Medyascope okurları yazıyor | ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

Okurlarımızı, takipçilerimizi, izleyicilerimizi ve tüm destekçilerimizi görüşlerini Medyascope’ta dile getirmeye davet ediyoruz. Yazınız editoryal ilkelerimize uyar ve Yayın Kurulumuz tarafından da uygun görülürse, web sitemizde imzanızla yayınlanacaktır. Konuşan, tartışan, farklı fikirlerin dile getirildiği bir Türkiye istiyoruz. Kayra Kocagil “ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

I. Giriş

Amerika Birleşik Devletleri, 3 Kasım 2026 tarihinde Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk ara seçimleri için sandık başına gidiyor. İlk bakışta yalnızca Kongre üyelerinin belirlendiği rutin bir seçim gibi görünen ara seçimler (midterm elections), Amerikan siyasal sisteminde başkanlık seçimlerinden sonra en önemli demokratik süreç olarak kabul ediliyor. Bunun temel nedeni ise seçmenin bu seçimlerde yalnızca kendi temsilcisini belirlememesi; aynı zamanda görevde bulunan başkana ilk kapsamlı siyasi değerlendirmesini de yapması.

Amerikan siyasetinde ara seçimler çoğu zaman “başkanın referandumu” olarak tanımlanır. Seçmenler iki yıl önce verdikleri başkanlık kararını yeniden gözden geçirir; ekonomik koşullar, enflasyon, işsizlik, göç politikaları, dış politika ve hükümet performansını sandığa yansıtır. Bu nedenle ara seçimler, başkanlık seçimlerinden bağımsız düşünülemez. Aksine, Beyaz Saray’ın ilk iki yılının halk tarafından nasıl değerlendirildiğini gösteren en önemli göstergedir.

Donald Trump açısından 2026 seçimleri ayrı bir önem taşıyor. 2024 seçimlerini kazanarak Beyaz Saray’a dönen Trump, ikinci döneminin ilk iki yılında ekonomi, ticaret, göç, federal yönetim ve dış politika alanlarında iddialı bir gündem oluşturdu. Ancak bu politikaların kamuoyunda nasıl karşılık bulduğu ilk kez ulusal ölçekte test edilecek. Seçimlerden çıkacak sonuç yalnızca Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’deki gücünü belirlemeyecek; Trump’ın görev süresinin kalan iki yılında ne kadar rahat hareket edebileceğini de gösterecek.

Üstelik bu seçimler yalnızca Amerikan iç siyasetini ilgilendirmiyor. Washington’da oluşacak yeni güç dengesi; Ukrayna savaşından NATO politikalarına, Çin ile stratejik rekabetten Orta Doğu politikasına kadar birçok uluslararası başlığı doğrudan etkileyecek. Bu nedenle Kasım ayında yapılacak ara seçimler yalnızca Amerika’nın değil, küresel siyasetin de yakından takip ettiği en önemli gelişmelerden biri olarak görülüyor.

ABD ara seçimlerine giderken: Trump'ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı
ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

II. Amerikan sistemi nasıl işliyor?

Ara seçimlerin neden bu kadar önemli olduğunu anlayabilmek için Amerikan siyasal sisteminin temel yapısına bakmak gerekiyor.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yasama organı Kongre’dir. Kongre iki kanattan oluşur:

  • Temsilciler Meclisi (House of Representatives)
  • Senato (Senate)

Başkan yürütme organının başı olsa da, yasaların çıkarılması ve federal bütçenin kabul edilmesi Kongre’nin onayına bağlıdır. Dolayısıyla başkan ile Kongre çoğunluğunun aynı partide olması yönetimin hareket alanını genişletirken, farklı partilerde olması Washington’da sıkça görülen “bölünmüş hükümet” (divided government) dönemlerini ortaya çıkarır.

Bölünmüş hükümet dönemlerinde yasa geçirmek zorlaşır, siyasi pazarlıklar artar ve Kongre ile Beyaz Saray arasındaki gerilim Amerikan siyasetinin merkezine yerleşir.

III. Seçimlerin matematiği

2026 ara seçimlerinde Amerikan seçmeni üç farklı düzeyde sandık başına gidecek.

