Eski AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu, Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Miroğlu, “Kürdün Kürt’ten başka dostu yok” söyleminin yenilgi dönemlerinin ürünü olduğunu belirterek Suriye’deki gelişmeleri, PKK’nın tasfiye sürecini, AKP’deki Kürt temsiliyetini ve Dilan Yeşilgöz tartışmasını değerlendirdi.
Orhan Miroğlu, Ruşen Çakır ile söyleşisinde “Kürdün Kürtten başka dostu yok mu?” sorusuna net yanıt verdi. Miroğlu, “Kürdün Arap dostu da olur, Türk dostu da olur, Laz dostu da olur” dedi. Bu tür söylemlerin, milletlerin tarihinde yenilgi dönemlerinde üretilen argümanlar olduğunu vurguladı.
Miroğlu, Diyarbakır Cezaevi’nden bir anısını aktardı. Cezaevinde bir yüzbaşının mahkûmlarla tartışmaya girerek “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” dediğini anlattı. O dönemde bu sözü asıl mahkûmların söylemesinin daha anlaşılır olacağını belirtti. İçe kapanma dönemleri, hayal kırıklıkları ve toplumsal mağduriyetlerin bu tür söylemleri beslediğini söyledi.
“Suriye’deki süreç ne PKK’nın ne de Türkiye’nin istediği gibi sonuçlandı”
Miroğlu, Suriye’deki gelişmeleri 2013’ten itibaren değerlendirerek PKK’nın tarihsel koşullar ve jeopolitik tercihler sayesinde orada bir alan elde ettiğini hatırlattı.
Ancak Suriye’deki sürecin ne PKK’nın hayal ettiği gibi ne de Türkiye’nin istediği gibi sonuçlandığını belirten Miroğlu, “Bir süpürme harekâtıyla Suriye’yi anahtar teslim almak isteyenlerin istediği gerçekleşmedi” dedi. Suriye Kürtlerini PKK’dan ayrı değerlendirmek gerektiğini vurgulayarak, dinî kanaat önderlerinden Kürt milliyetçilerine kadar geniş bir kesimin Kürtlerin Suriye’de varlık göstermesini desteklediğini söyledi.

“PKK’nın tasfiyesi Soğuk Savaş’ın sonu gibi bir kırılma”
Miroğlu, PKK’nın tasfiye sürecini tarihsel bir perspektifle ele alarak bu hareketi Soğuk Savaş döneminde kurulmuş bir yapı olarak tanımladı. Tasfiye sürecini Berlin Duvarı’nın çöküşüne ya da Sovyetler Birliği’nin dağılmasına benzettiğini ifade etti.
Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki savunmalarını “ifşa dönemi” olarak niteleyen Miroğlu, Öcalan’ın örgütün artık bu şekilde yola devam edemeyeceğini söylediğini hatırlattı. Öcalan’ın “muhatap arıyorum” demesine karşın, 2010 yılına kadar İmralı’da gerçek anlamda bir muhatap bulunamadığını; karşısına çıkan isimlerin Özel Harp Dairesi generalleri olduğunu aktardı. Miroğlu, örgütün kendi geçmişine dayanarak bir gelecek talep etmesine kimsenin itirazı olmadığını, ancak geçmişin siyasi kültürüyle bu geleceğin taşınamayacağını belirtti.
“AKP’deki Kürt temsiliyeti nicelik değil, nitelik meselesi”
Miroğlu, AKP’deki Kürt varlığının sayıyla değil, nitelikle ölçülmesi gerektiğini savunarak Erdoğan’ın partisinde 70-75 Kürt milletvekili bulunmasıyla övündüğünü hatırlattı; ancak asıl meselenin bu temsiliyetin ne işe yaradığı olduğunu vurguladı.
Kendi deneyiminden bir örnek veren Miroğlu, Merkez Karar ve Yürütme Kurulu üyeliğine seçildiğinde Diyarbakır ve Mardin’den arayanların “Orhan Abi, tebrik ederiz, sana genel merkezde oda verecekler mi?” diye sorduğunu aktardı.
Bu sorunun somut bir temsiliyet arayışını yansıttığını belirten Miroğlu, kendisi gibi isimlerin “kripto Kürtçü” olarak etiketlendiğini söyledi. Miroğlu, “AK Parti’yi tercih etmiş siyasi aktörler kripto Kürtçü ilan edildiyse, Türkiye’de konuşmak artık cesaret gerektirir” dedi. CHP’de de benzer bir durumun yaşandığını ve Sezgin Tanrıkulu’nun “PKK’lı” olarak yaftalandığını ekledi.






