Netflix 30 Haziran’da yeni interaktif korku oyunu Unhinged’ı piyasaya sürdü. Oyun, ABD başta olmak üzere Avrupa ülkeleri, Güney Afrika ve Avustralya gibi çok fazla ülkeye sunuldu ancak henüz Türkiye’deki aboneler bu oyuna erişemiyor. İlerleyen dönemde gelebilir. peki Unhinged nasıl bir oyun? Nilay Kamu sizin için inceledi.

Oyundan kısaca bahsetmem gerekirse; korku türünde kategorize edilen Unhinged, klasik hayatta kalma oyunlarına göz kırpıyor. Ava, adındaki ana karakterimiz evde otururken bir anda şiddetli fırtına sebebiyle elektrikleri kesiliyor. Güney Carolina’ya doğru yaklaşan 5. kategori bir kasırganın etkileriyle karşı karşıya kalıyoruz. O sırada telefonda en yakın arkadaşımız Claire ile konuşuyoruz ve arkadaşımız aslında karşı apartmanda oturduğu için bir yandan komşumuz da. Bu yakın arkadaşımız kesilen elektrikle kararan apartmandan çıkış yolumuz olarak bize sunuluyor.
Telefonunuzu da kullanmanız gerekiyor
Oyunda aynı zamanda farklı olarak şöyle bir mekanik de var: Gerçek telefonunuzu da kullanmanız gerekiyor.

Unhinged’ın ana oynanış dinamiği telefondan arkadaşımızla konuşurken, bir yandan kesilen elektrik sebebiyle telefonumuzu el feneri olarak kullanmamız oluyor. Elimizdeki telefonumuz da böylece devreye giriyor. Netflix’in “N-Controller” adı verilen bu uygulamasını indirip gerekli adımları izlediğinizde PC’de (TV’de de oynanıyor) açtığınız oyunda telefonunuzu kontrolcü olarak kullanıyorsunuz. Örneğin arkadaşınız sizi aradığında gerçekteki ve kumanda haline dönüştürdüğünüz telefonunuzdan bu aramanın sesi geliyor. Bu daha önce başka bir oyunda görmediğim bir mekanik ve oldukça da iyi işliyor.
Ama oyun için “oldukça iyi” diyemeyeceğim.
Yaklaşık 30 dakikalık bir deneyim sunan Unhinged, bir oyundan ziyade etkileşimli kısa bir korku ya da hayatta kalma hikâyesi. Çünkü, oyunda oyun deneyimi sunan pek bir şey yok. Evet, telefon olayı çok iyi, grafikler hoş, hatta seslendiren isimler de oldukça iyi. Ana karakteri Zoë Kravitz, Claire karakterini Sadie Sink ve psikopat karakterini Troy Baker seslendiriyor. Bu saydığım sebepler bile oyunu bir deneyim olarak ele aldığımızda iyi görünüyor ancak beklentiniz Outlast’e yaklaşan bir oynanışsa bu iştahınızı doyuracak bir tecrübe olmayacak. Hatta yakınından dahi geçmeyecek.

Oyunda öncelikle ana hikâyeye çok da bir müdahalemiz olmuyor. Bu da oyun oynuyormuş hissini azaltıyor.
Oyun bizi tamamıyla yapmamız gereken şeylere yönlendiriyor ve oyunlarda asıl beklenen o özgür irade ile karar verme hissini silip atıyor. Hatta verdiğiniz kararlar o kadar önemsiz ki tek bir son olmasa bile en iyi sonda dahi çok bir tatmin yaşayamıyorsunuz.
Oyunun yönetmenleri ve geliştiricilerine göre oyun yaklaşık olarak 10 kez ölebilecek şekilde tasarlanmış. Ancak öldüğünüzde oyun baştan başlamıyor ve öldüğünüz noktadan tekrar oynayarak sizin ilerlemenize katkı sağlıyor. Öldüğümüzde polis sesleri arkadan akıyor ve bizi öldüren katilin işlediği korkunç cinayetlerle ilgili konuştukları duyuluyor. Hatta farklı kısımda öldüğünüzde polisler o suç mahallinin ayrıntıları hakkında farklı yorumlar yapıyor.
Oyunun geliştiricilerinden biri de “Oxenfree” ve “Oxenfree II” oyunlarından bildiğimiz Night School Studio. Oyun stüdyosu, bir süredir Netflix için farklı oyunlar üretiyor.
Bir yandan Netflix aslında bu oyunla bir şeyler deniyor çünkü oyunu oynarken köşede beta ibaresini görmüştüm. Beta olarak belirtilmesi aslında deneysel bir şeyler olduğunu kanıtlıyor. Bu yüzden ilerleyen dönemde Netflix’in bu tarz projelerini takip etmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Netflix ve oyun sektörü
Netflix’in oyun sektörüne 2021 yılında giriş yaptığı göz önüne alındığında o yıllardan bu yana epeyce yeni oyun geliştirdi ve de abonelerine sundu. GTA gibi zaten popüler oyunların mobil versiyonlarını sundu. Normalde dizi ve film izleme platformu olarak uzun yıllardır hizmet veren Netflix, bünyesine eklediği oyunlar ile daha fazla abonelik kazanmak istiyordu. Bazılarını satın aldığı ve kendi bünyesine kattığı oyun stüdyolarından bazılarını da franchise olarak aldığı ünlü yapımların mobil oyun versiyonlarını geliştirerek sundu.

Wall Street Journal’a göre Netflix, oyun stüdyolarını satın almak ve bu işi büyütmek için yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapmış. Bu da Netflix’in özellikle oyun tarafında daha fazla kendini göstermek istediği anlamına geliyor.
Netflix, Rockstar Games’in GTA: San Andreas başta olmak üzere yine platformun yapımları olan dizilerin ve filmlerin de oyunlarını da sunuyor.
Netflix her ne kadar yola AAA yani büyük bütçeli oyunlar geliştirmek amacıyla çıksa da yıllar içinde bu hedefinden de uzaklaştı.
Nisan ayında çıkan haberlerde şirket oyun geliştirme hedeflerinden ve büyük bütçeli projelerden vazgeçerek oyun stratejisinde köklü bir küçülmeye gitmeye karar verdi. Hatta eski Overwatch ve Halo gibi oyunların arkasındaki ünlü geliştiricileri transfer ederek kurduğu üst düzey oyun stüdyosu “Team Blue”yu tek bir oyun çıkartmadan kapatan Netflix, çok sayıda çalışanını işten çıkarttığı gibi yıllık oyun yayınlama hedefini de yaklaşık 40 oyundan 18’e kadar düşürdü.
Analistlerin Netflix’in oyun işine ne kadar harcadığına yönelik de bazı yorumlar bulunuyor.
Burada Netflix’in en az 2 milyar dolar harcadığı tahmin ediliyor; ancak Appfigures’ın tahminlerine göre Netflix Games bünyesindeki uygulamaların indirme sayıları son üç yılda büyük ölçüde aylık 2 ila 4 milyon yeni indirme civarındaydı. Aralık 2023’te “Grand Theft Auto: The Trilogy” gibi büyük beklentilerle piyasaya sürülen ve bir ayda 25 milyonu aşan indirme sayılarına ulaşan başarılar elde edilse de bu artışların çoğu kısa ömürlü olduğu için devamı gelmedi.
Apptopia’dan gelen en güncel verilere göre (2025) Netflix’in mobil oyun kütüphanesindeki oyunlar küresel olarak 192 milyonun üzerinde indirildi.
Netflix’in oyun tarafı için neler sunacağı merak konusuyken; bir diğer yandan küresel mobil oyun pazarı 92,6 milyar dolarlık devasa bir alana dönüşmüşken, pastadan daha fazla pay almak isteyecektir. Bu sebeple, gelecekte Netflix’i farklı projelerde görebiliriz.








