İslam Özkan yazdı: Macaristan seçimlerinden çıkarılacak dersler

Macaristan sağcı otoriter lideri Viktor Orbán, 12 Nisan 2026’da yapılan genel seçimlerde, 16 yıllık kesintisiz iktidarının ardından tarihî bir yenilgi alarak koltuğunu kaybetti. Kendisinin eski müttefiki olan Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi, oyların yaklaşık yüzde 54’ünü alarak parlamentoda 138 sandalye ile anayasayı değiştirebilecek “süper çoğunluğu” ele geçirdi.

Péter Magyar’ın başarısı, Orbán’ın yıllardır kullandığı popülist taktikleri ona karşı kullanmasına bağlanıyor. Magyar, halkın karşısına “sistemin içinden gelen ama yozlaşmayı gören bir vatansever” olarak çıktı. Orbán’ın “Brüksel” veya “Soros” gibi dış düşman odaklı söylemleri, Magyar’ın “içerideki yozlaşma ve lüks yaşam” vurgusu karşısında etkisiz kaldı.

Yıllarca süren yüksek enflasyon ve ekonomik durgunluk, seçmen nezdinde Fidesz’in “istikrar” vaadini çürüttü. Özellikle sağlık ve eğitim sistemindeki gerilemeyi insanların gözüne sokmayı başardı. Örneğin hastanelerde temel hijyen malzemelerinin eksikliği gibi somut örnekler üzerinden kırsal kesimdeki Orbán desteğini zayıflattı. Muhalif lider Magyar’ın muhafazakâr ve sağ seçmene hitap edebilmesi, Orbán’ın “muhalefet solcu ve vatan hainidir” şeklindeki temelsiz argümanını yıktı. Seçim kampanyası sürecinde ortaya çıkan ses kayıtları, lüks malikaneler ve “Fidesz eliti”nin şatafatlı yaşamına dair haberler, ekonomik zorluk çeken seçmen grubunda büyük bir öfke patlamasına neden oldu.

Macaristan seçimleri

Muhalefet medya kuşatmasını nasıl aştı?

Macaristan’daki 12 Nisan 2026 seçimlerinde, Péter Magyar liderliğindeki muhalefetin Orbán’a bağlı devasa medya makinesini nasıl alt ettiği, siyaset iletişimi tarihine geçecek bir stratejiydi. Çünkü tıpkı Türkiye’deki gibi…

Péter Magyar, bizzat iktidar aygıtının içinden gelen biri olarak, hükümetin medya manipülasyonlarını ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını çok iyi biliyordu. İktidarın kendisine yönelik kara propaganda yapacağını önceden bildiği için, bu saldırıları “sistemin kirli çamaşırlarını dökerek” göğüsledi. Bu durum, hükümet yanlısı medyanın inandırıcılığını kendi seçmeni nezdinde bile sarstı.

Fidesz geleneksel TV kanallarını, radyoları ve yerel gazeteleri kontrol ederken; Magyar ve Tisza Partisi odağını tamamen dijital platformlara kaydırdı. YouTube kanalları, özellikle Partizán gibi bağımsız kanallar ve Facebook üzerinden yapılan uzun, sansürsüz canlı yayınlar milyonlara ulaştı. Magyar, viral içerikler ve mobil cihazlara uygun kısa videolarla, ana akım medyanın filtrelerini tamamen baypas ederek doğrudan seçmenin cebine girdi.

Medya erişiminin en kısıtlı olduğu kırsal bölgelerde Magyar, dijitalin yanına fiziksel varlığı ekledi. Macaristan tarihinin en yoğun seçim turunu gerçekleştirerek en küçük köylere giderek yüz binlerce seçmenle temas etti. Medyada “vatan haini” olarak gösterilen liderin bizzat köylerine gelip onlarla konuşması, devlet medyasının ördüğü duvarı yerinde yıktı.

Öte yandan Telex, 444, Direkt36 ve Partizán gibi bağımsız/araştırmacı medya kuruluşları, seçim sürecinde hükümetin yolsuzluk dosyalarını ve gizli ses kayıtlarını korkusuzca yayımladı. Bu bağımsız platformlar, ana akım medyanın “tek sesli” ortamında alternatif bir gerçeklik penceresi açarak kararsız seçmenin bilgiye ulaşmasını sağladı.

