AKP, MHP ve DEM Parti’den oluşan üç kişilik heyetin İmralı ziyareti sonrası komisyon toplandı. Bu toplantıda Öcalan ile görüşmenin özet tutanağı okundu.

TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu TBMM Tören Salonu’nda 19’uncu toplantısını gerçekleştirmek üzere toplandı. Bu toplantı, AKP, MHP ve DEM Parti’den oluşan üç kişilik heyetin İmralı ziyareti sonrasında yapıldı. Meclis’te Öcalan ile görüşmenin özet tutanağı okutuldu.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ve koordinatör üyelerin yaptığı değerlendirme görüşmesi sebebiyle 35 dakika gecikmeli başlayan toplantının ilk oturumunda partilerin hazırladıkları süreç raporlarının görüşüleceği duyuruldu.
Açılış konuşmasını yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, sürecin çok hassas bir noktaya geldiğini ifade etti, “Söylenen her bir sözün normal zamanda söylenen sözlerden kat kat daha tesirli olduğu, hiç beklemediğiniz çevrelerde beklemediğiniz şekilde olumlu ya da olumsuz etki ettiği bir sürece giriyoruz. Dolayısıyla bin düşünüp bir konuşmanın gerektiği günlere giriyoruz. Herkesin sürecin bu en hassas dönemini siyasi pozisyonlarının malzemesi haline getirmemesi lazım” dedi.
Kurtulmuş, komisyonda dinleme faslının tamamlandığını ifade etti, “Bundan sonraki süreçte raporlama safhasına geçiyoruz. Komisyon çalışmalarından sonra kendi açımızdan gördüğümüz, mümkünse müşterek kanaatlerimizi paylaştığımız bir raporu hazırlamayı ümit ediyorum. Böylece bu raporun hazırlanmasıyla birlikte bu tarihi süreç çok önemli bir eşiği daha atlatacak” diye konuştu.
Murat Emir CHP’nin raporunu özetledi
Kurtulmuş’un ardından söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP olarak sürece katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi. Hazırlanacak komisyon raporunun bir konuya sıkışmaması ve geniş bir rapor olması gerektiğini belirten Emir, partisinin hazırladığı 17 sayfalık rapora dair bilgi verdi.
Murat Emir, partisinin Demokratikleşme Yol Haritası’ndaki yer alan ana başlıkları şöyle sıraladı:
1. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanması amacıyla idari ve siyasi engellerin kaldırılması
2. Toplumsal barışın inşası için anayasada düzenlenen hak ve özgürlüklerin kullanılmasını engelleyen idari ve siyasi uygulamalara son verilmesi
3. Kürt sorununun çözümü için demokratik siyaset ortamının oluşturulması
4. Yerel yönetimlerde kayyım uygulamasına son verilmesi
5. Siyasetin yargı aracılığıyla dizayn edilmesi ve toplumsal muhalefetin sindirilmesi amacıyla Anayasaya aykırı olarak yapılan tutuklama ve davalara son verilmesi
6. Cumhurbaşkanına ve Kamu Görevlisine Hakaret suçlarının yürürlükten kaldırılması ve Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiili Saldırı Suçunun yeniden düzenlenmesi
7. İnsan haklarının geliştirilmesi ve korunması
8. Kadına ve çocuklara karşı şiddetle etkin mücadele
9. Yargı ve İnfaz Sistemindeki anti demokratik ve insan haklarına aykırı uygulamalara son verilmesi
10. Devletin inançlara karşı tarafsız olduğu bir düzenin hayata geçirilmesi
11. Güvenlik güçlerinin ve güvenlik bürokrasisinde çalışan sivil memurların özlük haklarının iyileştirilmesi.
“Önce İmralı görüşmesinin detayları paylaşılmalı”
Komisyonun TİP’li üyesi Ahmet Şık, görüşmenin tutanaklarına dair bilgiye sahip olmadan rapora dair öneride bulunmayı doğru bulmadığını ifade etti. Tutanakları gördükten sonra raporu tartışmanın daha sağlıklı olacağını kaydeden Şık, tutanakların tümünü görmek istediklerini ve kamuoyuna açık olmasını istediklerini de ifade etti. DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, İmralı görüşmesinin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen komisyona hiçbir bilgilendirme yapılmamasını eleştirdi. EMEP Milletvekili İskender Bayhan da sürecin başından bu yana güçlendirici katkı sunmaya çalıştıklarını ifade etti. Bayhan, komisyon raporunun gündeme alınması için İmralı görüşmesinin ayrıntılarının paylaşılması gerektiğini söyledi.

AKP: “Kayyım uygulamasının düşmesi gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz”
AKP milletvekili Mustafa Şen, AKP’nin komisyon raporunun 9 ana bölümden oluştuğunu ve komisyonun ismine ve ruhuna sadık bir metin olduğunu söyledi. Şen, örgütün kendi varlığına son verdiğine devletin ilgili birimlerinin somut delillerle kanaat getirmesiyle, devletin ilgili otoritesinin “bundan sonra terör yoktur” demesiyle Meclis’in süreç kapsamındaki kanunu çıkarılabileceğini belirtti.
Silah bırakanların hukuki durumlarına ilişkin yasal düzenleme önerilerinden bahseden Şen, “Örgüt üyeliği bir suç. Örgüt kendini feshettiyse suç ortadan kalkar” dedi. Mustafa Şen, aynı şekilde “yardım ve yataklık” suçunun da düşeceğini, yargılama devam ediyorsa da mahkemenin düşeceğini söyledi. Şen, bu suçlar kapsamında tahliye olanlara ya da hayata katılanlara 5 yıllık adli takip önerdiklerini de belirtti.
Şen, AKP raporunda demokratikleşme adımlarının daha da ileri götürülmesi önerilerinin de yer aldığını anlatırken, “Bu kapsamda seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, yerel yönetimler kanunu ve ilgili idari mekanizmaların daha da demokratikleştirilmesi” gibi öneriler sunduklarını söyledi.
AKP milletvekili Mustafa Şen, kayyum uygulamalarına ilişkin olarak da “Terör örgütü kendi faaliyetine son vermiştir. Dolayısıyla o sebeple bir belediyeye kayyım atanmışsa artık o uygulamanın düşmesi gerektiği kanaatimizi paylaşıyoruz” dedi.
“Örgüt kendisini tamamen feshettiğini ilan ettiğinde tüm engelleri çözeriz”
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, partisinin 116 sayfalık bir rapor hazırladığını ifade etti, “Raporumuzda siyasi ve hukuki değelendirmeler var. Daha çok, siyasi değerlendirmeler mevcuttur. Hukuki değerlendirmeler elbette bizim raporlarımızda değil komisyonumuzun hazırlayacağı müşterek raporda arz edilecektir” dedi. Raporun ağırlıklı olarak siyasi değerlendirmelerden oluştuğunu vurgulayan Yıldız, hukuki düzenlemeleri komisyonla ortaklaşarak oluşturacaklarını kaydetti.
Raporu son bir kez daha gözden geçirdikten sonra TBMM Başkanlığı’na sunacaklarını belirten Feti Yıldız, “Yasal düzenlemelerin yapılması için buranın altını çize çize söylüyorum; sahadaki durumun yani silahların teslim edilmesi, imha edilmesi, örgüt yapısının ve bağlı kuruluşların hangi nam adı altında olursa olsun tamamının kaldırılması lazım. Devletin emniyet birimleri tarafından bu hususun tespit edilmesi ve bu tespitlere binaen örgütün fiili varlığının sona erdiğini yetkililer resmi merciler tarafından ilan edilmesinden sonra önümüzde ne kadar engel varsa demokrasimizin önünde kardeşliğimizin önünde ne kadar engel varsa el birliğiyle çözelim” diye konuştu.
“İmralı’da Abdullah Öcalan’ı dinledik, çok olumlu geçti”
İmralı ziyaretini de değerlendiren Yıldız şöyle devam etti:
“Komisyonun kurulduğu günden beri, daha doğrusu sürecin başladığı günden beri güvenlik güçlerimizden hiçbirinin burnunun dahi kanamaması en büyük kazançtır. Bunun karşılığı kelimelerle tarif edilemez. Terörsüz Türkiye’ye karşı olanlar mutlak ve mutlak kandan beslenenlerdir. Hem milletimizin hem de bölge halklarının en temel insan hakkı elbette sağlanmalıdır. İtibarlı ve güvenli bir hayata ulaşması tüm bölgenin bir beklenti sayılmamalıdır. Artık adım atılmalıdır. Yeni yüzyıl yükseliş yüzyılı oldu. Aynı zamanda barış kardeşlik nişanesi kaderde kıvançta birlik olmalıyız. Bunun için Gazi Meclisimiz bu komisyonu kurdu ve günlerdir her kesimden insanları dinledik. En sonunda İmralı Adası’nda PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ı da dinledik. Peşin olarak şunu söyleyeyim; bu dinleme çok olumlu geçmiştir. Hiç negatif bir unsur yok içinde. İnşallah bu ülke tüm prangalardan kurtulacaktır ve önce bölgeye sonra da dünyaya hukuki nizamı dağıtacaktır diyorum.”
Özet tutanağı tartışması
Komisyon toplantısı 15 dakikalık aranın ardından yeniden başladı. Toplantının ikinci bölümünde komisyonun İmralı’ya giden üç üyesi Feti Yıldız, Hüseyin Yayman ve Gülistan Kılıç’ın İmralı ziyareti gündeme alındı.
DEM Partili Meral Danış Beştaş, İmralı görüşmesine ilişkin özet paylaşım yapılmasının doğru olmayacağını, tutanakların tamamının paylaşılması gerektiği yönündeki görüşünü belirtti. Görüşmenin tutanaklarının kamuoyuna yansıtılması ve tüm üye milletvekilleriyle paylaşılması gerektiğini kaydeden Beştaş, “Öcalan’ın görüşlerini kamuoyunun bilmemesi süreci sakatlar, çalışmaları eksik kılar” dedi.
Beştaş’ın ardından söz alan Numan Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin teknik bazı bilgiler verdi. Kurtulmuş, İmralı ziyaretine ilişkin; “TBMM’den herhangi bir stenograf görüşmede yer almadı. Ziyaret tamamıyla MİT tarafından organize edildi. GÖrüşme de MİT koordinatörlüğünde yapıldı” dedi.
CHP’li Murat Emir ise özetin, özetleyen kişinin algısyla oluşacağını ve bunun doğru olmayacağını ifade etti. Emir, “Mutlaka ham tutanak gelmelidir. Bu parlamenter bir çalışma olmuştur. Meclis’ten bir heyet gitmiştir. Her üyenin bilmesi hem hakkıdır hem gereklidir. Tutanakların süzgeçten geçirilmesi doğru olmaz. Gereksiz yere kaygıları büyütür” dedi.
“Görüşmeyi öğrenmek istiyorsanız gelseydiniz”
Toplantının ikinci bölümünde ise komisyonun İmralı’ya giden üç üyesi üç üyesi MHP’li Feti Yıldız, AKP’li Hüseyin Yayman ve DEM Partili Gülistan Kılıç’ın İmralı ziyareti gündeme alındı. Görüşmeye ilişkin bir özetin okunacağını bildiren Kurtulmuş, “Saklanacak, gidecek hiçbir şey yoktur, İmralı’da konuşulan hiçbir siyasi konu gündem dışı bırakılmayacaktır” dedi.
Ancak muhalefet, “Okutacağınız özet, sizin özetiniz mi MİT’ten gelen özet mi? MİT’in sansürü ile mi görev yapacağız? Ham tutanaklar gelmeli, süzgeçten geçirilmesi doğru olmaz. Sadece halktan değil, temsilini üstlendiğiniz TBMM’den bile saklıyorsunuz” diyerek itiraz etti.
AKP ise İmralı görüşmesinin tutanaklarının tamamının okunması gerektiğini söyleyerek, “Özet okunursa barış karşıtlarının eline koz vereceğiz” diyen CHP’li Sezgin Tanrıkulu’na, “Öğrenmek istiyorsanız gelseydiniz” diye çıkıştı.
Komisyonda, Meclis Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt, İmralı tutanaklarının özetini okumaya başladı:
Meclis’te Öcalan ile görüşmenin özet tutanağı okutuldu
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 21 Kasım 2025 tarihli 18’inci toplantısında Komisyonda temsil edilen beş siyasi parti grubundan birer üyeden oluşacak bir heyetin İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gitmesi hususunda oylama yapılmış ve komisyonumuzun nitelikli çoğunluğuyla karar alınmıştır. CHP ve Yeni Yol partisi grupları heyete üye bildirmemiştir.
Bu kapsamda isimleri bildirilen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri Hüseyin Yayman, Feti Yıldız ve Gülüstan Kılıç Koçyiğit, 24 Kasım 2025 Pazartesi günü Adalet Bakanlığından alınan izin çerçevesinde İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na Abdullah Öcalan’ın beyanlarını almak amacıyla gitmiştir.
Bu görüşmede Abdullah Öcalan öncelikle yüzyıllık Türk-Kürt ilişki sistematiğine Sayın Devlet Bahçeli’nin sözleri ile büyük katkı sağladığını, kendisinin Cumhuriyet tarihinde ender görülen bir cesaret sergilediğini ve kendisine şükran duyduğunu ifade etmiş, yine bu süreçte gösterdiği cesaret için Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’a şükran ve teşekkürlerini beyan etmiştir.
Abdullah Öcalan, sürecin başından beri verdiği tüm sözlerin arkasında olduğunu, koşullar elverirse teorik ve pratik imkânlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu ifade etmiştir. Uzun bir şekilde tarihsel arka planı anlatmış ve Ziya Gökalp’e referans vererek Türk-Kürt kardeşliğinin önemine vurgu yapmıştır.
Abdullah Öcalan silahlı yöntemden ayrıldığını, siyasi yöntemi benimsediğini, 27 Şubat 2025 tarihinde yapmış olduğu çağrı çerçevesinde bütün yapıların, PKK’nın tüm bileşenlerinin, örgütsel varlıklarının dağıtılmasının ve silahlarını bırakmasının ilanının toplum tarafından iyi karşılandığını, halkın bu gelişmeyi takip ettiğini, kendisinin Suriye ve Irak’ta da etkili olduğunu ifade etmiştir.
“Ben Devlet Bey’in el sıkması ile başlayan süreç içinde verdiğim tüm sözlerin arkasındayım”
Bu noktada Feti Yıldız, Abdullah Öcalan’ın mahkûm olduğu davada şehit ailelerinin avukatı olarak kendisinin bulunduğunu hatırlatması üzerine Abdullah Öcalan, ‘Ben Devlet Bey’in el sıkması ile başlayan süreç içinde verdiğim tüm sözlerin arkasındayım’ demiştir.
Hüseyin Yayman’ın, buraya şehit ailelerinin hassasiyeti ile gelindiğini belirtmesi üzerine ise Abdullah Öcalan, her asker kaybının kendisi için trajedi olduğunu, asla sevinmediğini, bu gençlerin böyle ölmemesi gerektiğini söylemiş, ‘Türkiye’de ve bölgede kesinlikle çözüme ulaşmalıyız’ diye cevaplamış ve TUSAŞ eylemine üzüldüğünü belirtmiştir.
“Suriye’de SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymasının elzem olduğu söylenmiştir”
Kendisine ‘Lozan ve 1924 Anayasası öncesi döneme ait dilin kullanılması süreci zehirliyor’ denmiştir. Yine devamla en son Zap Bölgesi boşaltılırken örgüt mensuplarının elinde silah olması kamuoyunda infial yaratmış, ‘Bu konuda yapılan çağrıya PKK’nın tam uymadığı görülüyor’ denilmiş, Suriye’de SDG’nin 10 Mart mutabakatına uymasının elzem olduğu, Suriye konusunda kendisinin yeni bir açıklama yapması gerektiği söylenmiştir.
‘Bu devletin hepimizin devleti olduğu, silahı bırakın derken PKK’nın tüm bileşenlerini kapsadığı, PKK’nın Irak’tan çektiği güçlerini Suriye’ye gönderdiği yönünde gözlemler olduğu, bu durumun daha önceki açıklamalarla çelişki yarattığı’nın kendisine söylenmesi üzerine Abdullah Öcalan, PKK’nın sadece eldeki silahların değil, zihinsel olarak da silahların bırakılması gerektiğini ifade etmiştir.
Devamında iki halk arasında tarihsel bir kardeşlik bulunduğunu söylemesi üzerine Feti Yıldız, şehit haberleri geldiği dönemde bile kimsenin gidip bir Kürt komşusunun camını kırmadığını, bu kadar acıya rağmen Türk-Kürt düşmanlığının hiçbir zaman oluşmadığını belirtmiştir.
Bunun üzerine Abdullah Öcalan, kendisinin şehit ailelerine saygıyla baktığını, acılarının ne kadar büyük olduğunu bildiğini beyan etmiş, Devlet Bahçeli’nin konuşmasında hatırlattığı ‘Ben devlete hizmet etmeye hazırım’ sözünü hatırlatıp buyur demesine karşılık olarak sözlerinin arkasında olduğunu, koşullar el verirse ve iletişim imkânı artırılırsa teorik ve pratik imkânlarının bunu gerçekleştirmeye müsait olduğunu yenilemiştir.
27 Şubat açıklamasına yönelik olarak süreçte geçen bir yılı başarılı gördüğünü, bu dönemde hiç şehit verilmediğini, çatışma çıkmadığını ifade etmiş, böylelikle büyük bir politik açılımın sağlandığını, bu kapsamda kamuoyunda olan desteğin arttığını, ilerleyen süreçte kamuoyunun aklında olan bazı soru işaretlerinin giderileceğini de düşündüğünü söylemiştir.
“Abdullah Öcalan, pozitif hamleler ve adımlar peşinde olduğunu ifade etmiştir”
Tarihsel gerçekliği bilen bir heyet olarak terörsüz Türkiye gerçekleşecekse Türkiye’nin pratik ve somut adımları bekliyor olduğunun söylenmesi üzerine Abdullah Öcalan, pozitif hamleler ve adımlar peşinde olduğunu ifade etmiştir.
Somut adımlar konusunda bir direnç bulunduğunu çünkü örgütün merkezini Kandil’den Suriye sahasına taşımasının sorunu çözmediği ifade edilmesi üzerine, kendisinin (Abdullah Öcalan) örgütün lideri olarak her saha için kesin talimat vermesi gerektiğini, bu adımlar gerçekleştiğinde yeni bir iklimin oluşacağını ifade etmiştir.
Abdullah Öcalan ayrıca, ‘Bu soruyu defaatle sordunuz’ diyerek, sözlerinin arkasında olduğunu, sürecin başarıya ulaşması için tüm gayretini ortaya koyduğunu, imkânlar ölçüsünde de gayret göstermeye devam edeceğini ifade etmiştir.
27 Şubat çağrısında ayrı devlet olmadığını, federasyon olmadığını, idari özerklik olmadığını, kültüralist çözümler olmadığının hatırlatılması üzerine Abdullah Öcalan ‘Evet öyle’ diyerek onaylamıştır.
Hüseyin Yayman tarafından Suriye konusunda sorulan sorulara; SDG’nin 10 Mart’ta anlaşma yaptığı, anlaşmanın 8 madde olduğu, bunları esas aldıklarını, Suriye başta olmak üzere bölgedeki İsrail’in hamlelerine karşı çok dikkatli olunması gerektiğini, Suriye için üniter yapı ve yerel demokrasi benimsediğini söylemiş, yerel savunma gücünün olup olmayacağını sorusuna cevap olarak, ‘savunma gücü yok, asayiş kapsamında güçler, yani polis gibi’ cevabını vermiştir.
Bu coğrafyada Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk yaşayamayacağını belirterek uzun bir tarihsel anlatımda bulunmuş ve Sultan Sencer’e referansla bu birlikteliğin tarihsel önemine vurgu yapmıştır.
“Darbe mekaniği etkili oldu”
Reel sosyalizm düşüncesini 1995’ten beri terk ettiğini, zihinsel dönüşümün sancılı bir süreç olduğunu, normalde PKK’yı 1993’te feshetmesi gerektiğini söylemiş ancak her seferinde bir elin bu girişimini sabote ettiğini ifade etmiştir. Bu sabotaj sürecini darbe mekaniği olarak tanımlamış, 1993’ten günümüze Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ile dolaylı görüşmelerinin nihayete erememesinde de bu darbe mekaniğinin etkisinin olduğunu belirtmiştir.
“‘Ferhat Abdi Şahin’i tanıyor musunuz’ sorusuna kendisine bağlı olduğunu söylemiştir”
‘Ferhat Abdi Şahin’i tanıyor musunuz, talimatınızı dinler mi?’ sorusuna cevap olarak Abdullah Öcalan, kendisine yakın kişilerden biri olduğunu, kendisine bağlı olduğunu söylemiştir.
Kendisine, Türkiye için hiçbir zaman gerçekleşmeyecek iddialarda bulunmanın süreci sabote etmek olacağını, buna dikkat etmek gerektiğini belirten ifadelerde bulunulmuştur.
Gülüstan Kılıç Koçyiğit’in ‘Sizi çok sağlıklı ve zinde gördüm. Kadın hareketiyle ilgili söyleyeceğiniz hususlar var mıdır?’ diye sorması üzerine, Abdullah Öcalan, selamlarını iletmiş ve görüşme tamamlanmıştır.”
KAYNAK: T24 & ANKA








