Suriye’de Halep’in belirli bölgelerinde zaman zaman yaşanan gerilimler, Şam yönetimiyle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki görüşmeleri riske etse de anlaşma çabaları sürüyor. Geçen hafta SDG ve Suriye Enformasyon Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalar sadece kafa karıştırıcı değil belirsizliklerle doluydu. Taraflar anlaşmaya çok yakın oldukları yönünde açıklamalar yaparken hemen ardından Şam yönetiminden görüşmelerin askıya alındığı açıklaması geldi. Ardından taraflar görüşmelere yeniden devam edileceği ve anlaşmaya varılma ihtimalinin halen var olduğu dile getirildi. Son açıklamalar, müzakerelerde ilerleme kaydedileceğine dair umutları yeşertti. Hatta Suriye basınında ve Arap medyasında yer alan haberler bu kez müzakerelerin daha ciddi ve sistematik bir noktaya geldiğine işaret etti.
Suriye’de yönetim değişikliğinin ikinci yılına girilirken ülkenin kuzeyi ve kuzeydoğusundaki fiili bölünmüşlüğü sona erdirebilecek diplomatik hareketlilik bir sonuca varacak mı çok da emin olamıyoruz. Şam hükümeti ile SDG arasında yürütülen müzakereler, geçmişteki başarısız girişimlerden farklı olarak bu kez “yapısal sorunları erteleyen, icrai adımları önceleyen” pragmatik bir ayrışmaya giderek stratejik bir ilerleme kaydetmeye çalışıyor.

Müzakerelerin en dikkat çekici yanı, “kademeli entegrasyon” modelinde de görüldüğü üzere sürecin iki ana kulvara ayrılmış olması. Suriyeli kaynaklara göre bu metodoloji, tarafların birbirine olan derin güvensizliğini aşmak için bir “güven inşası” mekanizması geliştirmeye çalışıyor. Acil izlenecek yol olarak askeri entegrasyon, güvenlik koordinasyonu ve ekonomik kaynakların yönetimi gibi sahadaki günlük işleyişi doğrudan etkileyen konuları kapsıyor. Kürtlerin anayasal statüsü, yeni anayasa yazımı ve genel yönetim biçimi gibi ideolojik çatışma alanları ise ertelenebilir konuları oluşturuyor. Bu ayrım, “Suriye düğümünü”n çözümü zor konuları üzerinde odaklanıp çözümsüzlüğü beslemek yerine düğümün etrafından dolaşarak halkın yaşam standartlarını iyileştirecek ve güvenlik zafiyetini giderecek teknik bir işbirliğini amaçlıyor.
“Kademeli entegrasyon” modelinin en somut ayağını merkezi bir ordunun yeniden tesisi oluşturuyor. Mutabakat taslağına göre, Haseke, Rakka ve Deyrizor vilayetlerinde doğrudan Şam’daki Savunma Bakanlığı’na bağlı üç yeni askeri tümen kurulacak. Bu adımla, SDG’nin ana omurgasını oluşturan yerel unsurların kendi bölgelerinde resmi Suriye Ordusu çatısı altında hizmet vermesi sağlanarak hem SDG’nin “yerel savunma” hassasiyetini koruma hem de Şam’ın “tek ordu” ilkesini kağıt üzerinde de olsa gerçekleştirmeyi amaçlıyor.
“Kademeli entegrasyon” modelinin güvenlik ayağında benimsenen “güvenlikte yerelleşme” ilkesi, Suriye için kabul edilirse önemli bir dönüm noktası olabilir. Her vilayetin asayişinden o bölgenin yerel sakinlerinin sorumlu olması, ancak bu birimlerin ulusal güvenlik mimarisine rapor vermesi planlanıyor. Oluşturulan bu hibrit modelle merkezi hükümetin taleplerinin karşılandığı bir denetim imkânı sağlarken öte yandan da yerel güçlerle merkezi güçlerin koordineli bir şekilde birlikte çalışması sağlanmış olacak.
Ekonomik egemenlik ve kaynak dağılımı
Suriye’nin petrol ve tahıl ambarı olarak bilinen kuzeydoğusundaki kaynakların yönetimi, krizin en zorlu başlıklarından biri. Yeni öneri, kaynakların merkezi yönetimini kabul ederken, elde edilen gelirlerin vilayetlere “adil dağılımını” garanti altına alan bir mekanizma öngörüyor.
Bu maddeyi “Suriye’nin Yeniden İmarı” projesinin ilk adımı olarak görmek mümkün. Petrol gelirlerinin Şam üzerinden tüm ülkeye yayılması, merkezi bütçeyi rahatlatabilir; sınır kapılarının ortak yönetimi, ticaret yollarının açılmasını ve yerel kalkınmaya olumlu katkılar yapabilir. Bu durum, ekonomik marjinalleşme kaynaklı toplumsal huzursuzlukların da önüne geçebilir.
Anlaşmanın insani ve kurumsal boyutu, “Özerk Yönetim” bünyesinde yıllardır çalışan on binlerce memurun durumunda göze çarpıyor. Şam bu çalışanları resmi devlet kadrolarına almayı kabul ediyor. Bu şekilde kamu hizmetlerinin kesintiye uğramaması, binlerce ailenin maaş bağlamında merkeze bağlanması yoluyla devlet aidiyetinin güçlendirilmesi sağlanıyor.
“Kademeli entegrasyon” modeli, Kürtlerin siyasi statüsünü ertelemekle birlikte, “kültürel haklar” konusunda esnek bir kapı bırakıyor. Ana dilin eğitim müfredatına dahil edilmesi ve kültürel kimliğin korunması konusundaki Şam’ın “esnekliği”, gelecekteki anayasal müzakereler için ön açıcı bir ilke olarak geleceği şekillendirmede önemli bir rol oynayabilir.
Şam ve SDG arasındaki bu “kademeli entegrasyon” modeli, aslında Suriye krizinin çözümünde ideolojik bir mesele değil, pragmatik bir zorunluluk. Anayasa, yönetim biçimi gibi büyük siyasi meselelerin ertelenmesi süreci kırılgan hale getirse de askeri, güvenlik ve ekonomi alanlarındaki “Acil Yol” planı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak ve devlet yapısını restore etmek için mevcut en gerçekçi senaryo gibi görünüyor.
Eğer bu hafta beklenen duyuru gerçekleşir ve uygulama aşamasına geçilirse, Suriye sadece askeri bir çatışmayı önleme ve yeni bir kaos döneminin kapısını aralama yönündeki çabalara ciddi bir darbe vurmuş olacak. Ancak nihai başarı, ekonomik gelirlerin şeffaf dağıtımına ve yerel halkın bu yeni sistemde kendini ne kadar “temsil edilmiş” hissedeceğine bağlı kalacaktır.














