İslam Özkan yazdı | Mamdani – Netanyahu hattı: Dünyanın geleceğini kim çizecek?

New York Belediye Başkanı Mamdani’nin İsrail Başbakanı Netanyahu’nun tutuklanmasına dair yaptığı açıklamalar nedeniyle ikili başlayan atışmalar bu yazı kaleme alındığı sırada tam gaz devam ediyordu. Konunun ayrıntıları geçtiğimiz gün Medyascope derlemesinde ayrıntılı olarak ele alındı, o nedenle detaylara girmeyeceğim.

Ancak meseleyi, biri ABD siyasetinin geleceğinde yüksek potansiyele sahip ve birçoklarının ülkenin parlayan yıldızı olarak gördüğü genç bir belediye başkanıyla bazı ihlaller işlemiş bir siyasi lider arasındaki bir tartışma olarak görmemek lazım. Bu tartışma, daha çok hak ve hukuk temelli bir dünya talep edenlerle gücün hukukuna dayalı bir dünya tasarımında bulunma mücadelesi verenler arasındaki bir tartışma olarak görülmelidir.

Zira, soykırım, bir insanlık suçudur, bu yüzden failleri de en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Nazi liderleri nasıl cezalandırıldıysa, geçmişte soykırım suçları nasıl karşılık bulduysa bugün de Netanyahu’nun yaptıklarının hesabını vermesi gerekiyor. Zira bu mücadele, bir insanlık meselesinin olmasını da ötesinde çocuklarımızın gelecekte hak ve adalete dayalı bir dünyada mı yoksa gücün yok edici orman kanunlarıyla yönetilen bir dünyada yaşayıp yaşayamayacaklarına dair.

Gözümüzün önünde, ekranlarda 500 bin kişiyi katletme emrini verenler, ellerini kollarını sallaya sallayan rahatlıkla dolaşamamalı. Eğer dolaşabiliyorsa, dünya başkentlerde itibar görebiliyorlar ve el üstünde tutuluyorlarsa bu uluslararası sistemin ruhuna Fâtiha okuyabilir, defin merasimini şimdiden gerçekleştirebiliriz.

Mamdani – Netanyahu
İslam Özkan yazdı | Mamdani – Netanyahu hattı: Dünyanın geleceğini kim çizecek?

Mamdani Hamas sempatizanı mı?

Netanyahu, Mamdani’ye saldırırken onun Hamas sempatizanı olduğunu iddia etmiş. Netanyahu, açıkça yalan söylüyor; New York Belediye Başkanı hiçbir zaman Hamas’ın eylemlerine övgüler düzmedi, ona sempati duyduğunu söylemedi. Mamdani’nin bu konudaki görüşleri de BM yetkilileri ve uluslararası kurum savcılarının görüşleriyle paralel; yani 7 Ekim’de Hamas eyleminin de uluslararası hukuk açısından bir suç teşkil ettiğini ifade ediyor.

Amerikan kamuoyu açısından gördüğümüz tablo şu: Eskiden bırakın New York Belediye Başkanı’nı, sıradan bir yetkili bile Netanyahu’yu ya da herhangi bir sıradan İsrailliyi Filistinlilere karşı işlediği suçlar nedeniyle tutuklamayı lafını bile edemezdi. Bugün ise Filistin savunusu, Filistin topraklarının işgal edilmiş olduğu gerçeği ve İsrailli yetkililerin tutuklanması talebi hem Amerikan kamuoyu hem de Demokrat Parti nezdinde marjinal olmaktan çıkmış durumda. Eskiyle kabili kıyas değil, köprünün altından çok sular aktı. Ne Dünya ne ABD kamuoyu Filistin-İsrail meselesine eskiden baktığı gibi bakıyor. Elbette neredeyse ekranlarda canlı yayınlanan soykırım, bu bakışın değişmesinde önemli bir rol oynadı.

Anketler ne diyor?

Anketler de Amerikan kamuoyundaki bu değişimi teyit eder nitelikte…Gallup’un Şubat 2026 verilerine göre, Amerikalıların yüzde 41’i Ortadoğu’da daha çok Filistinlilere sempati duyarken, yüzde 36’sı İsraillilere sempati duyuyor. Bu, 2001’den beri ilk kez Filistinlilerin önde olduğu (veya istatistiksel olarak denk olduğu) durum. Önceki yıllarda İsrail sürekli çift haneli farkla öndeydi (örneğin 2025’te yüzde 46 İsrail vs. yüzde 33 Filistin; 2001-2018 ortalamasında ~43 puan fark). Bağımsızlar ve Demokratlar bu kaymayı sürüklerken, Cumhuriyetçiler hâlâ büyük ölçüde İsrail yanlısı. 18-34 yaş aralığında Filistin sempatisi yüzde 53’e karşı İsrail yüzde 23 düzeyinde ortaya çıkıyor.

35-54 yaş aralığında da Filistin önde; 55+ grupta ise İsrail hâlâ önde ama fark daralmış iken Demokratlarda Filistin sempatisi yüzde 65, Cumhuriyetçilerde İsrail yüzde 70 civarında. Gazze’deki askerî harekâta onay, Gallup’ta Temmuz 2025’te yüzde 32’ye düşmüş halbuki onay, 7 Ekim’den hemen sonraki süreçte yüzde 60 civarındaydı. Bu, Kasım 2023’ten beri en düşük seviyeyi temsil ediyor.

2025’te yapılan Pew araştırma verileri de İsrail hükümetine olumsuz bakışın yüzde 59’a yükseldiğini, “İsrail’in fazla ileri gittiği” görüşünün arttığını (geç 2023’te yüzde 27’den yüzde 39’a) gösteriyor. Filistin halkına olumlu bakış daha istikrarlı/yüksek seyrediyor; Hamas’a bakış ise çok olumsuz (yüzde 84 civarı). İsrail’in net favorabilitesi (olumlu eksi olumsuz) birçok ankette (Ipsos, Fox, Marquette, Pew, Gallup) eksi değerlere inmiş. CNN analizine göre son 8 yılda ortalama net favorabilite +51’den -16’ya düşmüş vaziyette.

CNN baş veri analisti Harry Enten, değişimi “muazzam / inanılmaz” olarak niteliyor. Eskiden iki partili bir fikir birliği konusu olan İsrail yanlısı tutumun genel seçmen düzeyinde oldukça menfi bir noktaya geldiğini, bunun sadece Demokrat tabanıyla sınırlı kalmadığını vurguluyor. Nesillerle ilgili değişimlere dikkat çeken uzman bu konunun artık bir “Amerikan meselesi” haline geldiğini söylüyor. 

Uluslararası hukuk boyutu

Gelelim işin uluslararası hukuk boyutuna…

İsrail aslında Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne taraf bir ülke değil. Buna rağmen UCM’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama kararı çıkarabilmesinin hukuki bir temeli var.

Filistin Yönetimi, 2015 yılında Roma Statüsü’ne resmi olarak taraf oldu ve UCM üyesi bir “devlet” sıfatı kazandı. UCM Ön Yargılama Dairesi de 2021 yılında aldığı kararla; mahkemenin yargı yetkisinin Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs dahil olmak üzere Filistin topraklarını kapsadığını tescilledi.

Roma Statüsü Madde 12’de yer alan UCM kurallarına göre mahkemenin bir olayda yargı yetkisi tesis edebilmesi için UCM’ye taraf bir ülkenin vatandaşı olması ya da iddia edilen suçun UCM’ye taraf bir ülkenin topraklarında işlenmiş olması yeterli. Netanyahu İsrail vatandaşı olsa dahi, suçlamalara konu olan eylemler, UCM tarafından devlet olarak tanınan Filistin topraklarında gerçekleştiği için mahkeme yetki sahibidir. Devlet başkanlarının normalde dokunulmazlığı olmasına rağmen işlenen suçun insanlığa karşı işlenmiş suçlar olması nedeniyle mahkeme dokunulmazlığı tanımayarak devlet başkanlarına tutuklama emri verebilir.

Trump soykırıma arka çıkıyor

Trump'ın hedefinde seçim, Mamdani – Netanyahu
İslam Özkan yazdı | Mamdani – Netanyahu hattı: Dünyanın geleceğini kim çizecek?

Öte yandan Trump’ın Netanyahu’yu savunmak için sarf ettiği cümleler de evlere şenlik. ABD Devlet Başkanı’nın burada marifetlerini tek tek saymaya gerek yok. Kendisi hakkında değerlendirme bize düşmez, bu daha çok nörolojik ve psikiyatrik rahatsızlıklar konusunda uzmanların işi. Ancak burada genel bir Amerikan tutumunu yansıttığı için geçtiğimiz haftalarda yaptığı bir açıklamanın üzerinde durmakta fayda var. Açıklamasında Trump “Netanyahu, 52 bin masum protestocuyu öldüren ve son 47 yıldır Amerikan askerlerine karşı gelen İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaşıyor” diye bir cümle sarf etmiş.

Soykırım noktasında en az Netanyahu kadar suçu olan Trump’ın bu açıklamalarına bakarsak İsrail ve Netenyahu’nun kıymeti, ABD açısından son derece kullanışlı olmasında yatıyor. O, soykırım suçundan yargılanmamalı çünkü o şeytani bir güce karşı savaştı.

Bu kafa Trump kafası işte. Soykırım işlenmiş işlenmemiş umurunda değil. Müttefiki mi, kullanışlı mı, işine yarıyor mu. Mesele bu. Hak hukuk, adalet hak getire.

İşte dünyanın gidişatı böyle bir adamın elinde, maalesef.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş