Ruşen Çakır yorumluyor: Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü

Ruşen Çakır, Ali Şeriati üzerinden Türkiye’de İslamcı düşüncenin 1980’lerden bugüne geçirdiği dönüşümü eleştirerek, iktidar süreci ve dijitalleşmenin eleştirel entelektüel üretimi zayıflattığını savundu. Çakır, güncel tartışmalarda tarihsel düşünürlerin itibarsızlaştırılmasını ise düşünsel çözülmenin göstergesi olarak niteledi.

Gazeteci Ruşen Çakır, “Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü” başlıklı son yayınında İranlı düşünür Ali Şeriati üzerinden Türkiye’de İslamcı düşüncenin tarihsel dönüşümünü ve güncel tartışmaları değerlendirdi. Çakır, 1980’li yıllarda Türkiye’de İslami hareketin yükselişiyle birlikte gençler arasında yoğun bir yayıncılık ve tartışma ortamı oluştuğunu, Şeriati’nin bu dönemde en çok okunan ve tartışılan isimlerden biri haline geldiğini söyledi.

Şeriati’nin hem Batı medeniyetine yönelik eleştirileri hem de sol hareketlere İslami bir cevap üretme çabasıyla dikkat çeken yaratıcı bir düşünür olduğunu belirten Çakır, İranlı olması ve Şii kimliği nedeniyle Sünni dünyada mesafeyle karşılandığını hatırlattı. Buna karşın Türkiye’de özellikle genç İslamcı çevrelerde geniş bir entelektüel etki yarattığını ifade etti.

“1980’lerde güçlü bir entelektüel tartışma vardı”

Çakır’a göre 1980’li yıllar, İslamcı düşüncenin dergiler, yayınevleri ve tartışma ortamları aracılığıyla yoğun bir entelektüel üretim dönemine sahne oldu.

Bu dönemde İslamcı gençliğin sokak pratiğinden çok teorik tartışmalara yöneldiğini belirten Çakır, buna rağmen farklı alanlara yayılan güçlü bir entelektüel birikimin oluştuğunu vurguladı.

“İktidar süreci eleştirel düşünceyi zayıflattı”

Çakır, Refah Partisi’yle başlayan ve AK Parti iktidarıyla kurumsallaşan süreçte İslamcı düşüncenin eleştirel niteliğini kaybettiğini savundu. Yerel yönetimlerden merkezi iktidara uzanan güç alanlarının, daha önce muhalif konumda olan kadroları statü sahibi aktörlere dönüştürdüğünü dile getirdi.

Bu dönüşümün yayıncılık ve düşünsel üretimi de etkilediğini söyleyen Çakır, çeviri ve telif eserlerin sayısının azaldığını, okur ilgisinin düştüğünü ve bazı yazarların yazmayı bırakarak siyaset dışı alanlara yöneldiğini belirtti.

Ali Şeriati'ye saldırılar
Ruşen Çakır yorumluyor: Ali Şeriati’ye saldırılar ve İslamcı düşüncenin çöküşü

Sosyal medya eleştirisi ve Şeriati tartışması

Dijital platformların yaygınlaşmasıyla tartışma zemininde “nitelik kaybı” yaşandığını savunan Çakır, özellikle İran’a yönelik saldırıların sürdüğü bir dönemde Şeriati’ye yönelik alaycı söylemlerin öne çıkmasını eleştirdi. Rejime yönelik eleştirilerin mümkün olduğunu ancak tarihsel bir düşünürün itibarsızlaştırılmasının entelektüel açıdan sorunlu olduğunu ifade etti.

Şeriati’nin eserlerinin çoğunun ders notlarından derlenmiş metinler olduğunu hatırlatan Çakır, görüşlerine katılmasa da entelektüel kişiliğine saygı duyulması gerektiğini vurguladı.

Çakır, bazı popüler figürlerin iktidar destekli görünürlükle öne çıktığını ve bunun düşünsel üretimdeki çözülmeyi gösterdiğini ileri sürdü. Bu durumun, geçmişte güçlü olan entelektüel geleneğin yerini popüler polemiklere bırakmasının sonucu olduğunu söyledi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.