Göksel Göksu yazdı: Gülşah Durbay’ın yarım kalan hikâyesi ile yüzleşmek…

Gülşah Durbay için neden üzülüyoruz hiç düşündünüz mü?

Bu ülkenin çoğu insanının adını bile bilmediği, Manisa’nın 166 bin nüfuslu Şehzadeler ilçesinin kadın belediye başkanı, nasıl oldu da on binlerin yüreğine aynı anda dokundu?

2014’te AKP’nin yüzde 40, MHP’nin yüzde 39 oy aldığı; CHP’nin ise yüzde 15’te kaldığı bir ilçede ne oldu da 31 Mart’ta tablo tersine döndü?

Muhafazakâr seçmen neden yön değiştirdi?

Şehzadeler halkı, tarihinde ilk kez mazbatayı neden 37 yaşındaki bir kadına teslim etti?

Daha önemlisi bugün biz Gülşah Durbay için neden üzülüyoruz, hiç düşündünüz mü?

Özgür Özel cenazede anlattı.

Gülşah Durbay için cenaze töreni düzenleniyor - canlı oku

Gülşah Durbay seçim öncesinde “Bir seçimi kazanmak için bir hikâyenin olması gerekir” diyormuş. O hikâyeyi, CHP Genel Başkanı’na kendi memleketinde seçim kazandırmak olarak yazdığı anlaşılıyor.

O hikâyeyi gülen gözleri, pozitif enerjisi, insanlara cömertçe saçtığı sevgiyle; bilgisi, birikimi, çalışkanlığıyla bezediği aşikâr. 

O sayede değiştirdi yaşadığı ilçenin siyasi belleğini, hem en genç hem de ilk kadın belediye başkanı seçildi…

Son sözlerinin “Çok acıklı bir hikâye yazdık değil mi?” olması ise geride bıraktığı ve siyasetteki erkek egemen, iki yüzlü anlayışı görünür kılan bir boy aynası gibi.

Bize düşen hep birlikte o aynaya bakmak, zihnimizle yüzleşmek. Ve şimdi yüzleşme zamanı…

Süreci izleyenler biliyor ama tekrar etmekte yarar var.

Seçimlerin ardından Gülşah Durbay’ın enerjisini tüketecek gelişmeler birbirini izledi. Önce kolon kanseri olduğunu öğrendi, apar topar tedavi süreci başladı.

Can derdine düşmüşken, karşısına siyasetin kirli yüzü dikildi.

İftiralarla boğuşurken buldu kendini

Sonunda dayanamadı; çareyi kamera karşısına geçmekte ve hastalığını ifşa etmekte buldu. Aslında buna mecbur bırakıldı, o dayatmayı da şu sözlerle ifade etti:

“Biz kadınlar bu toplumda sadece fiziki şiddet, taciz ve cinayetle karşı karşıya kalmıyoruz. Aynı zamanda vicdansız, erkek egemen siyasi hesaplaşmaların da hedefi oluyoruz.”

O sözlerin muhatapları duyduklarında utandılar mı bilinmez.

Ama binlerce insanın Gülşah Durbay’ı uğurlamaya ellerinde çiçeklerle geldiğine bakılırsa herkes her şeyin farkındaydı.

Siyasetin bir hegemonya alanı olduğunu ve hegemonyanın da güçten beslendiğini biliyorlardı. O gücün çoğu zaman yumrukla, öfkeyle, bağırarak, korkutarak, tehditle ve kadını siyasi bir rakip olarak görmek yerine “cinsel obje”ye indirgeyerek, çelme takarak, dirsek atarak, dize getirerek edinildiğini de.

Durbay’ın kadınların “erkek egemen siyasi hesaplaşmalar”ın hedefi olduğunu açıklamak için tanıdığım bir emektarın sözlerinden örnek vereceğim.

TİP milletvekili Sera Kadıgil’in TBMM’de ve katıldığı platformlarda sergilediği performansa hayran olduğu anlaşılan bu emektar, Kadıgil’den övgüyle söz ederken şunları söyledi:

“Bu kadın çok iyi, keşke erkek olsaymış…” 

İster istemez sordum, “Neden?” diye.

Öyle ya takdir ettiği siyasetçi, iyi performans sergileyen bir kadındı. Ama o performans, o emektarın zihnine doğduğundan beri nakış işler gibi işlenen kadın figürü ile örtüşmüyordu belli ki…

Biraz dişli bir kadın gördüğünde “erkek gibi kadın” benzetmesinden farkı yoktu aslında söylediğinin.

Bu örneğin de pekiştirdiği üzere meselenin bir yanında erkek egemen siyaset anlayışı, diğer yanında da kadınlara “erkek”si imgeler üzerinde atfedilen güç var. 

O güç Türk siyasetinin adeta ipotek altındaki alanı.

Çok acıklı bir hikâye yazdık değil mi?

İşte bu bariyerleri aşıp, 31 Mart’ta 81 kentin 11’inde, 922 ilçenin 61’inde o ipoteği  kaldıran kadın belediye başkanlarından biriydi Gülşah Durbay…

Daima gülen yüzüyle ve kısa süren yolculuğun başında Özgür Özel’e söylediği “Bir seçimi kazanmak için bir hikâyenin olması gerekir” sözleri hatırlanacak önce.

Ardından son deminde yanıbaşından ayrılmayan hemcinsi ve çok yakın arkadaşı Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’ye söylediği “Çok acıklı bir hikâye yazdık değil mi?” sözleri hafızalara kazınacak elbette.

Ve başta yüreğine kor ateşi düşen Manisalılar, siyasetin Kurtlar Sofrası’nda yerini alan ve alacak olan tüm kadınlar, Gülşah’ın yarım kalan hikâyesini tamamına erdirmek için el ele verecek belki de…

Çünkü Gülşah Durbay’ın acıklı hikâyesinde hepimizin payı var.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.