Sarayın içindeki sır: Kim Jong-un’un hiç anmadığı annesinin hikâyesi

Ko Yong-hui

İSTANBUL (Medyascope) – Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, 15 yıllık iktidarı boyunca annesi Ko Yong-hui’nin adını kamuoyu önünde bir kez bile anmadı. Çünkü Ko’nun Japonya doğumlu, Güney Kore kökenli ve rejimin kuşkuyla baktığı bir aileden gelmesi, Kim hanedanının “kutsal Paektu soyu” anlatısını tartışmaya açabilir. Peki Kim’in annesine ilişkin bu sır, Kuzey Kore rejiminin meşruiyetini sarsabilir mi?

Haberin özeti:
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Kim Jong-un, 15 yıllık iktidarı boyunca annesi Ko Yong-hui’nin adını kamuoyu önünde hiç anmadı.
  • Ko Yong-hui’nin Japonya’nın Osaka kentinde doğduğu, ailesinin ise Güney Kore’nin Jeju Adası kökenli olduğu belirtiliyor.
  • Bu geçmiş, Kuzey Kore rejiminin Kim ailesini “kutsal Paektu soyu” üzerinden meşrulaştıran anlatısıyla çelişiyor.
  • Ko Yong-hui, Kim Jong-il’in resmi eşi değildi; buna rağmen Kim Jong-un’un haleflik sürecinde yükselmesinde etkili olduğu değerlendiriliyor.
  • Uzmanlara göre Ko Yong-hui’nin kökenlerinin Kuzey Kore’de geniş biçimde bilinmesi, Kim Jong-un’un meşruiyetini ve hanedan sistemini sarsabilir.
İlgili haberler:

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un hayatı sırlarla örülü. Nerede büyüdüğü, İsviçre’de geçirdiği yıllar, çocukları, aile içindeki dengeleri ve iktidara nasıl hazırlandığı yıllardır tartışılıyor. Ancak bu sırların içinde biri özellikle dikkat çekiyor: Annesi Ko Yong-hui.

Kim Jong-un, annesi ve babası
Kim Jong-un, annesi Ko Yong-hui ve babası Kim Jong-il.

Kim Jong-un, 15 yıllık iktidarı boyunca annesinin adını kamuoyu önünde bir kez bile anmadı. Kuzey Kore devlet medyası da Ko Yong-hui’yi hiçbir zaman Kim hanedanının resmi hikâyesinin merkezine yerleştirmedi. Çünkü Ko’nun geçmişi, rejimin en hassas anlatılarından birine dokunuyor: “Paektu soyu.”

Kuzey Kore’de Kim ailesinin iktidarı yalnızca siyasal bir miras olarak sunulmuyor. Rejim, bu iktidarı neredeyse mitolojik bir soya dayandırıyor. Bu anlatıya göre Kim ailesi, Kore halkının kutsal kabul ettiği Paektu Dağı’yla özdeşleşen özel bir hanedan.

Ancak Kim Jong-un’un annesinin hikâyesi, bu resmi anlatıya hiç uymuyor.

Kore mitolojisine göre Kore halkının efsanevi kurucusu Dangun’un hikâyesi, Çin-Kuzey Kore sınırındaki Paektu Dağı’na uzanıyor. Kuzey Kore rejimi de bu dağın sembolik gücünü Kim ailesinin meşruiyeti için yıllardır kullanıyor.

Resmi anlatıya göre Kuzey Kore’nin kurucusu Kim Il-sung, Japon işgaline karşı mücadelesini Paektu Dağı çevresinde yürüttü. Oğlu Kim Jong-il’in de aynı kutsal dağda doğduğu ileri sürüldü. Ancak çok sayıda kaynak, Kim Jong-il’in aslında Rusya’da doğduğuna işaret ediyor.

Buna rağmen Paektu Dağı, Kuzey Kore’de Kim hanedanının “saf”, “kutsal” ve “doğal” iktidar hakkının sembolü haline getirildi.

Eski Kuzey Koreli diplomat Ryu Hyun-woo, Kim Jong-un’un 20’li yaşlarında, hiçbir siyasi başarısı yokken yalnızca bu “Paektu soyu” anlatısı sayesinde varis seçildiğini yazıyor.

Tam da bu nedenle, Kim Jong-un’un anne tarafından gelen soyu rejim için son derece hassas bir mesele.

Paektu Dağı’ndan Osaka’ya uzanan sır

Kim Jong-un’un annesi Ko Yong-hui’nin hikâyesi, Kuzey Kore’nin kutsal saydığı Paektu Dağı’nda değil, Japonya’nın Osaka kentinde başladı.

Biyografi yazarlarının aktardığına göre Ko, 1952’de Osaka’da doğdu. Ailesi ise bugünkü Güney Kore’nin güneyinde bulunan Jeju Adası kökenliydi. Ko ailesi, Japonya’nın 1910-1945 yılları arasında Kore Yarımadası’nı sömürgeleştirdiği dönemde Japonya’ya göç eden Koreliler arasındaydı.

Bu topluluk, “Zainichi Koreliler” olarak biliniyor.

Ko Yong-hui yaklaşık 10 yaşındayken ailesiyle birlikte Kuzey Kore’ye göç etti. Aile, 1959 ile 1984 yılları arasında Japonya’dan Kuzey Kore’ye giden yaklaşık 93 bin Koreli arasındaydı. O dönem Kuzey Kore, ücretsiz sağlık, eğitim ve iş imkânı vaat eden bir yeniden yerleşim programıyla Japonya’daki Korelileri ülkeye çekmeye çalışıyordu.

İlk başta bu aileler, yanlarında getirdikleri para, kıyafet, ev eşyaları ve dış dünyaya dair izlerle dikkat çekti. Ancak zamanla bu durum avantaja değil, kuşkuya dönüştü.

Kuzey Kore’de Japonya’dan gelen Korelilere “jjaepo” denildi. Bu ifade, aşağılayıcı bir anlam taşıyordu. Rejim bu grubu, dış dünyadan ve “tehlikeli ideolojilerden” etkilenmiş bir kesim olarak gördü.

Annesinin kökeni Kim Jong-un için neden sorun?

Kuzey Kore toplumu, “songbun” adı verilen katı bir sosyal sınıflandırma sistemine dayanıyor. Bu sistemde yurttaşların aile geçmişi, rejime sadakati, sınıfsal kökeni ve siyasi güvenilirliği onların hayatını belirleyebiliyor.

Bu hiyerarşide Japonya’dan gelen Koreliler, yani “jjaepo” olarak adlandırılan grup, genellikle “kararsız sınıf” içinde görülüyor. Bu sınıf, rejimin tamamen güvendiği “çekirdek sınıf” ile düşman kabul ettiği kesimler arasında bir yerde duruyor.

Bu gruba mensup kişiler devlet gözetimi altında tutulabiliyor, iyi üniversitelere girmekte veya önemli görevlere gelmekte engellerle karşılaşabiliyor.

İşte tam da bu nedenle Ko Yong-hui’nin geçmişi, sıradan bir aile hikâyesi değil. Kuzey Kore rejiminin en tepesindeki ismin, rejimin kuşkuyla baktığı bir topluluktan gelen bir kadının oğlu olması, resmi “Paektu soyu” anlatısıyla açıkça çelişiyor.

Kuzey Kore uzmanı Kim Hyung-su bu çelişkiyi şöyle anlatıyor:

“Rejimin Paektu soyu kutsal görülüyor. Bu nedenle liderin bir jjaepo’nun oğlu olması fikri düşünülemez.”

Bir dansçı, bir veliaht ve saklı bir aile

Ko Yong-hui, Japonya’dan Kuzey Kore’ye göç eden diğer birçok Zainichi Koreliyle aynı kaderi paylaşmadı. Ko’yu rejimin en tepesine yaklaştıran şey, sanat dünyasındaki varlığı oldu.

Ko, Kuzey Kore’nin seçkin sanat topluluklarından Mansudae Sanat Topluluğu’nda dansçıydı. O dönem iktidara hazırlanmakta olan Kim Jong-il’in dikkatini de burada çekti.

Kim Jong-un annesinden
Ko Yong-hui, Mansudae Sanat Topluluğu’nun bir üyesiydi.

Japon gazeteci Yoji Gomi’ye göre Ko, “doğal güzelliği ve dans yeteneği” sayesinde Kim Jong-il’in ilgisini kazandı. Gomi, 2025’te Ko Yong-hui üzerine yayımladığı kitabında, bu ilişkiyi Ko açısından “Külkedisi’ni andıran” bir yükseliş olarak anlatıyor.

Ancak masalın karanlık bir tarafı vardı.

Kim Jong-il o sırada zaten evliydi. Babası Kim Il-sung tarafından seçilen resmi eşi Kim Young-sook, üst düzey bir askeri yetkilinin kızıydı. Kim Jong-il’in ayrıca başka ilişkileri de vardı.

Buna rağmen Kim Jong-il’in Ko Yong-hui’ye tutkuyla bağlandığı, ondan üç çocuğu olduğu belirtiliyor. Bu çocuklardan biri de Kim Jong-un.

Fakat Kuzey Kore’de evlilik dışı doğan çocuklar ağır bir toplumsal damgayla karşılaşabiliyor. Bu nedenle Kim Jong-il’in resmi eşi Pyongyang’da yaşarken, Ko Yong-hui ve çocukları başkentten yaklaşık 210 kilometre uzaktaki sahil kenti Wonsan’da tutuldu.

Kim Jong-un, Kuzey Kore’nin gelecekteki lideri olacaktı ama çocukluğu, hanedanın vitrini sayılan Pyongyang’ın dışında ve gözlerden uzak geçti.

Kim Il-sung Ko Yong-hui’yi neden tanımadı?

Ko Yong-hui, Kim Jong-il’in hayatında giderek daha etkili bir konuma yükseldi ancak hiçbir zaman resmi eş olarak tanınmadı. Eski Kuzey Koreli diplomat Ryu Hyun-woo’ya göre Ko, Kim Il-sung tarafından da hiçbir zaman “gelin” olarak kabul edilmedi.

Bu ayrıntı önemliydi. Çünkü Kuzey Kore’de hanedan üyelerinin fotoğrafları ve aile görüntüleri, rejimin propaganda araçlarından biri olarak kullanılıyordu.

Sejong Enstitüsü’nden Dr. Cheong Seong-chang’a göre eğer Kim Il-sung, Ko Yong-hui’yi kabul etmiş olsaydı, onun ve torunlarının fotoğrafları ülke çapında yayılırdı ancak böyle olmadı.

Kim Il-sung, Ko’nun çocuklarıyla kamuoyu önünde hiç görülmedi.

Kim Il-sung’un ölümünün ardından Kim Jong-il ülkenin lideri oldu. Ko Yong-hui de perde arkasında fiili “first lady” konumuna yükseldi. Askeri denetim gezilerinde Kim Jong-il’e eşlik etti, çevresiyle yakın ilişkiler kurdu.

Kim Jong-il’in eski şefi Fujimoto’ya göre Kim, bazı siyasi kararlar öncesinde Ko’nun fikrini de alıyordu.

Kim Jong-un annesinden
Ko Yong-hui’nin Kim Jong-il’in en gözde metresi olduğu söyleniyor.

Yani Ko Yong-hui, sarayın içinde güçlüydü. Ama halkın önünde yoktu.

Adı geçmeyen anne, geri çekilen belgesel

Ko Yong-hui’nin rejim içindeki görünmezliği, Kim Jong-un iktidara geldikten sonra da sürdü.

2011’de hazırlanan resmi bir belgeselde Ko’nun Kim Jong-il’e yerel gezilerde eşlik ettiği görüntüler yer aldı ancak belgeselde Ko’nun adı da sosyal geçmişi de açıklanmadı.

Dr. Cheong’a göre bu belgesel kamuoyuna açık biçimde yayımlanmadı. Haziran 2012’de yalnızca üst düzey parti yetkililerine gösterildi. Ancak daha sonra görüntüler sızdı ve kaçak USB bellekler aracılığıyla sıradan yurttaşlar arasında dolaşıma girdi.

Belgesel yayıldıkça halkın Ko Yong-hui’ye ilgisi arttı. Cheong’a göre rejim de tam bu nedenle belgeseli hızla toplattı.

Çünkü Ko Yong-hui’nin kim olduğu sorusu, yalnızca bir annenin hayatına ilişkin merak değildi. Bu soru, Kim Jong-un’un nereden geldiğini, hangi soya dayandığını ve rejimin anlattığı “kutsal kan” hikâyesinin ne kadar doğru olduğunu gündeme getirebilirdi.

Ko Yong-hui, 2004’te Paris’te bir hastanede meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Ölümü, Kuzey Kore devlet medyasında duyurulmadı.

Kim Jong-un nasıl veliaht oldu?

Ko Yong-hui’nin geçmişi rejim için sorunluydu. Üstelik Kim Jong-un, Kim Jong-il’in resmi eşinden değil, evlilik dışı ilişkisinden doğmuştu. Buna rağmen iktidarı devralan isim o oldu.

Kim Jong-il’in resmi eşi Kim Young-sook’tan iki çocuğu vardı, ancak ikisi de kız çocuğuydu. Bu nedenle haleflik sürecinde öne çıkmadılar.

Kim Jong-il’in Ko dışında iki ilişkisi daha vardı: Sung Hae-rim ve Kim Ok. Kim Ok’un çocuğu olmadı. Sung Hae-rim’den olan oğlu Kim Jong-nam ise bir dönem varis olarak görülüyordu.

Kim Jong-nam uzun yıllar yurt dışında eğitim gördü, İngilizce ve Fransızca biliyordu. Ancak hanedan tipi iktidar devrini sorguladığı ve reform yanlısı görüşler dile getirdiği için gözden düştü. Kumarhanelere yaptığı ziyaretler ve lüks yaşam tarzı da imajını zedeledi.

Kim Jong-nam, 2017’de Malezya’da sinir gazıyla zehirlenerek öldürüldü.

Kim Jong-un’un ağabeyi Kim Jong-chul da vardı. Ancak eski diplomat Ryu Hyun-woo’ya göre Kim Jong-chul, ağır afyon bağımlılığı nedeniyle varis olarak değerlendirilmedi.

Böylece Kim Jong-il’in en küçük oğlu Kim Jong-un’un önü açıldı.

Ko Yong-hui oğlunu tahta hazırladı mı?

Yazar Anna Fifield, “The Great Successor: The Secret Rise and Rule of Kim Jong Un” adlı kitabında Ko Yong-hui’nin Kim Jong-un’u haleflik için aktif biçimde hazırladığını yazıyor.

Fifield’a göre Ko, kız kardeşinin tavsiyesiyle hareket etti. Bu tavsiyeye göre Ko’nun oğullarından biri lider olmazsa aile büyük risk altına girebilirdi.

Kim Jong-un kısa sürede babasının favorisi haline geldi. Uzmanlara göre bunda liderlik hırsı, rekabetçi yapısı ve babasına benzerliği etkili oldu.

Kim Jong-un da ağabeyi Kim Jong-nam gibi bir dönem İsviçre’de eğitim gördü. Ancak Kim Jong-nam’a kıyasla dış dünyadan çok daha fazla yalıtılmış bir hayat sürdü.

Kim Jong-il 2011’de öldüğünde Kim Jong-un 27 yaşındaydı. Buna rağmen iktidarı devraldı ve Kuzey Kore’nin üçüncü kuşak lideri oldu.

Doğum günü neden ulusal bayram değil?

Kim Jong-un’un annesiyle ilgili sır perdesi bugün de devam ediyor. Uzmanlara göre bu sessizlik, Kim Jong-un’un doğum gününün neden dedesi Kim Il-sung ve babası Kim Jong-il’in doğum günleri gibi ulusal bayram ilan edilmediğini de açıklayabilir.

Çünkü doğum gününün resmen yüceltilmesi, dikkatleri annesine, doğumuna ve çocukluğunu neden Pyongyang dışında geçirdiğine çekebilir.

Ko Yong-hui, meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetti.

Bu durum, Kim Jong-un’un eşi Ri Sol-ju’yu kamuoyuna erken dönemde ve görünür biçimde tanıtmasının nedenlerinden biri olarak da yorumlanıyor.

Güney Kore istihbaratına göre Ri Sol-ju, Pyongyang’da üst-orta sınıf bir aileden geliyor. Prestijli bir sanat topluluğunda şarkıcılık yaptı ve gençliğinde Çin’de klasik müzik eğitimi aldı. Bu geçmiş, Kuzey Kore açısından “iyi songbun” göstergesi olarak kabul ediliyor.

Yoji Gomi’ye göre Kim Jong-un’un eşi Ri Sol-ju’yu ve kızı Kim Ju-ae’yi erken dönemde kamuoyuna göstermesi, annesinin kökenleri etrafındaki “eksiklik” hissinden kaynaklanmış olabilir.

Bir başka deyişle Kim Jong-un, annesinin hiçbir zaman sahip olamadığı görünürlüğü kendi ailesine vermiş olabilir.

Peki bu sır rejimi sarsar mı?

Kim Jong-un’un annesinin kökenlerinin Kuzey Kore içinde açıkça bilinmesi halinde ne olacağı sorusu, uzmanlara göre rejim açısından son derece kritik.

Eski diplomat Ryu Hyun-woo, Ko Yong-hui’nin Japonya’daki Koreli topluluktan geldiğinin öğrenilmesinin, yalnızca Kim Jong-un’un kişisel meşruiyetini değil, Kuzey Kore’deki hanedan sisteminin temelini de sarsabileceğini söylüyor:

“Annesinin Japonya’daki etnik Korelilerden olduğu bilinirse, bu yalnızca onun meşruiyetini sarsmakla kalmaz; kalıtsal sistemi de kökünden istikrarsızlaştırır.”

Ryu’ya göre bunun Kuzey Kore toplumu üzerindeki etkisi çok daha büyük olur:

“Kuzey Kore toplumu üzerinde nükleer bomba etkisi yaratır.”

Kim Jong-un’un annesinden hiç söz etmemesinin nedeni de tam olarak burada yatıyor olabilir. Çünkü Ko Yong-hui’nin hikâyesi, yalnızca bir annenin saklı biyografisi değil; Kuzey Kore rejiminin üzerine kurulduğu “kutsal soy” mitinin en zayıf halkalarından biri.

Kaynak: BBC

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş