Necati Özkan’dan “Hakikat Mektupları”: “Casusluk suçlaması için yabancı devlet unsuru gerekir”

İBB operasyonu kapsamında tutuklanan Ekrem İmamoğlu’nun eski danışmanı Necati Özkan, Kandıra Cezaevi’nden cezaevinden mektup yazdı. 

Necati Özkan mektup yazdı: "Tek yaptığım reklam filmi çekmekti"
Necati Özkan mektup yazdı: “Tek yaptığım reklam filmi çekmekti”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik 19 Mart 2025’te başlayan operasyonlarda tutuklanan Necati Özkan, cezaevinden kamuoyuna seslendi. Özkan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianameyi ayrıntılı şekilde eleştirdi.

Özkan mektubunda, iddianamenin 192. sayfasında başlayan “Eylem 13” bölümüne dikkat çekti. Tam 68 sayfa boyunca ele alınan bu bölümün “İstanbul Senin” mobil uygulamasını konu aldığını belirterek şunları yazdı: “Kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme suçlamasıyla yargılanıyorum ancak soruşturma boyunca bana bu konuda tek bir soru sorulmadı.”

Kasım 2021’de hizmete giren uygulamanın teknik yapısı hakkında bilgi sahibi olmadığını vurgulayan Özkan, “Ne yazılımını ne çalışma metodunu ne de güvenlik yapısını bilirim, teknoloji alanındaki yeterliliğim bu konuları anlamaya yetmiyor” dedi.

“Tek yaptığım bir reklam filmi çekmekti”

Ekrem İmamoğlu’nun 2019 seçim kampanyasını dışarıdan yöneten bir profesyonel olduğunu hatırlatan Özkan, “İstanbul Senin” adıyla çektiği reklam filminin ana fikrinin demokratik katılım vaadi olduğunu anlattı. Özkan, “Sonradan bu filmin adı mobil uygulamaya ilham kaynağı olmuş, ancak bu bir reklam filmi çekmenin ötesinde herhangi bir dahiliyetim olmadığı gerçeğini değiştirmiyor” ifadesini kullandı.

“İddianame fiile değil faile bakıyor”

Özkan, iddianamede kendisini doğrudan suçlayan somut bir kanıt bulunmadığını öne sürdü. Savcılığın yaptığı tek şeyin, uygulamayı geliştiren şirket yetkililerinin beyanlarını aktarmak olduğunu belirten Özkan, “Bu beyanların hiçbirinde benim adım geçmiyor, hiçbirinde benim bir eylemime atıf yapılmıyor” diye yazdı. İddianamenin “fiile değil faile bakarak” hazırlandığını savunan Özkan, “Önce hedef seçilmiş, sonra o hedefe uyan bir suç aranmış” değerlendirmesinde bulundu.

“Casusluk suçlaması için yabancı devlet unsuru gerekir”

Mektubunda casusluk suçlamasının hukuki boyutuna da değinen Özkan, Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesine göre bu suçun oluşması için bilgilerin “yabancı bir devlet veya onun görevlileri” ile paylaşılması gerektiğini hatırlattı. Özkan, “Vatandaşlar düşman olarak görülemez, onlara bilgi vermek casusluk sayılamaz” dedi ve iddianamede böyle bir bağlantı kurulmadığını vurguladı.

Özkan mektubunu şu sözlerle tamamladı: “Ortada bir suç yok, bir kanıt yok, bir mantık yok. Olan tek şey, demokratik siyasete ve seçilmişlere yönelik sistematik bir operasyon. Bu hukuki bir süreç değil, zorbalıktır.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.