İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) “Ekonomik Krizin Eğitim Maliyeti” raporuna göre, özel okullar ile devlet okulları arasındaki fark giderek artıyor, her dört çocuktan biri okula aç gidiyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) bağlı İPA, “Ekonomik Krizin Eğitim Maliyeti” raporunu yayımladı. Rapora göre, yüksek maliyetle hizmet veren özel okullar ile giderlerinin birçoğunun öğrenci ve velilere devredildiği devlet okulları arasındaki uçurum artıyor.
Raporda Türkiye’deki gıda enflasyonundan okul çağındaki çocukların da etkilendiği belirtildi ve “Çocuklar yalnızca evde değil, okulda da yetersiz besleniyor ya da beslenemeyip derslere aç gidiyor” denildi. Rapora göre, Türkiye nüfusunun yüzde 27’sini okul çağındaki çocuklar oluşturuyor ve okul çağındaki çocukların en az dörtte biri okula aç gidiyor.
İPA: Eğitim artık zengin işi
Eğitimde özelleşmenin devam ettiği vurgulanan raporda, “2022-2023 eğitim-öğretim yılında okulöncesi eğitim, ilköğretim ve ortaöğretim düzeyinde toplam 19 milyon 904 bin 679 öğrenci örgün eğitim aldı. Toplam 75 bin 19 eğitim kurumu içinde devlete ait okul sayısı 60 bin 734 (yüzde 81) iken, özel okulların sayısı 14 bin 281 (yüzde 19) olarak kaydedildi” denildi.
Raporun devamında şöyle denildi:
“Kamu yatırımlarında eğitim alanına ayrılan paydaki düşüş eğilimi eğitimi, ‘anayasal hak olarak parasız sağlanması gereken bir kamu hizmeti’ olmaktan çıkardı. Sonuç olarak nitelikli eğitime erişim ve eğitimde başarı çoğunlukla özel okulları tercih eden üst orta sınıf ailelerin çocuklarına ait hale geldi.”
Eğitime ayrılan bütçenin payı düşüyor
Raporda 2016’da eğitimin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içerisindeki payının yüzde 4,21 olduğu da hatırlatıldı ve 2023’te bu oranın yüzde 3,48’e gerilediği belirtildi.
Rapora göre merkezi yönetim bütçesi içinde 2016’da eğitimin payı yüzde 19,24 iken, bu oran 2023’te yüzde 14,53’e geriledi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ödeneğindeki düşüşe de değinilen raporda şöyle denildi:
“Benzer biçimde, merkezi bütçe yatırım ödeneğinden 2022’de MEB yatırımlarına yüzde 22,34 oranında pay ayrılırken bu oran 2023’te yüzde 12,65’e geriledi.”
Eğitimin aileler üzerindeki yükü arttı
Rapora göre artan enflasyon ve maliyetler nedeniyle eğitim masrafları 2011’den 2021’e kadarki süreçte katlanarak arttı:
“2011 yılında hanehalklarının eğitime yaptığı harcama 13 milyar 782 milyon Türk Lirası (TL) iken, 2021 yılına gelindiğinde 75 milyar 774 milyon TL’ye yükselerek 5,5 kat arttı. Devletin eğitime harcadığı bütçe nominal olarak artmış olsa da GSYH içindeki oranı düzenli olarak düşüş gösteriyor. İlgili verilerin tümü, kamu tarafından eğitime ayrılan bütçenin her geçen yıl daraldığına, anayasal hak olan ücretsiz eğitimin maliyetinin hanehalkı ile bölüşüldüğünü gösteriyor.”
Raporda artan yoksulluğun etkisiyle eğitimin aileler üzerindeki yükü artırdığı vurgulandı ve “Eğitimin hanelerin sırtına binen bu mali yükü her geçen gün çok daha fazla öğrencinin çocuk işçiliği ve/veya çocuk evliliği gibi sorunlarla karşı karşıya kalmasına, dolayısıyla da okul terklerine yol açıyor” denildi.





