
Bir sözle, bir tweet’le hatta bir yüz ifadesiyle bile hayatların değiştiği, şöhret ve itibarın yerle bir olduğu bir dünyadayız artık. Anlık bir gaf, sosyal medyaya sızan istenmeyen bir görüntü, haddini aşan bir yorum kariyerinizi ve imajınızı derin bir biçimde hasara uğratabiliyor. Gerçi ülkemizde korkunç davranışları, cinsel tacizleri, kadına şiddet eylemleri sonucu ifşalanmış aktörler ve yönetmenler bile sırtı sıvazlanıp destek görüyor, ne yazık ki. Feminist bir mücadele yöntemi olan ifşa, cadı avı ya da linç kampanyası gibi gösterilmeye çalışılırken erkek dayanışması failleri olanca gücüyle aklamaya uğraşıyor. Bu konuyu ileride ele almak üzere bir kenara koyup dünyaya bakalım.
Kibirli bir özgüven Chalamet’e gaf getirdi
İptal kültürü (cancel culture) özellikle ABD’de ve Kanada’da son derece etkili ve yaygın. Tepki görmeyi ve dışlanmayı hak eden ünlüler listesine her gün yenileri ekleniyor. En son örnek ise malum, Hollywood’un son dönemdeki altın çocuğu aktör Timothée Chalamet. Oyuncu şubat ayında Teksas Üniversitesi’nde bir başka ünlü aktör Matthew McConaughey ile bir söyleşiye katılıyor. Bu söyleşi Variety Dergisi tarafından YouTube’a konulmasa, belki oradaki katılımcılardan başka kimsenin haberi olmayacak bir etkinlik bu. Chalamet gülerek “Bale ya da operada ya da şu tür işlerde çalışmak istemiyorum. Hani ‘Kimsenin artık umursamadığı bir şeyi yaşatmaya çalışıyoruz’ denilen şeyler var ya…” diyor ve olanlar oluyor. Marty Supreme filmindeki rolüyle Oscar adaylığı için katıldığı sayısız reklam ve pazarlama etkinliğinde anlaşılan aşırı bir özgüvenle konuşan Chalamet, gafını derhal toparlamaya çalışıyor. Son iki haftadır bir şöhret nasıl yara alır konulu ilginç bir vakaya tanıklık ediyoruz.
Sanat kurumlarından yaratıcı ve zarif tepkiler
Sosyal medyada büyüyen bir kartopu gibi bale ve opera dünyasından tepkiler yağmaya başlıyor. Koreograflardan dansçılara, orkestra şeflerinden opera sanatçılarına kadar pek çok kişi dünyanın her köşesinden emek verdikleri sanat dalının kitleler üzerinde ne kadar etkili olduğunu ve ne denli sevildiğini anlatmaya başlıyor. Sayısız sinema oyuncusu, bale ve opera sever izleyici kitlesi ve sanat kurumları da bu mesajlara destek veriyor. Sosyal medya üzerinden inanılmaz yaratıcı bir tepki süreci başlıyor. Londra’daki Kraliyet Operası X hesabında şöyle yazıyor: “Kraliyet Operası’nda her gece binlerce kişi bale ve opera izlemek için toplanır. Müzik için. Hikâye anlatısı için. Canlı performansın vazgeçilmez büyüsü için. @tchalamet tekrar düşünmek istersen, kapılarımız açık.” Milano’daki La Scala Operası da tüm izleyicileri davet eden derhal videolu bir mesaj koyuyor. İngiliz Ulusal Operası Chalamet’e istediği bir gösteriye bedava bilet vereceklerini duyuruyor. En fazla ilgi gören sosyal medya mesajı ise orkestra şefi Alondra de la Parra’dan geliyor. “Timothée İçin Küçük Bir Mesaj” adlı videosu 6,3 milyondan fazla izlendi, sadece Tik Tok’ta 1,3 milyon beğeni alıyor. “Hey Timothée. Böyle bir şeyin parçası olmak istemediğin için üzgünüm. Belki düşünceni gözden geçirirsin. Ve biz burayı canlı tutmaya çalışmıyoruz; burası zaten capcanlı” diyerek arkasını dönüp orkestrasını yönetmeye başlıyor.

Elit sanat popüler kültüre karşı
Dünyanın her yerinden TikTok üzerinde tıklım tıklım dolu bale ve opera gösterileriyle boş kalan sinema salonlarını kıyaslayan videolar yağıyor. Metropolitan Operası, çok fazla görünmeyen kahramanları, sahne teknisyenlerini, kostüm ve set tasarımcılarını ve orkestra üyelerini göstererek videolarını Chalamet’e adıyorlar. En yaratıcı tepki ise Seattle Operası’ndan geliyor. Instagram’da Carmen gösterisi için TIMOTHEE kodunu yazanlara yüzde 14 indirim yapacaklarını açıklıyorlar; tabii bir de “Timmy sana da kapılarımız açık” diye eklemeyi unutmadan. Tartışma giderek yüzyıllara dayanan klasik sahne sanatlarının popüler kültürle kıyaslanmasına dönüşüyor. Elbette bale ve opera “elit bir geleneğin” temsilcileri olmanın çok ötesinde. Olağanüstü bir teknik, duygu derinliği ve çalışma disiplinin birleşmesiyle beden ve ses asırlar boyu canlı hikâye anlatıcıları olagelmiş. Opera ve bale estetiğin ötesinde akıllara durgunluk veren biyomekanik bir yapı içerir ve insan bedenini ve sesini en fazla zorlayan performans sanatlarındandır. Sosyal medyada verilen düzeyli tepkiler de bu sanat kurumlarının dünya sahnesindeki yerini gösteriyor aslında. Yarın sabahki Oscar Ödül Töreni’nde ise Chalamet’in güçlü adaylığının bu içi boş ve kibirli açıklamasından ne derece etkilendiğini göreceğiz. Ancak bir Hollywood aktörü ne derse desin, opera ve bale sanatının daha da güçlenerek kitleleri büyülemeyi sürdüreceğine hiç kuşkunuz olmasın.















