New York Times: İran’da yeni dönemin gerçek gücü Devrim Muhafızları’nın elinde, Mücteba Hamaney ağır yaralı

Mücteba Hamaney

İSTANBUL (Medyascope) – New York Times’ın haberine göre Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından İran’da karar alma düzeni köklü biçimde değişti. Yeni dini lider Mücteba Hamaney henüz babası gibi mutlak bir otorite kuramadı; savaş, güvenlik ve diplomasi başlıklarında Devrim Muhafızları komutanları belirleyici güç haline geldi. Peki İran’ı kim yönetiyor?


Haberin özeti:

  • Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü sonrası İran’da karar alma süreci değişti, Devrim Muhafızları’nın etkisi arttı.
  • Mücteba Hamaney ağır yaralandı ve gizli bir yerde tutuluyor. Kamuoyuna çıkmıyor ve mesajları kuryelerle ulaştırıyor.
  • Devrim Muhafızları, İran siyasetinde önemli bir güç haline geldi. Savaş ve müzakere kararlarını genelde onlar alıyor.
  • Barış ihtimali, iç çatışmalar ve sertlik yanlılarının etkisi nedeniyle belirsizliğini koruyor.


New York Times’ın İranlı yetkililer, Devrim Muhafızları üyeleri, eski yetkililer, sisteme yakın din adamları ve Mücteba Hamaney’i tanıyan kaynaklara dayandırdığı haberine göre İran, Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından yeni bir kolektif liderlik dönemine girdi.

Habere göre ülkenin yeni dini lideri Ayetullah Mücteba Hamaney resmî olarak en üst makamda bulunuyor ancak savaş, güvenlik ve ABD ile müzakereler konusunda asıl kararları Devrim Muhafızları komutanları ve onlara yakın isimler alıyor.

İsrail'in hedef aldığı Hamaney'in Tahran'daki konutunun uydu görüntüsü ABD ve İsrail'in İran saldırısı
İsrail’in hedef aldığı Hamaney’in Tahran’daki konutunun uydu görüntüsü ABD ve İsrail’in İran saldırısı. İran’ı kim yönetiyor

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın danışmanlığını yapan ve Mücteba Hamaney’i tanıyan Abdolreza Davari, bu yeni düzeni “Mücteba ülkeyi bir yönetim kurulu başkanı gibi yönetiyor” sözleriyle anlattı.

Peki İran’ı kim yönetiyor?

Davari’ye göre Mücteba Hamaney kararları tek başına almıyor, “yönetim kurulu üyeleri” gibi hareket eden generallerin tavsiye ve yönlendirmelerine dayanıyor. Davari, “Generaller yönetim kurulu üyeleri” dedi.

Mücteba Hamaney neden ortalıkta yok?

Mücteba Hamaney, babasının 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürülmesinin ardından Ulusal Konsey tarafından İran’ın yeni dini lideri seçildi. Ancak o tarihten bu yana kamuoyu önüne çıkmadı.

New York Times’a konuşan kaynaklara göre Mücteba Hamaney aynı saldırıda ağır yaralandı. Habere göre Mücteba Hamaney şu anda gizli bir yerde tutuluyor ve kendisine erişim son derece sınırlı. Çevresinde ağırlıklı olarak doktorlar ve sağlık personeli bulunuyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da kalp cerrahı kimliğiyle, Sağlık Bakanı’yla birlikte tedavi sürecine dahil oldu. Üst düzey Devrim Muhafızları komutanları ve hükümet yetkilileri ise İsrail’in yerini tespit edebileceği endişesiyle onu ziyaret etmiyor.

Kaynaklara göre Hamaney uyanık ve süreci takip ediyor ancak ağır fiziksel yaralar aldı. Bir bacağı üç kez ameliyat edildi ve protez bekliyor. Bir eli ameliyat edildi ve işlevini yavaş yavaş geri kazanıyor. Yüzü ve dudakları ciddi şekilde yandığı için konuşmakta zorlanıyor; ileride estetik ameliyata ihtiyaç duyacağı belirtiliyor. Kamuoyuna ilk seslendiği mesajında zayıf görünmek istemediği için video ya da ses kaydı yayımlamıyor. Bunun yerine yazılı açıklamalar yapıyor, bu metinler de ya internette yayımlanıyor ya da devlet televizyonunda okunuyor.

Mesajlar elden ele taşınıyor

Haberde Mücteba Hamaney’e ulaşmanın ne kadar zorlaştığı da ayrıntılı biçimde anlatıldı. Ona gönderilen mesajlar elle yazılıyor, zarflara konuluyor ve güvenilir kuryelerden oluşan bir insan zinciriyle taşınıyor. Kuryeler otoyollardan, ara yollardan, otomobillerle ve motosikletlerle ilerleyerek mesajları Hamaney’in saklandığı yere ulaştırıyor. Hamaney’in talimatları da aynı yöntemle geri dönüyor.

Güvenlik kaygısı, ağır yaralanması ve kendisine erişimin zorluğu, Mücteba Hamaney’in en azından şimdilik karar alma yetkisini generallere devretmesine yol açtı. Reformcu gruplar ve aşırı muhafazakâr çevreler hâlâ siyasi tartışmalarda yer alıyor. Ancak habere göre Hamaney’in gençlik yıllarından beri Devrim Muhafızları içindeki isimlerle kurduğu kişisel bağlar, generalleri sistemin baskın gücü haline getirdi.

İran’ı kim yönetiyor? Devrim Muhafızları nasıl öne çıktı?

Devrim Muhafızları, 1979 İslam Devrimi’ni korumak amacıyla kuruldu. Zaman içinde İran siyasetinde, ekonominin kilit sektörlerinde, istihbarat operasyonlarında ve bölgede İsrail ile ABD karşıtı silahlı gruplarla kurulan ilişkilerde büyük güç kazandı. Ali Hamaney döneminde bu yapı, yine de tek bir dini liderin iradesine bağlı hareket ediyordu. Ali Hamaney hem dini lider hem de silahlı kuvvetlerin başkomutanı olarak son sözü söylüyordu.

Ali Hamaney’in savaşın ilk gününde öldürülmesi ise hem bir boşluk hem de Devrim Muhafızları için fırsat yarattı. Habere göre Devrim Muhafızları, halefiyet mücadelesinde Mücteba Hamaney’in arkasında durdu ve onun İran’ın üçüncü dini lideri seçilmesinde belirleyici rol oynadı.

Bugün bu yapının başında Tuğgeneral Ahmed Vahidi bulunuyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin yeni başkanı General Muhammed Bakır Zülkadir da Devrim Muhafızları’nın sertlik yanlısı eski komutanlarından. General Yahya Rahim Safavi ise hem Ali Hamaney’e hem de Mücteba Hamaney’e en üst düzey askeri danışmanlık yapan isimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Uluslararası Kriz Grubu’nun İran Direktörü Ali Vaez, yeni dengeleri “Mücteba kelimenin eski anlamıyla yüce lider değil; adı lider olabilir ama babası gibi mutlak güç sahibi değil” sözleriyle özetledi. Vaez’e göre Mücteba Hamaney, konumunu ve sistemin hayatta kalmasını Devrim Muhafızları’na borçlu olduğu için onlara bağımlı durumda.

Savaş ve müzakere kararlarını kim alıyor?

New York Times’a konuşan İranlı yetkililere göre generaller, ABD ve İsrail’le savaşı rejimin varlığına yönelik bir tehdit olarak görüyor. Beş haftalık yoğun çatışmanın ardından ise tehdidi kontrol altına aldıklarına inanıyorlar. Bu süreçte strateji ve kaynak kullanımı konusunda her kritik aşamada öncülüğü onlar aldı.

Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine kapatılması, İsrail’e ve Körfez ülkelerine yönelik saldırı stratejisi, ABD ile geçici ateşkesin kabul edilmesi, arka kanal diplomasisi ve doğrudan görüşmeler de Devrim Muhafızları’nın belirlediği başlıklar arasında.

İran’ı aslında kim yönetiyor? (Fotoğraf: Muhammed Bakır Kalibaf) İran’ı kim yönetiyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile İslamabad’da yürütülen görüşmelere de Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf liderlik etti. Kalibaf, Devrim Muhafızları kökenli eski bir general ve Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır yakın çevresinde yer alan isimlerden biri.

Habere göre ilk kez Devrim Muhafızları’ndan bazı generaller, ABD ile müzakere eden İran heyetinin doğrudan parçası oldu. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise savaş öncesinde ABD ile yürüttüğü müzakerelerdeki ağırlığını kaybetti. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve kabinesi de büyük ölçüde iç işlerine yönlendirildi; gıda ve yakıt akışının sağlanması, ülkenin işler halde tutulması gibi başlıklara odaklanmaları istendi.

Mücteba Hamaney’in generallerle bağı nereden geliyor?

Mücteba Hamaney’in Devrim Muhafızları’na yakınlığı yalnızca bugünün siyasi ihtiyacından kaynaklanmıyor.

Hamaney genç yaşta askeri ve dini çevrelerle ilişki kurmaya başladı. Lise eğitimini tamamladıktan sonra 1987 civarında İran’ın elit askeri gücü olan Devrim Muhafızları saflarına katıldı. Bu dönemde İran-Irak Savaşı’nın son yıllarında görev yaptı.

1989 yılında ise babası Ali Hamaney, Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin ölümünün ardından İran’ın ikinci dini lideri olarak seçildi. Bu, Mücteba Hamaney’in siyasi ve dini çevrelerde hızla yükselmesinin önünü açtı.

Yakın çevresinde Devrim Muhafızları’nın eski istihbarat şefi din adamı Hüseyin Taeb, 1980’lerde komutanlığını yapan ve emeklilikten geri çağrılan General Muhsin Rızai ve Meclis Başkanı Kalibaf bulunuyor. Habere göre Mücteba Hamaney, Taeb ve Kalibaf yıllar boyunca haftada bir kez Hamaney yerleşkesinde uzun çalışma yemeklerinde buluştu. Bu üçlü, İran siyasetinde “güç üçgeni” olarak anıldı.

Bu üçlü, 2009 cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahale etmek ve sonuçları Mahmud Ahmedinejad lehine değiştirmekle de suçlandı. O seçimlerde aday olan daha ılımlı din adamı Mehdi Kerrubi, bu iddiaları gündeme getirmişti.

Ateşkes görüşmeleri neden çöktü?

İran’da generaller tek ses değil. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Arakçi de Ulusal Güvenlik Konseyi’nde yer alıyor ancak mevcut kolektif liderlik düzeninde son sözü çoğunlukla generaller söylüyor. New York Times’a konuşan kaynaklara göre şu anda Devrim Muhafızları içinde belirgin bir dağınıklık işareti de yok.

Salı günü İran ve ABD heyetleri, İslamabad’da ikinci tur görüşmeler için yola çıkmaya hazırlanırken generaller süreci durdurdu. Günlerdir Tahran’da, Trump yönetimi İran’a deniz ablukasını sürdürürken JD Vance ile müzakerelere devam edilip edilmeyeceği tartışılıyordu. O sırada İran limanlarına girip çıkmaya çalışan 27 İran gemisinin geri çevrildiği belirtiliyor.

Trump’ın İran’ı tüm taleplerini kabul etmeye zorlayan sosyal medya paylaşımları ve İran’ın anlaşmayı kabul etmemesi halinde elektrik santralleri ile köprüleri bombalama tehditleri de generalleri öfkelendirdi. ABD’nin İran’a ait iki gemiye el koyması ise Devrim Muhafızları tarafından ateşkesin ihlali olarak değerlendirildi.

Başkomutan Ahmed Vahidi ve bazı generaller, ablukayı Trump’ın müzakere değil teslimiyet istediğinin kanıtı olarak gördü ve görüşmelerin anlamsız olduğunu savundu. Pezeşkiyan ile Arakçi ise buna karşı çıktı. Pezeşkiyan, savaşın ekonomik maliyetinin hükümet tahminlerine göre yaklaşık 300 milyar dolara ulaştığını, yeniden inşa için yaptırım hafiflemesine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının ne kadar ileri götürüleceği konusunda da görüş ayrılıkları çıktı. Sonunda generallerin çizgisi kazandı ve görüşmeler dağıldı.

Barış ihtimali neye bağlı?

Trump ateşkesi uzattı ancak İran’ın “bölünmüş liderleri” kendi barış tekliflerini sunana kadar ablukayı sürdüreceğini söyledi. Bundan sonra ne olacağı belirsiz. Devrim Muhafızları’nın İran’ın nükleer programı konusunda ABD’ye yeterli taviz verip vermeyeceği de bilinmiyor. İki kritik başlık, uranyum zenginleştirmenin dondurulması ve İran’ın 970 poundluk yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesi.

İran’da karar süreçlerine hâkim olmayan ama etkisini sürdüren aşırı sertlik yanlısı bir kanat da hiçbir taviz verilmemesini savunuyor. Bu çevreler, İran’ın savaşa devam ederse İsrail ve ABD’yi yenebileceğine inanıyor. Destekçileri gece mitinglerinde bayraklarla sokakları dolduruyor ve İslam Cumhuriyeti için kanlarını vermeye hazır olduklarını söylüyor. Arakçi bir noktada Hürmüz Boğazı’nın açıldığını yazınca, sertlik yanlıları onu ve müzakere heyetini destekçilerine ihanet etmekle suçladı.

Bu çevreler, karar süreçlerinden dışlanan ama devlet televizyonu üzerinde hâlâ etkisi bulunan ultra muhafazakâr siyasetçi Said Celili’nin etrafında toplanıyor. Bazıları, Mücteba Hamaney’in Washington’la müzakereleri onayladığını göstermek için video ya da ses kaydı yayımlamasını istiyor. Tahran’daki bir mitingde kalabalıklar Hamaney’e seslenerek “Komutan, emri ver; biz takip ederiz” sloganı attı.

Meclis Başkanı Kalibaf ise devlet televizyonunda yaptığı konuşmada İranlılara Mücteba Hamaney’in sürece dahil olduğu güvencesini verdi. Kalibaf, meydan okuyan ama pragmatik bir ton kullandı; İran’ın bir Amerikan savaş uçağını düşürmek dahil bazı askeri kazanımlar elde ettiğini, ancak artık bu kazanımların diplomatik müzakerelerde koz olarak kullanılması gerektiğini söyledi. Kalibaf, “Bazen halkımızın ‘Onları yok ettik’ dediğini görüyorum. Hayır, onları yok etmedik; bunu anlamanız gerekiyor. Askeri kazanımlarımız, ABD’den daha güçlü olduğumuz anlamına gelmez” dedi.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.