Ahmet Şık yazdı – Taht savaşları kızışıyor (2): Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Herkeste şaşkınlığa yol açan Mehmet Akif Ersoy’un tutuklandığı operasyonun, her ne kadar kendisi çark etmiş olsa da siyasi olduğuna kuşku yok. Ersoy’u hapse gönderip yakın arkadaşı Furkan Torlak’ı istifaya zorlayan operasyon daha kaç kurban alacak, henüz bilmiyoruz. Ancak erkek bir bakan yardımcısı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden bir kadın danışmanın da istifa edeceği iddiaları sızdırıldı. Ersoy’un kendisine yönelik operasyonu engellemek için Ankara’ya geldiği 2 Aralık günü, istifa edeceği öne sürülen bakan yardımcısının da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettiğini belirtelim. Söz konusu uyuşturucu operasyonları kapsamında tutuklanacağı öne sürülen, ülkücü kimliğiyle bilinen avukat Serkan Toper’in MHP’nin araya girmesiyle soruşturmadan çıkarıldığı iddiaları da dikkate alındığında, MHP’den bir koruma zırhı talep etmek mantıksız görünmüyor.

Akdağ’ın yeğeni Büşra Dinçer de ifade verenler arasında

Soruşturmada Mehmet Akif Ersoy aleyhinde ifade verenler arasında eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yeğeni Büşra Dinçer ve eşi Süleyman Dinçer de bulunuyor. Ersoy’un genel yayın yönetmeni olduğu dönemde Habertürk’te çalışan Büşra Dinçer’in ifadesinde neler söylediğini bilmiyoruz. Ancak iddialara göre Büşra Dinçer’in, ekran önünden alınarak masa başında görevlendirilmesi üzerine Ersoy ile aralarında husumet çıktığı, Habertürk çevresi tarafından dile getiriliyor. İddiaya göre Ersoy odasında, Büşra Dinçer’i “çirkin” bulduğunu ifade ediyor ve ekrana yakışmadığını söyleyerek mobbing uyguluyor. Bir diğer iddiaya göre de Ersoy, Ankara’ya şikâyet etmesi üzerine Dinçer’in işine son veriyor.

Mahkeme sorgusunda Dinçer çifti ile ilgili yöneltilen bir soruya Ersoy, “Süleyman Dinçer ile 2011 yılında sektörden dolayı tanıştım. 2024 yılında hasmım oldu. Sebebi de eşi Büşra Dinçer’i işten çıkarmamdır. Süleyman ve Ufuk (Tetik) ile asla herhangi bir ticaretim olmadı. Aramızda bir para muhabbeti de geçmedi” yanıtını verdi. Ne dediklerini bilinmese de Büşra ve Süleyman Dinçer çifti de Ersoy hakkında olumsuz ifade verenler arasında yer aldı.

Operasyonun siyasi olduğu kuşkuları nasıl doğdu?

Sabah ve Takvim gazetelerini de bünyesinde barındıran Turkuvaz medya grubunun operasyonu kamusal alanda tartıştırmaya devam ettiren haberleri ve bazı yazarlarının sosyal medyadaki paylaşımlarının operasyonun siyasi olduğuna dair kuşkuları beslediğini ilk yazıda ifade etmiştik.

Yayın grubunun gazeteleri konuyla ilgili haberleri şehvetli bir biçimde aktarırken Sabah yazarlarından Dilek Güngör, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla, deyim yerindeyse Mehmet Akif Ersoy’un mezarına beton dökenlerin başında yer aldı.

Dilek Güngör, 11 Aralık’ta sosyal medya hesabından Mehmet Akif Ersoy’la birlikte kalabalık bir erkek topluluğunun göründüğü bir fotoğrafı paylaştı. Güngör fotoğraflı paylaşımına, “Vay. Kimler kimlerle beraber? Habertürk’teki uyuşturucu operasyonuna bu ‘derin’ fotoğraf damga vuracak. Gizli tanık ifşa etmiş. Duyduğuma göre, Ela Rümeysa Cebeci’nin telefon kayıtları da ekonomi, spor, siyaset, magazin dünyasında deprem yaratacak. Bu dosya siyasi Susurluk olmaya aday” diye yazmıştı.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Güngör’ün atıf yaptığı 1990’lı yılların karanlığındaki en önemli yapılanmalardan biri olan Susurluk çetesi açığa çıktığında Türkiye kontrgerillasını ve devlet içi çeteleşmeyi ortaya sermişti. Güngör’ün bir yurttaş ve gazeteci olarak devlet içi çeteleşmelere karşı olup olmadığına ya da temel hak ve özgürlüklerin sağlanmasına dair mücadelelere ne kadar katkı verdiğine dair bir fikrimiz yok. Ancak mevcut konumunu koruyabilmesinden, destekçisi olduğu iktidarın 25 yıllık serüveninde yaşatılanlara sessiz kaldığını söylersek haksızlık etmiş olmayız.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP'yi neden yakından ilgilendiriyor?
Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Doğum günü fotoğrafındaki isimler kim?