Muhalefet, Orbán’ın Soros meselesi, Avrupa Birliği, göçmenler gibi konularda “ideolojik savaş” tuzağına düşmek yerine; yolsuzluk, hayat pahalılığı, sağlık ve eğitim gibi somut ve gündelik sorunlara odaklandı. Devlet medyası Magyar’ı ideolojik olarak damgalamaya çalışırken, o halkın gerçek sorunlarını konuşarak bu tartışmaları anlamsızlaştırdı. Özetle muhalefet, medya kuşatmasını teknolojik hızı, fiziksel teması ve içeriden gelen güvenilir bilgiyi birleştirerek; statik ve hantal kalan devlet medyasının etrafından dolanarak aştı.

Türkiye’de muhalefetin çıkaracağı dersler

Elbette Macaristan’ın iç koşulları Türkiye’den farklı. Ancak bu farklılık, otoriter Orbán yönetiminin Macaristan seçimlerinden ders çıkarılamayacağı anlamına gelmiyor. Ayrıca belirli koşulların farklı olması, arada karşılaştırılabilecek hiçbir şeyin olmadığı anlamına da gelmiyor. Péter Magyar’ın en büyük avantajı, Fidesz sisteminin içinden gelmesiydi. Bu durum, iktidar seçmenine “O da bizden biri, değerlerimizi biliyor” mesajı verdi. Türkiye’de muhalefet ve CHP, sadece kendi tabanına değil, mevcut muhafazakâr iktidarın iç işleyişini bilen, oradaki kopuşları temsil edebilecek ve sağ seçmenin “vatanseverlik” endişelerini giderebilecek figürlerle iş birliğini derinleştirebilir. Dindar muhafazakârların endişelerini giderebilecek birtakım icraatları hayata geçirebilir.

Orbán, seçimi “Brüksel yanlısı hainler” ile “Macaristan sevdalıları” arasında bir savaşa çevirmeye çalıştı. Buna karşın Magyar bu tartışmaya girmeyi reddederek odağı doğrudan ekonomik yozlaşma, sağlık sistemi ve eğitim gibi gündelik sorunlara tuttu. Türkiye’de iktidarın çizdiği laiklik, kimlik siyaseti vb. gibi “kültürel savaş” alanında kalmak yerine, seçmenin mutfağındaki yangını ve kamu hizmetlerindeki çürümeyi siyasetin tek öznesi hâline getirmesi, muhalefetin muhtemel zaferini sağlayabilir.

Magyar, ana akım medyanın yüzde 90’ının hükümet kontrolünde olduğu bir ortamda, YouTube ve Facebook üzerinden yaptığı doğrudan yayınlarla medya kuşatmasını yarmayı başardı. Geleneksel medya kanalları üzerindeki ambargoyu şikâyet etmek yerine, dijital platformlarda çok daha agresif, hızlı ve “filtrelenmemiş” bir iletişim dili kurarak, seçmene TV ekranından değil, doğrudan ulaşarak medya ablukasını aşabilir.

Macaristan seçimlerindeki yüzde 80’lik rekor katılımın sırrı, Magyar’ın dijital gücünü fiziksel saha çalışmasıyla birleştirmesiydi. En küçük köylere dahi giderek “devlet medyasının yalanlarını” yüz yüze çürüttü. Türkiye muhalefeti yerel seçimlerde yakalanan “halkla temas” başarısını genel seçim sathına yayabilir. Sadece büyükşehirlerde değil, iktidarın kalesi sayılan taşra kasabalarında sürekli ve fiziksel bir varlık göstererek bu kuşatmayı etkisiz hâle getirebilir.

Magyar, yurt dışına giden 800 bin genci “Eve dönün, vatanınızın size ihtiyacı var” diyerek geri çağırdı. Bu, sadece bir seçim vaadi değil, ülkeye dair umudu temsil eden sembolik bir hareketti. CHP de “beyin göçü” veren gençlere sadece ekonomik vaatler değil, liyakatin esas alındığı bir “yeni Türkiye” hayalini somut bir şekilde ve çok iyi bir anlatımla sunarak duygusal bir bağ kurabilir ve buna dönük somut projeler üreterek mevcut durumun olumsuzluğunu aşabilir.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.