Karl Marx’ın fikirleri ABD’de gençler arasında geri mi döndü?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Le Monde’da 19 Nisan’da çıkan Anne Dujin imzalı habere göre ABD’de gençler toplumun içinde bulunduğu durumu değerlendirirken Karl Marx’a yönleniyorlar. Haberin özetini sizinle paylaşıyoruz:

ABD’de 1973 yılında Sosyalist Parti’den kopan Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri örgütünün son yıllarda üye sayısı dört katına çıkarak son olarak 32.000 kişiyi geçti. Bu örgüt bugüne kadar Demokrat Parti’nin de sol kanadı olarak görülüyordu ancak radikal gençlerin katılımıyla hareket çok daha radikal bir hal almaya ve kapitalizme daha sert eleştiriler getirmeye başladı.

Hareketin gençleşmesinin bir belirteci de 2013 yılında üyelerin ortalama yaşı 68 iken bugün ortalama yaş 33’e inmiş durumda. Aynı zamanda eskiden sosyalist etiketi bir çoklarını totaliter rejimlerle yanyana gösterdiğinden ötürü korkuturken bugün gençlerin böyle bir korkusu pek yok. ABD’de bir sol dergi olan Jacobin’in editörü Seth Ackerman kendi gençliğinde sosyalist olarak anılmanın bir dışlanma sebebi olduğunu belirtirken bugün bir çok gencin kendini bu şekilde andığının altını çiziyor.

Peki anti-komünizm ve anti-marksizm’in yoğun olduğu bir ülkede sosyalizme yönelik böylesi bir ilginin nedeni ne? Indiana Universitesi’nde görev yapan siyaset bilimci Jeffrey Isaac’e göre tüm bunlar 2008 yılında yaşanan ekonomik krizin bir sonucu. Pek çok Amerikalı bu krizde evini kaybetti ve neoliberalizmden duyulan hoşnutsuzluk çok büyük. Isaac 2008 krizini kitleler için yeni bir eşik olarak görüyor. Bundan sonra Wall Street’i İşgal Et eylemlerinde insanlar kendilerini % 99 olarak gördüler. Kalan % 1 ise servetin yoğunlaştığı çok az kişiden oluşan sermaye sahipleri ve siyasetçiler. Son seçimlerde ise 2012 yılında Obama’ya oy vermiş 8.5 milyon insan kendilerine yeni işler ve korumacı politikalar öneren Donald Trump’a oy verdi. Tüm bu krizi yaşayan gençler ise gelecekle ilgili farklı düşünmek istiyorlar.

Bu noktada ünlü yazar, filozof Nancy Fraser şunu ifade ediyor: 1970’lerden sonra ABD’de radikal düşünce daha çok kadın ve ekoloji hareketlerine geçmişti ama bugün bu hareketlerin yeniden birleşme girişimleri var ve neoliberalizm ortak bir düşman olarak görülüyor. Fraser ayrıca Trump’ın seçmenlerinin önemli bir kısmı ile kendini demokrat sosyalist olarak tanıtan ve şu an ABD’de gençler arasında bir yıldız gibi karşılanan Bernie Sanders destekçileri arasında önemli bir ortaklık olabileceğini belirtiyor.

Tarihçi Michael Kazin de Marksizmin ABD’de özellikle 1890 ve 1940 arasında oldukça etkili olduğunu belirtiyor. Bu dönemde entelektüel hayatta Marksizmin etkisine dikkat çeken Kazin, sosyalist düşüncenin düşüşünün ikinci dünya savaşı sonrası olduğuna dikkat çekiyor. Bu dönem solun ezildiği Mccartizm dönemi olarak da adlandırılıyor. 1960’lı yıllarda ise tüketimci anlayışa karşı Marx, Antonio Gramsci ve Louis Althousser’in yazdıkları gençler arasında yine okunmaya başlanıyor ancak ABD solu 1920’li yıllardaki kadar güçlenemiyor. Fraser bu dönemde sosyal adalet ve sınıf sorunun çok keskin olmadığını, gündemlerinde o zaman daha çok Vietnam savaşı üzerinden anti-emperyalizm ve siyah ırkçılığına karşı olmak olduğunu ifade ediyor. Fraser ekliyor: “Bugünün gençleri ise büyük bir güvencesizlik ve borç içerisindeler. Bu yüzden marksizm ve sosyalizm onlara bu eşitsizlikleri düşünmek için alan sağlıyor.”

ABD’de bugünün gençleri anne ve babalarına göre % 20 daha az kazanıyorlar ve yarısından fazlası borçlu durumda. İşte Marksizm bu yüzden ABD’li gençler arasında sosyal ve ekonomik eşitsizliklere karşı yeniden gündeme geliyor. Kim bilir belki bir gün ABD’li gençlerin Marksist arayışları Atlantik’i geçip Avrupa’ya da gelir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus