2025’in yaz ayları. Yer, Edinburgh Uluslararası Müzik Festivali. Görkemli opera binasına gelen izleyiciler alışılmış klasik müzik dinleyici kitlesinden çok farklı. Bol pantolonları, üzeri sloganlarla dolu t-shirt’leri ve spor ayakkabılarıyla gençler akın akın Bach dinlemek için geliyorlar. Ancak dünya prömiyeri olarak sunulan bu tek gecelik performans da bildiğimiz bir Bach dinletisinin çok ötesinde. Breaking Bach projesi, Johann Sebastian Bach’ın 300 yıl önce yazdığı İki Keman için Konçerto ve Üç Numaralı Brandenburg Konçertosu ile sokak dansını birleştiren etkileyici bir deney. Aslında bu projenin çıkışı 2020 yılına dayanıyor. Breaking Bach, Kuzey Londra’nın yoksul mahallesindeki bir lisede gençlere klasik müziği sevdirmek için Aydınlanma Çağı Orkestrası (Orchestra of the Age of Enlightenment) adındaki toplumsal bir oluşumun parçası olarak doğar. 1970’lerde Bronx’da sokaklardan yükselen Hip Hop dansıyla günümüzde elit sayılan klasik müziğin etkileşimi üzerine çalışılır. Bu alışılmışın dışındaki simbiyotik birleşme sokak dansının ritmini Bach’ın bedensel akışkanlığa alan açan müziğiyle buluşturur.

Aydınlanma Çağı Orkestrası lise hayatına entegre edilir. Müziğin ve dansın gençlerdeki dönüştürücü etkisi inanılmazdır. Son beş yıl içinde özel eğitim ihtiyacı olan öğrencilerin ders geçme oranı yüzde 24’ten yüzde 77’ye fırlar. Bu program, hayatlarında klasik müzik duymamış olan binlerce gence ilham kaynağı olur. 2023 yılında yaratıcı sürece profesyonel dansçılar ve dünyaca ünlü koreograf Kim Brandstrup katılır. Ve işin boyutu gittikçe genişlemeye başlar. Önce Bach’ın İki Keman İçin Konçertosu eşliğinde 18 dakikalık bir gösteri hazırlanır. Performans, genç dansçıların ailelerine, arkadaşlarına ve tabii sanat dünyasından eleştirmenlere ve uzmanlara sunulur. Sonuç inanılmazdır. Brandstrup, “dansçılara son derece karmaşık bir müziğin kodlarını kırmalarına yardım ediyoruz. Bir yandan sınırlayıcı tüm biçimsel dans kurallarını da yerle bir etmelerini istiyoruz. Bırakalım dansçılar Bach’ın müziğinin ritmik gücünü doya doya yaşasınlar” diyor.

Sokak dansıyla klasik müziği buluşması
Her şeyin akışkan olduğu, etkileşimin ve kapsayıcılığın kucaklandığı bir dünyada neden sokak dansıyla klasik müzik buluşmasın? Gençlerin “büyükbaba müziği” diye burun kıvırdıkları müziğin ne kadar kompleks olduğunu anlamaları ve onu kendi dünyalarına çekip bedensel bir anlatıya dönüştürmeleri son derece heyecan verici. En son verilere baktığımızda aslında umutlanmak için çok nedenimiz var. Yaratıcılık ve teknolojiyi kullanan öncü sanatçılar asırlık müziğin geleneksel yüzünü değiştiriyorlar. 35 yaş altı gençler ebeveynlerine oranla klasik müzik dinlemeye daha fazla eğilimliler. İngiltere’de Kraliyet Filarmoni Orkestrası’nın (The Royal Philharmonic Orchestra) farklı yaş gruplarında klasik müzik dinleme alışkanlıkları üzerine her yıl yaptıkları araştırma sonuçları çok ilginç. Örneğin en son rapora göre, klasik müzik dinleyicilerin yarısından çoğu ilk kez büyük orkestraların konserine gidiyor. Burada ilginç nokta ise TikTok etkisi. Bu sosyal medya platformu hiç beklenmedik biçimde senfonilerin çarpıcı remiksleriyle, farklı enstrüman kullanımlarıyla ve yaratıcı montajlarla klasik müziği günümüze taşıyor. Böylece Z Nesli için klasik müzik havalı bir tür haline geliveriyor. Bu arada Ariana Grande, Billie Eilish ve Maroon 5 gibi popüler şarkıcılar ve gruplar, Bridgerton gibi dizilerle birlikte klasik müzik yorumluyorlar. Klasik müzik, gençler için pasif olarak dinlenen bir türün ötesine geçerek aktif bir biçimde dahil oldukları bir tür haline geliyor. Kuşkusuz bu da ilgiyi attırıyor. Geleneksel klasik müzikseverler bu gelişmelere mesafeli yaklaşabilirler ancak artık 21. yüzyıl dünyası bize bu akışkanlığı dayatıyor. Bach ile Hip Hop yapıp, Stravinsky, Sibelius ya da Dvořák’ın romantik eserlerini etrafımızı sarıp sarmalayan (immersive) yüksek ses teknolojileriyle dinliyoruz çünkü iyi müzik farklı formatlarda da olsa asla ölmüyor.













