31 Mart Yerel Seçimleri’nde umduğunu bulamayan İYİ Parti olağanüstü kurultaya gidiyor.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, olağanüstü kurultayda genel başkanlığına aday olmayacağını söyledi. “Bu kararı alırken, karşımıza kimleri aldığımızı biliyordum” diyen Akşener, yerel seçimlerden alınan sonuç karşısında bedel ödeme gerekliliğinin farkında olduğunu söyleyerek, “Ben şahsen seçim sonuçları kapsamında ödediğimiz ve ödediğim bedele razıyım” diye konuştu.
Kurultay 27 Nisan 2024’te yapılacak.
Ruşen Çakır İYİ Parti olağanüstü kurultayından sonra partide neler olacağını yorumladı.
Yayına hazırlayan: Gülden Özdemir
Merhaba, iyi günler, iyi haftalar. Bayrama girerken siyâset sâkin olur diye düşünüyorduk. “Acaba bayramda konuşacak bir şey bulur muyuz?” diye düşünüyorduk ve hemen bulduk: Meral Akşener kongrede aday olmayacağını açıkladı. Tabiî şöyle diyenler var: “Kılıçdaroğlu gibi, ‘Ben istemiyorum ama delege isterse aday olurum’ diyebilir”. Benim öğrendiğim kadarıyla artık bu şık yok. Daha önce varmış. 27 Nisan’da yapılacak olan kongre karârıyla genel olarak düşünülenin, Meral Akşener’i tekrar hızlı bir kongreyle aday gösterip seçtirme olduğu yolunda çok kuvvetli iddialar var, kulis bilgileri var. İçeriden benim konuştuğum bâzı kişiler de bunu doğruluyorlar. Ama işin rengi sanki şimdi değişti gibi ve Meral Akşener’in bu sabah bu açıklamayı yapmış olması önemli. Artık bu saatten sonra tekrar aday olacağını, aday olmaya çalışacağını sanmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu örneği de var önünde tabiî. Kemal Kılıçdaroğlu o seçim yenilgisinin ardından aday oldu. “Ben istemiyorum ama delege istiyor” dedi ve bir de üstelik ikinci turda da çekilmedi ve yaşadığı hazin sonu biliyorsunuz.
Şimdi, Meral Akşener aday olsaydı, yine Kılıçdaroğlu gibi kazanamama ihtimâli bayağı ciddî bir şekilde vardı galiba. Şu hâliyle ortadaki isimlere bakıyoruz; şu âna kadar adaylığını açıklayan öncelikle Tolga Akalın oldu. Tolga Akalın nevi şahsına münhasır bir isim. Birçok konuda, parti yönetiminde olmasına rağmen, özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda farklı tutumlar almıştı. Biraz önce Müsavat Dervişoğlu –partinin ağır toplarından biliyorsunuz, ülkücü; adayların hepsi ülkücü kökenli– adaylığını açıkladı. Bugün öğle saatlerinde de Koray Aydın’ın aday olacağı söyleniyor. Bir diğer adı geçen isim de Prof. Bilge Yılmaz. Bu saydığım üç isim de eski ülkücü. Yıllarca MHP içerisinde, Ülkü Ocakları’nda, MHP’de siyâset yapmış; sonra da İYİ Parti’de başından îtibâren yer alan isimler. Bir tek istisnâ, adı geçen Prof. Bilge Yılmaz. Biliyorsunuz ekonomi işlerinin başındaydı, ama yönetimden ayrıldı. Meral Akşener’i çekilmeye dâvet etti, kongre talep etti. Kendisi aday olmak istiyor mu istemiyor mu bilmiyorum; ama parti içerisinde hâlâ partiyi bir merkez partisi yapmak isteyenlerin baktığı isim galiba Bilge Yılmaz. Ama anladığım kadarıyla Bilge Yılmaz aday olmayacak. Son anda olursa şaşırmamak lâzım. Ama kongre şu hâliyle bakıldığı zaman –27 Nisan’a kaç gün kaldı? Fazla da bir süre kalmadı, 19 gün var– üç adaylı geçecek gibi. Başka isimler de çıkabilir. Bunlardan bâzılarından en az birisi bir başkasının lehine de çekilebilir. Çünkü MHP’nin târihinde, daha sonra İYİ Parti’nin de târihinde böyle şeyler oldu. Son anda değişen hesaplar, delege hesapları vs..
Burada tabiî bir soru var: Ne olacak? Kim gelirse ne olacak? İYİ Parti kendini toparlayabilir mi? Öncelikle rakamlara bakalım. Çok çarpıcı rakamlar var önümüzde. 25 Ekim 2017’de kurulmuş bir parti var. Kurulmak zorunda kalmış bir parti aslında bu. Eğer Devlet Bahçeli kongreyi kaybedeceğini anlayıp bu kişileri; Meral Akşener’i, Koray Aydın’ı, Ümit Özdağ’ı ve diğerlerini partiden tasfiye etme yoluna girmeseydi, bu kişiler MHP içerisinde kalacaklardı ve muhtemelen de Meral Akşener o kongrede MHP’nin başına geçecekti. Ama tasfiye edildiler. Erdoğan’ın desteğiyle Devlet Bahçeli mahkeme kanalıyla onların partiyi kazanmalarını engelledi ve İYİ Parti kuruldu 25 Ekim 2017’de. Sonra ilk girdiği seçimde, 2018’deki seçimde, çok çarpıcı, 4 milyon 932 bin oy, 5 milyona yakın oy almış İYİ Parti — %10.14. İlk girdiği seçimde, kurulmasının üzerinden bir yıl bile geçmemişken aldığı oy çok muazzam bir oy. Meral Akşener orada biliyorsunuz cumhurbaşkanı adayı da olmuştu. Partisinin aldığı oydan 3 puan az alıp 3 milyon 649 bin oy elde etmişti — ki bu da çok büyük başarı. Belli ki İYİ Parti seçmeninin bir kısmı, yaklaşık 1 milyon 300 bini, “Meral Akşener kazanamaz” deyip Muharrem İnce’ye oy vermiş diye düşünüyorum. Belki bir kısmı da Erdoğan’a vermiştir. Şimdi 2018’deki bu büyük başarının ardından 2019’da bir başka başarı geldi. Yerel seçimde ittifak yapıldı ve şöyle bir başarı oldu aslında: İYİ Parti sâyesinde CHP çok sayıda büyükşehir kazandı, İYİ Parti hiçbir şey kazanamadı. İl belediyesi bile kazanamadı. Ama sonuçta Erdoğan karşısındaki bu zaferin bir parçasıydı. O târihte İYİ Parti’nin aldığı %7 oy yanıltıcı olabilir. Normalde oyu çok daha fazlaydı. Nitekim daha sonra yapılan kamuoyu araştırmalarının bâzılarında %10’u rahatlıkla geçtiği; 15, hattâ 20’ye doğru gittiği ve merkez sağın yeni partisi olacağı yönünde çok ciddî yorumlar yapıldı. Tam da bu sırada Altılı Masa olayı yaşandı vs.. Onlara tekrar girmeye gerek yok. 2023 seçimine bakıyoruz: Seçmen sayısı arttığı için 5 yıl öncesine göre daha fazla oy almış, 5 milyon 275 bin. Ama oranı düşmüş: %19,9. Sonuçta 5 yıl içinde oyunu korumuş gibi gözüküyor. İttifâka ve Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesine rağmen böyle bir şey oldu. Yine de aslında 2023 seçiminin İYİ Parti için çok da başarısız olmadığını kabul etmek lâzım.
Fakat en son yaşadığımız yerel seçim tam bir hezîmet oldu İYİ Parti için. Bir tek Nevşehir’de il belediyesi kazandılar, o da AK Parti’den geçen bir aday sâyesinde, aday nedeniyle. Ve oyları %3,77’ye düştü. 1 milyon 735 bin oy alabildiler. Yani 5 milyon 275 bin oy, her yerde kendi başına, “hür ve müstakil” girmiş olmasına rağmen 1 milyon 735 bine düştü. Çok büyük bir gerileme ve bu da İYİ Parti’nin yerel seçime hür ve müstakil girme karârının aslında bir tür harakiri olduğunu gösterdi. Tabiî ki kendi başına girmesine kimsenin bir îtirâzı olamaz; ama hür ve müstakil girmesinin ardından anlatamadı merâmını, ne istediğini anlatamadı ve özellikle de tabiî çok çarpıcı olan, iktidardan çok muhâlefete yüklendi İYİ Parti ve Meral Akşener. Cumhurbaşkanlığı seçiminde destek verdikleri Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a yönelik çok ciddî çıkışları oldu ve bu iki şehirde zâten hezîmet çok daha net bir şekilde ortaya çıktı. Buğra Kavuncu gibi bir isim %1 bile oy alamadı İstanbul’da.
