
Amerikan dizi sektörünün 1990’lı yılları bu kadar sevmesinin kesinlikle geçerli nedenleri var. Bir kere o dönemde I Know What You Did Last Summer (Geçen Yaz Ne Yaptığını Biliyorum), The X-Files, Friends, Seinfeld gibi kült televizyon dizileri ve alternatif rock, grunge müzik grupları ortalığı kasıp kavuruyordu. Pop sevenler Britney Spears, Mariah Carey ya da Christina Aguilera’ya yöneliyorlardı. Her türden, eğlenceli ve büyük bütçeli Hollywood filmleri gişeleri sallıyordu. Titanic, Forrest Gump, Jurassic Park, Sleepless in Seattle, You’ve Got Mail, Pulp Fiction ve daha neler neler.. 1990’ların moda dünyasına damgasını vuran Calvin Klein, Tommy Hilfiger, Donna Karan ve Ralph Lauren gibi markalar Lana Del Rey şarkıları eşliğinde reklam yapıyorlardı. Bill Clinton’ın başkanlığında Amerikan politikasının umut dolu olduğu yıllardı. Herkes çılgınlar gibi televizyonda canlı yayınlanan O.J. Simpson davasını izliyordu; ünlü sporcu eski karısını ve onun sevgilisini öldürdü mü, öldürmedi mi sorusu Amerika’daki en büyük sohbet konusuydu. Ancak Amerikan halkı daima Kennedy ailesinin lanetli yaşamıyla yakından ilgiliydi; ailenin tüm bireylerini tıpkı İngiliz kraliyet ailesi gibi sadece siyasetin değil, modanın, magazin haberciliğinin ve popüler kültürün tam kalbine yerleştirdi. Dünya John F. Kennedy Jr.’ı 1963 yılında suikasta kurban giden babasının tabutuna asker selamı verirken tanıdı. Henüz 3 yaşındaydı. Amerikan halkı o günden sonra ona “John John” lakabı taktı ve adeta onu evlat edindi. 1990’lar ise John F. Kennedy Jr.’ın kısa süreli romantik ilişkileri ve dikiş tutturamadığı avukatlık kariyeriyle dolu yıllardı; ta ki Carolyn Bessette’e rastlayıp onunla evlenene kadar.
Başarılı bir dönem dizisi
Türkiye’de Disney+ platformunda yayınlanan dokuz bölümlük Love Story: John F. Kennedy Jr. & Carolyn Bessette işte tam da bu fırtınalı aşk hikâyesini konu alıyor. Sonunun trajik biteceğini daha dizi başlarken çok iyi biliyoruz ancak yine de geriye dönüşlerle çiftin son yedi yılını anlatan bu öykü bizi hemen içine çekiyor. Seneler boyu sürekli fotoğraflarla belgelenmiş bir çiftin benzerlerini bulmak öncelikle inanılmaz bir başarı. Sarah Pidgeon ve Paul Anthony Kelly gerek oyunculuk performansları gerekse aralarındaki kimyanın izleyiciye geçmesi anlamında çok iyi iş çıkarıyorlar. Özellikle New York’taki ikonik restoranlar, sokaklar, parklar, 90’lar estetiği, Bessett’in minimalist giyim tarzı ve ayrıntılara verilen inanılmaz özen bir dönem dizisi nasıl olur dersi veriyor adeta. İnsan izlerken bizim dönem dizilerindeki inandırıcılıktan uzak karton mekân kullanımlarına hayıflanmadan edemiyor. Duygusal olarak mesafeli, hiç zorlanmaksızın cool olabilen ve zincirleme sigara içen Bessette önceleri Amerika’nın en gözde bekarına pek yüz vermiyor. Kennedy ailesine karşı Calvin Klein’da çalışan birinin bu özgüvenine şapka çıkarıyorsunuz. İlk tanışmalarında telefon numarasını almaya çalışan Kennedy Jr.’a, “Nerede çalıştığımı biliyorsun” diyerek dönüp gidiyor mesela (O dönemde sosyal medya olmadığını belirtmeye gerek yok sanırım). Dizi aslında kendi ayakları üzerinde durmakta kararlı, özel hayatını her şekilde korumaya çalışan ve bir paparazzi ordusuyla yaşamaya asla alışamayan bir kadının da hikayesi. Carolyn Bessette’in Amerikan halkının Leydi Diana’sı olduğu çok açık çünkü o da neredeyse bir kraliyet ailesine giren sıradan bir kadın. Özellikle 8. bölümdeki atıflar ve Jackie Onassis rolündeki Naomi Watts zaten bunu sürekli hissettiriyor Bessett’e.

90’lar yeniden moda oldu
Şimdilik diziden yegâne hoşlanmayan kişi ise Kennedy Jr.’ın daha önceki kız arkadaşı Daryl Hannah. The New York Times’a zehir zemberek bir yazıyla “gerçek isimler kurgusal araçlar değildir, o isimlerin ardında gerçek yaşamlar var” dese de dizi özellikle Amerika’da çok ses getirmişe benziyor. Mesela Bessette’in giydiği sade kazaklar ve saç bantları gençlerin yeni gözdesi. Moda dünyası ise harıl harıl 90’ların şık, zarif ve minimalist tarzını yeniden canlandırma çabasında. Bu dizi gözler önünde yaşanan bir aşkın nasıl lanetli biçimde sonlandığını tekrar hatırlatıyor bize. 1999’daki uçak kazasının ardından The New Yorker dergisinin kapağında Özgürlük Heykeli kara bir matem duvağına bürünmüş olarak çizilmişti. Amerikan halkı, özellikle de New York kenti, bu göz kamaştırıcı çiftin ardından uzun süre yas tuttu. Sonuç olarak, Kennedy Jr. ve Carolyn Bessette’in trajik biten tutkulu aşklarının 27 yıl sonra bile bereketli bir popüler kültür malzemesi olması şaşırtıcı değil, ne dersiniz?















