İSTANBUL (Medyascope, Hazar Dost) – İstanbul’un çöpünü sırtında taşıyan toplayıcılar ağır çalışma şartları ve artan yaşam masrafları karşısında tanınma ve sosyal güvence talep ediyor. Fikirtepe’de geri dönüşüm işçileri neler yapıyor, nerede kalıyor? Ayrıntılar haberimizde.
Halef Ay, her sabah gözlerini saat altı sularında, bir geri dönüşüm atık deposunun zemin katında açıyor. Günü rutubet kokan dört kişilik bir odadaki bir ranzanın üst katında başlıyor.


Depo, kentsel dönüşümün yeni rezidanslar ve gecekondu mahalleleri arasında ikiye böldüğü İstanbul Kadıköy’deki Fikirtepe’de.
Ay, iki ay sonra 18 yaşına girecek. Çalışıp ailesine destek olmak için okula devam etmemiş ve depoda çalışan 10 geri dönüşüm işçisinin çoğu gibi, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinden İstanbul’a gelmiş.

Halef Ay, memleketine sadece mercimek hasat zamanında birkaç aylığına tarlalarda çalışmak için döndüğünü söylüyor. İstanbul’da geçirdiği aylar boyunca, haftanın her günü Kadıköy’ün beş ayrı mahallesinin sokaklarında, çöp kutularından karton, pet şişe ve geri dönüştürülebilecek diğer atıkları topluyor.
Gün içinde depoyla sokaklar arasında dört, bazen beş kere mekik dokuyarak, her seferinde ağırlığı 130 kiloya kadar varan bir çekçeği sırtlanıyor.

Saat 20:00’ye doğru günü bitirirken sadece yemeğini yiyip uyumak istiyor.
Depodaki tüm geri dönüşüm işçileri, bu işin saati ve günü olmadığını söylüyorlar. Deponun müsaitliğine bağlı olarak herkes, her gün ve her saat çalışabiliyor.
“En az sekiz saat çıkıyorum” diyor Ay.
Yokuşlar ve trafik zorluyor onu. Ama en çok sokaklarda hor görülmek gücüne gidiyor.
“Hırsız diyorlar. Vahşi gibi davranıyorlar. Köpeklere o kadar saygı verip, bize vermiyorlar” diyor. “Bu işi yapmaya geldim. Ekmek parası için. N’apak?”
Akşam oda arkadaşları, yattıkları odada tüp üzerinde hazır pane tavuk parçaları ısıtırken şakalaşarak gün içinde çöplerde onları şaşırtan klozet kapağı, yenmeden atılmış ekmek parçaları ve bozuk para gibi objeleri sayıyorlar. Ay ise bacağını huzursuzca sallayarak bir gün önce geri dönüşüm toplarken kaybettiği telefonunun yenisini alabilmek için için ne kadar para kenara koyması gerektiğini düşünüyor.

“Yenisini alacağız. Valla bir haftamızı anca çıkartır. Bir hafta. Yedi gün” diyor. “Telefonsuz zor. Sokaklarda her şey olabilir.”
Zorlu koşullar ve kayıt dışı işçilik
Toplumda kağıt toplayıcılar olarak da bilinen geri dönüşüm işçilerinin Türkiye genelindeki sayısının 500 bine ulaştığı tahmin ediliyor.
Uzmanlar, iş gücünün büyük bölümünü sosyal güvence kapsamı dışında çalışan kayıt dışı işçilerin oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle atık toplayıcılarına ilişkin veriler, büyük ölçüde saha araştırmalarına dayanan tahminlerle sınırlı kalıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, serbest atık toplayıcılığı yapan çalışanları kayıt altına alarak yetkilendirmek için 2022’de “Atık Toplayıcıları” isimli bir genelge yayınladı.
Ancak uygulama belediyeler arasında farklılık gösterdi ve birçok ilde sınırlı kaldı.
Sorularımıza cevap veren, Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi’nde çevre araştırmacısı Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, serbest geri dönüşüm işçilerinin büyük bölümünün sığınmacı ya da iç göçmen gibi toplum içinde tutunmakta zorlanan gruplardan oluştuğunu belirtti. Gündoğdu, bu grupların ekonomik ve sosyal koşulları dikkate alınmadan yapılan yasal düzenlemelerin sahada karşılık bulmasının zor olabileceğini ifade etti.
Gündoğdu ayrıca, atık toplayıcıların kimliklendirilerek belediyeler ya da bakanlıklar bünyesinde asgari ücretle istihdam edilmesinin, mevcut ekonomik koşullarda barınma ve ulaşım gibi temel giderleri karşılamakta zorlanan toplayıcılar için yeni sorunlar yaratabileceğine dikkat çekti.
Depo işletmecisi Hacı Çelik, iş kolunun resmileştirilemesinin hem deponun hem de yanında çalışan toplayıcıların geleceği için belirsizlik teşkil ettiğini söylüyor.
Çalışanlarına sosyal güvenlik sigortası yapamamak, çalıştığı firmalar veya belediyelerle yaşadığı anlaşmazlıkları resmî kurumlar aracılığıyla çözememek ve kentsel dönüşüm bölgesinde kalan işletmesinin geleceği üzerinde söz sahibi olamamanın onu mutsuz ve huzursuz ettiğini söylüyor.
“Bize vergi levhası verilmediği için bizde çalışanlara sigorta girişi yapamıyoruz. Bizim kendi sigortamız da yok” diyor Çelik. “Şu anda, belediye ve Şehir ve Çevrecilik Bakanlığı bizi işgalci olarak görüyorlar. Ama ben buranın kirasını ödüyorum. Su parası veriyorum.”

Kadıköy Belediyesi Atık Yönetim Ofisi, altı ay boyunca geri dönüşüm işçilerinin temsilcileriyle yürüttükleri toplantılar sonunda toplayıcıların kendi kazançlarının altında bir bedel kazanabileceklerini düşündükleri için, belediyenin bünyesi altında çalışmayı istemediklerini ve belirtti.
Geri dönüşüm depoları hakkında sorularımızı yanıtlayan belediye yetkilisi, geri dönüşüm depolarının ikinci etabı tamamlanan kentsel dönüşüm bölgesinde bulunduğunu söyledi. Yetkili, projenin üçüncü etabına geçildiğinde, bölgedeki tüm geri dönüşüm depolarının yıkılarak yerine başka binaların yapılacağını ekledi.
Sorularımızı yanıtlayan Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Başkanı Ali Mendillioğlu, belediyeyle görüşülen sisteme geçiş sürecini nerdeyse tamamladıklarını belirtti.
Mendillioğlu, bu süreçte dernek bünyesindeki toplayıcılar için kimlik kartları hazırlandığını, depoların numaralandırıldığını, emniyetin çalışanların kimlik bilgileriyle ilgili bilgilendirildiğini ve çocuk işçi çalıştırmasına karşın önlemler alındığını ekledi.
“Bu haftadan itibaren hazırız. Belediyelerle atladığımız bir şey olmadığını teyite ederek başlayacağız” dedi.
Fiziksel çöküşe rağmen çalışmaya devam etmek
Uzmanlar ve meslek grupları, çöpe giden değerlendirilebilir atıkların önemli bir kısmını resmî bir kuruma bağlı olmadan çalışan toplayıcıların topladığını, yine kesin verilerle desteklemekle birlikte söylüyorlar.
Mendillioğlu Türkiye’de evlerden çıkan atığın toplanmasının yüzde 80’inin serbest çalışan geri dönüşüm işçilerinin üstlendiğini söyledi.
Kadıköy Belediyesi Atık Yönetimi Ofisi sahada belediye tarafından görevlendirilen altı aracın, 20 kişiyle toplama yaptığını belirtti.
Buna karşın Mendillioğlu Kadıköy civarında 1500 serbest geri dönüşüm işçisinin toplayıcılık yaptığını ekledi.
Fakat, bu yükü üstlenmek fiziksel zorlukları beraberinde getiriyor.
Çelik’in deposunda çalışanlar günde ortalama 30 kilometre yürüdüklerini söylüyorlar.
Şanlıurfa’daki ailesine bakmak için kendini bildi bileli çalıştığını söyleyen 29 yaşındaki Muhittin Güven, sabah ayakları ağrıyarak işe başladığını ve acıyı unutup işine devam etmenin en az yarım saat sürdüğünü belirtiyor.
“Her geldiğimizde yemek yemezsek geri dönemiyoruz” diyor Güven. “Dışarıda açlıktan bayılırız yoksa.”

Bir diğer zorluk ise hijyen eksikliği.
“Çöpün içinde uyanıyoruz, çöpün içinde çalışıyoruz, yine çöpün içinde uyuyoruz. Haliyle hastalıklar ortaya çıkıyor” diyerek, birkaç sene önce atık toplarken bir cam parçasının, eldivenini yırtarak, parmağına derin bir kesik açtığı yeri işaret ediyor ve ekliyor Güven:
“O dönemde hastaneye gidemedim. Hava soğuk olduğu zaman bazen uyuşuyor.”
Güven, geri dönüşüm işçisi olarak çalıştığı son 10 senede toplayıcılığın var olan güçlüklerine, bir de artan yaşam masraflarının eklendiğini söylüyor. Eskiden 40 gün içinde iş yükünden çöken bedenini dinlendirebilirken, son birkaç yıldır durmadan çalışmak zorunda olduğunu belirtiyor.
“Eskiden mesela biz 2 ay çalışıyorduk, ondan sonra 1-2-3 ay çalışmıyorduk. Ama şimdi sürekli hep çalışıyoruz” diyor Güven. “Bir şey de alamıyoruz yani. Zar zor karnımızı doyuruyoruz.”
Proje hakkında
“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.
Hazar Dost kimdir?
Gazetecilik kariyerine 2019 yılında Medyascope’ta başladı. Ertesi yıl teyit.org’da OSINT (açık kaynak) araştırmaları konusunda eğitim aldı ve ardından teyit.org’un araştırmalarına katkı verdi. Halk TV ve Sözcü TV’de çalıştı.








