Ekrem İmamoğlu: “Psikolojik işkenceler altında bu mücadeleyi veriyoruz, çok gururluyum çünkü biz kazanacağız”

İSTANBUL (Medyascope) – Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan’ın yargılandığı casusluk davası başladı. Duruşmada, etkin pişmanlıktan faydalanan Hüseyin Gün ve Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. İmamoğlu, “Çok rahatım, çok gururluyum burada verdiğimiz mücadeleden. İşkenceler, psikolojik işkenceler altında bu mücadeleyi veriyoruz. Çünkü biz kazanacağız” dedi.

Haber: Furkan Karabay, Fırat Fıstık ve Ali Deniz Çakır

Haberin özeti
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
  • Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’ın yargılandığı casusluk davasının ilk duruşması yapıldı.
  • İmamoğlu, savunmasında ‘Çok rahatım, çok gururluyum’ diyerek mücadelesini vurguladı.
  • Hüseyin Gün, suçlamaların asılsız olduğunu ve sosyal medya analizinin casusluk ile ilişkilendirilemeyeceğini savundu.
Necati Özkan, Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ
Ekrem İmamoğlu: “Psikolojik işkenceler altında bu mücadeleyi veriyoruz, çok gururluyum çünkü biz kazanacağız”

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, seçim kampanyalarının direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve iş insanı Hüseyin Gün hakkındaki “siyasal ve askeri casusluk” davasının ilk duruşması, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu kampüsü karşısında bulunan 4 No’lu salonda görüldü.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 23 Mart’ta tutuklanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında “siyasal casusluk” suçlamasıyla başlattığı ve TELE1’e kayyum atadığı soruşturmada iddianame hazırlamıştı.

Mahkemenin kararı üzerine siber güvenlik ve adli bilişim alanında uzman bir isim tarafından bilirkişi raporu hazırlanmıştı. Mahkemeye sunulan 2 Mart 2026 tarihli raporda iddianamede yer alan “İmamoğlu döneminde İBB verilerinin OSINT ve DARKWEB’e sızdırıldığı” iddiasının doğru olmadığı belirtilmişti.

“Casus değilim”

Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ ve Necati Özkan duruşma salonuna getirildi. Merdan Yanardağ izleyicilere dönerek, “Amerikancı bir iktidar var. Onlar bizi casuslukla suçluyorlar. Emperyalizmin işbirlikçileri yurtseverleri suçlamaya çalışıyor” dedi.

Hüseyin Gün sözlerine “313 gündür bu günü bekliyorum. Kendimden eminim, casus değilim” diyerek başladı.

Gün şunları söyledi:

“Soruşturmanın devam ettiği sırada dijital materyallerimde yapılan incelemede Sayın İmamoğlu, rahmetli annem ve benim fotoğrafım var, bir de beş-altı mesajlaşma. İddialar tamamıyla mesnetsiz ve gerçekdışıdır. Suçu işlediğime dair en ufak ikrarda bulunmadım. Ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım. Kimseye de casusluk iftirası atmadım.”

“Uyuşturucu ve bahis müptelası Ümit Alaçam’ın geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü suçlamalar asılsız iddialardan ibarettir” diyen Hüseyin Gün, şöyle devam etti:

“15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına üstlendiğim görev ve sorumluluklara atıfta bulunarak, iddianamede yer aldığı şekliyle yurtdışında istihbarat görevlileri ve önemli kişilerle görüşmem hayatın doğal akışına uygundur. Lordlar kamarasını Türkiye’den değerli devlet büyüklerine açtım. Egemen Bağış, Kürşat Tüzmen, İbrahim Kalın gibi isimler vardı. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadele için devletim adına görev yaptım. Firari FETÖ’cülerin açık kimliklerini, adreslerini, malvarlıklarını tespit ederek yoğun destek verdim. Telefonumda da yetki belgesinin Ekim 2016’dan 1 Mayıs 2017’ye kadar, dönemin başbakanlık müsteşarı ve sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından, Türk devleti tarafından tam yetki verildiği açıktır. Devlet sırrı olduğu belirtilen ‘kara hücre’ adlı raporları, FETÖ ile ilgili bilgileri bizzat ben hazırladım. Devletin resmi makamlarına iletilmesini sağladım. İddianamenin eklerinde ‘kodlamalar’ başlıklı yazışmalar da FETÖ ile mücadelede proje yöneticisi olduğum belirtilmiştir. İlk defa bana ifademde sorulduğunda ‘devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet’ dedim. Ama iddianamede görünce şok oldum. Kendini Jön Türk olarak gören, katıksız Atatürkçü biri olduğumu ve iddiaların mesnetsiz olduğunu sizlere kanıtlıyorum. Hiçbir karşılık beklemeden vatanıma hizmet etmek için, hain FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım belgelerin, sözde casusluk suçunun delili olarak gösterilmesi son derece mesnetsizdir. Böyle bir şey olamaz. Ekrem İmamoğlu’nu hayatımda sadece bir defa gördüm. Bugün ikinci kez görüyorum. Necati Özkan ile İBB seçimleri YSK tarafından iptal edildikten sonra, yaptırdığım sosyal medya analizi ve bir adet sunum dışında hiçbir görüşmem olmamıştır. Bir geçmiş olsun mesajı gönderdim. Bunun dışında yedi yıldır Necati Özkan ile hiçbir irtibatım olmadı.”

“Sosyal medya analizinden casusluk çıkmaz” diyen Hüseyin Gün “Hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım. Sosyal medya analizi için İBB verilerine gerek yok. Zaten bu veriler açık kaynakta var. Bu iddia, fırında herkese bedava dağıtılan ekmeğin çalınarak hırsızlık suçunun işlendiğinin iddia edilmesi kadar saçmadır” diye konuştu.

“Yanardağ’a bağış yapmak nasıl casusluk oluyor?”

Hüseyin Gün, Ümit Deniz Alaçam’ın güvenilir biri olup olmadığı teyit etmek için GBT kayıtlarının dosyaya eklenmesini talep etti.

Mahkeme başkanı Hüseyin Gün’e Merdan Yanardağ ile ilişkisini ve kendisine yaptığı bağışı sordu. Hüseyin Gün, “Merdan Yanardağ’ı severim. Kendisine bağış yapmak nasıl casusluk oluyor anlamadım” dedi.

Mahkeme başkanı “Ekrem İmamoğlu’nu ziyarete gittim demiştiniz. ‘Katkılarınız için teşekkür ederim’ dedi. Böyle bir beyan kullandı mı?” diye sordu.

Hüseyin Gün şöyle dedi:

“Öyle hatırlıyorum ama beş dakika görüştük yüzlerce insan zaten kapıda bekliyordu. O nezaket ziyaretleri sırasında Sayın Özkan sağ olsun zaman ayırmıştı. Manevi annemin hayatının en mutlu günü olduğunu gözlerinde gördüm.”

Necati Özkan Hüseyin Gün’e sordu:

Necati Özkan: “En absürt davalardan biri. Sizinle 10 Haziran 2019 günü mesajlaşmışız. Sonra da 11 Haziran’da sizinle ve manevi annenizle buluşuyoruz. Daha önce temasımız oldu mu?”

Hüseyin Gün: “Hayır olmadı.”

Necati Özkan: “Size herhangi bir veri verdim mi?”

Hüseyin Gün: “Hayır vermediniz.”

Necati Özkan: “İBB ile ilgili herhangi bir çalışanla alakalı e-mail ve şifre verdim mi size?”

Hüseyin Gün: “Hayır.”

Necati Özkan: “Seçimlerle ilgili manipülasyon yapmanıza ilişkin talimatım oldu mu?”

Hüseyin Gün: “Hayır.”

Necati Özkan: “‘Bana bir sosyal medya analizi yapıp, rapor gönderin’ diye talepte bulundum mu?”

Hüseyin Gün: “Manevi annemin ricası üzerine gönüllü olarak ufak bir çalışma oldu.”

Necati Özkan: “Eylem 13’te İstanbul Senin ve İBB Hanem konuları geçiyor. Sizin bu uygulamalarda bir dahiliniz var mı?”

Hüseyin Gün: “Hayır hiçbir alakam yok.”

Etkin pişmanlıktan faydalandı mı?