Hâl bu iken bir doğum günü kutlamasında çekilen ve hedef alınan Mehmet Akif Ersoy’un sosyal medya hesabında da paylaştığı bir fotoğraftan yola çıkarak Susurluk benzetmesi yapması aba altında gösterilen bir sopa olduğu kuşkusunu uyandırıyor. Çünkü Güngör’ün “çete” gibi iddialı bir atıf yaparak mesaj ilettikleri muhataplarının kimler olduğu fotoğrafta yer alanların kimliklerinde gizli.

Mehmet Akif Ersoy’un dört yıl önceki doğum günü kutlamasında çekilen bu fotoğrafta kimi gazetecilerin yanı sıra siyaset ve bürokrasiden de isimler yer alıyordu. “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım”, “siyasal ve askeri casusluk” suçlamalarıyla gözaltına alınıp “rüşvet” suçlamasından 14 Ağustos’ta tutuklanan avukat Rezan Epözdemir fotoğrafta yer alanların içinde en tanınan isim.

Ahmet Şık yazdı - Taht savaşları kızışıyor (1): Mehmet Akif Ersoy olayının görünen ve görünmeyen yüzleri
Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Gazeteciler Fuat Kozluklu ve Emrullah Erdinç ile aynı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Mahzen Medya’nın sahibi prodüktör Tolga Aykut da medya dünyasından bilinen isimler. Bilinmeyen bir nedenle uzun süredir sessizliğe gömülen eski Başbakan Binali Yıldırım’ın kardeşi İlhami Yıldırım da fotoğrafta yer alıyor.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Uzun süre Türk Kızılay İstanbul Şube Başkanlığı’nı yürüten İlhami Yıldırım, 2015’te İstanbul Çekmeköy’de silahlı saldırıya uğramış ve şoförü vurularak yaralanmıştı. Tutuklanmasından sonra, arkadaşı Mehmet Akif Ersoy ile ilgili kendi sosyal medya hesabında yer alan paylaşımlarını silen Yıldırım, BirGün gazetesinden Timur Soykan’a açıklama yaptı.

Yazısında, “Sabah yazarının işaret ettiği fotoğraftaki dikkat çekici isimlerden biri de eski Başbakan Binali Yıldırım’ın kardeşi İlhami Yıldırım. Bu durum Binali Yıldırım’ın da hedef alındığı ihtimalini doğuruyor” diyen Soykan, İlhami Yıldırım’ın, Çekmeköy’de tartışmalı ihaleler alan bir gayrimenkul şirketinin sahibi olduğu iddiasını da dile getirdi. Soykan’a yaptığı açıklamada Ersoy’u çok uzun zamandır tanıdığını belirten Yıldırım, “Şimdi ‘Onu tanımıyorum’ diyecek halim yok. Ben Mehmet Akif’in iddia edilen yönlerini hiç görmedim, böyle bir tanıklığım olmadı. Ancak böyle bir fotoğrafı ‘Susurluk gibi’ sunmak art niyettir. Siyasi bir amaçla bunu yaptıklarını düşündürüyor. Ama fotoğraftaki herkesi suçlu gibi sunmak hiç doğru değil” dedi.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Fotoğrafta sadece İlhami Yıldırım ile sınırlı olmayan siyasiler arasında MHP’li isimler bir hayli yer tutuyor. Dönemin MHP İstanbul İl Başkanı ve partinin şu anki MYK üyelerinden Birol Gür ve avukat Serkan Toper’in hangi partiden oldukları zaten sır değil. Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Tekeli de MHP’li olarak bilinen bürokratlardan. Fotoğraftaki MHP’li kalabalığı aslında aba altından gösterilen sopanın adresini de belirtiyor.

Cumhur İttifakı’nın bileşenleri olan AKP ve MHP arasında zaman zaman gerilimler olduğu bir sır değil. Zaman zaman Bahçeli’nin sürreal mesajlarıyla taraflar arasında kapanmayacak bir uçurum olduğuna dair muhalefet cenahından gelen kimi yorumlar fazla iddialı. Ancak özellikle Kürt meselesine dair yeni süreçte tarafların yaklaşım farklılıkları da göze çarpıyor. Sürecin önderliğini üstlenen Bahçeli, sürekli el yükselten açıklamalar yaparken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temkinli mesafeyi korumaya çalışan bir yaklaşım sergilediğini söylemek yanlış olmaz. En büyük gerilimin de bu nedenle olduğu iddialar arasında. Öte yandan eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş’in Ankara’da öldürülmesiyle ilgili açılan soruşturma ve davalarla MHP’nin rehin alındığı da söylenmişti. İddianın ne kadar gerçeği yansıttığı bilinmese de MHP’ye dönük “yargı tacizi” sadece Ateş suikastıyla ilgili değil.

Operasyonlar MHP’ye dönük mü?

Son dönemde gerçekleştirilen bazı operasyonların hedefinde MHP’lilerin bulunması kuşkuları güçlendiriyor. Kamuoyunda “Yenidoğan çetesi” olarak bilinen soruşturmada ruhsatları iptal edilen hastanelerden bazılarının sahipleri ve soruşturmaya ismi karışanlar MHP’liydi. Sahte diploma soruşturmasının merkezinde de MHP Mersin Milletvekili Levent Uysal vardı. MHP ile ilgili bir diğer ve en önemli yargı hamlesi ise savunma sanayisinde faaliyet gösteren Assan Group firması ile ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturmaydı. Şirketin sahibi Emin Öner ve Genel Müdür Gürcan Okumuş’la birlikte 10 kişinin 31 Ağustos’ta tutuklandığı soruşturmada şüphelilere “FETÖ silahlı terör örgütüyle irtibatlı olmak” ve “askeri casusluk faaliyetleri” suçlamaları yöneltildi.

Şirket tarafından yapılan açıklamada, suçlamaya konu edinilen belgelerin, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın talebi üzerine hazırlandığı, şirketin 2025, 2026 ve 2027 yıllarına ilişkin “üretim ve teslim planlama dosyası” olduğu belirtilmişti. 1985’te kurulan Kayseri merkezli şirketin temel faaliyet alanları arasında metal şekillendirme, kalıp üretimi ve savunma teknolojileri yer alıyordu. Şirket topçu mühimmatları, roket sistemleri, NATO ve Rus standartlarına uyumlu uçak bombaları, havan sistemleri ve enerjiktik malzemeler üretiyordu.

Sektördeki orta ölçekli bir şirket olarak bilinen Assan Group, önümüzdeki beş yıl içinde Türkiye savunma sanayisinin en büyük beş ihracatçısı arasında yer alma hedefinde olduğunu açıklamıştı. Bu hedefin gerçekleşmesindeki önemli isimlerden biri soruşturmada tutuklanan Gürcan Okumuş’tu. Okumuş, roket ve seyir füzeleri gibi stratejik projeler geliştiren TÜBİTAK SAGE (Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü) genel müdürü iken bir grup mühendisle birlikte Assan Group’a transfer olmuş ve şirket roket üretimine başlamıştı.

Cumhurbaşkanı’nın damadı Selçuk Bayraktar’ın rakibi olarak aynı alanda faaliyet gösteren Assan, Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi’ne (MKE) yönelik taahhütlerini yerine getirmeyerek büyük mali kayıplara sebebiyet verdiği gerekçesiyle 5 Mayıs 2025’te Assan kamu ihalelerinden men edilmişti. Assan, 30 Aralık 2022’de MKE ile imzaladığı anlaşma ile Ukrayna-Rusya savaşı öncesinde patlayıcı madde tedariki taahhüt etmiş ancak siparişi zamanında teslim edememişti.

Şirket ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ham maddenin Polonya devlet şirketinden tedarik edilerek teslim edileceğini garantilediğini belirterek, “Ancak Ukrayna-Rusya savaşı sebebiyle Polonya Hükümeti’nin aldığı bağlayıcı kararlar gereği, teslimat yapamayacaklarını bildirmiş. Bu durum 17 Şubat 2023’te gecikmeksizin MKE’ye aktarılmıştır” dedi.

Gürcan Okumuş ve bazı mühendislerin transfer edilmelerinin de suçlama konusu edildiği belirtilen açıklamada, kamudan ayrılan veya emekli olan personelin, özel sektör firmalarına geçişe dair hiçbir yasak bulunmadığı da belirtildi. Yani şirket, ihalelerden men edilmesinin nedeninin eski TÜBİTAK çalışanları olan Okumuş ve ekibinin transfer edilmesiyle ilgili olduğunu söylüyor.

Soruşturmayla birlikte Assan Group’a bağlı 10 şirkete Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kayyum atandı. “Savunma sanayi sırlarının sızdırılması, ticari sır hırsızlığı ve personel transferi” gibi suçlamaların yer aldığı soruşturmada, tutuklananlar arasında eski MKE Yönetim Kurulu Başkanı ve Assan Group Hukuk Danışmanı MHP’li İsmet Sayhan da vardı. MKE’den ayrıldıktan sonra Mart 2025’te Assan’a hukuk danışmanlığı yapmaya başlayan Sayhan’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) 2025-2027 top mermisi tedarik planlarını ve gizli fiyat bilgilerini WhatsApp üzerinden şirketin sahibi Emin Öner’e sızdırdığı iddia edildi. Bu soruşturmadan iki hafta önce, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “ülküdaşım” diyerek sahip çıktığı Selahattin Yılmaz da “silahlı suç örgütü kurup yönetmek” suçlamasıyla tutuklanmıştı. Yılmaz’ın, İBB soruşturmalarının itirafçısı Aziz İhsan Aktaş’a suikast hazırlığında olduğu öne sürülmüştü.

İddiaları kesin bir dille reddeden Yılmaz’la ilgili 17 Ağustos’ta Sabah gazetesinde “İBB çetesinin kiralık katil planı” başlıklı bir haber yayımlandı. Haberde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş’in Selahattin Yılmaz’a “Aziz İhsan Aktaş’ı susturun” talimatı verdiği iddia edildi.

Assan soruşturmasından tutuklanan İsmet Sayhan’ın, kendisi gibi MHP’li olan Selahattin Yılmaz’ın kurduğu iddia edilen suç örgütüyle bağlantılı olduğu da öne sürüldü. İddiaya göre İsmet Sayhan ve Selahattin Yılmaz MHP’ye yakın bazı isimlerle Assan’a yönelik engellemeleri ortadan kaldırmak için yargı üzerinden bazı girişimlerde bulunuyordu. Assan adına yürütüldüğü söylenen bu girişimlerle meselenin çözülmesi ihtimali savunma sanayisindeki kimi rakipleri için büyük bir sorun olacaktı. Önce bir düzmece suikast iddiasıyla Selahattin Yılmaz ardından da casusluk suçlamasıyla İsmet Sayhan tutuklandı, Assan şirketine de el konuldu.

Kenan Tekdağ’ın tutuklanması meselesi…

Bu arada Devlet Bahçeli’nin kendisinden “kahraman” diye söz ettiği ve tahliye edilmesinde rol oynadığı öne sürülen isimlerden biri olan ülkücü mafya lideri Kürşat Yılmaz da yeniden tutuklanacağı haberi üzerine ekim ayı sonunda yurtdışına kaçtı. “Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek, nitelikli yağma, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve tehdit” gibi suçlar nedeniyle 17 yıl cezaevinde kalan Kürşat Yılmaz, 2021’de tahliye olur olmaz MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etti. Can Holding ve Ciner grubuna yönelik soruşturmalarda gözaltına alınan Kenan Tekdağ’ın ev hapsi kararıyla çıkarılmasında da Bahçeli’nin girişimde bulunduğu iddia edildi.

Adli kontrol kararıyla serbest bırakılmasından sonra Bahçeli’nin geçmiş olsun telefonu açtığı Tekdağ, kısa süre sonra yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Tekdağ’ın avukatı, Ersoy’la ilgili soruşturmada tutuklanacağı dedikodusu yapılan ancak MHP’nin koruma sağladığı öne sürülen Serkan Toper’di. Odağında MHP’li isimlerin bulunduğu bu soruşturmalardan yola çıkarak Cumhur İttifakı’nın dağılacağına dair yapılan yorumlar, Mehmet Akif Ersoy’un doğum günü fotoğrafına “siyasi Susurluk” tanımı yapmak kadar abartılı. Ancak özellikle Kürt meselesiyle ilgili son sürece dair taraflar arasındaki yaklaşım farklılığına da bakarak bir bilek güreşinin yaşandığını söylemek yanlış olmaz.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Umut Evirgen operasyonun neresinde?

Söz konusu uyuşturucu soruşturmasının şu ana dek adı anılmayan şüphelilerinden birinin Umut Evirgen olduğu da iddialar arasında. Evlilikleriyle ve işlettiği sosyetik mekanlarıyla magazin camiasının yakından bildiği bir isim olan Evirgen’in soruşturmanın en başında şüpheli olarak ifadesi alınanlardan biri olduğu öne sürülüyor.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP'yi neden yakından ilgilendiriyor?
Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Evlilikleri ve sevgililik ilişkilerinin yanı sıra, “Gizli Kalsın” ismini verdiği sosyete mekanında yaşanan polisiye olaylarla önemli bir magazin figürü olan Umut Evirgen, geçmişte konu olduğu haberleri de düşününce dosyanın üzerinde tepinen yayın organları için ideal bir isimdi. Arda Turan tartıştığı şarkıcı Berkay’ı kafa atarak hastanelik etmesinden Ahmet Kural’ın bir kadının parmağını kırmasına kadar, Evirgen’in sahibi olduğu mekanda yaşanan olaylar, adına tezat biçimde gizli kalmayarak magazin basınına malzeme olmuştu.

2017 yılı Haziran’ında ilişkide olduğu oyuncu Tuba Büyüküstün’le birlikte kendilerini görüntüleyen gazeteciler, Evirgen’in korumaları tarafından tartaklanıp kameraları da silah zoruyla gasp etmişlerdi. Gazetecilerin şikâyeti üzerine Umut Evirgen ile korumaları Doğan Akbaş ve Ahmet Fatih Baltacı tutuklandı. Ancak ilk duruşmada, “kapalı alan fobisi” olduğu gerekçesiyle Evirgen tahliye edildi. Ayrıca Evirgen, “azmettirme” suçlamasından hakkında kesin ve inandırıcı delil olmadığı gerekçesiyle beraat etti. Diğer iki sanıktan sadece birisine “silahla tehdit” suçundan verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası verildi fakat bu ceza da ertelendi. Umut Evirgen 2023 Ocak ayında da iş insanı Ali Akın’ı, sahibi olduğu “Gizli Kalsın” isimli mekanda korumalarının yardımıyla döverek burnunu kırdığı için “yaralama” suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırılsa da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıyla yine kurtuldu.

Mehmet Akif Ersoy’un tutuklandığı uyuşturucu soruşturmasında ifadesi alınıp bırakılan Umut Evirgen hakkında şu ana dek herhangi bir şey yazılmadı. Soruşturmanın şüphelilerinden Ela Rümeysa Cebeci’nin savcılıkta bulunan ve şifresini de verdiği telefonundaki video ve mesajlaşmaların medyaya servis edildiği bir süreçte Evirgen’le ilgili bu gizlilik zırhının sağlanmasının nedeni bilinmiyor. Ancak “Set Kemal” lakaplı babası Kemal Evirgen ile Mehmet Ağar arasındaki yakın dostluk ilişkisine dikkat çekmek gerek.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP'yi neden yakından ilgilendiriyor?
Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Kemal Evirgen ile Mehmet Ağar arasındaki yakın dostluk ilişkisi

Sabah yazarı Dilek Güngör’ün bir doğum günü kutlamasından yola çıkarak atıf yaptığı “Susurluk çetesinin” beyni belki de Evirgen’e yönelik koruma zırhının arkasında olabilir. Sosyete kebapçısı olarak bilinen Kemal ve Kenan Evirgen kardeşler, 1999’da bir cinayet ve iki yaralamadan dolayı yargılanıp beraat etmişlerdi. Kemal Evirgen, kendilerini polise şikâyet ettiklerini düşünerek mekanlarında kavgaya tutuştuğu otoparkçı üç kardeşten birini öldürüp ikisini yaraladıkları için tutuklanmışlardı. 15 yıla kadar ağır hapis istemiyle yargılanan Kemal ve Kenan Evirgen “nefsi müdafaa” gerekçesiyle beraat etti.

Baba Evirgen hapiste iken dönemin Elazığ Bağımsız Milletvekili Mehmet Ağar ziyaretine gitmişti. Susurluk çetesi soruşturmalarında adı sıkça geçen ve Mehmet Ağar’a yakın olan mafya lideri Sami Hoştan da Evirgen’i ziyaret edenler arasındaydı. Mehmet Eymür’ün hazırladığı 1987 yılı tarihli 1. MİT raporunda Kemal Evirgen’den, “Mehmet Ağar’ın hemşehrisi kebapçı Set Kemal’in geçen kış Kürt İdris’in yeğeni Nihat’ı vurma hadisesi ile Kemal’in ağabeyi Kenan’ın bir kişiyi öldürme hadisesi, İstanbul polisince kapatılmıştır” diye bahsediliyordu.

Mehmet Akif Ersoy olayı MHP’yi neden yakından ilgilendiriyor?

Baba Evirgen’in 1980’lere uzanan ve MİT raporuna da konu edinilen Ağar’la dostluğu Umut Evirgen’e bir koruma zırhı sağlamış olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.