İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşmasının dördüncü gününde, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile dava kapsamında tutuksuz itirafçı sanık iş insanı Adem Kameroğlu arasında tehdit iddiasına ilişkin bir diyalog yaşandı. İmamoğlu, Kameroğlu’na “Neyle tehdit edildiniz?” diye sorarken Kameroğlu, “Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil” yanıtını verdi. İşte İBB davasında İmamoğlu-Kameroğlu diyaloğu.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu önüne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen duruşmada, Ekrem İmamoğlu ile Adem Kameroğlu arasında tehdit diyaloğu yaşandı. İmamoğlu, Kameroğlu’na “Neyle tehdit edildiniz?” diye sorarken Kameroğlu, “Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil” yanıtını verdi.
İBB davasında İmamoğlu-Kameroğlu diyaloğu
Ekrem İmamoğlu, Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun ardından iş insanı Adem Kameroğlu SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.
Kameroğlu’nun savunmasının ardından İmamoğlu, Kameroğlu’nun daha önceki ifadesinde sözünü ettiği baskı ve tehdit iddialarına ilişkin sorular yöneltti. İmamoğlu, birlikte yaptıkları görüşmelerde Kameroğlu’nun herhangi bir tehdit veya baskıdan kendisine bahsetmediğini belirterek ödemelerin geri verilmesi sürecinin neden kendisine aktarılmadığını sordu.
Kameroğlu ise İmamoğlu’nun kendisini doğrudan tehdit etmediğini, ancak işlerinin engellenmemesi, sekteye uğramaması ve süreçlerin ağırdan alınmaması için bazı kişilerle iyi geçinmek zorunda olduklarını hissettiklerini söyledi.
İşte İmamoğlu ile Kameroğlu arasında yaşanan diyaloğun tamamı:
Ekrem İmamoğlu: Evet. Burada mahkeme heyetinin aldığı kararla soruyu mahkeme heyeti üzerinden size soruyorum Adem Bey. Merhaba, Ekrem İmamoğlu ben.
Adem Kameroğlu: Merhaba.
Ekrem İmamoğlu: Adem Bey, şimdi bir hususu sormak istiyorum size. Bizi, yani beni ve eşimi o bahsettiğiniz bağımsız bölümü, villayı gezdirmeye siz eşlik ettiniz, hatırlıyor musunuz?
Adem Kameroğlu: Doğrudur efendim.
Ekrem İmamoğlu: Ve hani biz sizinle villayı şöyle teslim edeceksiniz, böyle teslim edeceksiniz mi dedik? Yoksa siz bizim burada yapacaklarımız var, onları tamamlamak için hanımefendiyle bazı beğenilecek şeyler var, onları yapacağız, ondan sonra size teslim edeceğiz deyip hatta yanında eşimle de tanışarak “Hani hanımefendi biz sizi davet edeceğiz” diye benim yanımda teyit aldınız mı kendisinden?
Adem Kameroğlu: Efendim, orada biz bu villaları zaten tamamen ilk yapılan, ilk dönemdeki villaların tamamı ayrı olmak üzere, tamamen iç dekorasyon… Yani iç dekorasyon eşyasız, mobilyasız anlamında. Kapıları bitmiş, parkesi bitmiş, beyaz eşyaları bitmiş, tezgahı, mutfağı bitmiş, 1. sınıf Mitsubishi klimalı, yerden ısıtmalı vesaireli bir villa şeklinde. Burada son kalan işlerimizi de bitireceğiz adında söyledik. Daha sonra, mobilya konusuna gelelim isterseniz. Daha sonra bu mobilyaların bizim kendi örnek villamızda da aynı mobilya şirketiyle çalıştığımızdan dolayı, o mobilyaların çok beğenildiğini, bu bizim kendi benim yaptırdığım tek katlı villaydı. Bu size, SSB Gayrimenkul’e satmış olduğum, vermiş olduğum hususu olan 155 no’lu Akasya tipi villanın iç dekorasyonu tabii ki iki katlı olması hasebiyle farklı konsept, farklı renkler… Ama aynı firmadan, aynı oradaki mimar hanımefendiler tarafından takip edilen, Bizim A.Ş. adlı İstanbul’da oldukça yaygın By Kepy firmasından muhtelif zamanlarda gidilmek ve seçilmek suretiyle, beğenilmek suretiyle ve sipariş listesi yani yaklaşık olarak sipariş listesinde 60-100 küsur tane mobilya… Yani bunlar koltuk, kanepe, yatak odası takımı, berjer… Var oğlu var. Geldi sürüyle sürü, yatak odası takımları, çocuk odası takımları, böyle full full döşetecek şekilde tek tek tercihli ve onların ellerinde tutmuş olduğu listeye de hatta aile fertlerine kadar tutmuşlar skalalarına efendim. Yani orada kişilerin isimleri, işte Ekrem İmamoğlu, Dilek İmamoğlu ailesi, evi, işte çocukları, üç çocuğun adı… Kusura bakmayın, bunları söylemek durumundayım çünkü ben buraya bütün dedim burada hiçbir şey gizli, saklı kalmasın. Ben burada her şeyi anlatacağım.
Ekrem İmamoğlu: Tabii, tabii…
Adem Kameroğlu: Ölümden öte köy yok. Yapacak bir şeyimiz yok. Hani ben bu yaştan sonra boynumda iple dolaşmak istemiyorum efendim.
Ekrem İmamoğlu: Tabii ki.
Adem Kameroğlu: Bütün mobilyaları tek tek yazılmış, sipariş edilmiş. Bunlar hepsi de kayıtlı, evraklı. Aynı şekilde yaptılar, getirdiler. Yani günün sonunda bu yapılıp döşendi. Artı sizin kendi bünyenizde bir erkek mimar, ben şu an ismini hatırlayamıyorum, o da bütün işlerinizi zaten bir yandan da takip ediyor orada. Hatta yeni söylediğim gibi, ikinci kat baskılanacak, bahçenin full peyzajının yapılması, işte travertenden karşıdan yürüyüş yollarının yapılması, havuzun yapılması, havuzun hatta doldurulup havuza girer hale getirilmesine kadar hepsi Kameroğlu İnşaat bünyesinde yapıldı. Çünkü o arkadaş bunların yapılmasını istiyor. “Beyefendi istiyor, hanımefendi istiyor” dedi. Biz bunların efendim hepsini yaptık. Biz bunu eşit bir bedel veya bir şey karşılığı değil, fakat By Kepy’de yapılan işler benim iradem dışında… Fakat daha sonra By Kepy’den bize gelen, “Biz bu parayı Kameroğlu ödeyecek” demişler. Yani benim inanın buna ne itiraz edebilecek ne reddedebilecek bir yapım var. Bunu söyleyemem, yapamam. Yani “Tamam” dedim, “bunu da biz ödeyelim.” Ben By Kepy’nin parasını da ben ödedim. Zaten bize fatura edildi. Yani Kameroğlu İnşaat’a edilen bu belgeyi de koydum zaten dosyaya. Yani çok çok daha ince detaylara girmek istemiyorum. Ben bu ev zaten 2-3 sene öyle durdu, ondan sonra da 2022 yılında da Rus bir kişiye satıldı. Durumlar bunlar. Yani söyleyeceğim bunlar.
Ekrem İmamoğlu: Evet. Aslında sorumun tabii cevabı bu değil ama siz yine az önce anlattığınıza döndünüz. Hani sanki evi teslim ettiniz de sonradan sizden ekstra bir şey istenmiş gibi az önce ifade ettiniz. Ben de dedim ki size, az önceki sorumda, siz bize bu evde beğenilecek şu bu var, mobilyadan bahsetmiyorum, o işlerle ilgilenecek ne vaktim vardı ne zamanım vardı o zaman. Ama siz bize beğenilecek hususlar var vesaire, ondan sonra davet edip o konuda bazı beğenilerle sizin elemanlarınız da ilgilendi diye hatırlıyorum hatta. O şekilde süreç yürütüldü, doğru mudur?
Adem Kameroğlu: Doğrudur. Bizim elemanlar da gitti yani. By Kepy’nin elemanları da oradaydı.
Ekrem İmamoğlu: Bakın ben şirket, mobilya vesaire…
Adem Kameroğlu: Siz de kendi mimarınız, bizzat erkek mimar da tüm gün sabahtan akşama kadar mütemadiyen neredeyse destek oluyordu efendim.
Ekrem İmamoğlu: Tamam. Şimdi ne havuz ne bir şey… Hani “Şu havuzu eksik yapacağız” vesaire, ben böyle bir anlatı sizden dinlemediğimi ifade etmeye çalıştım az önce. Yani böyle bir anlatı, “Burayı yapmayacağız, şunu siz yapacaksınız veya mutfak dolabını yapmayacağız” vesaire ben dinlemedim. “Şimdi aydınlanalım” diye birincisi bunu sordum, onun cevabını almaya çalışıyorum.
Adem Kameroğlu: Şöyle yapalım isterseniz; biz normal bütün sattığımız 112 villa, tam ortası kat karşılığı yapıldı. Bir miktarı yine %60’ı benimdir yaklaşık olarak. Bunların villaların bahçelerini, havuzlarını kesinlikle ben yapmadım. Bu yapılan size özeldi. Bir de bizim örnek villa, yani müşterilere gösterdiğimiz örnek villalar iki taneydi, onların havuzlarını yapmıştık. Bunların bahçelerine kesinlikle el sürmedim. Çünkü bahçe çok zor bir iş ve çok maliyetli, çok zor ama sizlerden öyle bir talep gelince de bunu reddetmem mümkün değildir. Onu da yaptık.
Ekrem İmamoğlu: Adem Bey, evet ben şimdi iyice anlaşılsın diye sormayı devam ettiriyorum. Sormak derken bir izah gerekiyor. Ben de neredeyse kendi iş hayatında 3 bin üzerinde villa, konut, işyeri üretmiş bir insanım. Hani dediniz ya “Size özel yaptık.” Bazen projeyi farklı bitirirsiniz ama bir kişiye farklı teslim edersiniz. Evin içini, dışını farklı yaparsınız. Bunlar değişebilir. Dolayısıyla ben sizinle görüşmemi anlatıyorum. Yani sizinle bu ev konusunda zaten görüşmemiz en fazla 2 saat ya da 3 saatlik bir kere görüştük biz sizinle, doğru mudur?
Adem Kameroğlu: Doğrudur.
Ekrem İmamoğlu: Yani bu görüşmede de sizinle yaptığımız görüşmede evi nasıl teslim edeceğinizi dahi anlatmadan işte havuzu, evi gezdirerek, etrafı gezdirerek hatta hemen yan tarafında bir örnek ev vardı yanlış hatırlamıyorsam ya da satış ofisi gibi bir yer vardı, orayı da gezdirerek beni misafir ettiğinizi hatırlıyorum. Bu kadar görüştük sizinle.
Adem Kameroğlu: Doğrudur.
Ekrem İmamoğlu: Evet. Şimdi ikinci soruma geçmek istiyorum. Şimdi bu ev konusu bu şekilde bizim sizinle yaptığımız görüşmenin dışında, sizinle tahmin ediyorum o yıllarda, yani 5-6 yıl içine alabilir bu arada, sonuçta evim orada, hatta belki Büyükşehir seçimlerinden sonra bile 1-2 defa görüşmüş olabiliriz. Çünkü şantiyenizi ziyaret ettiğimi bile hatırlıyorum Metrohane projenizi, Büyükşehir Belediye Başkanı iken. Dolayısıyla muhtelif defalar bir araya geldik. Hatta ailece de 1-2 defa bir araya geldik, baş başa da konuştuk. Sorunlarınız oldu, benimle sohbet etmek istediniz, ben size randevu verdim. Spor kulübüne sponsorluk yaptınız, teşekkür ederim, buluştuk. Bu buluşmalarımızda böyle bir zorda kaldığınızı veya hani bir tehdit gibi anlatıyorsunuz da böyle bir tehdide karşı maruz kaldığınızı ve ödediğiniz bu paraları geri vermek zorunda kaldığınızı niçin bana bir kez bile anlatmadınız?
Adem Kameroğlu: … Sizin, siz olmasanız dahi sizin yanınızda veya sizin etrafınızda olan insanların talimatı, bizim için her zaman için başkanın talimatı yerine geçti. Nihayetinde ben bu 155 no’lu villa için Kameroğlu İnşaat’ın kasasına 1 kuruş dahi almadım. Yani orada satışta gözüken 1 milyon 500 bin TL’yi de defaten söyledim, tekrar söyleyeceğim. Herkes hakkını helal etsin. Tek bir o paraları biz iade ettik. Kısmen ben iade ettim, kısmen daha sonra Büyükçekmece, pardon, Beylikdüzü Belediyesi Başkan Yardımcısı olan Veysel Bey’in ifadesi de daha önce işte 2019 ocak sonuna kadar kendi beraberdi. Kısmen de o iade etti Tuncay’a. Tuncay Bey sizin genel müdürünüz efendim. Sizin genel müdürünüz sizin adınıza konuşur. Siz zaten daha ziyade temsiline bakıyordunuz. İcraata bakan diğer ekiplerinizdi. Bunu da söylemek durumundayım.
Ekrem İmamoğlu: Adem Bey, genel müdür bir işlem yapar, satın alır, satışı öder vesaire ama kusura bakmayın da bir kişi adına, mülk amiri adına bir şirketin genel müdürü talimat veremez. Dolayısıyla ben bu ithamınızı kabul etmiyorum, doğru da bulmuyorum.
Üçüncü sorum şu Adem Bey: Neyle tehdit edildiniz de bu kadar kendinizi mecbur bıraktınız? Yani neyle tehdit buldunuz, neyle tehdit edildiniz? Daire, işte villa vermek zorunda… Biz sizi neyle tehdit ettik? Veya size usulsüz bir şey mi teslim ettik, usulsüz bir iş mi yaptık size karşı? Yani bir menfaat mi temin ettiniz? Halbuki biz sizin daha önceki belediyenin ihmali olmuştu ama biz sizinle, sağ olun anlayış da gösterdiniz, karşılıklı bayağı tartışmalar da oldu. Yaşam Vadisi’ni yapabilmek için sizin arsanın mülkiyetine tabi olan bir yeşil alanı bile sizden alıp kamuya kazandırdık. Sizin olurunuzla, doğru değil mi? Hatırlıyorsunuz.
Adem Kameroğlu: Evet, hatırlıyorum. Şu anda…
Ekrem İmamoğlu: Dolayısıyla neyle tehdit edildiniz?
Adem Kameroğlu: Restoranlar ve kafeler var Sayın Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Aynen öyle, aynen öyle, aynen öyle. Hatta Yaşam Vadisi’nin en güzel başlangıç noktasıdır. Yani bizden önceki yönetimin kamuya kazandıramadığı hem sizin yan, olduğunuz yer hem de yanındaki ‘Beylik Pazar’ diye anılan yer. İki alanın orası alınmamıştı, sonradan onu farklı bir projeyle kamuya kazandırdık. Size ait olan yeşil alanı da kamuya kazandırdık. Yani bir menfaat elde etmediniz. Neyle tehdit ettik biz sizi? Yani neyi tehdit kabul ettiniz de bunu böyle hani yanlış anlamayın, sanki hazır ola geçer gibi mülki amirin talimatı kabul edip vermek zorunda kaldınız? Ben sizi tehdit ettim mi yani daha Türkçe sorayım, ben sizi bir şeyle tehdit ettim mi Adem Bey?
Adem Kameroğlu: Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil, fakat bizim burada yapmamız gereken mecburiyet, yani işlerimize engel olunmaması, işlerimiz sekteye vurulmaması, işlerin ağırdan alınmaması için biz iyi geçinmek için bunları yapmak zorunda idik. Sizler bize baskı yaptınız demedim ben, orayı düzeltelim isterseniz. Biz bunu yapmak zorunda olduğumuzu hissettik.
Ekrem İmamoğlu: Peki, ben cevabımı aldım Adem Bey, teşekkürler.
Adem Kameroğlu: Ben teşekkür ederim.






