Ruşen Çakır yorumluyor: İran’da gözler Kürtlerin üzerinde

Gazeteci Ruşen Çakır, İran’daki savaşın seyrine ilişkin değerlendirmesinde, İran’da gözlerin Kürtler üzerinde olduğunu, Kürt aktörlerin temkinli davrandığını ve şimdilik gelişmeleri izleyen bir “bekle-gör” stratejisi benimsediğini söyledi.

Gazeteci Ruşen Çakır, İran’da devam eden savaşın seyri ve Kürt siyasi-askerî aktörlerin olası rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çakır’a göre savaşın uzamasıyla birlikte İran’daki Kürtlerin rejime karşı harekete geçip geçmeyeceği ya da bir kara savaşının parçası olup olmayacağına dair tartışmalar giderek artıyor.

Çakır, bu konuda hem yoğun spekülasyonlar hem de doğrulanması zor bilgiler dolaştığını belirtti.

“Silahlandırma iddiaları ve doğrulanmayan haberler”

Çakır’ın değerlendirmesinde uluslararası medyada yer alan bazı iddialara da değinildi. Buna göre CNN International’da yayımlanan ve Central Intelligence Agency’nin Kürt grupları silahlandırdığına dair haberin açık biçimde yalanlanmadığı ifade edildi.

Öte yandan eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Irak Kürdistanı’ndaki siyasi liderlerle görüştüğüne dair bilgilerin doğrulandığı aktarıldı. Buna karşılık Irak’tan İran’a geçen militanların çatışmalara başladığı yönündeki haberlerin ise çeşitli Kürt örgütleri tarafından yalanlandığı belirtildi.

İran’da gözler Kürtlerin üzerinde

İran Kürtlerinin siyasi ve askerî yapısı

Çakır, İran’daki Kürt hareketinin bölgedeki diğer Kürt siyasi yapılanmalarına kıyasla daha zayıf bir konumda olduğunu söyledi.

İran’daki başlıca Kürt örgütler içinde arasında bulunan PJAK’ın askerî açıdan daha güçlü olduğu ve gerektiğinde PKK’nın ana kadrolarından destek alabileceğini ifade etti.

Irak Kürdistanı faktörü

Çakır, İran Kürtlerinin hareket alanının büyük ölçüde Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ndeki siyasi dengelere bağlı olduğunu vurguladı.

Süleymaniye merkezli Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB), İran’a daha yakın bir politika izlediği ve bu nedenle İran’a karşı açık bir çatışmaya girmeye sıcak bakmadığını belirten Çakır, nitekim KYB’li Kubat Talabani’nin de çatışmaya dahil olmayacaklarını açıkladığını hatırlattı.

Çakır, Erbil merkezli KDP’nin ise ABD ve İsrail’den gelen baskılara rağmen İran’la açık bir çatışmaya girmek istemediğini, ancak İran rejiminin ciddi şekilde zayıflaması halinde dengelerin değişebileceği değerlendirmesinde bulundu.

“Temkinli bekleme stratejisi”

Çakır’a göre Kürt örgütlerinin önemli bir bölümü ABD ve İsrail’in kendilerini doğrudan bir kara savaşına sürükleyebileceği ihtimaline karşı temkinli davranıyor. Bu nedenle mevcut durumda en olası stratejinin “bekle-gör” yaklaşımı olduğu ifade ediliyor.

Ancak savaşın hızla tırmanması durumunda bölgesel dengelerin kısa sürede değişebileceği de vurgulanıyor.

Türkiye açısından olası sonuçlar

Çakır, değerlendirmesinde Türkiye’nin olası kaygılarına da dikkat çekti. İran’da Kürtlerin rejime karşı geniş çaplı bir harekete girişmesi durumunda bunun Türkiye açısından sınır güvenliği, göç ve bölgesel istikrarsızlık gibi riskler yaratabileceğini belirten Çakır, ayrıca İran’da Kürtlerin yeni bir statü kazanmasının, Türkiye’deki Kürt meselesi nedeniyle Ankara’da siyasi endişeleri artırabileceğini ifade etti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.