Ankara Barosu yöneticileri hâkim karşısına çıktı: “Erbaş’ın ifadeleri nefret söylemi”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Ankara Barosu yöneticileri, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’la ilgili yaptıkları açıklamanın ardından haklarında açılan davada bugün ikinci kez hâkim karşısına çıktı. Baro yöneticilerini savunan eski Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) yargıcı Rıza Türmen, Ali Erbaş’ın LGBTİQ+’lara yönelik ifadelerinin nefret söylemi olduğunu vurguladı. Erbaş’ın avukatı ise Kuran’ı referans gösterdi ve baronun açıklamasının ifade özgürlüğü olmadığını öne sürdü.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın geçen yıl ramazan ayının ilk cuma günü verdiği hutbede eşcinsellik ve evlilik dışı ilişkilere dair kullandığı cümleler, Diyanet ve baroları karşı karşıya getirmişti. Erbaş hutbede, “İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lutiliği, eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesidir bunun hikmeti” demişti. Ankara ve Diyarbakır baroları hakkında, Erbaş’ın sözleriyle ilgili açıklamalarının ardından soruşturma açılmıştı.

Erbaş’ı “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekle” suçlayan Ankara Barosu “Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın insanlığın bir kesimini nefretle aşağılayıp kitlelere hedef gösterdiği konuşmayı şaşkınlıkla ve ibretle izledik. Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir” açıklamasını yapmıştı.

Eski Ankara Barosu Başkanı, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan’ın da aralarında olduğu eski Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin “kamu görevlisine dini inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklaması nedeniyle görevinden dolayı hakaret” iddiasıyla yargılandığı davanın ikinci duruşması Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

“Sanık sıfatıyla ilk defa mahkemeye çıktım”

Mahkeme salonlarında ilk defa sanık sıfatıyla yer aldığını dile getiren Sağkan, “İsterdim ki savunma yapabileceğim iddianame olsun. Açıklama ortada. Açıklamada asla suç unsuru yoktur. İfade özgürlüğü kapsamında yapılmış bir açıklamadır. Diyanet İşleri Başkanı, nikâhsız yaşayanların ve eşcinsellerin hastalık taşıdığını ve mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti. Ankara Barosu adına sessiz kalmama hakkımızı kullandık. Yayınlanan basın açıklaması yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesinden ibarettir” dedi.

Sağkan sözlerini, “Diyanet İşleri Başkanı’nın sözlerinin iddianamede kesildiği açıktır. İddianamede yer alan açıklama kesilmiştir. Bu anlamıyla da düşündürücüdür” diye sürdürdü.

“Sesi çağlar öncesinden gelen’ şahıs demek suç değil”

“Sesi çağlar ötesinden gelen’ ibaresinin hukuk sistemimizde suç taşımadığı herkes tarafından biliniyor” diyen Sağkan, savunmasında şunları kaydetti: “Cadı avı söylemi ise metafor olup Ortaçağ geleneğine ve o dönem yaşananlara gönderme olduğu da açıktır. Yazımızın içindeki ‘kan kokan cüret’ ise bir kesimi hedef göstererek şiddet çağrısında bulunulmasını açıklayan bir metafordur.”

Sağkan, yaptıkları açıklamanın hakaret içermediğini ve hiçbir din, inanç ile alakası olmadığını kaydetti ve beraatını talep etti.

Diğer yönetim kurulu üyeleri de açıklamalarının eleştiri kapsamında olduğunu belirterek, haklarında beraat kararı verilmesini istedi. Sanıkların hepsi savunmalarında hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak için bu açıklamayı yaptıklarını vurguladı.

Rıza Türmen savundu

Baro yönetimini, eski AİHM yargıcı ve Ankara Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Avukat Rıza Türmen savundu. Türmen, “Dava konusu iki beyan mevcuttur. İlk beyan Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cuma hutbesinde söylediği sözler, diğer beyan da Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyelerinin yaptığı açıklama. Bu beyanları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında değerlendirmek istiyorum” dedi.

Türmen, Erbaş’ın eşcinseller ve nikâhsız yaşayanları hedef alan açıklamasının “nefret söylemi” olduğunu belirterek, “Diyanet İşleri Başkanı’nın eşcinsel ve evlilik dışı birliktelik yaşayan kişilere karşı mücadele çağrısı içeren, bir kesimi ayrıştıran açıklaması AİHM içtihatları çerçevesinde nefret söylemidir. AİHM nefret söylemi ya da nefrete teşvik için şiddet aramayacağını ifade etmiştir. Yetkililerin nefret söylemine karşı önlem almaları gerektiğini belirtmiştir. Cinsel yönelime ayrımcılık ile ırk, kökene yönelik ayrımcılığı bir tutmuştur” diye konuştu.

Türmen, Erbaş’ın “cinsel yönelimi hedef alan söylemlerine” ilişkin olarak da şunları söyledi: “Ne ilktir ne tek kelimedir. Sistematik niteliktedir. Devlet görevlilerinin nefret söyleminden kaçınmaları gerekir. Devletin bir pozitif sorumluluğu vardır. Nefret söylemine ilişkin soruşturma açmalıdır. Bu olayımızda devlet hem negatif hem de pozitif sorumluluğunu yerine getirmemiştir.”

Erbaş’ın avukatı Kuran’ı referans gösterdi

Diyanet İşleri Başkanlığı avukatı Mahmut Acerce ise Kuran’ı referans vererek beyanda bulundu. “Erbaş’ın hutbesindeki söylemlerin kendisine ait olmadığını, Kuranıkerim’den alındığını söyleyen Acerce, Ankara Barosu yönetiminin “niyet okuduğunu” öne sürdü: “Bizler hukukçu olarak ne zaman niyet okumaya başladık. Müvekkilim bir hutbe ifade ediyor. Sonraki adım, elinde meşalelerle cadı avına çıkacaksın. Sonra da hukukçuyuz diyeceğiz. Ben Diyanet İşleri Başkanı’nın bütün cümlelerine katılıyorum. Sonra ben düşüncelerimden dolayı üyesi olduğum baro tarafından kınanıyorum. Ben bu kınamayı ifade özgürlüğü olarak görmüyorum.”

Duruşma ertelendi

Savcı, sanıkların beraat taleplerinin reddedilmesini istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme, beraat taleplerini yargılamanın bu aşamasında reddetti, Davanın üçüncü duruşmasının 9 Mart 2022’dee yapılmasına karar verildi.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus