Gürkan Çakıroğlu yazdı | Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babaları: Bahçeli, Öcalan, Erdoğan

Kendi halkının kanını emen ilkel milliyetçiliğin şovenist aparatları, halkın kanı ile barışın önüne set kurma peşindeler. Onlarca kardeşini katledene, kundaktaki bebeği boğdurana padişahım çok yaşa diyenler bugün kalkmış barışı baltalama peşindeler. Örgüte taraftar kazandıran örgütten çok devletken devlet terörünü yok sayanlar, süreci lanetleyerek barışa engel olma peşindeler. Dün Atatürk’e geri adım attıranlar bugün Erdoğan’a adım attırmama peşindeler. Onlar aslında Misak-ı Milli’yi engellemenin ve 1000 yıllık Türk-Kürt kardeşliğini yok etmenin peşindeler. Siyasal islamcılar İslam’dan ne kadar uzaksa bu ilkel ve şovenist milliyetçiler de maalesef Türklükten bir o kadar uzaklar. Türk’e, Türk milletine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne zerre miskal faydaları yok.

Bahçeli, Öcalan, Erdoğan, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babaları
Gürkan Çakıroğlu yazdı: Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babaları

Ve bu faydasızlar, 1923’de ilan edilen Cumhuriyet ile değil de 1925’de kurulan rejim ile övünürler daha çok. Cumhuriyet’in değil rejimin propagandasını yaparlar. Övündükleri rejim ise hem köksüzdür hem de kökleri koparmakla övünür. Hal bu iken 100 yıl sonra bugün; devrimle değil belki ama evrimle söz konusu rejimi ezerek değil aşarak tasfiye etme ve Cumhuriyet’in dar çatılan çatısını genişleterek, onu demokrasi ile taçlandırma fırsatı var önümüzde. Başarabilirsek eğer istikamet Türkiye Yüzyılı olacak. Ve Türkiye yüzyılının, yani Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babaları Bahçeli, Öcalan ve Erdoğan olacak.

Bu anlamda geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İmralı heyeti arasında gerçekleşen görüşme ve heyetin bugün Öcalan’a yapacağı ziyaret önemli bir eşiğin daha aşıldığını gösteriyor. Bu zamana kadar Cumhurbaşkanı sıfatı ve devlet adamı kimliği ile gayet tabii sürecin her aşamasında olan Erdoğan’ın bugün artık AK Parti Genel Başkanı ve siyasi bir lider olarak da topa girmeye niyetlendiğini görüyoruz. Bu çok önemli. Zira bu olmadan sürecin başarı ile nihayete erme ihtimali yoktu. Artık var.

Bu tarihi adımla birlikte meselemiz artık PKK mensuplarının geri çekilmesi olmaktan çıkmış, meselemiz artık PKK mensuplarının geri dönmesi olmuştur. Zira silahlar susacak madem, o halde Anadolu çocuklarının evlerine dönme vakti gelmiş demektir. Bu eve dönüş ne bir taraf için zafer ne de diğer taraf için bir boyun eğmedir; bu eve dönüş 1000 yıl önce başlayan birlik ve beraberliğimize açılan bir parantez olan 200 yıllık çatışma döneminin sona ermesi ve kaldığımız yerden yine birlik ve beraberlik içinde devam edeceğimiz anlamına gelmektedir.

Artık Kürt meselesinin çözümünde devlet ile hükümet arasındaki ayrışma minimal düzeye inmiştir. Düne kadar devletleşen hükümetlerden bahsetmek mümkünken bugün artık hükümetleşen bir devletten bahsediyoruz. Bu sebeple bahane üretecek zaman değildir. Liderlik göstermesi gereken kişi artık Erdoğan’dır. Zira Bahçeli ve Öcalan üzerlerine düşeni fazlasıyla yapmışlardır. Yapmaya da devam etmektedirler. Siyaseten silkinmesi gereken, siyaseten üzerindeki ölü toprağını atması gereken Erdoğan’dır. Zira artık terör dönemi bitmiş ve korkuya dayalı siyaset yerini rızaya dayalı siyasete bırakmıştır. Erdoğan için at da meydan da vardır. At binenin kılıç kuşananındır.

Günü gelmiş düşünceden daha kuvvetli bir şey yoktur. Barışın günü bugündür. Barışın artık yarını yoktur. Kin ile kibir ile kompleks ile bu sorun çözülemez, çözülemedi. Hakikati gözetmeyenler hakka girecek, yenilenmeyenler yenilecek. Kürt var, Kürtçe var! Bu yüzden diyoruz Türkiye’de Kürtçe, Balkanlardan Çin Seddi’ne Türkçe. Hukuk devleti Kürtlerle, Türk devrimi Kürtçe ile ve Türkiye yüzyılı Kürt modernizasyonu ile mümkün.

Bu anlamda MHP’ye çok iş düşüyor. Zira Türk milliyetçiliği ilkel bir halden demokratik bir hale inkılap etmek zorunda. Aksi halde Türklerin kendilerine vurulan prangaları kırmaları ve özgürleşmeleri mümkün değil. Bu da Türkiye yüzyılının önündeki en büyük engellerden birisi. Milliyetçilik mazi ile ati arasındaki dengedir. Milliyetçilik kültürünü, dilini muhafaza etmek ve geliştirmektir. Milliyetçilik tarihini bilmek ve ondan dersler çıkararak yarına yol almaktır. Bu anlamda milliyetçilik bir milletin bel kemiğidir. Türk milliyetçileri “İl gider töre kalır” düsturuna dönmeden Türkiye yüzyılı mümkün değil.

Dün bizim Arap ve Fars’a koyduğumuz direnci bugün Kürt bize ve onlara koyuyorsa eğer, Türk’e yaraşan buna itiraz etmek değil bunu tahkim etmektir. Zira Türk’ün destansı yolculuğu bu direnç üzerine şekillenmiştir. Asırlar boyunca asimile olmaması ve asimile etmemesi bu düstur üzerinedir. Tahta kılıcın çeliğe galip gelmesinin altında yatan sır budur. Uyur idik uyanmamız, aslımızı unutturdular hatırlamamız lazım.

Ne düzenle uzlaşmak ne de düzeni ezmektir maharet, maharet düzeni aşmaktır. Türk boyları ile Kürt aşiretleri arasında 1000 yıl önce başlayan ittifakı yaralayan 200 yıllık çatışmanın sona ermesi için tarihi bir fırsat var önümüzde. 22 Ekim, 1925’in bütün ezberlerini bozdu, putları yıktı. 27 Şubat onu tahkim ederek Büyük Ortadoğu Projesi’ni parçaladı ve yeni bir çağın başlangıcını müjdeledi. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılının kurucu babaları biri hariç üzerlerine düşeni yaptılar. Sıra artık Beştepe’de. Zira mühür kimde ise Süleyman odur. Üzerine düşmeni yapması gereken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.