İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşmasının dördüncü gününde tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edildi. Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır, Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır, etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların beyanlarını, ifadelerde ortaya çıkan çelişkileri ve mahkeme heyetinin tutumunu aktardı.
İBB davasının ikinci duruşmasının dördüncü gününde Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile Medyascope muhabirleri Furkan Karabay ve Ali Deniz Çakır son gelişmeleri Silivri’den aktardı. Davanın tutuksuz sanıkları arasında bulunan Ruşen Çakır, ikinci duruşmada savunmaların oldukça hızlı alındığına dikkat çekti. Duruşmaların kimi günler gece geç saatlere kadar sürdüğünü belirten Çakır, özellikle etkin pişmanlıktan yararlanan sanıkların sorgularında sürenin uzadığını söyledi:
“Şunu görüyorum ki mahkemenin bir acelesi var. Bu acelenin neden olduğunu çok kestirmek mümkün değil. Çünkü günlerce gece geç saatlere kadar çalışan bir mahkeme var. Özellikle itirafçı olan sanıklar, etkin pişmanlıktan yararlanan sanıklar söz konusu olduğunda tutuklu sanıklar ve avukatları bayağı soru soruyor. Onun dışında genellikle savunmanı yapıyorsun, avukatın senin için bir şeyler söylüyor, yargıç ya da savcı bir iki soru soruyor ve gidiyorsun. Etkin pişmanlık olduğunda ise uzuyor.”
“Biz bu davada ne arıyoruz?”
Ruşen Çakır, kendisi dahil dört gazetecinin İBB davasına sanık olarak dahil edilmesine tepki gösterdi. Davanın genel olarak belediye çalışanları ve yöneticileri ile iş insanları arasındaki ilişkiler ve belediye faaliyetleri üzerinden yürüdüğünü belirten Çakır, “Benim olayım çok acayip. Biz dört gazeteci buraya eklendik. Bir gazeteci olarak şu ana kadar izlediğim davayla bizim hiçbir alakamız yok. Belediye temelli yürüyen, birtakım iş insanlarıyla belediye çalışanları ve yöneticileri arasındaki ilişkiler üzerine kurulmuş bir dava var burada. Biz burada ne arıyoruz mesela?” dedi.
Çelişkili ifadeler neye yol açtı?
Furkan Karabay ise Beyaz İnşaat yöneticilerinden sanık Muzaffer Beyaz hakkında savcının duruşma sırasında iki kez tutuklama talebinde bulunmasına dikkat çekti. Talebin gerekçesinin çelişkili ifadeler olduğunu belirten Karabay, benzer çelişkilerin soruşturmanın başından beri başka etkin pişmanlık ifadelerinde de bulunduğunu dile getirdi:
“Çelişkili ifadeler soruşturmanın en başından beri birçok itirafçı sanıkta bulunuyor fakat hiçbiri hakkında tutuklama talep edilmiyor. Aksine bu insanlar çelişkili ifadeler vererek insanların tutuklanmasına yol açtı ve İBB iddianamesinin hazırlanmasına biraz da önayak oldular. Çünkü iddianamede neyi konuşuyorduk? Delillendirmeler yok, varsa da itirafçı ifadeleri, gizli tanık ifadeleri, HTS ve baz kayıtları üzerinden oluşturulmuş diyorduk. Biz bu hafta bunu gördük.”
Ekrem İmamoğlu ne zaman savunma yapacak?
Karabay, ilk duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığının tutanağa geçirildiğini ancak İmamoğlu’nun böyle bir beyanda bulunmadığını vurguladı. İkinci duruşmada ise İmamoğlu’nun ne zaman ve ne kadar süreyle savunma yapacağına ilişkin hâlâ net bir karar bulunmadığını belirten Furkan Karabay, mahkeme başkanının duruşmadaki tutumuna dair şunları söyledi:
“Mahkeme Başkanı moderatör gibi davranıyor. Ekrem İmamoğlu’nun ağzından ‘Susma hakkımı kullanıyorum, savunma yapmayacağım’ diye bir cümle çıkmamasına rağmen zapta ‘susma hakkını kullandı’ diye geçti ve Ekrem İmamoğlu’na savunma hakkı verilmedi. Şimdi mahkeme başkanı ‘Uygun bir vakitte söz hakkı tanıyacağım’ diyor. Peki ne zaman savunma yapacak? Kaç saat, kaç gün savunma yapacak? Tutuksuz sanıklardan sonra mı yapacak? Buna dair herhangi bir karar kurulmadı.”








