“Bölgesel rakip” mi, “stratejik ortak” mı? – Soçi Zirvesi öncesi Türkiye-Rusya ilişkilerinde son durum

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Rusya’nın Soçi kentinde bir araya gelecek. İki liderin baş başa görüşmesinde masadaki en önemli konunun Suriye’nin İdlib bölgesindeki son durum olacağı belirtiliyor. Reuters haber ajansı, görüşme öncesinde Ankara ile Moskova arasındaki ortaklıkları ve sorunları anlatan bir analiz yayımladı. Analizin önemli kısımlarını ve Türkiye-Rusya ilişkilerinde son durumu sizlerle paylaşıyoruz. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, en son 5 Mart 2020’de Moskova’da görüştü.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek için Rusya’ya gidiyor. İki lider en son 5 Mart 2020 tarihinde Moskova’da görüşmüştü. Bu görüşme bir buçuk yıl sonra ilk yüz yüze görüşme olması açısından da önem taşıyor. 

Görüşme öncesi hem Türk hem de Rus yetkililerin verdikleri demeçler, Soçi buluşmasında esas konunun Kuzeybatı Suriye’deki şiddet olayları olacağına işaret etmekteydi. Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov konu ile ilgili açıklamasında İdlib bölgesinin ana mesele olduğunu şu sözleri ile vurgulamıştı: “Maalesef o bölgelerde teröristlerin etkinliği devam ediyor. Bu, kabul edilemez ve tehlikeli. Suriye’de çözüm süreci engelleniyor.” 

Benzer bir şekilde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da, İdlib’de Putin ile Erdoğan arasında özel bir anlaşma olduğunu vurgulamış ve “Türk muhataplarımız, muhalifleri teröristlerden ayırma sorumluluğunu üstlendi. Bunun uzun süre önce yapılması gerekiyordu ama olmadı, süreç yavaş işliyor” demişti.  

Fakat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın New York ziyareti esnasında Türkevi binasında gazetecilerin sorularını yanıtlarken, “Soçi görüşmesi sadece İdlib’i içeren bir görüşme olmayacak. Aynı zamanda Türkiye-Rusya ikili ilişkilerini ve Suriye’deki durumu masaya yatıracağız. Kimseyi üçüncü bir şahıs olarak yanımıza almadan görüşürken Türkiye-Rusya ilişkilerinde de önemli bir karara varacağız” diye konuşması, akıllara Rusya’dan alınan S-400 hava savunma sistemlerini getirmişti. 

Sonrasında da Erdoğan’ın New York ziyaretinde CBS kanalına verdiği röportajda Türkiye’nin ikinci parti S-400’leri alabileceğini ve buna hiçbir ülkenin karışamayacağını söylemesi üzerine, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, “yeni yaptırımları tetikleyebilir” uyarısında bulunmuştu. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem New York ziyareti hem de daha sonrasındaki açıklamaları, ABD ile ilişkilerde daha fazla sorun yaşanabileceği ve Rusya ile ilişkilerde işbirliğinin devam etmesi üzerinden yorumlanmıştı. 

Türkiye ve Rusya bölgesel rakip mi, stratejik ortak mı? 

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemleri NATO müttefiklerini alarma geçirmiş ve Vaşington, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir başta olmak üzere birçok yetkiliye ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlar uygulamıştı. 

Türkiye, Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerini alıyor ve daha fazla ekipman da satın alabilir. Türkiye, Rus gazını ithal ediyor, milyonlarca Rus turiste ev sahipliği yapıyor ve NATO’daki müttefikliğinin Moskova ile bağ kurmasının önünde bir engel olmadığını her fırsatta dile getiriyor. 

Fakat bunun yanı sıra iki ülke, Ortadoğu’dan Kafkasya’ya uzanan bir bölgede birbirlerine rakip. Türkiye, Rusya destekli Suriye güçlerine karşı Suriye’nin kuzeyine asker yerleştirmiş durumda, Libya ve Dağlık Karabağ’daki savaşlarda da karşıt güçleri destekliyor. 

