İSTANBUL (Medyascope) – Atina’da bulunan tarihi Prosfygika (Mülteci Evleri) mahallesinin “yeniden düzenleme” adı altında tahliye edilmesine karşı Aristotelis Hantzis’in 5 Şubat 2026’da başlattığı açlık grevi direnişi bugün 93. gününe ulaştı.
Haber özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
- Aristotelis Hantzis, Prosfygika’da ölüm orucu eylemiyle tahliyenin durdurulmasını talep ediyor ve bu durumu yaşamın savunusu olarak değerlendiriyor.
- Hantzis, açlık grevi boyunca vücut ağırlığının yüzde 30’unu kaybetti ve ciddi sağlık sorunları yaşıyor.
- Direniş, yalnızca bireysel bir eylem değil, toplumsal dayanışma ve politik hafızanın korunması amacı taşıyor.
- Hantzis’in talepleri arasında, tahliye planının iptal edilmesi ve mevcut yaşam alanlarının korunması bulunuyor.
- Açlık grevi, temel hakların ihlaline yol açabileceği ve toplumsal yıkıma neden olabileceği gerekçesiyle sürdürülüyor.

Sağlık durumu kritik bir eşiği aşan ve vücut ağırlığının yüzde 30’unu kaybeden Hantzis, yayımladığı manifestoyla bu eylemi “yaşamın savunusu” ve “kolektif kimliğin korunması” için ölüme kadar sürdüreceğini vurguladı. Hantzis’in yayımladığı uzun manifesto, yalnızca kişisel bir direniş çağrısı değil; toplumsal dayanışmanın ve politik hafızanın savunusu olarak değerlendiriliyor.
Prosfygika Çeviri Yapısı tarafından Yunancadan Türkçeye çevrilen metinde Hantzis, açlık grevini “yaşamın savunusu” ve “kolektif kimliğin korunması” için sürdürdüğünü ifade etti. Tahliye planının yalnızca fiziksel bir yer değiştirme değil, aynı zamanda yıllardır kurulan toplumsal bağların parçalanması anlamına geldiğini vurgulayan Hantzis, devletin ve yerel yönetimlerin mahalleyi dağıtarak dayanışma kültürünü tasfiye etmeye çalıştığını savundu.
Direnişin yeni bir aşamaya geçtiği belirtilirken, Suzon Doppagne’nin de Yunanistan Parlamentosu önünde açlık grevine başlaması dikkat çekti. Hantzis, mahallede yaşayan göçmenler, yoksullar, aileler ve çocukların yerlerinden edilmesinin büyük bir toplumsal yıkıma yol açacağını belirterek dayanışma çağrısında bulundu. Talepler arasında Attika Bölgesi ile yapılan tahliye odaklı sözleşmenin iptal edilmesi ve mahalle sakinlerinin mevcut yaşam alanlarında kalmasının güvence altına alınması bulunuyor.
Prosfygika, alternatif bir yaşam deneyimi sunuyor
Manifestoda yalnızca tahliye tehdidine değil, modern kent yaşamının yarattığı yabancılaşmaya ve kolektif yaşam biçimlerinin tasfiyesine de geniş yer verildi. Hantzis, Prosfygika’yı sıradan bir işgal alanı değil; dayanışma, öz örgütlenme ve ortak yaşam pratikleri üzerinden şekillenen bir topluluk modeli olarak tanımladı. Ona göre mahalle, devlet ve kapitalizmin yarattığı bireyselleşmeye karşı alternatif bir yaşam deneyimi sunuyor.
Tahliye birçok temel hakkın ihlaline yol açacak
Açlık grevinin neden sürdürüldüğünü ayrıntılı biçimde açıklayan Hantzis, geri çekilmenin yalnızca kişisel bir karar olmayacağını, aynı zamanda gelecekteki toplumsal mücadeleler açısından olumsuz bir miras bırakacağını ifade etti. Grevin, yalnızca bir protesto biçimi değil; toplumsal hak ihlallerine karşı son savunma araçlarından biri olduğunu belirtti.
Metinde, Prosfygika’daki olası tahliyenin birçok temel hakkın ihlaline yol açacağı savunuldu. Barınma hakkı, konut dokunulmazlığı, adil yargılanma hakkı ve aile bütünlüğünün korunması gibi başlıklarda Avrupa ve uluslararası hukuk normlarının ihlal edildiği ileri sürüldü. Ayrıca bölgedeki yapıların kültürel miras statüsüne sahip olduğu ve planlanan müdahalelerin tarihi dokuyu değiştireceği ifade edildi.

Vücut ağırlığının yüzde 30’unu kaybetti
Aristotelis Hantzis, açlık grevi boyunca ciddi sağlık sorunları yaşadığını da açıkladı. Vücut ağırlığının yüzde 30’unu kaybettiğini belirten direnişçi; kas erimesi, bayılma atakları, hipoglisemi, kalp ritim bozuklukları ve dolaşım problemleri yaşadığını söyledi. Doktorların ani komplikasyon riskine dikkat çektiğini aktaran Hantzis, buna rağmen eylemini sürdürmekte kararlı olduğunu vurguladı.
Direniş sürecinde Yunanistan ve yurtdışında çok sayıda dayanışma eylemi gerçekleştirildiği belirtildi. Parlamento önündeki protestolar, yürüyüşler, uluslararası dayanışma açıklamaları, sanatçı ziyaretleri ve imza kampanyalarıyla Prosfygika’daki direnişin görünür hâle getirilmeye çalışıldığı ifade edildi. Atina’daki çeşitli toplumsal hareketlerin toplantılarını mahallede düzenlemeye başlaması da dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
Manifestonun önemli bölümlerinden biri de güncel siyasi tabloya ayrıldı. Aristotelis Hantzis, Yunanistan’da derinleşen ekonomik kriz, artan militarizasyon, göçmen politikaları ve neoliberal dönüşüm sürecinin toplumsal baskıyı artırdığını savundu. Yaklaşan seçim sürecinde hükümetin daha sert güvenlik politikalarına yönelebileceğini ileri süren Hantzis, Prosfygika’ya yönelik müdahalenin yalnızca yerel bir mesele olmadığını, daha geniş bir siyasal dönüşümün parçası olduğunu öne sürdü.
“Ya kazanacağız ya kazanacağız”
Metnin sonunda ise dayanışma çağrısı yer aldı. Aristotelis Hantzis, Prosfygika Topluluğu ile dayanışmanın büyütülmesini, açlık grevi sürecinin desteklenmesini ve mahalledeki yaşam alanlarının korunmasını istedi. “Ya kazanacağız ya kazanacağız” sözleriyle manifestosunu tamamlayan Hantzis, özgürlük ve kolektif yaşam mücadelesinin sürdürülmesi gerektiğini ifade etti.
Aristotelis Hantzis’in yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.