Şimdi böyle bir ortamda seçimli kongreye gidiyor İYİ Parti. Dediğim gibi dört tâne isim var. Normalde yarışın Tolga Akalın, Müsavat Dervişoğlu ve Koray Aydın arasında geçeceğini tahmin ediyorum. Bilge Yılmaz’ın aday olma ihtimâli dillendirilse de, pek sanmıyorum. O da aday olsa, sonuçta Müsavat Dervişoğlu, Koray Aydın, Tolga Akalın; bunlardan birisi kazanır. Müsavat Dervişoğlu ile Koray Aydın birbirlerine yakın isimler aslında. Ayrı ayrı girmelerini anlayamadım. Bakalım ne olacak? Sonuçta kim kazanırsa kazansın –bu yayının başlığına gelelim– İYİ Parti’nin bir geleceği yok. Ne diyecek Müsavat Dervişoğlu ya da Koray Aydın ya da Tolga Akalın? Geldikleri zaman ne diyecekler, nasıl bir siyâsî vizyon çizecekler? Büyük bir ihtimalle MHP çizgisini, Türk milliyetçiliği çizgisini öne alan bir şey yapacaklar; ama bu alan bir kere MHP tarafından tutulu. MHP’nin dışında başka partiler de var. Ve bir diğer husus da şu: 2023 seçimlerinde, “O parti şu kadar aldı, bu parti şu kadar aldı” diye toplanarak “milliyetçiliğin şahlanışı” diye sunuldu; ama bu seçimde, milliyetçi diye tanımlanan partilerin aldıkları oylar yarı yarıya düştü. Yani ortada bir milliyetçi şahlanış, Tuğrul Türkeş’in dediği gibi iktidâra yürüyen ve birlik oluşturması gereken bir milliyetçi hareket falan da yok aslında. Ve burada İYİ Parti, Türkiye siyâsetinde bir dönem yakalamış olduğu fırsatı çok net bir şekilde kaybetmiş ve bir daha ele geçiremeyecek bir parti olarak önümüzde duruyor. Fakat bir Meclis grubu var İYİ Parti’nin. Bâzı fireler verdiler biliyorsunuz yerel seçimden önce. Partiden ihraç edilenler oldu, partiden istifâ edenler oldu. Hattâ bunlar arasında ilk istifâ eden, Eskişehir’de AK Parti’ye girdi, AK Parti’nin belediye başkan adayı oldu ve o da bir hezîmet yaşadı Eskişehir’de, biliyorsunuz. Çok ciddî kopuşlar oldu. Tahminim, bu seçimde, bu süreçte kongreyi kim kazanırsa kazansın, İYİ Parti grubundan kopuşlar devam edecek. Özellikle kendini merkezde hisseden birilerinin –varsa hâlâ; ki tek tük var– CHP’ye doğru yöneleceklerini tahmin ediyorum. Bir diğer husus ise, zâten parti milliyetçi bir çizgiye kayacaksa –ki zâten öyle, çok da fazla bir şansı yok– o zaman MHP ile aradaki ayrımın çok fazla bir anlamı kalmayacak. Birileri oraya da yönelebilir. Her hâlükârda İYİ Parti’nin Meclis grubunda şu ya da bu şekilde kopmalar olabilir. Teşkîlâtta da ciddî kopmalar olabilir. Zâten başlamıştı, yaşandı. Bunların sürdüğünü ve daha da süreceğini tahmin ediyorum. Kim kazanırsa kazansın burayı toparlayabileceğini sanmıyorum. Yani şöyle bir şey: Yepyeni bir isim aday olur ve denir ki: “İşte, İYİ Parti bir şey deniyor”. Ama aynı isimlerle gidilecek olan bir İYİ Parti mâcerâsının çok fazla bir heyecânı olmaz.
Burada tabiî en önemli husus, son seçimde elde ettiği oy nedeniyle kazanmış olduğu Hazîne yardımı hakkı var ve bu para olduğu müddetçe bu parti varlığını sürdürür. Ama şu hâliyle bakıldığı zaman, İYİ Parti özellikle yerel seçimlerde çok büyük bir yara almış, iktidârın –AKP başta olmak üzere– AKP ve MHP’nin gözünü dikeceği bir parti olacak; onun milletvekillerine, onun var olan teşkîlâtına. Çünkü iktidârın takviyeye ihtiyâcı var. Ve şu hâliyle önünü göremeyen, kolay kolay da kendisine yepyeni bir güzergâh çizme ihtimâli olmayan İYİ Parti’nin, iktidârın radarında olduğunu kabul etmek lâzım. Bir kere daha söylemiştim bunu, tekrar söyleyeyim: İYİ Parti aslında “hür ve müstakil” olma karârı alarak CHP’yi “hür ve müstakil” kıldı ve önünü açtı. CHP’nin artık İYİ Parti’ye, “Kim seçilirse seçilsin birlikte hareket edelim, ittifak yapalım” filan gibi bir yaklaşımı olmayacak, onu net olarak görüyoruz. Ve tam tersine, şu hâliyle baktığımız zaman, ülkücü isimlerden herhangi birinin kazanması durumunda İYİ Parti’yi merkezde görmek isteyen taban ve örgütü CHP kazanmaya devam edecektir. Büyük bir kısmının oylarını zâten son yerel seçimde almıştı. Bunları, eğer çok büyük yanlışlar yapmazlarsa, kendilerinde muhâfaza etmeye de devam edeceklerdir. Dolayısıyla İYİ Parti’de yaşanan ve süreceğe benzeyen çözülme en çok CHP’nin işine yarayacağa benziyor.
Eğer bu seçimden Zafer Partisi sandığımız gibi –sandığımız gibi dediğim; ben de öyle düşünüyordum ama olmadı– bir başarı elde etmiş olsaydı, oyunu ikiye filan katlamış olsaydı, Zafer Partisi de İYİ Parti’deki çözülmeden istifâde eden partilerden birisi olurdu. Onun da çok fazla buradan yararlanabileceğini sanmıyorum. Tabiî ki olur birtakım yönelişler. Bir diğer isim de Yavuz Ağıralioğlu. Yavuz Ağıralioğlu bekliyordu, İYİ Parti’nin bu yenilgisini bekliyordu ve sonbaharda yeni bir partiyle çıkmayı bekliyordu. Bizim yaptığımız yayında bana da bunları anlatmıştı, izlemişsinizdir. Ama çok büyük bir hesap hatâsı yaptı. O tüm muhâlefetin kaybedeceğini düşünüyordu. Ne demişti? “Selâsı okundu 2023’te; şimdi cenâze namazı kılınacak” demişti muhâlefet için, ama olmadı. Tam tersine muhâlefet, daha doğrusu Cumhuriyet Halk Partisi çok büyük bir çıkış yakaladı. Şu hâliyle bakıldığı zaman Türkiye’de bir muhâlefet sorunu yok. Yani Yavuz Ağıralioğlu’nun târif etmeye çalıştığı bir muhâlefet sorunu ve onun partisine yönelecek büyük kitleler yok. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Yavuz Ağıralioğlu’nun yeniden İYİ Parti’ye katılma ihtimâlini ya da Cumhur İttifâkı’nın bir şekilde yakınına gitme ihtimâlini düşünebiliriz.
Şu hâliyle bakıldığı zaman bu partiyi, İYİ Parti’yi bütün hatâlarına rağmen ayakta tutan unsur Meral Akşener’di. Meral Akşener’in sonuçta bir lider profili vardı. Halkla buluşmasını çok izledim, çok konuşmasını dinledim. Şu anda İYİ Parti’de onun yerini doldurabilecek bir hatip, bir siyâsetçi, halka dokunabilecek bir isim açıkçası göremiyorum. Ama Meral Akşener çok hatâ yaptı, peş peşe hatâ yaptı. Bu hatâların sonucunda hem kendi siyâsî kariyerini kötü bir şekilde sonlandırıyora benziyor, öyle bir şey var, hem de partisini artık kolay kolay ayakta kalamayacağı bir yere taşımışa benziyor. İYİ Parti defteri herhalde daha bir süre kapanmaz; ama şu hâliyle bakıldığı zaman, İYİ Parti’den çok da fazla Türkiye’yi heyecanlandıracak şekilde toparlanmasını, ayağa kalkmasını sağlayacak hamleler beklemek çok da gerçekçi olmayacak.
Bugün 12.00’de, yükselen, gerçekten yükselen bir parti olan Yeniden Refah Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Altınöz’ü burada konuk edeceğim. Sizlerin de sorularınızı, eleştirilerinizi, yorumlarınızı kendisine aktaracağım. Biliyorsunuz İstanbul’da adaydı, kazanamadı. Beklediği oyu da alamadı, ama partisi çok büyük bir çıkış yaptı ve son seçimlerden üçüncü parti çıktı. Yani bir kaybedenle başladık, bir kazananla devam edeceğiz. O yayına da sizleri beklerim. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.