Erdoğan ile Putin’i birbirine bağlayan ve ayıran konular neler? 

Türkiye ile Rusya’nın yönünü birbirinden ayıran en önemli konu Suriye. Ankara hükümeti, rejime muhalif Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) desteklerken, Rusya ise Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı desteklemeye devam ediyor. Her iki taraf da 18 ay önce kararlaştırılan ateşkesinin ihlal edilmesinden şikayetçi. 

Soçi zirvesindeki ana konunun İdlib olması bekleniyor.

Bugünkü zirve yaklaşırken de bölgede yaşanan gerilim artıyor. Türk destekli güçler, Rusya’nın bölgedeki hava saldırılarını artırdığını söylüyor. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da geçen günlerde verdiği demeçte, Rusya’nın Mart 2020’de imzalanan Mutabakat Muhtırası’na uygun davranmadığını dile getirmiş ve “Biz, Rusya ile yapılan anlaşma çerçevesindeki esaslara uyuyoruz. Bu konuda yapılması gereken ne varsa yaptık ve büyük bir gayretle bunları yerine getiriyoruz” demişti.  

Suriye’den sonra en önemli konu Libya, Dağlık Karabağ ve Kırım

Libya’da Rusya, Hafter güçlerini desteklerken, Türkiye ise Trablus hükümetini destekliyor. Türkiye’nin bir yıldan fazla bir süredir Batı Libya’da resmi askeri gücü bulunuyor ve Ankara, bölgedeki varlığını bir önceki Trablus merkezli resmi hükümetin davetine dayandırıyor. 2020 yılının Ekim ayında varılan ateşkes kararına göre, Libya’daki yabancı güçlerin ocak ayına kadar ülkeden ayrılması gerekiyordu fakat tüm taraflar bu süreyi görmezden gelmiş durumda.

General Halife Hafter

Türkiye, Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesini tanımıyor ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumanın önemli olduğunu söylüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki konuşmasında, Ukrayna’nın egemenliğine değinmiş ve “İlhakını tanımadığımız Kırım dahil, Ukrayna‘nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasına önem veriyoruz. Kırım Tatarları’nın haklarını korumak için daha fazla çaba göstermemiz gerekiyor” demişti. Bu açıklamaların üzerine Kremlin Sözcüsü Peskov, “Kendimizi bu açıklamalarının muhatabı olarak görüyoruz. Erdoğan’ın Rusya ziyareti öncesi bu tür açıklamalarda bulunmasından üzüntü duyuyoruz” açıklamasını yapmıştı.  

Öte yandan Türkiye’nin Ukrayna’ya Bayraktar TB2 SİHA’larını satması ve Ukrayna ile savunma alanında işbirliğini geliştirmesi, Rus yetkililer tarafından tepkiyle karşılanmış ve Moskova, Türkiye’nin “militarist duyguyu” körüklememesi konusunda uyarmıştı. 

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Sorunlar bir yana dursun, ortaklıklar nerede? 

Türkiye, enerji ihtiyacında ithalata bağımlı. Rusya geçen yıl, Türkiye’ye gaz sevkiyatının üçte birimin düşürse de bu yıl yarısından fazlasını karşıladı. Koronavirüs salgınından kaynaklanan düşüşten sonra tüketimdeki toparlanma da Rus gazının hacmini artırmış durumda.

Diğer ortaklık alanı ise turizm. 2019 yılında en az yedi milyon Rus turist, koronavirüs salgını seyahatlar engellemeden önce, Türkiye’yi ziyaret etti. Turizm, Türkiye ekonomisi için en önemli döviz kaynağı olmaya devam ediyor. 

Bir diğer ortaklık alanı ise Mersin-Akkuyu’da inşa edilen ve üçüncü ünitenin temelleri atılan nükleer santral. İki lider de nükleer santral projesini Türk-Rus ilişkilerinde bir işbirliği sembolü olarak görüyor. 

Erdoğan ve Putin, Mersin-Akkuyu’daki üçüncü reaktörün temelinin atıldığı açılış töreninde

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus