HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’dan kapatma davasıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne çağrı: “AYM, bu karanlık oyunu bozmalı”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, bugün (9 Kasım) partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) HDP’ye yönelik kapatma davasını reddetme çağrısı yapan Sancar, “AYM’nin esasa girmeden hemen şimdi, bugünden reddetmesini istiyoruz” dedi. Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün işkence itiraflarını hatırlatan Sancar, “Devlet, bugün itibariyle suç imparatorluğu oluşturmuştur. Eymür, işkence gibi bir insanlık suçunun normal ve yapılabilir olduğunu söylüyor. Bugünkü iktidar da aynı yöntemleri uyguluyor” diye konuştu. Sancar’ın gündeminde Barış Akademisyenleri, iş cinayetleri, yazar Orhan Pamuk’a yönelik soruşturma ve sosyal medyadaki “Kürdistan” paylaşımı nedeniyle tutuklanan akademisyen Hifzullah Kutum da vardı.

“AYM’nin HDP’ye yönelik kapatma davasını hemen bugün reddetmesini istiyoruz

Partisi hakkında açılan kapatma davasına değinen HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, AYM’ye davayı reddetme çağrısı yaptı. Sancar, “Kapatılma davası hukuki değil, siyasi bir davadır. Davanın sadece HDP’ye yönelik operasyon olmadığını, Türkiye’de demokrasi güçlerini sindirme amacı taşıyan bir darbe hamlesi olduğunu vurguluyoruz. Ön savunmamız geleceği nasıl inşa edeceğimize dair bir kurucu belge niteliği taşımaktadır. Bu dava, Türkiye’nin demokratik geleceğe inancı, gerçek bir hukuk devleti olma umudu ve adalet özlemini zincire vurma hırsının bir ürünüdür. AYM, bu karanlık oyunu bozma imkânına sahiptir. AYM’nin esasa girmeden hemen şimdi, bugünden reddetmesini istiyoruz. AYM’nin, onurlu ve vicdanlı bir duruş sergileyeceğine inanıyorum. Bu tehlikeli oyunu bugünden bozma imkânına sahiptir. AYM, Türkiye’de barış ve demokrasi arayışını boğma oyununu bozma imkânına sahiptir” dedi

Eymür’ün itirafları: “Devlet, suç imparatorluğu oluşturmuştur”

Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ün itiraflarına değinen Sancar, yüzleşme ve hesaplaşma çağrısı yaptı. Sancar, şöyle konuştu: “Bu röportajda ‘Dertliyim’ diyor. ‘Cinayetlere ilişkin tanıklıklarım ciddiye alınmıyor’ diyor. Devletin insanları işkence yapıp öldürdüğünü, çokça MİT mensubunun basın ve medyaya nasıl yerleştirdiğini örneklerle anlatıyor. Suçları itiraf ediyor ama yazdığı raporların işleme alınmadığından yakınıyor. Bu tür belgeler ortalıkta dolaşıyor. (Sedat) Peker’in açıklamaları da ortada. Bunlarla yüzleşme ve hesaplaşma yapılmadı. Bu noktada mücadele eksikliğimiz olduğunu kabul ederiz. Daha kararlı, daha geniş hesaplaşma blok oluşturabilseydik bu suçlar bugün tekrar etmeyecekti. Bunu beceremediğimiz için daha beteri oldu. Devlet, bugün itibariyle suç imparatorluğu oluşturmuştur. Eymür, işkence gibi bir insanlık suçunun normal ve yapılabilir olduğunu söylüyor. Bugünkü iktidar da aynı yöntemleri uyguluyor.”

“Ülkeyi suçlular, hırsızlar ve arsızlar için bir cennet haline getirdiler”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun “Mahkeme kararı bizim arkamızdan gelsin” sözlerine de değinen Sancar, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Çeteyle, mafyayla iş tutmayı marifet olarak sunan bir iktidar anlayışı var. Amaç topluma korku salmak ve muhaliflere gözdağı vermek. İçişleri Bakanı, açıkça hukuksuzluğu teşvik ediyor. Hukukun her alanda çiğnenebileceğine dair mesajlar vermeye devam ediyor. Devletten hukuku çıkarırsanız geriye devasa bir çete kalır. Eskiden devlet çeteleri kullanırdı, bugün yaşanan, devletin bizzat çete haline getirilmesidir. Ülkeyi suçlular, hırsızlar ve arsızlar için bir cennet haline getirdiler. Halkın yüzde 99’u için bu durum bir cehennemdir. Devleti çeteleştirme çabasında olanlara emekçiler ve ezilenler bütün mazlumlar hep birlikte karşı durmamız gerekiyor.  Bir avuç oligarkın ekmeği de aşı da sözü de gasp edeceğini görmemiz gerekiyor. Eğer bu suç düzenin işleyişine durdurmazsak gelecek daha kötü olacak.”

İş cinayetleri: “Bu düzen mutlaka değişmeli”

Türkiye’nin iş cinayetlerinde Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sıra olduğunu vurgulayan Sancar, şu görüşleri dile getirdi: “Emekçi adeta kölelik düzeninde çalışıyor. Bu da yetmiyor iş cinayetlerinde yaşamlarını kaybediyor. İşçi cinayetlerinde gelinen boyut korkunç düzeydedir. İşçi cinayetleri de çeteleşen iktidar zihniyetinden bağımsız değildir. 2021’in ilk dokuz ayında bin 674 işçi, iş cinayetinde hayatını kaybetmiş. Yıllık sayısı 2 bin 500’lere çıkmış durumda. Gerçekten büyük bir katliam var ortada. Bunun takibini ve hesabını sormak için mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bunlar kaza değil cinayettir. Bu cinayetler devletin vahşi ahbap-çavuş kapitalizmin yarattığı sonuçlardır. Denetimsizlik, politik bir tercih olarak uygulanıyor. Denetim yapılan firma denetimin parasını kendisi veriyor. Bu düzeni değiştirmek zorundayız. Cinayetlerin yüzde 90’nı denetimsizlik gerçekliğinin bir ürünüdür. Bu düzen mutlaka değişmeli.”

“Barış Akademisyenleri onurumuzdur”

Olağanüstü Hal (OHAL) Komisyonu’nun “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Barış Akademisyenleri’nden 16’sı hakkında ret kararı verdiğini hatırlatan Sancar, “OHAL Komisyonu, akademisyenlerin uluslararası hukuk yollarını işletmemesi için kurulmuştu, kendisine verilen görevi yapıyordu. Komisyon verdiği kararlarla akademisyenler için ‘sivil ölüme devam’ kararları vermiştir, AYM’nin ‘barış bildirisi ifade özgürlüğü’ kararı varken vermiştir. Hangi gerekçeyle bu akademisyenleri ihraç durumunu devam ettiriyorsunuz? Bu komisyon AYM kararlarını da tanımıyor. Yargı artık iktidarın bir aygıtı olarak işlev görüyor. Aralarında çok sayıda öğrencim ve meslektaşımın da bulunduğu Barış Akademisyenleri’nin uğradığı bu haksızlığı tekrar kınıyoruz. Barış Akademisyenleri onurumuzdur, mücadeleleri mücadelemizdir. Bu suça ortak olmayacağız.” dedi.

“Hani inkâr bitmişti?”

Elazığ Fırat Üniversitesi’nde görevli akademisyen Hifzullah Kutum‘un sosyal medyadaki “Kürdistan” paylaşımı nedeniyle tutuklanmasını da hatırlatan Sancar, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve iktidar yetkililerini daha önceki söylemlerini hatırlatarak eleştirdi:

“Kürdistan kavramının suç olmadığı biliniyor. Birkaç aktüel örnek yeterlidir. Erdoğan, 2013’te Kürdistan ifadesine karşı çıkan CHP ve MHP’yi eleştiriyordu. Erdoğan, ‘Korkuyla büyük devlet olunmaz, küçük düşünerek büyük işler yapılmaz’ dediği zaman kendi basını da yandaşları da alkışlıyorlardı. Binali Yıldırım, Diyarbakır ziyaretinde aynı sözleri tekrar ediyor, yine Erdoğan, ‘Batmani’ türküsü söylenirken alkışlıyor. O şarkıda neler geçtiğini bir kez daha dinlesinler bakalım, Batmani’den sonra ne geliyor? Onu da söylüyorlar tabii oradaki sanatçılar onu da alkışlıyor. Bunlara hiçbir söz yok ama bir akademisyen bu sözü kullandı diye linçe maruz kalıyor, görevinden alınıyor ve tutuklanıyor. Hani inkâr bitmişti? Hani yargı adaletli işliyordu? Bunların hepsinin palavra olduğunu da biliyoruz değerli arkadaşlar.”

Sancar’dan Orhan Pamuk’a açılan soruşmaya tepki, Fazıl Say’a teşekkür

Yazar Orhan Pamuk hakkında “Veba Geceleri” romanı nedeniyle “Mustafa Kemal Atatürk’e ve Türk bayrağına hakaret” soruşturmasında daha önce takipsizlik kararı verilmesine rağmen yeniden soruşturma başlatılmasına da değinen Sancar, bu duruma tepki gösteren piyanist Fazıl Say‘a teşekkür etti. Sancar, sözlerini şöyle tamamladı:

Aydınların, yazarların çok daha güçlü bir duruş sergilemelerini beklerdik. Bir tanesine ben şahsım ve partim adına selam yollamak istiyorum. Fazıl Say, çok açık bir şekilde tavır koydu. Bunu bütün yazarlardan bekliyoruz. Susmayın, sustukça sıra size gelecek. Hiçbir slogan masa başında yazılmamıştır. ‘Susma sustukça sıra sana gelecek’ sloganı da bizim en tanıdığımız sloganlardandır. İnanın masa başında birileri oturup yazmış değildir. Hayatın içinden çıkmıştır.”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus