AB üyeliği, rektör seçimleri, döviz istikrarı: AKP’nin 2002 seçim beyannamesinde öne çıkan 15 hedefin bugünkü durumları

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

19 yıldan uzun zamandır iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 3 Kasım 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerde oy kullanan seçmenlerin yüzde 34,28’inin oyunu alarak tek başına iktidara geldi. 14 Ağustos 2001 tarihinde kurulan AKP’nin girdiği ilk seçim öncesi açıkladığı seçim beyannamesini ve burada öne çıkan 15 hedefin ne kadarının hayata geçirildiğini inceledik.

  1. Döviz kurlarında istikrar 

AKP’nin 2002 seçim beyannamesine göre döviz kurlarında istikrar sağlanması iktidarın hedefleri arasındaydı. Ancak özellikle son yıllarda Türk Lirası (TL) düzenli şekilde değer kaybederken döviz kurları hızla yükseldi. Dolar kuru üç buçuk yılda 4,62 TL’den 11,2 liraya çıkarken, Türk Lirası ABD Doları karşısında son bir yılda yüzde 30 değer kaybetti. 

  1. “Rektörler seçimle işbaşına gelecek ve üniversitelerin idari özerkliği sağlanacak”

Beyannameye göre üniversiteler idari ve akademik özerkliği olan kurumlar haline getirilecek ve rektör, dekan gibi üniversite yöneticilerinin seçimle belirlenmesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılacaktı. 

Aradan geçen 19 senede bu konuya ilişkin yasal bir düzenleme yapılmadı. Cumhurbaşkanı üniversite rektörlerini atamaya devam etti. Son olarak AKP Sarıyer İlçe Teşkilatı kurucusu ve 2015 seçimlerinde AKP’den İstanbul 1. bölge milletvekili aday adayı olan Prof. Dr. Melih Bulu’nun cumhurbaşkanı kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi‘ne rektör olarak atanması bu tartışmaları yeniden alevlendirdi. Atamaya tepki gösteren öğrenciler ve öğretim üyeleri, protestolarını uzun zamandır devam ettiriyor. Melih Bulu 14 Temmuz 2021 tarihinde cumhurbaşkanı tarafından görevden alındı, yerine Prof. Dr. Naci İnci getirildi. AKP’nin 2018 seçimlerindeki beyannamesinde ise rektör seçimlerine ilişkin herhangi ifadeye yer verilmedi. 

  1. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi 

AKP’nin beyannamedeki bir başka vaadi ise yerel yönetimlerin güçlendirilmesiydi. Beyannamede, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin, “toplumun kendi gücüyle çağdaşlaşmasının” önünü açacağı belirtilmişti. 

Özellikle son yıllarda AKP’nin kontrolünde olmayan belediyelerin çalışma şartları zorlaştırılırken bazı belediyelere ise kayyum atandı. 31 Mart 2019 seçimlerinde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kazandığı 65 belediyenin 51’ine 410 gün içinde kayyum atandı. AKP’nin 2002 seçim beyannamesinde kayyumlara ilişkin bir ibare bulunmazken 2018 seçimleri için hazırlanan beyannamede ise atanan kayyumlar için, “Belediye kaynaklarının, terörün finansmanında kullanılması engellenmiş, imkanlar asli sahibi olan halkın hizmetine sunulmuştur” ifadeleri kullanıldı.

  1. Gelir adaletsizliği

AKP’nin 2002 seçim beyannamesinde en çok üzerinde durulan konulardan biri gelir adaletsizliğiydi. Nüfusun en zengin yüzde 20’lik kısmının en fakir yüzde 20’lik kısmından 10 kat fazla gelire sahip olduğu aktarılırken, Türkiye’nin gelir dağılımı en bozuk ülkelerden biri olduğu belirtilmişti.  

Ancak AKP iktidarında da bu durumda büyük bir değişiklik yaşanmadı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2020 yılında nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesiminin toplam gelirden aldığı pay yüzde 1,2 artarak yüzde 47,5’e yükselirken, en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay 0,3 puan azalarak yüzde 5,9’a düştü. Gelirden en fazla pay alan yüzde 10’luk kesimin geliri, en yoksul yüzde 10’luk kesimin gelirinin 14,6 katına ulaştı.

  1. “İnsan hakları ihlallerinin üzerine ciddiyetle gidilecektir”

Beyannamede, önceki yıllarda yaşanan işkence, gözaltında ölüm ve faili meçhul cinayetlerden özel olarak bahsedilirken AKP iktidarında bu insan hakları ihlallerinin üzerine ciddiyetle gidileceği belirtilmişti. Ancak AKP döneminde de insan hakkı ihlalleri devam etti. 

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın (TİHV) raporuna göre 2020 yılında 572 kişi işkence ve diğer kötü muameleler nedeniyle, iki kişi işkence ve diğer kötü muamele dışında kalan ağır insan hakları ihlalleri nedeniyle, 31 kişi ise işkence görenin yakını olarak TİHV’e tedavi, rehabilitasyon ve belgeleme talebiyle başvurdu. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 yılı İnsan Hakları İhlalleri Bilançosu’na göre ise yıl boyunca binden fazla insana işkence uygulandı. 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun açıkladığı “Türkiye’de İnsan Hak İhlalleri Ağustos 2021” raporuna göre de yalnızca bu yılın ağustos ayında 126 işkence vakası yaşandı. Özellikle toplumsal olaylarda darp ederek gözaltına almalar uzun zamandır devam ederken gözaltında kaybedilen yakınları için her cumartesi Galatasaray Meydanı’nda toplanan Cumartesi Anneleri de defalarca engellendi. 

  1. “Kadınlarla ilgili dernek ve vakıflarla işbirliği yapılacak”

AKP’nin 2002 seçim beyannamesinde kadınların hak ettikleri statüye kavuşamadıkları dile getirilirken kadınların sorunlarının çözülmesine ilişkin dernek ve vakıflarla işbirliği yapılacağı belirtilmişti.  

AKP iktidarında geçen son 10 yılda kadın cinayetleri üç kat artarken Türkiye, ilk imzacısı olduğu ve kadınları her türlü şiddetten korumayı amaçlayan İstanbul Sözleşmesi’nden neredeyse bütün kadın örgütleri ve dernekler karşı olmasına rağmen cumhurbaşkanlığı kararı ile 1 Temmuz 2021 tarihinde çekildi. 

  1. Avrupa Birliği’ne tam üyelik

Beyannamede, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliğin ön şartı olan Kopenhag Kriterleri’nde belirli bir seviyeye çıkmak için gerekli yasal düzenlemeleri yapacağı vaat edilirken, AB üyeliğinin öncelikli hedeflerden olduğu belirtilmişti.

Türkiye’nin AB’ye üyelik süreci hedeflenen şekilde ilerlemedi. Türkiye 3 Ekim 2005 tarihinde AB’ye tam üyelik müzakerelerine başlasa da toplam 35 müzakere faslının şu ana kadar 16’sı açılırken, bir tanesi geçici olarak kapatıldı. AB ve Türkiye arasındaki ilişkiler özellikle son yıllarda gerilirken geride kalan 19 yılda Türkiye’nin AB’ye tam üye olma hedefi gerçekleşmedi. 

  1. Tek haneli enflasyon

AKP’nin 2002 seçimi öncesi açıkladığı hedeflerden bir diğeri ise enflasyon oranını tek haneli rakamlara çekmekti. 

Ancak enflasyon uzun zamandır yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. TÜİK’in verilerine göre son bir yıllık enflasyon oranı yüzde 20’ye yaklaştı. 

  1. “Merkez Bankası’nın bağımsızlığı korunacaktır”

Beyannamede, Merkez Bankası’nın (MB) enflasyonla mücadelede etkinliğinin sağlanacağı aktarılırken MB’nin bağımsızlığının korunacağı da vurgulanmıştı.

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ise son dönemin en çok tartışılan konularından biri. MB Para Politikası Kurulu (PPK), AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın faizi düşürme talebini son üç toplantıda yerine getirirken Erdoğan, 6 Temmuz 2019 tarihinde görevden alınan eski Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya hakkında “TCMB başkanını görevden alma yetkisini de aldık, laf dinlemiyordu. Yeni arkadaş ile devam ettik, dedik ki faiz oranlarını düşüreceğiz” diye konuşmuştu. 

Erdoğan, son açıklamasında da “Bu görevde olduğum sürece faizle ve enflasyonla mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim. Faizi savunanlarla aynı yolda yürümeyiz” demişti.  

  1. “Kamu kuruluşlarının hizmet ve işlemleri halka duyurulacak”

AKP girdiği ilk genel seçim öncesi yayımladığı beyannamede, kamu kuruluşlarının işlemlerinin toplumla paylaşılacağını ve yönetimde şeffaflığın sağlanacağını vaat etmişti. 

Kamu kaynaklarının kullanımında ve denetlemesinde yaşanan sorunlar devam ediyor. 2016 yılında başbakanlığa bağlı anonim şirket statüsünde kurulan ve sistem değişikliğinin ardından cumhurbaşkanlığına bağlanan Türkiye Varlık Fonu’na bağlı bazı şirketler denetimden geçirilemezken Varlık Fonu hakkında içerik ve hukuka uygunluk denetimi yapılamıyor. 

  1. Dış sermaye

AKP’nin 2002 seçim beyannamesinde ülkenin iç ve dış yatırımcılar açısından cazibesini kaybettiği vurgulanırken AKP’nin doğrudan dış sermaye girişini sağlayacak politikalar uygulayacağına yer verilmişti.

Son dönemde ekonomide yaşanan belirsizlikler nedeniyle Türkiye’den ciddi bir dış sermaye çıkışı yaşandı. Reuters’ın haberine göre yabancı yatırımcı swap işlemlerinde son yedi haftanın toplam çıkışı 6,2 milyar dolara ulaştı.

  1. “Özelleştirme hızlandırılacak”

AKP’nin hedefleri arasında bugüne kadar gerçekleştirdikleri vaatler de var. Partinin beyannamede açıkladığı yapısal reform programlarından biri özelleştirmeleri hızlandırmaktı. Bunun için özelleştirmeleri hızlandıracak hukuki adımların da atılacağı açıklanmıştı.

AKP iktidarında hedeflendiği gibi özelleştirmeler hızlandı. 19 yılda 62,3 milyar dolarlık özelleştirme yapan AKP iktidarının ihaleyle sattığı hazine arazilerinin toplamı ise 300 milyon metrekareye ulaştı. CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün hazırladığı rapora göre 400’e yakın kuruluşun özelleştirme adı altında sermayelerindeki kamu payları satıldı. AKP’nin 2018 seçim beyannamesinde de 1985 yılından 2002 yılı sonuna kadar satış ve devir işlemi tamamlanan özelleştirme uygulamalarının toplam tutarının 8,1 milyar dolar, AKP dönemindeki özelleştirme değerinin ise 61,2 milyar dolar tutarında olduğu belirtildi.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2020 yılı faaliyet raporunda da özelleştirmelerin devam edeceği şu ifadelerle vurgulandı: “2021 yılı içerisinde özelleştirme kapsam ve programında yer alan elektrik üretim tesisleri, limanlar, yasal metroloji kapsamındaki periyodik muayene hizmetleri ve taşınmazların özelleştirilmesine devam edilecektir.”

  1. Bakanlar kurulunun 25 bakandan az olması sağlanacak

AKP’nin seçim beyannamesinde yer verdiği ve hayata geçirdiği uygulamalardan biri ise bakanlık sayılarının azaltılmasıydı. Bakanlık sayısının 25’in altına ineceği beyannamede belirtilmişti. 

AKP 2002’de tek başına iktidara geldikten sonra bakanlar kurulunda 24 bakan görevlendirildi. Mevcut cumhurbaşkanlığı hükümet sistemindeki kabinede ise 17 bakan görevde.

  1. Seçilme yaşı 25’e indirilecek

Hedeflerden bir diğerinin ise gençlerin siyasete katılımı olduğu vurgulanırken bu amaçla seçilme yaşının 25’e düşürüleceği açıklanmıştı. 2002 yılında milletvekili seçilme yaşı 30’du. 2006 yılındaki yasa değişikliğiyle birlikte milletvekili seçilme yaşı 25’e indirilirken bu teklif CHP tarafından da desteklendi. 2017 yılındaki referandum ile kabul edilen anayasa değişikliğiyle birlikte seçilme yaşı 18’e indi. 

  1. TBMM, Anayasa Mahkemesi’ne üye seçebilecek

AKP’nin getirmeyi hedeflediği değişikliklerden bir diğeri ise Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerinin bir kısmının Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından seçilmesiydi.

AKP’nin bu vaadi 2010 yılında gerçekleştirildi. 12 Eylül 2010 yılındaki referandum ile kabul edilen anayasa değişikliğinin ardından milletvekilleri de AYM üyelerini seçmeye başladı. Mevcut sistemde toplam 15 üyeden oluşan AYM’nin üç üyesi Meclis tarafından seçiliyor. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus