Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Bazı oyunlara hevesle başladıktan sonra onların aslında söylendikleri kadar iyi olmadığını ya da size zannettiğiniz kadar hitap etmediğini fark ettiniz mi? Bu oyunları yarım bırakıp bir daha yüzüne bakmıyoruz. Haliyle özellikle pahalı oyunlarda bu para ve zaman kaybına dönüşüyor. Yaklaşık 1000’e yakın oyunumla Steam kütüphanem oldukça kalabalık. Dönüp dönüp oynadığım, çok para verdiğim, ya da oynaması zaten ücretsiz olan yüzlerce oyunum var. Oldukça harika. Bu oyunların bir kısmını oynadım ve de bitirdim. Ancak çok büyük bir kısmına ya daha hiç başlamadım ya da başlasam da sonunu getiremedim. Peki neden?

Elbette bir sürü neden sayılabilir; ‘zamanım yoktu’, ‘başka yeni bir oyun çıktı’ ya da ‘sıkıldım’…

Oyun kütüphanelerime ve 1 yıl içinde oynadığım oyunlara bir göz gezdirdiğimde fark ettiğim en önemli nokta şu oldu: Yarım bıraktığım ya da oynamaktan keyif almadığım oyunların büyük bir kısmını MacBook’umdan oynadığım oyunlar oluşturuyor. Bu ortak nokta sonuçta MacBook’tan oyun oynama deneyiminin kötü olduğu anlamını içermiyor. Ama pekâlâ, milyonlarca Steam oyununun yalnızca yüzlercesi Mac ile uyumlu. Hatta uyumlu olsa bile eğer yeni işlemciye sahip olmayan bir MacBook Air kullanıyorsanız oynayabileceğiniz oyunlar çok daha aza düşüyor.

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Bu Apple’ın belki de en büyük sorunlarından biri. Bu sorunu yıllarca erteleyen şirket çok geç kaldığı oyun sektörüne 2019 yılında girmiş ve Apple Arcade ile oyunsever Apple kullanıcılarının ağzına bir parmak bal çalmıştı. Hatta yarım parmak. Çünkü Apple Arcade oyunları çok da iyi oyunları içermiyor, daha çok basit eğlence ya da cozy dediğimiz dinlendirici ya da huzurlu oyunları kütüphanesinde barındırıyor.

Topluluklarda ve forumlarda Apple Arcade oyunlarının yıllar içinde daha kötü ve sırf kütüphane daha dolu dursun diye eklenen oyunlarla dolduğunu söyleyen binlerce insan var. Haliyle Apple cihaza sahipseniz hakkıyla iyi bir oyunsever ve oyuncu olmak zor. İllaki Windows işletim sistemine sahip, bazı donanımları karşılayan bir masaüstü ya da alternatif olarak konsola sahip olmanız gerekiyor ki yüksek bütçeli popüler ya da bağımsız ama iyi oyunları oynayabilin.

Sally Face

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Bu bilgiler ışığında en son 18 Haziran 2025 tarihinde oynadığım Sally Face’e Mac cihazımda oynayabileceğim için başlamıştım. Hikayesiyle öne çıkan bağımsız oyun, temelde zengin hikaye ve psikolojik korku etiketlerine sahip olarak 14 Aralık 2016 tarihinde Steam’e çıkmış. Oynanışı, hikaye anlatımı ve genel anlamda sunduklarıyla oyunu beğenmiştim. Ama nedense bir oyun oynama isteği geldiğinde açıp da bu oyuna giresim gelmiyordu. Sırf bitirmek için oyunu açıp, girmek de istemedim açıkçası.

2 buçuk saate yakın oynadığım oyunda Türkçe dil desteği bulunmuyor ancak İngilizce olarak hikayeyi takip etmek de zor değil. Oyunun ana hikayesi yüzüne maske takmak zorunda olan 15 yaşındaki Sal Fisher’ın tuhaf bir apartmana babasıyla taşınmasını işliyor. Burada komşularla farklı diyaloglar kuruyor, apartmanda daha önce işlenmiş cinayet sebebiyle süren kasvetli havanın sebebini ve nedenlerini araştırıyor ve arkadaş ediniyor.

Elbette bunlar olurken Sal’ın terapisti ile arasında geçen konuşmalar ve karanlık rüya sekansları da oyuna yayılmış durumda. Her ne kadar bu oyunu sevmiş ve beğenmiş olsam da yaklaşık 1 yıldır oyuna geri dönmedim.

Cult of the Lamb

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Yine benzer şekilde Apple M2 işlemcili 8 GB bellek ile desteklenen MacBook Air’ımla oynayabildiğim için Cult of the Lamb’i satın almıştım. Oyun, bir kuzu olarak bir tarikat kurmayı ve onu geliştirmeyi temel alıyor. Üs inşa etme, aksiyon odaklı bir roguelike olan Cult of the Lamb’ı hiç de azımsanmayacak oranda yaklaşık 5 saat oynamışım. Oyunu bırakma sebebim sıkılmak ya da Sally Face’teki gibi bir durum değil, aksine çok eğlenceli ve hızlı ilerleyen oyuna olan heyecanımı yeni oyunlar oynamaya başladıktan sonra kaybetmem oldu.

Oyun, 11 Ağustos 2022 yılında çıkmış ben ise en son 30 Haziran 2025 tarihinde oynamışım. Ben bırakalı oyuna onlarca güncelleme gelirken, yeni yapılacak bazı görevler de eklenmiş ve Cult of the Lamb: Woolhaven DLC’si gelmiş.

Looking Up I See Only A Ceiling

Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Point & Click tarzdaki oyunları sevdiğim için bir bundle olarak sunulan birkaç oyunla beraber Looking Up I See Ony A Ceiling’i satın almıştım. Oyun 9 Mart 2023 tarihinde çıkmış ben ise oyunu en son 16 Mayıs 2025’te oynamışım. Çıktıktan kısa bir süre sonra almama rağmen oyuna birkaç yıl sonra başladım. Hikaye odaklı bir oyun olmasının yanında çizimleriyle de çok ilgimi çekmişti ama oyunu oynadıktan sonra tamamıyla anlamsız bir hikaye anlatmasıyla oyunu bitiremedim. Oyunla ilgili bütün incelemeler ‘çok olumlu’ olsa da bu oyunu beğenmediğim için oynamayı bıraktım. Looking Up I See Only A Ceiling aktif olarak bir indirimle satılmıyor ve 1.49 dolar.

Planet of Lana

Oyuna, Steam Deck ile başlamıştım. 6 buçuk saati devirdiğim bu kendine has hikaye anlatımı olan Planet of Lana’yı maalesef bitiremedim. Oynarken çok beğenmiştim, kendine has oynanışı zaman zaman zorlaşan zaman zaman kolaylaşan seviyesiyle gerçekten çok iyiydi. Oyundaki karakterler kendi yaşadıkları dünyaya has bir dili konuşuyor ve siz ne konuştuklarını vücut dillerinden anlıyorsunuz. Zaten Deck ile oynadığım için pratik bir şekilde oyuna erişimim de vardı. Buna rağmen oyunda tekrar eden çok fazla nokta var her ne kadar huzurlu bir oyun olsa da hikayesi buruk ve bu ikilem biraz kafa karıştırıyor.

Yine de oyunu bitirmek için geri döneceğim çünkü sonunu merak ediyorum. Geçen yılın mayıs ayında Medyascope.tv için yazdığım bir listede yer verdiğim oyun, bulmaca çözme mekaniklerini kendine has anlatımla ve çizimle anlatıyor. Ana olay örgüsünde, uzaylı robotlar tarafından kaçırılan kardeşimizi bulmaya çalışıyoruz ancak burada bulmaca dinamiği işin içine giriyor ve kendi dünyasına sizi sokuyor. Öte yandan bu bulmacalardan çok büyük bir karmaşıklık ya da zorluk beklemeyin, basit ve dinlendirici bir deneyim isteyenler için oldukça tatmin edici diyebilirim. Yine de kendini tekrarlayan ve kedi yoldaşımızla aşmamız gereken kısımlar caydırıcı hale gelebiliyor.

Melatonin

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Aslında bıraktım sayamam ancak oyunu en son 11 Ocak’ta 30 dakika kadar oynamışım. Huzurlu, bulmaca odaklı ve farklı aşamaları olan bir oyun olan Melatonin, ilginç bir şekilde zor bir oyun. Yani huzur bulmak ve rahatlamak için girdiğiniz oyun sinirlerinizi biraz bozarak ve kendinizi beceriksiz hissederek kapattığınız bir hale dönüşüyor. En azından belki de 15-20 yıldır oyuncu olan beni böyle hissettirdi. Bazı oyunlarla ilk oynayışta frekansınız tutmaz ya, işte sanırım Melatonin benim için öyle oldu. Ne umdum ve buldum bilemiyorum ama tekrar şans vermek istediğim oyunlardan biri. Oyun Steam’de indirimsiz ve kampanyasız 7,99 dolara satılıyor.

Wire Lips

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Bazı oyunlarla ilgili yapılan yorumlara kanmamak gerekiyor. Wire Lips’i en son 14 Ocak’ta oynamışım ve oyunda toplamda 2 saate yakın zaman geçirmişim. Windows masaüstü bilgisayarımla başladığım oyun, içinde türlü hatalar barındıran tutarsız bir hikaye sunuyor. Korku odaklı bağımsız bazı oyunlarda bu zaten anlaşılır bir olay ancak bu oyunda hiçbir tat almıyorsunuz. Akış ve işleniş ve de görseller hepsi bir araya geldiğinde oyun beni oynama diye bağrıyor. Maalesef ki. Geliştiricinin diğer oyunları hiç bu kadar kötü değil, MiSide oldukça sevilen ve benzer zamanlarda çıkan bir başka oyunu. Geliştiricinin bir diğer oyunu Umfend’i satın almıştım ancak oynamaya fırsat bulamamıştım, belki ona vereceğim şansı hak eder.

Fobia-St.Dinfna Hotel

Xbox tarafında ise Game Pass’e bir dönem gelen ve hevesle başladığım hayatta kalma korku oyunu Fobia-St.Dinfna Hotel gerek hikayesi gerek ise oynanışındaki farklılıklar ve zorlu bulmacalarıyla zamanımı baya bir almıştı ancak oyun o kadar uzun sürüyor ki bir yerde ilerlemediğimi hissettiğim için bırakmıştım. Oyunda, amatör gazeteci Roberto Leite Lopes’i kontrol ediyoruz. Brezilya’nın Santa Catarina kentindeki karanlık bir otelde geçen hikaye, farklı zaman çizelgelerindeki olayları çözmek için kamera kullanmaya odaklanıyor.

Oyun Steam’de de bulunuyor ve 28 Haziran 2022 yılında çıkış yapmış.

Ape Out

Yarım bıraktığım
Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Oynarken çok keyif aldığım bir başlayıp bir araya başka oyunlar girdiği için bıraktığım Ape Out ise harika bir sanat tasarıma sahip, her hareketinizde bir alçalıp bir yükselen caz müziğiyle sizi içine çeken smash-em-up tarzında sunulan bir aksiyon oyunu. Bir primat olarak hapsolduğunuz yerden kaçmaya çalışıyorsunuz. Oyunda farklı kısımlarda farklı temaların içinde yer alıyorsunuz ve farklı haritalar var. Yani tercih edeceğiniz kaçış yolu her kısımda değişiyor. Ape Out, Nintendo Switch 2’de oynanabilecek en iyi seçeneklerden biri oluyor. Bunun en büyük nedeni, renk paleti, kullanılan müzik ve sanat tasarımı el konsolu ile oynamaya çok müsait olması. Bu da oyunu NS2 ya da Steam Deck gibi alternatif cihazlarda tercih edilebilir kılıyor.

Oyun 2019 yılında çıkış yapsa da benim tecrübelerim 2024’te Nintento Switch 2 ile başladı. Oyunu bu yıl bitirmeyi planlıyorum. Oyun PC için Steam ve GOG üzerinden yayınlanmış bir de Nintendo Switch konsolları için.

Dementium: The Ward

Yarım bıraktığım oyunlara geri dönüyorum

Sizi biraz eskilere götüreceğim.

Bir diğer Nintendo Switch 2 ile oynadığım Dementium: The Ward oyunundan bahsetmek istiyorum. Oyun ilk olarak 2007 yılında Nintendo DS için yayınlanmış birinci şahıs bakış açısıyla oynanan bir hayatta kalma korku öğeleri içeriyor. Oyunun yenilenmiş versiyonu 2023 yılında piyasaya sürüldü. PC içinse oyun 2025’te Steam’e geldi. Oyunun çıkan ilk versiyonu çok beğenildiği ve övüldüğü için yenilenmiş versiyonu oynamak istedim ancak oyun Switch 2’de iyi çalışmıyor.

Orijinal versiyonda olan epeyce şey kesilmiş. Bu da oyun deneyimini olumsuz etkiliyor. Dementium: The Ward kendinizi kabus gibi bir akıl hastanesinde bulduğunuz mekanda uyanmanızla başlıyor. Daha sonra onlarca farklı yaratık size saldırıyor ve onlardan kaçarken, oraya neden geldiğinizin gizemini çözmeye çalışıyorsunuz. Oyunun DS sürümlerinde yer alan kalem desteği ile oyundan çıkmadan notlar alabiliyordunuz ancak Switch sürümünde bu destek sunulmuyor ve de not defteri yine de ilginç bir şekilde orada duruyor. Öte yandan bu sorun bulmacalar özelinde ekran görüntüsü alınarak çözülebiliyor. Görüntü kalitesinde iyileştirme sunulsa da 720p desteği biraz hayal kırıklığı yarattı diyebilirim. Oyun, klasik versiyonuna göre sıkıcı bir hal almaya başladığı ve teknik bazı hatalar oynamayı zorlaştırdığı için bıraktım.

Bir oyunu neden bırakıyoruz?

Oyunların birçoğunu anlattığı hikayeden ya da sıkıcı olduğu için değil zamansızlıktan bıraktığımı fark ettim. İnsanların ise oynadıkları oyunu en çok bırakma sebebi elbette ilk heyecanla başına oturup sonradan bu oyunun rutin hale gelmesiyle sıkılması oluyor. Bazı oyunlar ise çok uzun, tekrarlayıcı veya yan görevlerle dolu olunca bırakma hevesi artıyor.

Öte yandan eğer soulslike bir oyun oynamıyorsanız zorluk seviyesinin ani bir şekilde artması oyuncuyu oynadığı oyunu bırakma noktasına getiriyor. Hayatta önceliklerin değişmesi ya da çok daha eğlenceli oyunlara sarmak eski oynanılan oyunun bırakılmasına neden oluyor.

Forumlarda yüzlerce oyunları bitirmeden ya da bir heves satın alıp oynamadan bırakanların yaşadığı pişmanlık hakkında yazılmış. Burada bahsedilen oyunlar herkes tarafından onaylanmış ve beğenilen oyunlar oluyor. Mesela bu daha çok oyun serilerinde yaşanıyor. Çoğu kişi en azından bir oyununu deneyimlediği bir seriyi devam ettirmek istiyor ancak devam eden bir hikaye varsa ve oyun belki de 10 yıldır devam eden bir seriyse bu zorlayıcı hale gelip, yüke dönüşüyor. Burada oyunseverlerin forumlarda başlıca bahsettiği oyunlar God of War, Witcher, Metal Gear Solid serisi, Fallout gibi çok sevilen oyunları olan serilerden bahsediliyor. Eğer bir oyunda takılı kaldıysanız kendinizi kötü hissetmeden bu oyunun sadece size uygun olmadığını kabul etmeniz gerekir, benim gibi kendinizi bitirmeye zorlamamalısınız ya da seçeneklerinizi değerlendirmeye odaklanmalısınız.

Reddit gibi forumlarda konuyu araştırdığımda en çok The Witcher 3: Wild Hunt’ı bırakıp sonradan geri dönen insanlar oyunu beğenmişler. Özellikle oyunun ilk kısmında düşük tempo, fazla diyalog insanların oyunu kapatmasına neden olmuş. Anlaşılması güç kargo mekanikleriyle çıktığı dönem çok seveninin olduğu gibi nefret edenlerin de olduğu Death Stranding de benzer bir kadere sahip. Genel olarak beceri ve sabır gerektirdiği için Elden Ring, Dark Souls ve benzeri soulslike oyunlar çoğu insanın oyunu bırakmasına neden oluyor.

Öte yandan bu konu yalnızca benim değil Steam’in de radarındaydı.

Her yıl en iyi oyunları seçmek için platform içinde anket açan Steam, kategori olarak en başarısız olduğunuz ancak oynamayı bırakamadığınız oyunları içeren bir kategori de  eklemişti. Burada kötü olduğunuz ancak iyi olan oyunlar yer alıyor. Oyunseverler bu listede en zorlandıkları ama oynamaya devam ettikleri oyunları seçiyor. Bu listede daha önce Elden Ring, Cuphead, Sekiro: Shadows Die Twice, Hades, Hollow Knight yer almıştı. En son 2025 listesinde ise Hollow Knight: Silksong oyuncular tarafından seçildi.

En nihayetinde beğendiğim ancak yarım bıraktığım oyunlara geri döneceğim, ancak sevmediğim ya da sıkıldığım oyunları silerek yeni oyunlara yelken açacağım.

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş