Yurtdışında yaşayan bazı araştırmacılar, akademisyenler ve öğrenciler, çözüm sürecine katkı sunmak için imza kampanyası başlattı.

Türkiye çözüm sürecindeyken, ülkeden ayrılmak zorunda kalan akademisyenler, araştırmacılar, öğrenciler ve emekçiler bir imza kampanyası başlattı. “Cumhuriyetin ikinci yüzyılında inşa edilmek istenen demokratik Türkiye inşası”na katkı sunmaya hazır olduklarını belirten sürgündeki akademisyenler, çağrı metninde “Yeniden inşa süreci yalnızca siyasal ve kurumsal reformları değil, aynı zamanda bilginin ve kültürün yeniden güçlendirilmesini de içerir. Bu birikimi paylaşarak, barışın toplumsal temellerinin sağlamlaşmasına ve sürecin daha kapsayıcı, sürdürülebilir olmasına katkı sunabiliriz” dedi.
“Kürt meselesine yönelik çözüm arayışına dair toplumsal bir umut doğurmuştur”
“Yeniden inşaya ortak olacağız” başlıklı metinde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’te DEM Parti milletvekilleriyle tokalaşması ve sürecin başlaması hatırlatıldı:
“Göç ve sürgün yıllarımız boyunca bilgi, araştırma ve deneyim alanlarında kazandığımız birikimi Türkiye’de adil, çoğulcu ve kalıcı bir barışın toplumsal temellerini güçlendirmek amacıyla paylaşmaya hazırız. Son dönemde ortaya çıkan tablo, Kürt meselesine yönelik çözüm arayışına dair toplumsal bir umut doğurmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye’nin huzuru ve kardeşliği için yeni bir dönemin kapıları aralanıyor’ sözleri, siyasal iradenin bu alanda yeni bir yönelim arayışına işaret etmektedir. Ancak bu yönelimin kalıcı ve meşru bir zemine oturabilmesi, sürecin demokratik kurumlar, hukuk devleti ilkesi ve eşit yurttaşlık anlayışı temelinde ilerlemesine bağlıdır.”
“Gerçek bir çözüm süreci, kurumsal güvenin yeniden inşasını zorunlu kılmaktadır”
Metinde, siyasi davalara da değinildi, Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yönelik müdahaleler hatırlatıldı, “Özellikle yaklaşık on yıldır sonuçlanmayan davalar, yargısal sürecin kendisini fiilen bir ceza mekanizmasına dönüştürmekte; hukuk sistemine ve toplumsal adalet duygusuna olan güveni zedelemektedir. Bununla birlikte, son dönemde CHP’ye yönelik uygulanan anti-demokratik baskılar, yerel yönetimlere müdahaleler ve siyasal muhalefetin yargısal yollarla sınırlandırılması, yalnızca çoğulculuk ilkesine değil, aynı zamanda Kürt meselesi sonrasında oluşturulacak demokratik kurumsallığın niteliğine de zarar vermektedir. Gerçek bir çözüm süreci, bütün toplumsal kesimlerin eşit katılımını ve kurumsal güvenin yeniden inşasını zorunlu kılmaktadır” denildi.
“Türkiye’nin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazırız”
Metnin devamı şöyle:
“Diasporadaki birikmiş araştırma sermayemiz, akademik üretimimiz ve sivil diplomasi deneyimimizle Demokratik Türkiye’nin yeniden inşasında etkin bir paydaş olmaya kararlıyız. Yeniden inşa süreci yalnızca siyasal ve kurumsal reformları değil, aynı zamanda bilginin ve kültürün yeniden güçlendirilmesini de içerir. Bu birikimi paylaşarak, barışın toplumsal temellerinin sağlamlaşmasına ve sürecin daha kapsayıcı, sürdürülebilir olmasına katkı sunabiliriz.
Bir kez daha, Sırrı Süreyya Önder’in ‘barışın kaybedeni olmaz’ ifadesini ve Selahattin Demirtaş’ın 8 Kasım 2025 tarihli açıklamasında vurguladığı gibi, ‘Hiç kimse durduğu yerden bir adım bile atmazsa, yeni ve yaratıcı çözüm odakları oluşturulamaz’ sözlerini hatırlatıyoruz.
Bu sözlere karşılık, diasporaya yönelik çağrıda bulunan tüm kesimlere ithafen, diaspora ve sürgünde yaşayan farklı toplumsal ve siyasal kesimlerden araştırmacılar, akademisyenler, sanatçılar, muhalifler, politik aktörler ve emekçiler olarak, demokratik, anayasal ve hukuki güvencelerin teminat altına alınması koşuluyla, bu adımı atmaya ve demokratik bir Türkiye’nin yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazırız.”
İmzalamak için tıklayabilirsiniz.