İlk olarak Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesinin tamamı yeniden seçilecek. Bunun nedeni oldukça basittir: Temsilciler Meclisi üyeleri yalnızca iki yıllığına seçilir. Dolayısıyla her iki yılda bir Meclis tamamen yenilenebilir.

Senato’da ise farklı bir sistem uygulanır. Senatörler altı yıllık görev süresine sahiptir ve Senato üyeleri üç ayrı sınıfa ayrılmıştır. Böylece her iki yılda yalnızca üyelerin yaklaşık üçte biri seçime girer. 2026 seçimlerinde 35 Senato koltuğu için yarış yapılacaktır.

Bunun yanında 36 eyalette valilik seçimi gerçekleştirilecek. Valilik seçimleri yalnızca eyalet yönetimlerini belirlemez. Aynı zamanda partilerin örgütlenmesi, seçim kampanyaları ve geleceğin başkan adaylarının ortaya çıkması açısından da büyük önem taşır.

Tablo 1 · 2026 Ara Seçimleri sayılarla

GörevSeçime Giren
Temsilciler Meclisi435 koltuğun tamamı
Senato35 koltuk
Valilik36 eyalet
House çoğunluğu218 sandalye
ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

Kaynak: Yazarın derlemesi.

IV. Güncel siyasi tablo

Ara seçimlere yaklaşık üç ay kala ortaya çıkan siyasi atmosfer, Donald Trump açısından oldukça zorlu bir tabloya işaret ediyor.

Farklı araştırma kuruluşlarının yayımladığı ulusal görev onayı ortalamaları incelendiğinde Trump’ın kamuoyu desteğinin oldukça düşük seviyelerde seyrettiği görülüyor. On farklı anket ortalamasına göre başkanın görev onayı yalnızca %37,7 seviyesinde bulunurken, seçmenlerin yaklaşık %60’ı yönetimin performansını onaylamıyor.

Tablo 2 · Donald Trump görev onayı (31 Temmuz 2026)

KuruluşOnayOnaylamıyorNet
Ballotpedia%39,0%58,0–19
CNN%36,0%64,0–28
Decision Desk HQ%41,1%57,2–16,1
FiftyPlusOne%36,1%61,0–24,9
Race to the WH%36,6%60,7–24,1
RealClearPolitics%39,5%58,5–19
Silver Bulletin%38,2%58,8–20,6
The Economist%35,0%60,0–25
New York Times%37,0%60,0–23
VoteHub%38,1%59,5–21,4
Ortalama%37,7%59,822,1
ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

Kaynak: İlgili kuruluşların Temmuz 2026 sonu itibarıyla yayımladığı anket ortalamaları.

Bu tablo, Trump’ın ikinci dönemine ilişkin seçmen memnuniyetinin oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor. Amerikan siyasetinde başkanın görev onayı ile ara seçim performansı arasında güçlü bir ilişki bulunuyor. Tarihsel olarak görev onayı yüzde 40’ın altında kalan başkanların partileri ara seçimlerde ciddi sandalye kayıpları yaşayabiliyor.

Ancak bu veri tek başına seçim sonucunu açıklamaya yetmiyor. Çünkü Amerikan seçim sistemi ulusal oy oranından çok seçim çevrelerine dayanıyor. Bir partinin ülke genelinde daha fazla oy alması, Temsilciler Meclisi çoğunluğunu mutlaka kazanacağı anlamına gelmiyor.

ABD ara seçimlerine giderken: Trump'ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı
ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

V. Temsilciler Meclisi yarışı

2026 seçimlerinin en büyük mücadelesi Temsilciler Meclisi’nde yaşanacak.

Cumhuriyetçiler bugün çoğunluğu ellerinde bulundursa da seçim tahmin kuruluşlarının önemli kısmı yarışın başa baş geçtiği konusunda hemfikir.

