Dünya Alem video serisinin “Siyonizmden apartheid’e: İsrail’in Filistin politikaları mercek altında” başlıklı bölümünde İslam Özkan, akademisyen ve yazar Fikret Başkaya ile birlikte, Filistin sorununun yapısal ve tarihsel köklerini, İsrail’in yerleşimci sömürgecilik politikalarını ve küresel sistemdeki yerini masaya yatırdı.
Fikret Başkaya videoda, İsrail’in bir bölge devleti olmadığını, aksine Batı’nın (özellikle İngiltere, ABD, Almanya ve Fransa) Ortadoğu’daki uzantısı olarak konumlandığını savundu. Başkaya’ya göre, İsrail’in 1948’deki kuruluşu, 1840’larda başlayan bir Avrupa projesinin ürünü. Ortadoğu’nun jeopolitik ve jeoekonomik önemine vurgu yapan Başkaya, bölgenin tarih boyunca küresel güçlerin ilgi odağı olduğunu belirtti. Başkaya, İsrail’in varlığı, Batı’nın zenginliğini dünyanın geri kalanının kaynaklarını sömürme politikasına dayandırdı.
Yerleşimci sömürgecilik ve Filistin
Paradigma’nın İflası adlı kitabın yanı sıra bir çok kitabı kaleme alan Başkaya, İsrail’in Filistin’deki politikalarını “yerleşimci sömürgecilik” olarak tanımladı. Bu modelde, sömürgeci güç bölgeye kendi nüfusunu taşıyarak yerel halkı yerinden ediyor, katlediyor veya sürgüne zorluyor. Filistin’in, sömürgecilikten kurtulan diğer ülkelere kıyasla hâlâ işgal altında olmasının, bu yerleşimci sömürgecilik yapısından kaynaklandığını belirten Başkaya, Birleşmiş Milletler’in İsrail’e yönelik onlarca kararına rağmen yaptırımların uygulanmamasını, Batı’nın (özellikle ABD’nin) desteğine bağladı.
7 Ekim 2023’teki Hamas operasyonuna değinen Başkaya, “terör” kavramının göreceli olduğunu vurguladı. 77 yıldır zulme uğrayan bir halkın direnişini “terörist eylem” olarak etiketlemenin adil olmadığını savundu. BM Genel Sekreteri’nin “Bu olaylar boşlukta meydana gelmedi” sözüne atıfta bulunarak, Filistin direnişini İsrail’in sömürgeci politikalarına karşı bir tepki olarak değerlendirdi.
Apartheid ve İsrail rejimi
Başkaya, İsrail’i Güney Afrika’daki apartheid rejimine benzetti ve Filistinlilerin yaşam koşullarının, ikili bir hukuk sistemiyle kısıtlandığını ve temel haklardan mahrum bırakıldığını ifade etti. “İsrail rejimi, insanlık için utanç verici bir trajedi” diyen Başkaya, bu durumun sadece Filistinlileri değil, tüm insanlığı utandırması gerektiğini vurguladı. Bölge ülkelerinin (örneğin Mısır’ın) İsrail’e karşı etkisiz kalmasını, emperyalist güçlerin bölgeyi “kötürüm” hale getirme stratejisine bağladı.
Türkiye’nin Filistin politikalarını eleştiren Başkaya, 1952’de NATO’ya katıldığından beri Türkiye’nin bağımsız bir dış politika izleyemediğini belirtti. AKP hükümetinin Gazze politikalarını “ikiyüzlü” olarak niteledi. Başkaya, Ticaretin devam ettiğini, ancak bunun Filistinlilere yardım kisvesi altında meşrulaştırılmaya çalışıldığını söyledi. Türkiye solunun 1960’lar ve 70’lerdeki Filistin dayanışmasını öven Başkaya, Türkiye solunun Filistin için verdiği mücadeleyi hatırlattı. Ancak, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinin sol hareketi zayıflattığını, bu nedenle Türkiye’nin Filistin meselesine etkin bir destek sunamadığını ifade etti.
Siyonizm’i, İsrail’in sömürgeci politikalarını meşrulaştıran bir ideoloji olarak tanımlayan Başkaya, Nazizm ile Siyonizm arasında paralellik kurdu. Her ikisinin de halklara zulmettiğini savunan Başkaya, İsrail’in “topraksız bir halk için halksız bir toprak” söylemini büyük bir yalan olarak nitelendirdi. Filistin halkının yüzyıllardır bölgede yaşadığını vurgulayan tanınmış akademisyen, İsrail’in politikalarının kapitalizm ve emperyalizmden bağımsız düşünülemeyeceğini belirtti.
Ekolojik ve etik kriz
Başkaya, Filistin sorununun yalnızca siyasi değil, aynı zamanda etik ve ekolojik bir krizin parçası olduğunu savundu. Kapitalizmin sınırsız büyüme anlayışının hem sosyal hem de ekolojik yıkıma yol açtığını ifade etti. Türkiye’deki resmi ideolojinin, toplumun eleştirel düşünme yeteneğini körelttiğini ve Filistin meselesine dair gerçekçi bir tartışmayı engellediğini belirtti.
Özetle Fikret Başkaya, Filistin sorununun çözümü için radikal bir yaklaşım gerektiğini vurguladı. “Kapitalizme son verilmezse, insanlığın sonu gelecek” uyarısında bulunan Başkaya, Türkiye ve dünya solunun daha örgütlü ve kararlı bir mücadele yürütmesi gerektiğini ifade etti. Video, Türkiye solunun 70’li yıllarda Filistin mücadelesine verdiği merkezi önemin nereden kaynaklandığına dair analizi ve Başkaya’nın Mahir Çayan ve Deniz Gezmiş’le yaşadığı bir anısını paylaşmasıyla sona erdi.







