CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 

ANKARA (Medyascope) – CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde gazetecilerle bir araya gelen Millî Savunma Politika Kurulu Başkanı Atilla Kezek, bölgesel gerilimlere ve Türkiye’nin savunma politikasına dair vizyonlarını anlattı. CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan ise millî savunmada toplumsal dirençliliğin önemine dikkat çekerek “İktidarın işine geldiği zaman ‘iç cepheyi güçlendirme’ dediği şey de budur. Böyle bir iklimde iç cepheyi güçlendiremezsiniz” dedi.

CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 
CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 

CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Millî Savunma Politika Kurulu Başkanı, emekli Koramiral Atilla Kezek, gazetecilerle bir araya geldi. CHP’nin iktidar perspektifiyle, her bakanlığa karşılık gelecek şekilde faaliyet gösteren politika kurullarını tanıtmak amacıyla yapılan toplantıların dördüncüsünde CAO Genel Koordinatörü Bülent Tezcan açış konuşmasını yaptı. Kezek’in sunumunun ardından gazeteciler sorularını yöneltti.

Tezcan ve Kezek, CHP’nin iktidarında Türkiye’nin savunma sanayisi yatırımlarını artırarak devam ettirmeyi vaat ettiğini paylaşırken “Planlamayı doğru yaparak, ihtiyaçları gözeterek, kapasiteyi doğru kullanarak adaletli bir sistem içinde mevcut yatırımları güçlendireceğiz” mesajı verdi.

“Millî savunmada toplumsal dirençlilik”

Eskişehir Tepebaşı Belediyesi’ne dönük operasyonla güne uyandıklarını söyleyen Tezcan, “Yine sabah bir başka hukuk dışı uygulamayla karşı karşıya kaldık, bunlar Türkiye’de vakayıadiyeden olmaya başladı” dedi. Belediyelerle ilgili soruşturma yapılmasına itirazlarının olmadığını vurgulayan Tezcan, “Suç şüphesi varsa soruşturulması lazım ama yargı eşit muamele etmek zorundadır. AKP’li bir belediyenin kapısına bir bekçi gitmezken her sabah CHP’li belediyelere şafak operasyonlarıyla bu sürecin yürütülmesi hukuka, vicdana uygun değildir” diye konuştu.

Millî savunmayı güçlü kılmak için içeride millî birlik ve dayanışmayı güçlendirmek gerektiğine vurgu yapan Tezcan şu ifadeleri kullandı:

“Millî güvenlik konseptinin en önemli unsuru toplumsal dirençlilik olarak tarif ediliyor. İktidarın işine geldiği zaman ‘iç cepheyi güçlendirme’ dediği şey, toplumsal dirençliliği güçlendirme meselesidir. Bu da koltuğunda oturmayı bir gün uzatmak uğruna, içeride dayanışması gereken bütün unsurları parçalama duygusundan uzaklaşmayı gerektiriyor.”

“İç cepheyi böyle güçlendiremezsiniz”

İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun; Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ile birlikte yargılandığı casusluk davasının hukuki temeli olmadan devam ettiğini söyleyen Tezcan, Gün’ün devlet kadrolarıyla birlikte çalıştığına dönük beyanlarına işaret etti.

İktidarın toplumun büyük bölümüne yönelik, “gayriahlaki ifadelere dayalı” soruşturmalar yaptığını belirten Tezcan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Alican Uludağ, yaptığı haberler nedeniyle hâlen tutuklu. İsmail Arı ile ilgili iddianame düzenlendi, içerisinde hiçbir şey yok. Yunus Emre Vakfı ile ilgili haberden rahatsız olduğunu savcı açıkça yazmış. Mesele, iktidarın kirli ilişkilerini, hatasını söylemenin yasak olduğu bir Türkiye yaratmak. Böyle bir iklimde iç cepheyi güçlendiremezsiniz. Bu söylem, yalnızca kendi iktidarını tahkim etme isteği ve beklentisidir. Biz bunun parçası olmayacağız.”

CHP’nin 4 Mayıs’ta başlattığı ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “tarihin en uzun soluklu seçim kampanyası” dediği saha çalışmalarına değinen Tezcan, “Sahaya indiğimizde iktidar sahiplerinin kirli gündemiyle vatandaşın gündeminin tamamen birbirinden farklı olduğunu gördük. Biz vatandaşın gündemine sahip çıkmaya ve ilk seçimde bu kötü gidişi değiştirmeye kararlıyız” dedi.

CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 
CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 

Kezek hükümet programından başlıklar paylaştı

Yargıtay Balyoz davası kararlarını onayladığında emekliye ayrıldığını dile getiren Kezek, Millî Savunma Politika Kurulu olarak CHP’nin millî savunma politikalarını hükümet programına çevirdiklerini belirtti. Kezek, CHP iktidarında askeri sağlık sisteminin yeniden tesis edileceğini belirterek “Askeri hastaneler stratejik kurumlardır. Darbe girişimi sonrasında 33 askeri hastane kapatıldı. Bunları yeniden hayata geçireceğiz” dedi. Kezek, askeri liselerin ve Millî Güvenlik Akademisi benzeri bir kurumun da yeniden açılacağını söyledi.

Kaymakam Zikrullah Erdoğan’ın henüz 33 yaşındayken Millî Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne atanmasını eleştiren Kezek, Yüksek Askeri Şûra’nın değişen yapısına dikkat çekti.

Atamalarda liyakatin önemine dikkat çeken Kezek, “Atama konuları, göreve geldiğimizde hakkı verilecek şekilde olacak. Liyakatsiz personel her şeyin sonunu getirir. Askeri kuvvetlerde hiyerarşi atlanamaz, her rütbede bulunarak en üst rütbeye gelirsiniz. Millî Savunma Bakanlığı’ndaki düzenlemelerle sivil kişilere rütbe benzeri atamalar yapılıyor. Rütbenin getirdiği bazı haklardan da faydalanıyorlar. Bu, silahlı kuvvetlerin yapısında problemlere yol açar” diye konuştu.

Kezek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) afetlere ilk anda müdahale edip can kayıplarını önlemede en önemli kurum olduğuna da dikkat çekti. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra TSK’nın afetle mücadele planında destek çözüm ortağı olarak sistemin dışında kaldığını ve ilgili birimlerce göreve çağrılmadan müdahale edemediğini kaydeden Kezek, 6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinden sonra yurttaşların “Asker nerede” diye bağırdıklarını hatırlattı. Kezek, hükümet programında askerin talimat beklemeksizin olaylara müdahale edebileceği bir sistem tarifleyeceklerini belirtti.

“Bölge cadı kazanı”

“Bölge tam bir cadı kazanı” diyerek Ukrayna-Rusya savaşına, ABD desteğiyle İsrail’in İran ile savaşına ve Yunanistan ile gerilimlere değinen Kezek, bölgede riskler artarken güçlü bir savunma politikası ve iç cephenin kuvvetli olması gerektiğine vurgu yaptı. Kezek, “Askerin elinde tüfekle çıkması dönemi bitti. Artık füzeler ve dronelar savaşıyor. İran’da kara harekâtı olacağı söylentileri çıktı ama olmadı, şu andan sonra da olacağını sanmıyoruz. Ukrayna-Rusya savaşı uzun süreli bir yıpratma savaşına döndü” ifadelerini kullandı.

Suriye’de istikrarsızlığın sürdüğüne işaret eden Kezek, ABD ve İsrail’in İran’ın sosyolojisini iyi hesaplayamadığına da değindi. Kezek, dış müdahalenin İran’da iç savaşı doğurmadığını söylerken Türkiye’nin savaşın tarafı olmamasından memnun olduklarını da ekledi.

Kezek, Yunanistan ile Ege ve Doğu Akdeniz’de yoğunlaşan sıkıntılar hakkında konuşurken Yunanistan’ın İsrail ile askeri iş birliğine işaret etti. Silahsızlandırma şartıyla devredilmesine rağmen Yunanistan’ın adaları silahlandırdığına dikkat çeken Kezek, “İsrail’in bizi çevrelemek gibi bir hedefi olduğunu değerlendiriyorum. İsraillilerin Kıbrıs’ta arsa, ev alımları gibi faaliyetleri var, aynen Filistin’de yaptıkları gibi. İsrail ile önümüzdeki dönemde bir sıkıntı yaşarsak Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de İsrail’in yanında yer alacağını düşünebiliriz; iş birliği gayretlerini hep bu yönde yorumlamamız gerekiyor” diye konuştu.

CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 
CAO’da gündem milli savunma: Toplumsal dirençlilik ve “iç cephe” vurgusu 

“CHP’ye kumpas girişimi”

Toplantının sonunda gazetecilerin, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın etkin pişmanlık ifadelerini sorması üzerine Tezcan şunları söyledi:

“Uşak Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddiaları üzerine gözaltına alınıp tutuklanmış ama basına servis edilen iftiraların hangisi bununla ilgili? Savcının bunun soruşturmanın konusu olmadığını söylemesi gerekir. CHP’nin kurumsal kimliğine, genel başkanına ve kadrolarına dönük özel kurgulanmış itibar suikastı ve kumpas girişimi var. İtibar bile etmiyoruz. Milletin gündeminden bizi koparamayacaklar. Mutlak butlan davasını ısıtıyorlar, İBB iddianamesinde CHP’yi kapatma girişimine yer veriyorlar. Genel Başkan en güzel yanıtı verdi, sıkıysa denesinler.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.