Tablo 3 · Temsilciler Meclisi projeksiyonları

Tahmin KuruluşuDemokratCumhuriyetçiTossup
Cook Political Report20521218
Inside Elections20621514
Sabato’s Crystal Ball20720820
Decision Desk HQ21320022
VoteHub22119717
DDHQ2231925
ABD ara seçimlerine giderken: Trump’ın ikinci döneminin ilk büyük sınavı

Kaynak: Kullanıcının paylaştığı House derecelendirme tablosu.

Tablo incelendiğinde dikkat çeken ilk nokta, hiçbir tahmin kuruluşunun rahat bir Cumhuriyetçi ya da Demokrat üstünlüğü öngörmemesidir. Bazı modeller Demokratların çoğunluğu yeniden kazanacağını tahmin ederken, bazıları Cumhuriyetçilerin çok küçük bir farkla üstünlüğünü koruyacağını düşünüyor.

Bu belirsizliğin temel nedeni ise yaklaşık yirmi civarında seçim bölgesinin hâlâ “Tossup” olarak değerlendirilmesi. Başka bir ifadeyle, Kongre’nin kontrolü birkaç kritik seçim çevresinde birkaç bin oyun yön değiştirmesiyle tamamen değişebilir.

Bugün yarışın merkezinde Arizona, Pennsylvania, Michigan, Wisconsin, Virginia, Colorado, Iowa ve New Jersey bulunuyor. Bu eyaletlerdeki birçok seçim çevresi farklı kuruluşlar tarafından hâlâ kesin sonucu belli olmayan yarışlar arasında gösteriliyor.

Bu nedenle 2026 ara seçimlerini yalnızca ulusal anketler üzerinden okumak yanıltıcı olacaktır. Asıl mücadele Amerika’nın farklı köşelerindeki birkaç düzine kritik seçim bölgesinde yaşanacak.

VI. Trump için neden hayati?

2026 seçimleri Donald Trump açısından yalnızca Kongre’de birkaç sandalye kazanıp kaybetmekten ibaret değil.

Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’ni koruması durumunda Trump vergi reformu, göç düzenlemeleri, bütçe politikaları ve birçok iç politika başlığında daha rahat hareket edebilecek.

Ancak Demokratların Meclis çoğunluğunu kazanması halinde Trump’ın yasama gündemi önemli ölçüde yavaşlayacak, Kongre komisyonlarının denetim faaliyetleri artacak ve Beyaz Saray üzerindeki siyasi baskı belirgin biçimde yükselecek.

Daha kritik senaryo ise Senato’da yaşanabilir.

VII. Trump Senato’yu kaybederse ne olur?

2026 ara seçimlerinin en kritik boyutlarından biri yalnızca Temsilciler Meclisi’nin hangi parti tarafından kontrol edileceği değil, Senato’da oluşacak yeni dengedir. Amerikan siyasetini uzaktan takip edenler için Kongre çoğu zaman tek bir kurum gibi görünse de, pratikte Senato’nun sahip olduğu yetkiler Temsilciler Meclisi’nden oldukça farklıdır. Hatta birçok konuda Senato, başkanın siyasi kaderini belirleyebilecek kadar güçlü bir konuma sahiptir.

Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclisi’ni korusa bile Senato çoğunluğunu kaybederse Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin geri kalanı bugünkünden çok daha farklı ilerleyebilir. Çünkü Amerikan Anayasası gereği başkanın birçok kritik yetkisi Senato’nun “tavsiye ve onay” (Advice and Consent) yetkisine bağlıdır. Bu durum özellikle üst düzey atamalar, federal yargı ve dış politika alanlarında belirleyici hale gelir.

Federal atamalar büyük ölçüde yavaşlayabilir

Başkanın kabinesinde görev alacak bakanlar, büyükelçiler, federal kurumların başkanları ve birçok üst düzey bürokrat Senato’nun onayından geçmek zorundadır.

Demokratların Senato çoğunluğunu elde etmesi halinde Trump’ın aday gösterdiği isimler aylarca komisyonlarda bekletilebilir, reddedilebilir ya da Beyaz Saray daha uzlaşmacı adaylar göstermeye zorlanabilir.

Özellikle ikinci başkanlık dönemlerinde boşalan pozisyonların doldurulması yönetimin etkinliği açısından kritik önem taşır. Senato’da çoğunluğun kaybedilmesi ise bu süreci önemli ölçüde yavaşlatabilir.

Federal yargının geleceği değişebilir

Senato’nun en önemli yetkilerinden biri federal yargıçların onaylanmasıdır.

Amerikan federal mahkemelerinde görev yapan yüzlerce hâkim ömür boyu görev yapar. Bu nedenle başkanların yaptığı yargıç atamaları yalnızca kendi dönemlerini değil, onlarca yıl sonrasını da etkileyebilir.

Daha da önemlisi, Yüksek Mahkeme’de (Supreme Court) herhangi bir üyeliğin boşalması halinde yeni üyenin göreve başlayabilmesi için Senato çoğunluğunun onayı gerekir.

Cumhuriyetçilerin Senato’yu kaybetmesi halinde Trump, muhafazakâr çoğunluğu daha da güçlendirecek yeni yargıçlar atamakta ciddi zorluk yaşayabilir. Demokratlar ise adayları reddederek ya da süreci uzatarak Beyaz Saray üzerinde önemli bir baskı kurabilir.

Yasama gündemi büyük ölçüde kilitlenebilir

Trump’ın ikinci döneminde açıkladığı birçok politika yeni yasalar gerektiriyor.

Vergi düzenlemeleri, göç reformları, federal harcama paketleri ve birçok ekonomik düzenleme Kongre’den geçmeden uygulanamıyor.

Cumhuriyetçiler Senato çoğunluğunu kaybederse Demokratlar bu düzenlemelerin önemli bölümünü bloke edebilir.

Elbette Amerikan siyasetinde iki parti zaman zaman uzlaşabiliyor. Ancak son yıllardaki yüksek kutuplaşma düşünüldüğünde, Demokrat çoğunluğun Trump’ın temel iç politika gündemine destek vermesi oldukça düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor.

Bunun sonucu olarak Trump yönetimi ikinci dönemin son iki yılında yeni yasa çıkarmakta zorlanan, mevcut politikaları korumaya çalışan bir yönetim görünümüne bürünebilir.

Kongre soruşturmaları artabilir

Senato çoğunluğunun Demokratlara geçmesi yalnızca yasama faaliyetlerini etkilemez.

Kongre komisyonlarının denetim gücü de önemli ölçüde artar.

Komisyonlar:

  • federal kurumları soruşturabilir,
  • bakanları ifade vermeye çağırabilir,
  • yönetim belgelerini talep edebilir,
  • kamuoyu önünde uzun sürecek oturumlar düzenleyebilir.

Amerikan siyasetinde bu tür soruşturmalar yalnızca hukuki değil, siyasi sonuçlar da doğurur.

Özellikle seçimlere yaklaşılırken Kongre komisyonlarında yaşanacak tartışmalar kamuoyu gündemini haftalarca belirleyebilir.

Trump yine de güçlü kalabilir mi?

Senato’nun kaybedilmesi başkanın etkisiz hale gelmesi anlamına gelmiyor.

Amerikan Anayasası yürütme yetkisini doğrudan başkana veriyor.

Dolayısıyla Trump:

  • yürütme emirleri yayımlamaya,
  • dış politikayı yönlendirmeye,
  • Silahlı Kuvvetler Başkomutanı olarak hareket etmeye,
  • federal kurumlar üzerindeki yürütme yetkisini kullanmaya

devam edecek.

Ancak iç politikada yeni yasa çıkarma kapasitesi önemli ölçüde azalacak.

Başka bir ifadeyle Trump yönetimi yeni projeler üretmekten çok mevcut politikaları korumaya çalışan bir yönetim haline gelebilir.

VIII. Olası seçim senaryoları

Senaryo 1 · Cumhuriyetçiler House ve Senato’yu Koruyor

Trump açısından en rahat senaryo bu.

Cumhuriyetçiler Kongre’nin iki kanadındaki çoğunluğu koruyabilirse:

  • yeni vergi düzenlemeleri,
  • göç reformları,
  • federal harcama paketleri,
  • yeni atamalar

çok daha hızlı ilerleyebilir.

Bu durumda Trump ikinci döneminin kalan iki yılında seçim vaatlerinin önemli bölümünü hayata geçirme fırsatı bulacaktır.

Senaryo 2 · Demokratlar Temsilciler Meclisi’ni Kazanıyor

Bugün birçok tahmin kuruluşunun en olası senaryolarından biri bu görünüyor.

Bu durumda:

  • Trump yasa geçirmek için Demokratlarla uzlaşmak zorunda kalacak,
  • Kongre soruşturmaları artacak,
  • bütçe görüşmeleri daha sert geçecek,
  • siyasi kutuplaşma yeniden Washington’un ana gündemi olacak.

Ancak Senato Cumhuriyetçilerde kalırsa Trump federal yargıç ve üst düzey atamalar konusunda önemli ölçüde avantajını korumaya devam edebilir.

Senaryo 3 · Demokratlar House ve Senato’yu Birlikte Kazanıyor

Bu senaryo Trump açısından en zor tabloyu oluşturacaktır.

Böyle bir durumda:

  • yasama gündemi büyük ölçüde durabilir,
  • yeni atamalar zorlaşabilir,
  • Kongre denetimi önemli ölçüde artabilir,
  • bütçe krizleri yaşanabilir,
  • Washington yeniden tam anlamıyla bölünmüş hükümete dönüşebilir.

Trump görevine devam edecek olsa da ikinci döneminin kalan kısmı büyük ölçüde Kongre ile mücadele içinde geçebilir.

IX. 2028 başkanlık seçimlerinin ilk perdesi

Amerikan ara seçimleri yalnızca iki yıllık Kongre dönemini belirlemiyor.

Aslında her ara seçim bir sonraki başkanlık yarışının başlangıcı olarak görülüyor.

Tarih boyunca güçlü ara seçim performansı gösteren partiler:

  • daha fazla bağış toplamayı başardı,
  • daha güçlü adaylar çıkardı,
  • seçmen motivasyonunu artırdı,
  • başkanlık seçimlerine psikolojik üstünlükle girdi.

Bu nedenle Kasım 2026 yalnızca Donald Trump’ın ikinci dönemine ilişkin bir referandum olmayacak.

Aynı zamanda Demokrat Parti’nin 2028’e ne kadar güçlü gireceğini ve Cumhuriyetçilerin Trump sonrası döneme hangi siyasi atmosferde hazırlanacağını da belirleyecek.

X. Sonuç

Amerika Birleşik Devletleri, Kasım ayında yalnızca Kongre üyelerini seçmeyecek. Seçmenler aynı zamanda Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin nasıl devam edeceğine, Cumhuriyetçilerin Washington’daki hâkimiyetini sürdürüp sürdüremeyeceğine ve Demokratların yeniden iktidar alternatifi haline gelip gelemeyeceğine karar verecek.

Bugünkü anketler yarışın hâlâ son derece açık olduğunu gösteriyor. Trump’ın görev onayındaki düşüş Demokratlar için önemli bir fırsat yaratırken, Cumhuriyetçilerin Senato haritasındaki görece avantajı dengeyi koruyor. Buna karşılık Temsilciler Meclisi’nde birkaç kritik seçim çevresinde yaşanacak küçük oy değişimleri, Kongre’nin kontrolünü tamamen değiştirebilir.

2026 ara seçimleri, yalnızca Amerikan siyasetinin olağan seçimlerinden biri değil; Trump’ın ikinci başkanlık döneminin kaderini ve 2028 başkanlık yarışının başlangıç koşullarını belirleyecek tarihî bir dönüm noktası olarak görülmelidir.

Bu yazı dizisinin devamında, ulusal tabloyu oluşturan kritik eyaletleri tek tek ele alacağız. Arizona’dan Pennsylvania’ya, Michigan’dan Georgia’ya uzanan rekabetçi seçim bölgelerini; adayları, demografik dönüşümü, yerel gündemi ve güncel anketleri ayrıntılı biçimde inceleyerek 2026 ara seçimlerinin sonucunu belirleyecek dinamikleri analiz edeceğiz.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş