Önder Özden yazdı – CHP’nin ayini: Bir arada olmanın ısrarı

CHP, 100. mitingini de gerçekleştirdi — Özgür Özel’in ifadesiyle 19 Mart darbesine karşı 100. eylem. Aslında oldukça eşi benzeri görülmemiş bir durumla karşı karşıyayız. Herhangi bir seçim sürecinin doğrudan parçası olmaksızın, seçimlerin ve hukuki alanın içinde yer alan bir siyasi partinin bir yılı aşkın süredir bu ölçekte ve süreklilikte mitingler düzenlemesi alışıldık bir durum değil. Söz konusu olan, klasik anlamda bir seçim kampanyası ya da kısa vadeli bir mobilizasyon da değil. Daha farklı ve kolayca kategorize edilemeyen bir durumu deneyimlemekteyiz her halükârda.

İnsanlar bu mitinglere ciddi sayılarda katılıyor. Hava koşulları ne olursa olsun — soğuk, yağmurlu, sıcak ya da rüzgârlı — bir araya geliyorlar. Yüzüncü mitingin Çanakkale’de gerçekleşmiş olması ve oradan yansıyan görüntüler ise özellikle dikkat çekici: Yağmur altında, şemsiyeleriyle, birçoğu yağmurluk giymiş şekilde, dikkatle dinleyen binler. Sadece bir mitinge katılımın ötesinde bu, bir tür mevcudiyet, hatta bir adanmışlık biçimi. Dolayısıyla yaşanan, sıradan bir siyasi buluşmanın ötesinde.

Özgür Özel: "Fatih Keleş'e iki ayda bir 'İtirafçı ol, kendini de oğlunu da kurtar' diyorlar"
Önder Özden yazdı – CHP’nin ayini: Bir arada olmanın ısrarı

Bir araya gelmenin koreografisi

Mitinglerin ya da eylemlerin belirli bir örüntüsü var. Rastlantısal ya da dağınık değiller; aksine, katılımcılar için tanıdık hale gelmiş bir yapı söz konusu. Başlangıçta yerel parti temsilcileri ya da il başkanları sahneye çıkarak konuşmalar yapar ve cezaevindeki Ekrem İmamoğlu’nun mektubu okunur. Son olarak Özgür Özel sahneye çıkar ve çoğu zaman bir saati aşan bir konuşma yapar; hem yerel sorunlara hem de genel meselelere, ekonomik zorluklardan siyasal duruma kadar geniş bir çerçeveye değinir.

Ancak dikkat çekici olan yalnızca bu sıralama değil, bu yapının yarattığı atmosfer ya da ortak deneyim. Katılımcılar birlikte şarkılar söyler, sloganlar atar, kolektif bir ifade biçimi geliştirir. Özel ise yalnızca konuşma yapan bir figür değildir; zaman zaman kalabalıkla diyalog kurar, sahne ile dinleyici arasındaki sınırları bulanıklaştırır. Zor koşullara rağmen — soğukta, yağmurda, sıcakta — insanlar dikkatle dinler, katılır, orada bulunmaya devam eder.

Tekrar eden bu örüntü, kolektif katılım ve gündelik hayatın akışından kopuş, bu eylemleri sıradan politik buluşmaların ötesine taşır. Bu noktada, bu mitinglerin kazandığı ayinsel ya da ritüelistik karakteri görmemek mümkün değil.

Birlikte olmanın töreni

Bu mitingleri ritüel olarak tanımlamak, onları romantize etmek anlamına gelmez; aksine, geçirdikleri anlam dönüşümüne işaret eder. Ritüel, en temel anlamıyla, kolektif bir eylem. Gündelik hayatın akışından farklılaşan bir zaman ve mekân yaratır. Bu alan içerisinde birlikte nefes alabilmek, durabilmek, gündelik hayatın süreklilik arz eden sıkıntısının ötesinde bir deneyime dokunmak mümkün olur.

Bu mitingler de tam olarak böyle bir alan açmakta. Katılımcılara, izleyenlere yalnız olmadıklarını fark etmenin ve birlikte olmanın imkânını sunar. Birlikte yürümek, birlikte durmak, birlikte dinlemek kendilerine özgü bir sevinç yaratır. İnsanın kendisini bir topluluğun parçası olarak hissetmesinin sevinci.

Özgür Özel'den Akın Gürlek
Önder Özden yazdı – CHP’nin ayini: Bir arada olmanın ısrarı

Dahası, ritüeller yalnızca bir araya gelmekle ilgili değil aynı zamanda belirli bir aşkınlığa kapı aralar. Hayatın yalnızca hayatta kalma mücadelesinden ibaret olmadığını, sonsuz bir zorunluluk döngüsüne indirgenemeyeceğini hatırlatır. Ritüellerde, maddi olanın ötesine işaret eden bir anlam var; insanın anlam ve değer üretme kapasitesine dair bir hatırlatma söz konusu. Bu nedenle ayinlerin çoğu zaman dinleme, sessizlik ve tefekkür ile ilişkili olmaları tesadüf değil. Bu anlarda, birlikte var olmanın farkına varılır. Nefes almanın bile kolektif bir durum olduğu hissedilir – başkalarıyla, aynı ortamda, aynı koşullar içinde nefes alındığını.

Bu anlamda bu mitingler ya da eylemler, birlikte nefes almanın kutlanması ve sevincidir.

İktidarın sonsuz açlığı

Genel anlamda dünyada ve özellikle bugün Türkiye’de, toplumsal hayat neredeyse sonsuz bir birikim ve güç mantığı tarafından şekillendirilmekte. İktidarın sürekli olarak genişletilmesi ve korunması üzerine kurulu, sonu gelmeyen bir arayış. Bu mantık, istikrarla yetinmez; sürekli pekiştirme ve genişleme talep eder.

Bu çerçevede her şey araçsallaşır. Değerler korunmaz; sadece kullanım nesnelerine indirgenir. Dini ya da seküler değerler gerektiğinde mobilize edilir. Hukukun üstünlüğü bir ilke olarak değil, bir araç olarak devreye sokulur. Bağımsız olması gereken kurumlar bu mantığın içine çekilir ve bir kontrol mekanizmasına dönüşür. Kamusal söylem dahi bu dinamik tarafından şekillendirilir.

Önder Özden yazdı – CHP’nin ayini: Bir arada olmanın ısrarı

Sadece iktidar sahipleri değil, bazı yazarlar ya da gazeteciler, hiçbir hicap duymadan örneğin “mutlak butlan olasılığının yükseldiğinden” bahsederken büyük bir mutlulukla aynı mantığın sürmesine katkıda bulunur. Yargı bağımsızlığının askıya alınması, kanıt olmaksızın masum insanların cezaevine gönderilmesi eğer mevcut iktidarın devam etmesine “katkıda” bulunuyorsa, üzerinde durulması gerekmeyen teferruatlar haline gelir. İktidarın devamı, her şeyi meşrulaştıran bir ilkeye dönüşür.

Böyle bir sistemde ayine yer yoktur. Çünkü ayin, bu mantığı kesintiye uğratır. Sürekli birikim ve güç arayışını askıya alır ve başka değerlerin ortaya çıkabileceği bir alan açar.

Ayinin itirazı

Bu anlamda CHP’nin düzenlediği mitingler yalnızca siyasal bir muhalefet pratiği değil artık. İnsanları bir araya getirerek kolektif bir mevcudiyet üretir ve hayatın yalnızca güç ve hayatta kalma üzerinden tanımlanmasına itiraz eder. Bu mitinglerde ya da eylemlerde insanlar yalnızca bireyler olarak değil, bir bütünün parçası olarak var olur. Birlikte olmanın ne anlama geldiğini deneyimlerler — bir araç olarak değil, başlı başına bir değer olarak.

Eylemler, bir ayin olarak, farklı bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu ima eder. Değerlerin tahakkümden değil, birlikte var olmaktan doğduğunu gösterir. Bu anlamda bu mitingler yalnızca bir protesto değildir; aynı zamanda bir yaratım eylemidir. Değerlerin dile getirilebildiği, deneyimlenebildiği ve paylaşıldığı bir alan açarlar. Dünyanın yalnızca maddi çıkarlar ya da güç arayışıyla sınırlı olmadığını hatırlatırlar.

O sebeple, imam belki de cezaevinde, lakin müezzin davetine ısrarla devam eder.

Belirsizlik ve imkân

Fakat elbette bu ritüelistik eylemlerin herhangi bir seçim zaferini garanti edip etmediği çok da açık değil. Bu ayinlerin seçim sonuçlarına nasıl yansıyacağı belirsiz. Ritüel ile kurumsal değişim arasındaki ilişki her zaman karmaşık ve dolaylıdır.

Lakin meseleyi yalnızca sonuçlar üzerinden değerlendirmek, bu pratiğe açık bir haksızlık. Bu mitinglerin önemi yalnızca seçim başarısına indirgenemez. Asıl önemleri, açtıkları imkânlarda, yarattıkları deneyimde. Bu pratik, birikim mantığının egemen olduğu bir sistem içinde bile farklı alanlar yaratılabileceğini gösterir. İnsanların yalnızca karşı çıkmak için değil, aynı zamanda ortak varoluşlarını, ortak anlam üretme kapasitelerini olumlamak için de bir araya gelebileceğini hatırlatır.

Birlikte nefes almak

Sonuç olarak karşımızda basit ama derin bir hakikat var: İnsan hayatı yalnızca güç mücadelesine ya da hayatta kalma çabasına indirgenemez. İnsan varoluşunun merkezinde bir arada olma, tanınma ve paylaşma arzusu da yer alır.

CHP’nin düzenlediği bu mitingler, süreklilikleri ve yapıları itibarıyla birer ayin. İnsanların birlikte nefes alabileceği, birlikte yürüyebileceği ve hayatın sonsuz bir döngüden fazlası olduğunu hissedebileceği bir alan açarlar.

Birikim mantığına karşı çıkarak yalnızca bir rejime muhalefet etmekle kalmaz, aynı zamanda başka bir varoluş biçimini ima ederler. Değerlerin yukarıdan dayatılmadığını, birlikte olma eyleminden doğduğunu hatırlatırlar. Bu mitingler, yani ayinler belirli bir siyasal sonucu garanti etmeseler bile, farklı bir yaşamın mümkün olduğu fikrini canlı tutar.

Ve birlikte nefes almanın bile bir direniş biçimi olabileceğini fısıldarlar.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.