İslam Özkan yazdı: Pedro Sanchez’in Filistin duyarlılığı ve Marksizme dair görüşleri

Avrupa sosyalizmine ilişkin yaşanan tartışmalar, mevcut kapitalist sisteme radikal bir başkaldırının yanı sıra her bir tekil ülkenin Atlantik ittifakının bir parçası olmayı kabul edip etmeyeceği noktasında düğümleniyor. Bir başka ifadeyle Avrupa Marksizminde diğer başka konularla birlikte ana tartışma konusu şu: Sosyalizm, kapitalizmin temel felsefesine isyandan ve üretim araçlarına el koymaktan vazgeçerek kapitalizmin ürettiği kar ve gelirleri paylaştırma mekanizması mı olacak? Bir diğer konu; Avrupa ülkeleri İspanya ya da başka bir ülke, Atlantik ittifakının bir parçası olmayı kabul edecek mi? NATO, sosyalistlerce meşru bir ittifak çatısı olarak görülecek mi? Gördüğüm kadarıyla tartışmalar burada düğümleniyor. Bu iki konunun dışındakiler içerisinde de önemli konular olabilir elbette ama bu iki konunun yanında diğerleri tali kalıyor sanki.

Tabii mesele biraz da Avrupa Marksizminin geçirdiği dönüşümlerle de yakından alakalı… Sanchez’in ve üyesi olduğu Sosyalist Parti’nin içinden geçtiği ideolojik başkalaşımlar, elbette Avrupa Marksizminin geçirmiş olduğu dönüşümlerle yakından alakalı.  Avrupa, Marksizme yönelik katkılar ve revize için SSCB’nin yıkılmasını ya da doğu bloku ülkelerini dağılmasını beklemiş falan değil. Lucacs’ın, Gramsci’nin, Frankfurt Okulu filozoflarının, Althusser’in yapmaya çalıştığı şey, Marksist düşünceyi indirgemeci yaklaşımlardan kurtarıp hayat karşısındaki direncini muhafaza ve kapitalizme meydan okuyan bir düşünce niteliğini korumaktı. 

İslam Özkan yazdı: Pedro Sanchez’in Filistin duyarlılığı ve Marksizme dair görüşleri

Pedro Sánchez’in ya da bir yönüyle bakıldığında aslında Avrupa sosyalizminin / Marksizminin geçirdiği dönüşümlerin mücessem hali gibi. Ancak konu bundan biraz daha karmaşık gibi görünüyor. Sanchez ve PSOE örneğinde yapmaya çalıştığımız şey, aynı zamanda İspanya’da sosyalist düşüncenin serüvenini ele almak.

Sanchez, sadece bir siyasi figür değil, aynı zamanda ideolojisini bizzat kendi kaleminden çıkan eserlerle ve akademik birikimiyle temellendiren bir lider. Bir dönem ekonomi alanında araştırma görevlisi olarak akademide çalışmış. Onun Marksizm ile ilişkisi, bir “devrimci” bağlılığıyla demokratik sosyalizminmirasını 21. Yüzyıla uyarlama çabası olarak okunabilir. Aynı zamanda o, Marksizmi bir dogma olarak değil, bir analiz aracı ve tarihsel bir referans noktası olarak kabul eder.

Sánchez, Marksizmin “sınıf mücadelesi” ve “ekonomik determinizm” gibi temel kavramlarını gerçekçi bir şekilde yorumlayıp 19. yüzyılın fabrika koşullarından çıkarıp dijital çağın gerçekliğine oturtur. Sánchez’e göre bugünün “proletaryası” sadece fabrika işçileri değil; güvencesiz çalışan kuryeler, dijital platform işçileri ve orta sınıfın mülksüzleşen kesimleridir. Marksist teorideki “devletin sönümlenmesi” fikrinin tam aksine, Sánchez güçlü bir “sosyal devlet” savunucusudur. Ona göre devlet, sermayenin bir aracı değil, sermayeyi terbiye eden ve adaleti sağlayan en büyük organizasyondur.

Sánchez, Marksizmin katı ve otoriter yorumlarına karşı oldukça mesafelidir. Sovyet tipi veya merkezi planlamacı Marksizmi, bireysel özgürlükleri kısıtladığı gerekçesiyle reddeder. Onun düşüncesi, parlamenter demokrasiyle ve çoğulculukla tamamen entegre bir sosyalizmdir. Öte yandan Marksizmin özel mülkiyete ve piyasaya yönelik toptancı reddiyesini gerçekçi bulmaz. Sánchez piyasanın verimliliğini kabul eden ancak bu verimliliğin yarattığı eşitsizliği vergilendirme ve sosyal politikalarla dağıtan “karma bir model” taraftarıdır. O da Gramsci gibi Marksizmin her şeyi ekonomik altyapıya indirgemesine tasvip etmemektedir.

Pedro Sanchez’in Filistin duyarlılığı
İslam Özkan yazdı: Pedro Sanchez’in Filistin duyarlılığı ve Marksizme dair görüşleri

“Sanchismo” ve likit sosyalizm

Sánchez’in Marksist geleneğe en büyük “katkısı”, onu radikal bir pragmatizmle  birleştirmesidir. Literatürde bu duruş bazen “Sanchismo” olarak adlandırılır. İspanya’da geçici iş sözleşmelerine karşı yaptığı reformlar ve “Rider Yasası” (kuryelerin haklarını savunan yasa), Marksist “emeğin sömürüsü” teorisinin modern hukuk zeminindeki bir uygulamasıdır. Marksizmin doğayı bir kaynak olarak gören sınırsız üretim anlayışına karşı, sosyalizmi ekolojiyle birleştirmiştir. “Yeşil Geçiş”i, sermayenin çevre üzerindeki tahakkümünü kırma girişimi olarak tanımlar. Sánchez, Marksistlerin “devrim” dediği şeyi, “kurumların içinden geçerek dönüştürmek” olarak revize etmiştir. Franco’nun naaşının taşınması gibi sembolik eylemler, aslında Gramsci’ye atıfla kurumsal düzeyde bir “kültürel hegemonya” kurma çabasıdır.

Sanchez’in Filistin duyarlılığı

İslam Özkan yazdı: Pedro Sanchez’in Filistin duyarlılığı ve Marksizme dair görüşleri

Pedro Sánchez’in Filistin konusundaki mevcut sert ve kararlı tutumu, birçok gözlemci için şaşırtıcı görünse de aslında bu durum hem şahsi geçmişinin hem de temsil ettiği siyasi geleneğin bir yansımasıdır. Sánchez, bugün Avrupa’da İsrail’e karşı en mesafeli ve Filistin devletinin tanınması konusunda en hevesli liderlerin başında geliyor.

Sánchez, 2022’den bu yana Sosyalist Enternasyonal’in Başkanıdır. İspanyol Sosyalist İşçi Partisi (PSOE), tarihsel olarak Filistin davasına sempatiyle bakan bir gelenekten gelir. 1980’lerde eski Başbakan Felipe González, Yaser Arafat ile yakın ilişkiler kurmuş ve Filistin davasını Avrupa gündemine taşıyan ilk liderlerden biri olmuştur. Sánchez bu mirası devralarak, Filistin meselesini sadece insani bir sorun değil, bir “sömürge sonrası adalet” ve “uluslararası hukuk” meselesi olarak kodlamıştır.

Sánchez’in dış politikadaki “insani duyarlılığının” temelinde gençlik yıllarındaki bir görev yatar. 1990’ların sonunda, Kosova Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler’in Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği’nde görev yapmıştır. Saraybosna’da yıkımı ve sivil katliamların izlerini bizzat görmesi, onun “çatışma bölgelerinde sivil haklar” konusundaki hassasiyetini şekillendirmiştir. Gazze’deki görüntülere verdiği duygusal ve sert tepkilerin arkasında, Bosna’da edindiği bu tecrübenin izleri olduğu sıkça vurgulanır.

Sánchez, başbakan olmadan önce de Filistin lehine net tavırlar sergilemiştir. Henüz muhalefet lideriyken (PSOE Genel Sekreteri olarak), İspanya Meclisi’nin Filistin’i bir devlet olarak tanımasını öngören sembolik tavsiye kararının öncülerinden biri olmuştur. Kariyerinin her aşamasında, 1967 sınırlarına dayalı, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin devletini çözümün tek yolu olarak savunmuştur. Bu, onun için konjonktürel bir siyaset değil, stratejik bir inançtır.

Sanchez, İsrail’in Gazze halkına karşı soykırımı sürerken Mısır’daki Refah Sınır Kapısı’na giderek İsrail hükümetini sert bir şekilde eleştirdi. Bu hamlesi, İsrail ile İspanya arasında büyük bir diplomatik krize yol açtı. Norveç ve İrlanda ile eş zamanlı olarak Filistin devletini resmen tanıması, onun “aktivist başbakan” kimliğinin zirve noktasıdır. Bu kararı alırken kullandığı “Bu bir adalet meselesidir” ifadesi, ideolojik kökenlerine bir selamdır. Birçok Batılı ülke UNRWA’ya (BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı) fonları keserken, Sánchez desteği artırma kararı almış ve bu kurumu “vazgeçilmez” olarak nitelendirmiştir.

Sánchez’in Filistin konusundaki aktivizmini besleyen bir diğer unsur da eskiden Podemos, şimdi Sumar Partisi’nin koalisyon ortaklarıdır. İspanya solunda Filistin davası, tabanı konsolide eden en güçlü ortak değerlerden biri. Sánchez, bu konudaki sert tutumuyla hem sol seçmenin gönlünü kazanmakta hem de İspanya’yı “küresel güneyin” Avrupa’daki sesi olarak konumlandırmaktadır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.