Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği yargıya taşınıyor: “Lozan’a, AİHS’e, Anayasa’ya aykırı”

Cemaat Vakıfları Seçim Yönetmeliği, 18 Haziran’da Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hukukçular, o günden bu yana tartışmalara konu olan yönetmeliğin iptali için Danıştay’a başvurmaya hazırlanıyor. Okan Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve avukat Cem Murat Sofuoğlu, uluslararası sözleşmelere ve dolayısıyla insan haklarına aykırı olmakla eleştirilen yönetmeliğin kimi maddelerinin anlaşılması güç olduğuna dikkat çekiyor.

Yönetmeliğin 5. Maddesi’nde “Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası antlaşma hükümleri saklıdır” deniliyor. Sofuoğlu, buradaki “antlaşma” ifadesinin tekil kullanılmasının muğlaklığa neden olduğu görüşünde: “İnsan şüpheye düşüyor, acaba hangi uluslararası antlaşmanın hükümleri saklı kalacak: Lozan Antlaşması mı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) mi? Büyük olasılıkla Lozan Antlaşması’na atıfta bulunuyor. Ama AİHS de önemli ve Türkiye’yi bağlayan bir sözleşme. Anayasamızın 90. Maddesi uyarınca da uluslararası sözleşmeler iç hukukun üstündedir. Öyle ki AKP iktidarı, bu maddeye bir fıkra ekleyerek çok doğru bir şey yaptı ve uluslararası bir mahkemenin insan haklarıyla ilgili verdiği kararların iç hukukumuzun üstünde olduğu şeklinde bir düzenleme getirdi. Ben bunu Lozan diye algılıyorum. Keşke bu cümle çoğul kullanılsa ve AİHS de anlaşılabilseydi.”

Sofuoğlu’na göre yönetmeliğin 5/2. Maddesi de muğlak. “Bu yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinin seçimlerinde kabul görmüş, yerleşmiş, uygulama ve pratikler esas alınır” diyen madde; bu pratiklerin hangileri olduğunu, kime göre ve neye göre olduğunu, hangi sivil toplum kuruluşlarının yönetim seçimlerinin dikkate alınacağını tam açıklamıyor ve bu nedenle herkesçe farklı yorumlanabilir.

Lozan ne diyor, yönetmelik ne getiriyor?

Lozan’ın üçüncü kısmı “Azınlıkların Korunması” konusunu 37’den 45’e dek sıralanan maddelerle düzenliyor. Bu maddelere göre “bunlar temel yasalardır ve hiçbir yasa, yönetmelik, resmi işlem bu hükümlerle çelişkili olamaz, bunlara aykırı olamaz.” Bu haliyle yönetmelik, Lozan’ın “Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklardır” diyen 39. Maddesi’ne aykırı. Sofuoğlu, bu konuda “Bugüne kadar hiçbir Türk kökenli vakfa ya da derneğe yönelik olarak, benzer hükümleri olan bir yönetmelik yayımlanmadı” dedi.

Lozan’ın 42. Maddesi ise “Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların kiliseleri, havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye’de bulunan vakıflarına ve dinsel yardım kurumlarına her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyecektir” diyor. Sofuoğlu; yönetmeliğin bu kolaylığı sağlamadığını, aksine bununla azınlık vakıflarına “sıkı bir seçim gömleği” giydirildiğini söyledi.

Yönetmelikte seçim çevresini belirleyen 6/1. Madde de yeni bir düzenleme getiriyor ve milletvekili seçimlerinde uygulanan seçim çevrelerini esas alıyor. İstanbul’da üç seçim bölgesi var. Mesela Gürcü Katolik cemaatine ait bir vakıf ikinci seçim bölgesinde. Bulgar cemaatine ait vakıf da aynı seçim bölgesinde. Buna göre, birinci ve üçüncü seçim bölgesinde oturan Bulgar ve Gürcü cemaat mensupları oy kullanamayacaklar. Yönetmelikte vakıflardaki yönetim kurulu asıl üye sayısı yedi, yedek üye sayısı da dört ile sınırlandırılmış durumda.  Sofuoğlu, bunun seçme ve seçilme hakkı ihlali olduğunu belirtti:

“Buna bir de seçim tertip heyeti diye bir kurul getirilmiş ki, bu heyette görev alanlar yönetim kurulu seçiminde aday olamıyorlar. Sayıları iki binin biraz üstünde, büyük çoğunluğu yaşlı olan ve bir kısmı yurtdışında yaşayan Rumlar, ne yönetim kuruluna ne de seçim tertip heyetine yönetmeliğin öngördüğü sayıda üyeyi bulamayacaktır. Yönetmelik bu haliyle Lozan Sözleşmesi’ne, Anayasa’ya, AİHS’e aykırı. Neden yönetim kurulunun ve seçim tertip heyetinin bu sayılarla sınırlandırılmış olmasını anlayamadım.”

Vakıflar Kanunu’na da aykırı

Öte yandan 2,5 sayfalık yönetmelikte en az 15 tarih ve süre var. Sofuoğlu, bu kadar çok tarih ve sürenin karışıklık yaratabileceğini söyleyip “Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) yönetmelikte mevcut bu sürelerle, tarihlerle ve seçim listelerini denetlemekle kendisine saklı bir veto hakkı tanıyarak Vakıflar Kanunu‘nda verilmeyen bir vesayet sistemi getirmiş ve ‘Ben sizin üzerinizde bir denetim mekanizmasıyım’ demek istemiş. Tüm bunlar Vakıflar Kanunu’nda olmayan bir yetkinin yönetmelikte getirilmesi ve kullanılmak istenmesine dayanıyor. Bu da hukuki tabiriyle normlar hiyerarşisine aykırıdır” dedi.

Yönetmeliğin son maddesi, hastanesi olan vakıflarla ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’nın yıl sonuna kadar bir yönetmelik çıkaracağını öngörüyor. Sofuoğlu, bu maddeyi de şöyle değerlendirdi: “Bu da kanun tarafından verilmeyen bir yetkinin kullanıldığını gösteriyor. Bu, ileride okulu olan vakıfların Milli Eğitim Bakanlığı, kilisesi ve manastırı olan vakıfların Kültür Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikle seçim yapabilmelerine yol açabilecek. Bu durum da hiç kuşkusuz hem yasalara hem de uluslararası sözleşmelere tamamen aykırı.”

“Mütekabiliyet yanlış”

Avukat Sofuoğlu, yönetmeliğe ilişkin izlenimini ise “Türkiye sanki Lozan’ın 45. Maddesi’ni yorumlayarak, Batı Trakya’daki Türk azınlığa uygulanan politikalara karşı mütekabiliyette bulunuyor. Eğer mütekabiliyet yapılıyorsa bu çok yanlıştır. Çünkü uluslararası sözleşmelere göre, bilhassa 1961 tarihli Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi’ne göre, devletler insan hakları alanında mütekabiliyette bulunamazlar. Yunanistan’ın yanlış yaptığını düşündüğümüz hareketlerine karşı doğru yol misilleme değil, yasal yolları kullanmaktır” diyerek anlattı. Sofuoğlu ayrıca, Rum cemaatine mensup müvekkiller adına 1 Eylül’de başlayacak yeni adli yılda Danıştay’a yönetmeliğin iptali için başvuracaklarını söyledi.

Türkiye ile Yunanistan arasında azınlıklar konusundaki son gerginlik, müftülerin statü ve görevlerine dair yasanın 22 Temmuz’da Yunanistan Parlamentosu’na sunulmasıydı. İskeçe Müftülüğü’nden 4 Ağustos’ta yapılan açıklamada, Lozan Antlaşması’nın yok sayıldığı belirtildi ve “Bu yeni yasayla müftülük kurumunun yeniden şekillendirilerek sıradan bir devlet dairesine dönüştürülmesi Batı Trakya Müslüman Türk toplumu tarafından kabul edilemez” denildi. Dışişleri Bakanlığı da aynı tarihli açıklamasında Lozan’ın 40. Maddesi’nin ihlal edildiğini belirtti ve “Yunanistan’ı bir kez daha uluslararası hukuka saygı göstermeye” davet etti.

Medyascope'a destek olun.

Sizleri iyi ve özgür gazeteciliğe destek olmaya çağırıyoruz.

Medyascope sizlerin sayesinde bağımsızlığını koruyor, sizlerin desteğiyle 50’den fazla çalışanı ile, Türkiye ve dünyada olup bitenleri sizlere aktarabiliyor. 

Bilgiye erişim ücretsiz olmalı. Bilgiye erişim eşit olmalı. Haberlerimiz herkese ulaşmalı. Bu yüzden bugün, Medyascope’a destek olmak için doğru zaman. İster az ister çok, her katkınız bizim için çok değerli. Bize destek olun, sizinle güçlenelim.

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus