti. Ardından İmamoğlu ve Bakoyannis, Atina Belediyesi’nde bir araya geldi.

Yunan basını ziyarete büyük ilgi gösterdi. Bakoyannis, misafiri İmamoğlu’nu belediye binası önünde karşıladı ve makamında ağırladı. Buradaki görüşmenin ardından her iki başkan açıklamalarda bulundu.

İmamoğlu: “Ortak sorunlara ortak çözümler için bir araya geldik”

Ev sahibi Bakoyanni’ye ve Atina’ya 16 milyon İstanbullu’nun selamlarını getirdiğini belirten İmamoğlu, “Geçen mart ayında sevgili dostum Kostas, İstanbul’da ziyaretimize geldi. Bu fırsatla, kendisiyle geniş ufuk turu yapma imkanı bulduk. Şehirlerimizin ortak sorunları konusunda dertleştik. Geleceğe ait ortak projeler konusuna kafa yorduk. Atina ve İstanbul’un tarihi ve kültürel olarak birbirine ne kadar yakın olduğunun bilinciyle görev yapan iki belediye başkanı olduğumuzu anladık. Şehirlerimiz arasında ekonomik, kültürel ve insani ilişkileri her anlamda geliştirmek, ortak sorunlarımıza ortak çözümler üretmek için düzenli olarak bir araya gelmeye karar verdik” dedi.

“Coğrafyanın ve tarihin sıkı sıkıya birbirine zimmetlediği iki dünya şehri”

İstanbul ve Atina’yı, “coğrafyanın ve tarihin sıkı sıkıya birbirine zimmetlediği iki dünya şehri” olarak tanımlayan İmamoğlu, şöyle devam etti: “Bu bilinçle arada köprüler kurmak, kültürel ve ekonomik etkileşimimizi kazan-kazan prensibiyle geliştirmek, iki belediye başkanı olarak, dostum Kostas’a ve bana düşüyor. Düzensiz göç, küresel ısınma ve kentsel dönüşüm gibi birçok ortak sorunumuz var. Karşılıklı diyalogla tecrübe paylaşmak ve yeri geldiğinde, kalıcı ve ortak çözümlere kafa yormak istiyoruz. Bu adımları atmaya kararlıyız. Ayrıca bizi birbirimize bağlayan derin kültürel bağlarımız var. Örneğin 2 Eylül’de büyük müzik insanı Mikis Theodorakis’in vefatı burada olduğu kadar tüm Türkiye’de de büyük üzüntüyle karşılandı. Çünkü Türkiye’de de o büyük duayenin müziğiyle heyecanlanan milyonlar var.”

Theodorakis’in demokrasinin en sıkıntılı günlerinde Türkiye’ye geldiğini hatırlatan İmamoğlu, “İstanbul’a geldi, konserleriyle Türkiye halkına moral verdi. Çok sevgili dostum Zülfü Livaneli ile ortak çalışmaları sayesinde, Türk-Yunan dostluğunun temellerini sağlamlaştırdılar. Tabii burada bizler, Atina ve İstanbul arasında köprüler kurarken, geçmişte Atatürk ve Venizelos arasında başlayan dostluğu da hatırlıyoruz. İyi niyet ve ortak akıl olduğu sürece, Türkiye ve Yunanistan’da çözülmeyecek herhangi bir konu olmadığı prensibinden hareket ediyor ve Atina ile İstanbul arasında bir barış köprüsü olmak arzusuyla yola çıkıyoruz” diye konuştu.

“Ortak sorunların çözümü, ortak masa ile mümkündür”

İmamoğlu, “Ege, Akdeniz ve göç meselesi gibi, bölgeyi ilgilendiren tüm konularda Yunanistan ve Türkiye’nin içinde olmadığı ya da sadece birinin olduğu bir çözüm masası, çözüm masası olamaz. Ortak sorunların çözümü, ortak masa ile mümkündür. Unutulmasın ki demokrasiler, kentlerde doğmuş ve kentlerde gelişmiştir. Bizler, bu coğrafyanın iki önemli kentinin belediye başkanları olarak, kentlerimizde yaşayan vatandaşlarımıza karşı demokrasiyi geliştirme ve uluslararası barışı tesis etme sorumluluğu taşıyoruz. İki belediye başkanı olarak bu bilinçle hareket ediyoruz” diyerek iki ülkenin işbirliğinde bulunmasının ve çözüm odaklı olmasının önemini vurguladı.

İki şehrin de kafa yorduğu sınır tanımayan sorunların da söz konusu olduğunu belirten İmamoğlu, şunları söyledi: “Bu konularda da tecrübe paylaşımı ve yeri geldiğinde ortaklığı anlamlı buluyoruz. Örneğin küresel ısınma, deprem, göç ya da çevre felaketleri de sınır tanımıyor. Atina’da yangın çıktığında neredeyse eş zamanlı olarak İstanbul-Sarıyer’de veya Ege’de de yangın çıkabiliyor. Neden ortak çözüm parametreleri düşünmeyelim, neden birbirimizin tecrübesinden ve imkanlarından yararlanmayalım, düzensiz göç de ister istemez bizi birbirimize yakınlaştıran sorunlardan biridir. Türkiye ve Yunanistan, koordinasyon içinde ortak çözümler üretmek zorunda. Bizler de Atina ve İstanbul olarak hem bilgi alışverişi hem de ortak projelere odaklanmalıyız.”

“Birlikte kazanmaya odaklanmalıyız”

Göç konusunun “sen kaybedersen, ben kazanırım” mantığıyla ele alınmaması gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “Birlikte kazanmaya odaklanmalıyız. Biz, ‘kazan-kazan’ diyoruz. Çünkü bunun alternatifi ‘kaybet-kaybettir.’ Bütün bunlar ve başka konular, şehirlerimizi 21. yüzyıla hazırlamak için atmamız gereken adımlardır. İstanbul ve Atina arasında bir dostluk köprüsü kurarken, Türkiye ve Yunanistan arasında da barışın ve dostluğun bir tercih değil, zorunluluk olduğu bilinciyle hareket ediyoruz. Bu anlamda Kostas ile başlattığımız süreç ve bu ziyaretin de Ege’de ülkelerimiz arasında barış ve huzura katkı sağlamasını temenni ediyorum. Bizlerin aldığı inisiyatifin ülkelerimiz arasında diyalog kapısını aralamasına yardım edeceğine inanıyorum. İstanbul ve Atina, Türkiye ve Yunanistan arasında dostluk, bir tercih değil, tarih ve coğrafyanın bize dayattığı bir zorunluluktur ve biz bu zorunluluktan aldığımız ilhamla ilişkilerimizi karşılıklı kazanca dönüştürme iradesinde ortaklaşıyoruz” dedi.

Bakoyanni: “Uzun yolculukların bir tek adımla başladığını biliyoruz”

İmamoğlu’nu makamında ağırlayan ev sahibi Bakoyanni ise “İstanbul’daki ziyaretimin karşılığı olarak, Atina’yı ziyaret etmenize yönelik davetimi kabul etme nezaketinizle ve kurduğumuz yaratıcı diyalogla ortak geleceğimiz için yeni ve iyi bir başlangıç yapıyoruz. Sorunlar, aşağıdan yukarıya doğru çözülür. Sorunları insanlar yaratır, insanlar çözer. Sorunları hükümetler bile yaratsa, eminim ki halklar çözebilir. Bu yaz ülkelerimizi yaralayan yangın felaketlerinde ve yıllar önce gerçekleşen depremlerde toplumlarımızın hissettiği duygular bize umut veriyor. Uzun yolculukların bir tek adımla başladığını biliyoruz. Biz de şehirlerimiz arasında bir köprü kurduk. Atinalılar ve İstanbullular bu köprüden geçmeye hazır. Belediyelerin görevi, insanlarımızı ve şehirlerimizi güçlendirecek politikalar üretmektir. Böyle politikalar üretelim ki iklim krizi ile mücadele edelim, ekonomik fırsatlar yaratalım, teknolojik gelişmelere yetişelim, sosyal yaraları tedavi edelim, göçmen meselesine insani ama sınır koyan bir yönetim oluşturalım, kültürel değerleri zenginleştirelim” diyerek iki şehrin diyaloğunun ne kadar önemli olduğunun altını çizdi.

İmamoğlu, Miçotakis ile de görüştü

Öte yandan İmamoğlu, Atina ziyaretinde Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından da kabul edildi. 

İki belediye başkanının, Miçotakis ile görüştükten sonra Akropolis Arkeolojik Alanı‘nı gezmesi bekleniyor.

Ardından ise iki belediye başkanının, Monica Bellucci’nin “Maria Callas: Mektuplar ve Anılar” monoloğunu izlemek için Herod Atticus Odeon Tiyatrosu‘na gitmesi planlanıyor.

İmamoğlu yarın Antik Agora’yı, ardından Sintagma Meydanı ve Zappion’u ziyaret ederek bölgede devam eden kentsel dönüşüm projelerini inceleyecek. Lenorman’daki eski Halk Tütün Fabrikası’nda, Kültür ve Kalkınma Örgütü NEON‘un “Portallar” sergisini de ziyaret edecek olan İmamoğlu yarın gece İstanbul’a dönecek.

“Türkiye için büyük hayali olan bir belediye başkanı”

Yunanistan merkezli Ekathimerini gazetesine demeç veren İmamoğlu, ikili ilişkiler ve siyaset özelinde önemli açıklamalarda bulundu.

Kendisine Atina ziyaretinin sebebi sorulan İmamoğlu, “Atina’yı ilk kez ziyaret edeceğim ve görmek istediğim şehirler arasındaydı. Bu ilk gezinin güzel fırsatlar yaratacağını ve şimdiye kadar ziyaret etmememin boşluğunu kapatacağını umuyorum. Atina Belediye Başkanı Kostas Bakoyannis ve ben, İstanbul ziyareti sırasında birlikteydik, bu sefer Atina’da birlikte olacağız. Şehirlerarası diplomasinin ülkeler arası diplomasiye önemli katkıları olduğu için bu ziyareti İstanbul ve Atina arasında güçlü bir iletişim olarak değerlendirebiliriz. Modern demokrasi, şehirlere uluslararası barışa dayalı büyük güç ve sorumluluk verir. Belediye başkanları olarak ikimiz de bu bilinçle hareket ediyoruz” yanıtını verdi.

Türkiye’nin Yunanistan ile ilişkilerinin geleceği hakkında ne düşündüğü sorusuna tarihsel bağlamda bir cevap veren İmamoğlu, “Türkiye ve Yunanistan birçok alanda ortak bir kültürü, ortak bir geçmişi ve ortak bir tarihi paylaşıyor. Bu ortak değerler, sorunlara rağmen bir arada yaşamayı ön plana çıkarmalıdır. Bu bilinçle, Atatürk ve Venizelos’un başlattığı dostluk ve barış sürecinin sürdürülmesi hedefinin, zaman zaman zorlu dönemlerden geçse de her zaman peşinden gidilmelidir. Dışişleri Bakanımız merhum İsmail Cem ile Yorgo Papandreu arasında yakın geçmişte kurulan unutulmaz diyalog, sağlıklı ve barışçıl bir ilişkinin mümkün olduğunu da ortaya koydu. Bu süreci karşılıklı diplomasi ve hayatın her alanını kapsayan güçlü ilişkiler ile sürdürmek görevimizdir” dedi.

İki ülkenin en büyük şehirlerinin belediye başkanları olarak Türk ve Yunan halklarını birbirine yaklaştırmak için neler yapılabileceği noktasında da düşüncelerini açıklayan İmamoğlu, “Bölgesel olarak aşırı göç ve küresel ısınma gibi ortak sorunlarla karşı karşıyayız. İki komşu ülke, bu tür sorunlar karşısında her zaman açık diyalog kanallarını sürdürmelidir. Sorunlara rasyonel yaklaşarak, birlikte çalışarak geleceğimizi aydınlatabiliriz. İki ülkenin zaten kültürel olarak birbirine yakın olduğunu tekrarlamak isterim” diye konuştu.

İmamoğlu, röportajda kendisine yöneltilen Yunanistan’ın Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne (AB) yaklaştırmada rol oynayıp oynayamayacağı ile ilgili soruya ise şu karşılığı verdi: “AB hedefinin Türkiye için hayati olduğuna inanan bir belediye başkanıyım. Bu açıdan, ülkemin herhangi bir ilerlemesine en büyük katkıyı yapmak isterim. Yunanistan ise bu fırsatı yıllar önce değerlendirdi ve önemli bir gelişme kaydetti. AB, refah, barış ve demokrasi değerlerini yaymaktan yanadır. Türkiye’nin bu birliğe önemli bir katkı yapabileceğine inanıyorum. Katılım hedefinin gerçekleştirilmesi, başta komşu Yunanistan olmak üzere tüm üye ülkelere de yardımcı olacaktır. Bu nedenle Yunanistan’ın Türkiye’nin sorunlarından çok geleceğine öncelik vermesi faydalı olacaktır. Bu fayda bölgemizi daha güçlü ve daha barışçıl hale getirecektir. Bundan daha önemli ne olabilir.”

Bugünden baktığında gelecekte nasıl bir Türkiye gördüğü sorusuna da yanıt veren İmamoğlu, “Ülkeme, insanlarına güveniyorum. Genç kuşağa, üreticilere, kadınlara ve deneyimli insanlara güveniyorum. Onlar için çok büyük hayallerim var. Refahı artıran, demokrasiyi geliştiren, üretimi artıran ve teknolojinin tüm potansiyelini kullanan bir Türkiye hayalim sağlam temellere dayanıyor. Bunun gerçekleşmesi uzun sürmeyecek. Türkiye dünyanın en dinamik ülkesi. Millet İttifakı’nın yönetiminde Türkiye’nin büyük değişimi nasıl başaracağına hep birlikte tanık olacağız” dedi. 

İmamoğlu, 2023’te cumhurbaşkanlığı için aday olup olmayacağı konusundaki spekülasyonlar hakkında yöneltilen soruya, hedefinin öncelikle 16 milyon İstanbulluyu memnun etmek olduğu cevabını verdi. Ancak İmamoğlu, bizzat hükümete yakın medya tarafından ülkede her gün bir isim etrafında cumhurbaşkanlığı adaylığı için spekülasyonlar yaratılmasının Türkiye’deki yönetim krizinin kanıtı olduğunu belirtti.

Yeni bir “Papandreu-Cem” etkisi yaratır mı?

Yunanistan merkezli Ekathimerini gazetesinde Tom Ellis tarafından kaleme alınan yazıda, İmamoğlu’nun Atina ziyaretinin etkisine dair dikkat çeken yorumlar yer aldı. Yazıda 20 yıldan fazla bir süre önce, 1999 yılında Abdullah Öcalan nedeniyle yaşanan krizin ardından iki ülkenin savaşın eşiğine geldiği hatırlatıldı. Yazıda, krizin ardından her iki ülkedeki yıkıcı depremler ve ardından dönemin dışişleri bakanları Yorgo Papandreu ile İsmail Cem’in büyük gayretleri ile ortaya çıkan yakınlaşmaya atıfta bulunuldu. Depremlerin iki ülke arasındaki yardım çalışmalarını artırarak bir “deprem diplomasisi” oluşturduğu ve iki tarafın da sert, çoğu zaman tehditkâr söylemlerden kısa sürede samimi dayanışmaya geçmelerini sağladığı vurgulandı. Bu dayanışma ortamı sayesinde hâkim olan insanlık duygusunun, politikacıların normalde asla kabul edemeyecekleri bazı adımları atmaya cesaret edemeseler bile daha istekli olmalarını kolaylaştırdığı belirtildi.

Ancak o günden bugüne 20 yıldan fazla bir süre geçti ve ikili ilişkiler yine gergin durumda. Son zamanlarda Türkiye ve Yunanistan arasında liderler düzeyinde yaşanan gerginlikler, Türkiye-Libya mutabakatının neden olduğu sorunlar ve “Meriç krizi” gibi çeşitli sorunlar gündeme geldi.

İmamoğlu’nun ziyareti ne anlama geliyor? 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarı elinde tutmasına ve temel özgürlükleri kısıtlamasına rağmen Türkiye’de hâlâ toplumda kendi nüfuzu olan ve cumhurbaşkanından bağımsız kurumsal güç merkezlerinin olduğuna dikkat çekilen yazıda, İmamoğlu’nun Atina ziyaretinin olası sonuçlarına dair şu yorumlara yer verildi:

“Bu açıdan Türkiye’nin en büyük, en önemli şehrinin belediye başkanının rolünden ve makamının ağırlığından yararlanarak, iki ülke arasında yeni bir yakınlaşmaya katkıda bulunmak için hem söylemleri hem de teşvikleriyle yeni bir girişim başlatması beklenebilir. Zira iki ülkenin en büyük şehirleri durumundaki İstanbul ve Atina’nın sembolik etkisi, verimli girişimler için sağlam bir temel oluşturabilir.

Ancak belediyeler hükümetlerin yerini alamaz. Bununla birlikte etkili bir belediye başkanının olumlu duruşu, hele bu belediye başkanı bütün olarak ülkenin büyük bölümünü temsil ettiğinde önem kazanır. Temsil ettikleri şehirlerin sembolik öneminin bir sonucu olarak İmamoğlu ve Bakoyanni, şehir ve vatandaş düzeyinde daha olumlu bir çerçeve yaratacak yollar ve ortak eylemler arayabilir. Bu mümkün olduğu ölçüde, ikili ilişkilerde gelişmenin yolu açılabilir.”

Derleyen: Gökalp Badak

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus