Ruşen Çakır yazdı: Çözüm sürecinin önündeki en ciddi sorun: Öcalan’ın statüsü

İmralı heyetinden Pervin Buldan’ın, ağırlıkla 27 Mart’taki beş saatlik görüşmeden detayları aktardığı Erdal Er ile MedyaHaber söyleşisini izliyorum. Buldan bir saatlik yayında çok dikkatli bir dille çözüm sürecinde “müzakere”den “karar” aşamasına geçildiğini anlatıyor ama başta Abdullah Öcalan olmak üzere Kürt hareketinin sürecin geleceği konusunda epey endişeli olduğunun ipuçlarını da veriyor.

“Silahların bırakılmasının tespiti ve tescili” şartı

Hatırlatalım: Bu söyleşiden önce Mezopotamya Haber Ajansı’nda çıkan bir haberde Öcalan’ın 27 Mart’ta birçok konuda itiraz ettiği yazılmıştı. Bunlardan ilki, devletin adım atmak için “silahların bırakılmasının tespiti ve tescili”ni şart koşması. Haberde şöyle deniliyor: “Abdullah Öcalan’ın görüşmede 27 Şubat çağrısı ve PKK’nin 12. Kongresi, sonrasında silahları yakma ve Türkiye’den çekilme kararlarını da hatırlattığı kaydedildi. Abdullah Öcalan bu hususları anımsattıktan sonra bu adımlar ile tam irade gösterdiklerini, bunun iyi anlaşılması gerektiğini de ifade ettiği ve bu iradenin aynı zamanda teyit ve tespit anlamına geldiğini söylediği belirtildi (…) Abdullah Öcalan’ın bu söylemlere tepki gösterdiği, bu yaklaşıma başvurulmasının, sürecin gelişmesine karşı ayak sürme ve oyalama anlamına geleceği uyarısında bulunduğu belirtildi.”

Öcalan'dan komisyon raporu, Öcalan’ın statüsü
Çözüm sürecinin önündeki en ciddi sorun: Öcalan’ın statüsü

Parçalı yasal düzenleme

Bilindiği gibi siyasi iktidar silah bırakıldığının tespit ve tescil edilmesinin ardından önce silahlı eyleme karışmadığı saptananlar olmak üzere dört aşamalı bir yasal düzenleme yapmayı düşünüyor. Sözünü ettiğimiz haberde Öcalan’ın bundan da rahatsız olduğu vurgulanıyor: “Öcalan’ın yasal çerçevenin muhakkak, ‘bütünlüklü ve herkesi kapsayan bir genişlikte olması’ gerektiğine dikkat çektiği öğrenildi. Herkesi kapsayan bir yasa yerine parçalı ve kategorize eden bir çerçevenin çıkması durumunda bunun ‘Süreci sabote edici bir tutum’ anlamına geleceğine de işaret ettiği belirtildi.”

Öcalan’ın statüsü

Buldan da söyleşide bu konuları dikkatli bir dille gündeme getiriyor ve bunlara ek olarak herhangi bir yasal düzenleme gerektirmeyen, haklarında AYM ve AİHM kararı bulunan tutukluların bırakılması, hasta mahkumların tahliyesi, belediyelerin kayyumlardan alınıp seçilmiş belediye başkanlarına verilmesi gibi hususları hatırlatıyor.

Ama en çok üzerinde durduğu konuysa Öcalan’ın statüsü. Son dönemde hakkında yazılıp çizilen “İmralı’da ev yapıldı” haberlerini artniyetli olarak tanımlayan Buldan, esas sorununun Öcalan’ın statüsü konusunun muğlak bırakılması olduğunun altını çiziyor.

Buldan’ın aktardığına göre Öcalan, sadece Kürt hareketine ve Kürtlere değil tüm Türkiye’ye hitap etmek istiyor. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin de destek verdiği “statü” talebinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rahatsız olduğu kesin. Ama anlaşıldığı kadarıyla bu statü meselesi hallolmadan sürecin ilerlemesi epey zor olacak. Hele İran savaşında belirsizliklerin sürdüğü, tırmanmanın beklendiği bir dönemde bu tıkanıklık tüm Türkiye’nin aleyhine sonuçlar doğurabilir.  

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.