İSTANBUL (Medyascope, Ajanslar) – Macaristan’da 12 Nisan’da yapılacak seçimler, yalnızca bir ülkenin siyasi geleceğini değil, Avrupa’daki güç dengelerini de belirleyebilir. ABD’de Donald Trump çizgisi ile Rusya’nın Viktor Orbán etrafında kesişen desteği, bu seçimi küresel bir mücadeleye dönüştürüyor. Açıktan verilen siyasi mesajlar, enerji bağı ve propaganda faaliyetleriyle şekillenen bu süreçte asıl soru şu: ABD ve Rusya Victor Orbán’ı neden destekliyor?
Haberin özeti:
- 12 Nisan’da Macaristan’daki seçimler, Avrupa’daki güç dengelerini de etkileyecek.
- ABD’nin ve Rusya’nın Orbán’a verdiği destek, farklı stratejik ve ideolojik hesaplara dayanıyor.
- ABD’de Donald Trump çizgisi, ideolojik yakınlık nedeniyle Orbán’ı açık şekilde destekliyor.
- Rusya ise Orbán’ı, Avrupa Birliği içinde veto gücü ve yaptırmaları zayıflatma potansiyeli nedeniyle stratejik bir aktör olarak görüyor.
Bilmeniz gerekenler

ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteği, Rusya ile kurulan yakın ilişkiler ve Avrupa Birliği (AB) ile yaşanan gerilimler, Macaristan’daki seçimleri ülke sınırlarının çok ötesine taşıdı. Yaklaşık 10 milyon nüfuslu bir ülkenin seçimi, bugün Avrupa’nın siyasi dengeleri, Ukrayna savaşı ve Batı içindeki ideolojik ayrışmalar açısından belirleyici bir eşik olarak görülüyor.
Seçim neden bu kadar kritik?
Macaristan, uzun süredir Avrupa Birliği içinde “sorunlu ortak” olarak tanımlanıyor. Bunun temel nedeni ise Viktor Orbán’ın izlediği politika. Orbán, Ukrayna’ya yönelik mali yardımları engelleyerek ve yaptırımların kapsamını tartışmaya açarak, AB’nin ortak hareket etme kapasitesini zayıflatan aktörlerden biri haline geldi.
Bu nedenle 12 Nisan seçimleri, yalnızca bir hükümet değişikliği ihtimalini değil, aynı zamanda Avrupa’nın Rusya’ya karşı izlediği stratejinin sürdürülebilirliğini de belirleyecek.
ABD’den gelen destek: İdeolojik yakınlık
Seçim sürecinde dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri, ABD’den gelen açık siyasi destek oldu. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in seçimlerden hemen önce Budapeşte’ye yaptığı ziyaret, Orbán’a verilen desteğin sembolik bir göstergesi olarak değerlendirildi.
Trump ise Orbán’ı “harika bir lider” ve “güçlü bir figür” olarak tanımlayarak defalarca destekledi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Orbán’a hitaben, “Başkan Trump sizin başarınıza derinden bağlı, çünkü sizin başarınız bizim başarımızdır” ifadelerini kullandı.
Uzmanlara göre bu destek, klasik dış politika hesaplarından çok ideolojik bir yakınlığa dayanıyor. Orbán’ın temsil ettiği “Hıristiyan muhafazakâr” ve “anti-woke” siyaset anlayışı, Trump çevresi için bir model olarak görülüyor. Macaristan, bazı yorumcular tarafından bu nedenle “muhafazakâr bir vitrin” olarak tanımlanıyor.

Rusya neden Orbán’ı destekliyor?
ABD’den farklı olarak Rusya’nın Orbán’a verdiği destek daha çok stratejik hesaplara dayanıyor. Moskova açısından Orbán, Avrupa Birliği içinde karar alma süreçlerini yavaşlatabilen, veto mekanizmasını kullanabilen ve Rusya’ya yönelik yaptırımları zayıflatabilen bir aktör.
Vladimir Putin yönetimi, Macaristan ile enerji alanındaki ilişkileri sürdürerek bu bağı güçlendirdi. Seçim sürecinde Rusya’nın Orbán’a dolaylı destek verdiği, dezenformasyon ağları üzerinden kamuoyunu etkilemeye çalıştığı iddiaları da gündeme geldi.
Ancak dikkat çekici olan nokta, bu ilişkinin büyük ölçüde gizli değil, açık bir işbirliği olarak yürütülmesi. Uzmanlara göre bu durum, Avrupa seçimleri açısından alışılmadık bir tablo ortaya koyuyor.
Seçime müdahale tartışmaları: Propaganda ve korku siyaseti
Seçim sürecinde Rusya bağlantılı olduğu öne sürülen propaganda faaliyetleri dikkat çekti ve çekmeye devam ediyor. Özellikle Ukrayna karşıtı mesajların yaygınlaştırılması, Orbán’ın seçim kampanyasının merkezine yerleşti.
Ülke genelinde Volodimir Zelenskiy’i hedef alan afişler asıldı, muhalefet ise “Ukrayna ile işbirliği yapmakla” suçlandı.


Bazı medya içeriklerinde sahte görüntüler ve yapay zekâ üretimi görsellerin kullanıldığı da ortaya çıktı. Bu içerikler seçmen davranışını etkilemeye yönelik.
Ayrıca güvenlik tehditleri üzerinden kamuoyunda korku yaratıldığı ve bunun seçim sürecinde siyasi avantaj sağlamak için kullanıldığı yönünde eleştiriler de dile getiriliyor.
ABD ve Rusya aynı tarafta mı?
Ortaya çıkan tablo, alışılmış jeopolitik dengeleri sorgulatan bir görüntü ortaya koyuyor. ABD ve Rusya, farklı nedenlerle de olsa aynı liderin iktidarda kalmasını istiyor gibi görünüyor.
Uzmanlara göre bu durum, iki ülkenin aynı stratejik hedefleri paylaştığı anlamına gelmiyor. Rusya için Orbán, Avrupa Birliği içinde etkili bir kaldıraç işlevi görürken, ABD’de Trump çevresi için Orbán daha çok ideolojik bir referans noktası.
Bu nedenle Macaristan seçimleri, yalnızca bir ülkenin iç siyaseti değil, Batı dünyasının kendi içindeki dönüşümünü de yansıtan bir süreç olarak değerlendiriliyor.
Seçimin ötesinde: Avrupa’nın geleceği
Macaristan’daki seçimlerin sonucu, Avrupa Birliği’nin Ukrayna politikası, Rusya ile ilişkileri ve iç siyasi dengeleri üzerinde doğrudan etkili olacak.
Orbán’ın iktidarda kalması, AB içinde mevcut gerilimlerin sürmesi anlamına gelirken, olası bir değişim ise Avrupa’nın daha uyumlu bir çizgiye yönelmesine zemin hazırlayabilir.
Bu nedenle 12 Nisan’da sandıktan çıkacak sonuç, yalnızca Macaristan’ın değil, Avrupa’nın geleceğine dair önemli bir gösterge olarak görülüyor.
Kaynak: New York Times, Guardian
- Trump: “Orbán dünyanın en güçlülerinden biri, Türkiye’nin lideri”
- Macaristan’da “Karışık ırk istemiyoruz” sözlerinin yankıları sürüyor: Danışmanı, Orbán’ı Goebbels’e benzeterek istifa etti
- Genç bir liberalken “illiberal demokrasi”nin mimarına dönüşen Viktor Orbán kimdir?
- Twitter hesabı açan Macaristan Başbakanı Orbán: “Dostum Trump nerede?”







