Yusuf Tunçbilek yazdı | Batı’yı eleştir, ödülü kap: Şener Aktürk vakası

Yusuf Tunçbilek, “Batı’yı eleştir, ödülü kap: Şener Aktürk vakası” başlıklı yazısında, Batı’da akademik sermaye biriktirip Türkiye’de anti-Batı söylemle ödüllendirilen yeni elitleri inceledi.

İlim Yayma Ödülleri bu seneki şanslı sahiplerini buldu. Necmeddin Bilal Erdoğan ve Recep Tayyip Erdoğan’ın programa katılımı, ödül törenini kamuoyunun gündemine taşıdı. Ödül alanlar arasında en ilgi çekici isim Şener Aktürk idi. Şener Aktürk, özellikle etnik kimlik, milliyetçilik ve ulus devlet konuları üzerine çalışmalarıyla tanınan bir akademisyen.

Bu yazının temel meselesi, Batı’da inşa edilen akademik kariyerlerin Türkiye’de anti-Batı söylemle nasıl parlatıldığıdır. Ayrıca ödülün neden Aktürk’e verildiği ve onun bunu neden kabul ettiği de ele alınıyor. Batı’nın imkanlarıyla yetişip kendi ülkesinde Batı karşıtlığını prestij ve meşruiyet kaynağına dönüştüren yeni elitlerin çelişkili pozisyonu sorgulanmalı.

Sivil görünümlü devlet ödülü

Ödül törenini İlim Yayma Cemiyeti ve İlim Yayma Vakfı organize ediyor. Cemiyet, 1951 yılında Türkiye’de muhafazakar öğrencilerin eğitim hayatlarını desteklemek amacıyla kurulmuş bir sivil toplum girişimidir. Bilal Erdoğan’ın 2021 yılında İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı olmasıyla kurumun siyasal iktidarla ilişkisi güçlendi.

İlim Yayma Ödülleri, 29 Kasım 2025 tarihinde Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bu ödül töreni, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayelerinde gerçekleştirilen TÜBA ve TÜBİTAK Bilim Ödülleri, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri ve Necip Fazıl Ödülleri’yle benzer bir siyasal-kültürel hatta yerleştiriliyor.

Akademik ihracata yerli sunum

Aktürk’ün Batı Avrupa üzerine yaptığı araştırmayla ödüllendirilmesi tartışmaya açık. Aslında bu çalışma, 2024 yılında International Security’de (Harvard Üniversitesi bağlantılı) yayımlanan İngilizce bir makale. Aktürk’ün fikirleri hükümetin beslediği Batı karşıtı atmosferle uyumlu olduğu ölçüde kamuoyu ve medyada karşılık buldu.

Bu karşılığın artmasıyla makale, “Modern Dünyanın Kökenleri: Batı Avrupa’da Müslümanların ve Yahudilerin Yok Edilmesi” başlığıyla çevrilip Türkçe kitaplaştırıldı. Aktürk, kitaba yazdığı önsözde kendi tezleriyle çelişen bir biçimde, Türk akademisyenlerin Batı merkezli bilgi hiyerarşisine İngilizce makale yazarak hizmet ettiğini ifade ediyor.

Teze uydurulan veri düzeni

Aktürk’ün önce genel bir tez kurduğu, ardından bilgi ve istatistikleri bunu desteklemek için kullandığı anlaşılıyor. Aktürk, özetle 1000-1500 yıllarında Avrupa’daki Müslüman ve Yahudi nüfusun yok edilmesine yoğunlaşıyor. Bunun sebebini o dönem güçlenen ruhban sınıfı, Papalık ve Haçlı Seferleri’ne bağlıyor.

Aktürk, toplu insan katliamlarının seküler milliyetçilikten kaynaklandığı yönündeki Batı merkezli akademik teorileri eleştiriyor. Sistematik anlamda ilk katliamların Katoliklerin dini görüşlerinden kaynaklandığını ileri süren Aktürk, soykırımların etnik kökene göre değil, inanılan dine göre gerçekleştiğini ifade ediyor.

Neo-Osmanlıcı tezlerin meşrulaştırılması

Aktürk, nihayetinde Fransa, İngiltere, İspanya ve Portekiz gibi ülkeler öncülüğünde Avrupa’nın tek tipleştiğini ve ardından bu ülkelerin bütün dünyayı sömürdüğünü söylüyor. Batı Avrupa’daki dini çoğulculuğun sınırlı kalması da bu sürece bağlanıyor. Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’nın karşısına hoşgörülü bir yapı olarak yerleştiriliyor.

Kusursuz olarak sunulan Osmanlı, daha hoşgörülü, demokratik, çokkültürlü bir yapı olarak kurgulanıyor. Osmanlı’da iç isyanlar yaşanmamışçasına, idealize edilmiş bir anlatı kuruluyor. Aktürk’ün makalesi, neo-Osmanlıcı dizi ve söylemlerde sıkça görülen, otoriteye itaati meşrulaştıran genel anlayışla örtüşüyor.

Batı’da kariyer Doğu’da öfke

Aktürk, Batı’yı eleştirmesine rağmen kariyerini Batı’da inşa etmiş biri. Lisans ve yüksek lisansını Chicago Üniversitesi’nde, doktorasını Kaliforniya Üniversitesi’nde yaptı. Harvard Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulundu. Üretimlerinin çoğunu İngilizce yazdı. Joseph Rothschild kitap ödülü, Peter Odegard Ödülü gibi uluslararası başarılar elde etti.

Ödül veren tarafta, İlim Yayma denince artık akla ilk gelen isim Bilal Erdoğan var. Bilal Erdoğan, lisans eğitimini ABD’de bulunan Indiana Üniversitesi’nde yaptı. Stajını aynı ülkedeki Woodrow Wilson Center’da tamamladı. Erdoğan, yüksek lisansını Harvard Üniversitesi’nden aldı. Johns Hopkins Üniversitesi’nde başladığı doktora programı yarım kaldı.

Yerli ve millilik olarak Batı düşmanlığı

Türkiye içi problemleri hasır altı etmenin bir yöntemi olarak anti-Batıcı söylem artırılıyor. Dizilerden müzelere, ödüllerden programlara her alanda yerli ve milli olmanın ölçütü Batı karşıtlığı üzerinden kurgulanıyor. Ancak, İlim Yayma Ödülleri’ni düzenleyenlere ve ödül alanlara bakıldığında kariyerlerinin önemli bir bölümünün Batı’da inşa edildiği görülüyor.

Doğu ülkelerindeki siyasetçiler, izledikleri yöntemlerin Batı standartlarıyla uyumsuz olduğunun farkında. Popülist ve otoriter yönetimlerini sürdürmek isteyen politikacılar Batı karşıtlığı üzerinden kendi halklarını manipüle ediyor. Aktürk örneğindeki bazı akademisyenlerin tezleri de bununla uyumlu olduğu ölçüde ödüllendiriliyor.

Yeni elitlerin ödüllendirilme vizyonu

Özetle, Aktürk muhafazakâr çevrelerde yaygın olan bir düşünce kalıbını tekrar kullanıma soktu. Burada sorunların kaynağı, refleks haline gelmiş bir tutumla sürekli Batı olarak gösteriliyor. Özeleştiriden bilinçli olarak kaçan bu konformist yaklaşımda iç dinamikler asla sorgulanmıyor.

Son kertede tablo net: Batı’da yetişen bu yeni elitler, Batı karşıtlığını entelektüel cesaret diye pazarlıyor. Ortada risk yok, uyumun ödülle taçlandırılması var. Batı’dan alınan diplomalar, içeride Batı düşmanlığına dönüştürülüyor. Siyasal sadakat, akademik sermayeyle besleniyor. Mevcut düzen eleştiriyi değil, hizalanmayı ödüllendiriyor.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.