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Hasan Fehmi Demir, Hüseyin Gün’e, “Etkin pişmanlıktan yararlanmayı siz mi talep ettiniz?” diye sordu. Gün de “Hatırlamıyorum” cevabını verdi.

Avukat Hüseyin Fehmi Demir: “Çıkar amaçlı suç örgütünün üyesi misiniz?”

Hüseyin Gün: (Düşünüyor…)

Avukat Hasan Fehmi Demir: “Yok derse etkin pişmanlık ifadesinden faydalanamayacak. Hüseyin Bey zeki bir insan…”

İmamoğlu: “Tümüyle boş bir iddianame”

Ekrem İmamoğlu savunma yapmak için kürsüye geldi.

İmamoğlu, “Bir deli kuyuya taş atmış, biri de gelsin çıkarsın diyorlar. Ben bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım. Tümüyle boş bir iddianame olduğunu bilmeyen yok. Hüseyin Bey’in ifadelerinden sonra, bütün yargılamaların yapıldığı davaların, tümüyle siyasi ve milletin, devletin zararına yazılmış olduğu bunun başının da İstanbul’daki iddia makamı olduğunun altını çizeyim” dedi.

“Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası” diyen Ekrem İmamoğlu, iddianame için “tam bir hukuk cinayeti” dedi.

İmamoğlu, savunmasının devamında, “Çok rahatım, çok gururluyum burada verdiğimiz mücadeleden. İşkenceler, psikolojik işkenceler altında bu mücadeleyi veriyoruz. Çünkü biz kazanacağız. Biz kimiz? 86 milyon yurttaşız. İddia makamı eliyle sahtecilik diyorum, iftira diyorum. Bunlar ayan beyan ortaya konuyor. İddia makamının tehditleriyle rehin almalarıyla delilsiz beyanlarla işin temelinde bir kara düzen kurulmuş koltuğu kendine ait zanneden zihniyetin aklı. Etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan imtina etti. Diyemiyor bir şey. ‘Acaba oradan bir şey yapılır mı’ diye. ‘Suç yok delil yok masumiyetini ispat et’ deniliyor. Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bugün burada milletin iradesini hiçe sayan onun yargıdaki aparatının senaryolarından sözde casusluk suçlaması nedeniyle buradayım. Bu iddianame tam bir hukuk cinayetidir” diye konuştu.

“Savunma yapmayacağım”

Ekrem İmamoğlu, “casusluk” suçlamasına karşı bir savunma yapmayacağını söyledi, “Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan utanç verici bu rezilliğe suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Bunların hiçbirine girmeyeceğim. Yüzlerce ailenin bu sıkıntı altında nasıl şiddete uğradığını görüyorum. Bu iddianameyi tarif etmek zor. Yargının itibarının nasıl yerle bir edildiğinin ibretlik belgesi. İftiranın büyüklüğüne bakar mısınız?” diye sordu.

Ekrem İmamoğlu, “Bu sıraladığım hukuksuz işlemi yapanlar Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu işlemiştir, işlemeye devam etmektedir” dedi.

İmamoğlu, şunları söyledi:

“Beni tutuklayan hakime seslendim, kaçarken seslendim. ‘Nereye kaçıyorsun, kararı yüzümüze oku’ diye seslendim. Bu ülkede yönetici zihniyet vatan, millet, bayrak sevilsin istemiyor. Vatan, millet, bayrak böyle sevdirilmez. Anayasayı yok saydıktan sonra neyi konuşacağız? Bu yaşananlar açık bir rejim değişikliği girişimidir. Bu millet monarşiyi de padişahlığı da bırakalı 103 sene oldu. Bu sıraladığım hukuksuz işlemi yapanlar Anayasayı ortadan kaldırmaya teşebbüs suçunu işlemiştir, işlemeye devam etmektedir. Bu suçu işleyen zannetmesin yanlarında kalır. Bu millet hesabını soracaktır. Allah ömür verirse göreceğiz.”

Ekrem İmamoğlu, mücadelesine devam edeceğini söyledi:

“Silivri’ye hapishaneye 12 metrekareye girmeden önce gücüm 100 ise şu andaki gücüm 100 bin benim. Hukuksuz süreci yönetenlere, usulsüz yargılamalarla karar verenlere bu zihniyete karşı hukuk mücadeleme yaradan bu bedene can verdiği sürece mücadele edeceğim. Açıkça ilan ediyorum bunların hiçbiri gerçek anlamda bir yargılama değildir. Hukuk sistemi yerle bir edilmiştir. Benim feryadım budur.”

Ekrem İmamoğlu, savunmasına şu sözlerle son verdi:

“Çok büyük uyarıda bulunuyorum. Bu millet, bu bayrak risk altındadır. Böyle bir adalet anlayışı böyle bir Adalet Bakanlığı Türkiye’nin temel duruşunu zedelemektedir. Cumhurbaşkanı’nı da Sayın Devlet Bahçeli’yi de bütün siyasi partileri de uyarıyorum. Sandığa olan büyük bir düşmanlık yürütülmüştür. Bu insanları tahliye edin evine gitsin yazıktır ayıptır. Bu iddianameyi yazanlar suç işlemektedir.”

İddianameden

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen iddianamede, İmamoğlu, seçim kampanyalarının direktörü Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve iş insanı Hüseyin Gün’e “siyasi casusluk” suçlaması yöneltildi. Ancak casusluğun kim tarafından hangi devlete veya istihbarat örgütüne yapıldığına dair herhangi bir tespit yer almamıştı.

15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası talep eden savcılığın hazırladığı 162 sayfalık iddianamenin büyük bölümünü, Hüseyin Gün’ün etkin pişmanlık ifadeleri, dijital materyaller ve not defterinde yazanlar oluşturmuştu.

Yazışmalardan “casusluk” çıkarıldı

Casusluk suçlamasına, Hüseyin Gün’ün telefonundan elde edilen yazışmalar delil olarak gösterildi. Gün’ün, İngiliz, ABD ve İsrail gizli servislerinin üst düzey isimleriyle temasta olduğu iddia edilmişti. Ancak Gün’ün etkin pişmanlık ifadesinde “casusluk” yaptığına dair herhangi bir “itirafı” bulunmuyor.

İmamoğlu ve Necati Özkan ise İBB’ye ait, ve vatandaşların kişisel verileri gibi hassas bilgilerin bir veri tabanına aktararak dış istihbarat servislerine “hizmet etmekle” suçlanmıştı.

Hüseyin Gün ile 2019 yerel seçimlerinin, “algı oluşturmak suretiyle seçimin şüpheli Ekrem İmamoğlu lehine manipüle edildiği” iddia edilmişti. Ancak Hüseyin Gün ile Necati Özkan’ın, iptal edilen 31 Mart 2019 seçimlerinin yenilendiği 23 Haziran 2019 tarihinde sadece 10 gün önce tanıştığı görülmüştü.

Siyaset konuşmaları, “casusluk” sayıldı

Kayyum atanan Tele1’in Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkındaki casusluk suçlamasına gerekçe olarak Hüseyin Gün ile telefon mesajlaşmaları gösterilmişti.

Mesajlaşmalarda Gün ve Yanardağ’ın, siyasi analiz yaptıkları ve CHP’yi kimi politikalarından dolayı eleştirdikleri görülmüştü. Ancak savcılık mesajlaşmaları “casusluk” olarak değerlendirmişti.

“Veri sızıntısı İmamoğlu öncesinde olmuş” raporu

Adli Bilişim Mühendisi Tuncay Beşikçi, dosya kapsamında dijital veriler ve casusluk suçlamasına dair uzman mütalaası hazırlamıştı.

OSINT’te yer alan İBB verilerinin İmamoğlu dönemi öncesinde, bilgisayara korsanları tarafından elde edildiğine dikkat çekilmişti. İnceleme konusu sızan verilerin farklı sitelerde üyelikler için kullanılmış oldukları, İBB sistemlerinden ele geçirilmedikleri, dolayısıyla söz konusu şifrelerin İBB sistemlerine giriş için kullanılamayacağı belirtilmişti.

Ayrıca söz konusu internet sitelerinde, Adalet Bakanlığı, EGM, MEB, TÜBİTAK’ın da bulunduğu 57 devlet kurumundan 171 kamu görevlisinin “gov.tr” uzantılı e-posta adresleri ile bu sitelerde kullandıkları şifrelerin siber korsanlarca ele geçirildiği ifade edilmişti.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.