Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından büyük yıkımların yaşandığı kenti terk edemeyen vatandaşlar için Adıyaman’da çadır kentler kurulmaya devam ediyor. Adıyaman merkezde bulunan Karapınar Mahallesi’ne bir çadır kent kuruldu. Çadır kentte mescitten aşevine kadar birçok hizmet veriliyor ancak yine de vatandaşlar sıkıntı yaşıyorlar.
Çadırda yaşayan vatandaşlar, suya erişimde sıkıntı yaşadıklarını bu nedenle duş alamadıklarını söyledi:
“Maddi manevi yardım eden herkese teşekkür ederim. Sıkıntı ister istemez oluyor. Her şey düzelmeye gidiyor. Tuvaletler daha çok olsa iyi olur. Çamaşır makinası eksik, erkek ve kadın iç çamaşırları eksik. Suya ulaşımda sıkıntı yaşıyoruz. Belediye henüz su vermedi. Bir rüya gibi geldi, geçti. Ne kadar geriye dönsek de eski halimizi bulamayız, bu artık mümkün değil.”
“Çadıra bir kedi gelince deprem oldu sanıyoruz”
Evinin önüne kurduğu çadırda yaşayan Ali Demirtaş da su sıkıntısına dikkat çekiyor:
“Allah’a şükürler olsun, Tayyip’ten Allah razı olsun. Evimiz gitti, eşyalarımız gitti. Her şey geliyor, bir şeye ihtiyacımız yok. Ben çadırımı evimin önünde kurdum. Bir kedi girdi mi, hemen korkuyoruz. Bir şey geçince deprem oldu sanıyoruz. İçimize bir korku girdi. Su sıkıntımız var, su gelince bütün sorun bitecek. Domatesten biberine kadar her şey geliyor.”
Çadır kentte yaşam: “Adıyaman ‘Acıyaman’ oldu”
Hüseyin Dağdeviren, Adıyaman’ın sessizliğe terk edildiğini söyleyerek insanların çadır bulamadığının altını çizdi:
“Çoluk çocuk, hepimiz perişan olduk. Evler üzerimize yıkıldı, gidecek bir yerimiz kalmadı. Daha enkaz başında bekleyenler var. Onlara elinizi uzatın, gezin onları bulun. Buraya gelemiyorlar. Adıyaman artık ‘Acıyaman’ oldu, sessizliğe terk edildi. Adıyaman perişan oldu, merkez, belediye, bina kalmadı. Kalan binalar da yıkılmak üzere. İnsanlar gidecek yer, çadır bulamıyorlar. İnsanlar bir ekmekle karnını doyurmaya çalışıyor. Su sıkıntısı var. Elektrik yok çadırlarda. Akşamları kömür kokusundan burada duramazsınız. Hepsi sessizliğe terk edildi. Ne yapacaklarını nereye gideceklerini bilmiyorlar.”

“Ortalıkta rezil oluyoruz”
Adıyamanlı Yeter Kılıç ise hayvanlarının enkaz altında kaldığını ve bölgede tuvaletlerin yetersiz olduğunu belirtti:
“Keçilerim öldü, çok merak ediyorum hayvanlarımı. Hepsi açlık ve susuzluktan öldü. Çoluk çocuk ortalıkta, böyle rezil oluyoruz. Nasıl geçineceğiz? Ölümden daha kötüdür. Yaşam çok zor. Elektrik yok, tuvalet yok, hiçbir şey yok.”
“Olan yine fakire oldu”
Daha önce kirada oturan Zeynep Tezcan ise şimdi ne yapacağını bilmiyor:
“Olan fakir fukaraya, bizim gibi kiracılara oldu. Zengin olan yine kendini kurtarıyor. Zengin olan il dışına, yurtdışına çıktı. Ama biz ne yapacağız? Ben de il dışına çıkacaktım ama beni misafir olarak kabul ediyorlar. Ben ne kadar orada kalabilirim ki? Orada sürüneceğime kendi memleketimde sürünürüm. Az çok imkân sağlıyorlar burada bize. Ama yine de olan bizim gibi fakirlere oldu. Zengin yine zengin, olan bize oldu.”
“Sadece yaşıyoruz”
Bir başka yurttaş ise, “Ev, eşya gitti. Ortalıkta kaldık. Elektrik, tuvalet, yeme içme, ısınma sıkıntısı çekiyoruz. Bu yaşamdan daha iyisi can sağlığı olabilir. Sadece yaşıyoruz, yaşadığımızı hissediyoruz. Yaşantı diyeceksen, yaşantı değil bu” diye konuştu.
Zeynal Çevik, depremde yalnız bırakıldıklarını söyleyerek, hiçbir yetkiliyi görmediğini belirtti:
“Adıyaman’da beş tane milletvekili var. Ben bir tanesini bile ara sokaklarda görmedim. Ben kendi belediye başkanımı 12 gün sonra bir altyazı ile gördüm. Bugüne kadar hiçbir yetkilimizi görmedim. Şimdi gelmişlerse de onu geç. İlk gün İsias Hotel’in devrilmesinden sekiz saat sonra Kıbrıs’ın bakanları, milletvekilleri oradaki vatandaşlarına sahip çıkmak için Adıyaman’a geldi. Otelde benim yeğenim de vardı. Öbür tarafta Zümrüt Apartmanı’nda dokuz tane tanıdığım vardı. Üç gün sonra kepçe gitti. Biz o kadar mı sahipsiziz? Kıbrıs enkaz başında öğrencilerine sahip çıkarken benim Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bakanım, milletvekillerim neredeydi?”

“Gelip de siyasi reklam yapmasınlar“
Çevik, deprem bölgesine gelen siyasilerin reklam yapmasından duyduğu rahatsızlığı şöyle anlattı:
“Biz diyoruz ya ‘Batı bizi kıskanıyor’. Evet, Batı gerçekten bizi kıskanıyor. Şu anda bize Batı yardım ediyor. Milletvekili gelip de bu depremi yapmadı ama ben o vekilleri yanımda görmek isterdim. Yanımıza sadece acımızı anlayabilecek olanlar gelsin, dilenci yardımı yapmasınlar. Gelip de siyasi reklam yapmasınlar. Görünmek için gelmesinler.”








