İSTANBUL (Medyascope) – İBB davasının ikinci duruşması dördüncü günde devam ediyor. İBB davasından yargılanan Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır da savunmasını yaptı. Çakır, “Bir suç örgütüne üye olmamakla beraber bilerek, isteyerek yardım etmek gibi abes bir suçlamayla karşı karşıyayım. Bu benim çok ağırıma gidiyor” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile 414 sanığın yargılandığı İBB davasının ikinci duruşmasına, dördüncü günde devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi İnfaz Kurumu önüne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen duruşmada Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır savunmasını yaptı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “suç örgütü lideri” olarak yargılanan İBB davasında da tutuksuz sanık olan Aziz İhsan Aktaş da korumalarıyla duruşma salonundaki yerini aldı.
Çakır: “Gazeteciliğimin 40. yılında böyle bir suçlamayla karşı karşıyayım”
Ruşen Çakır, savunma yapmak için kürsüye geldi. Çakır, “Ben bu davaya dahil edildiğimde gazeteciliğimin tam 40. yılıydı. Geçen ay Kandil’de Duran Kalkan’la röportaj yaptım. İfadem bile alınmadı. Ama burada bir suç örgütüne üye olmamakla beraber bilerek, isteyerek yardım etmek gibi abes bir suçlamayla karşı karşıyayım. Bu benim çok ağırıma gidiyor” dedi.
Çakır, “Bunu bana bulaştıranlarla inşallah bir dünyada hesaplaşacağım diye bu notu düşmek istiyorum özellikle. Yani 40. yılımda bana bunu yapmak çok büyük bir adaletsizlik. Bunu yapan her kimse kendilerine burada bunu unutmayacağımı söylemek istiyorum” diye devam etti.
Hakkındaki suçlamaya delil olarak gösterilen HTS kayıtlarına dikkat çeken Çakır, şunları söyledi:
“Galatasaraylıyım. Ve inanmayacaksınız ama böyle. Pazar günü, 18 Mayıs 2025 Pazar günü, evet akşam gazetesinin haberinin çıktığı gün ben stada Kayseri spor maçına gittim. Maç başlamadan 20 dakika önce bende jeton düştü. Ve hatırladım ki Murat da Galatasaraylı biliyorum, locası mı kombinesi mi ne var. Benim 20 yıldır kombinem var Galatasaray’da. Sonra cep telefonumu aldım Emrah Bağdatlı adlı denen şahsın X hesabında takip ettiği tek bir hesap var Galatasaray. Şimdi ben Galatasaraylı olmak, kombine sahibi olmak ve maçlara gitmek gibi bir suç işlemiş oluyorum.”
Çakır, iddianamede tarafına yöneltilen suçlamaya tepki göstererek “Eğer ben, çok açık söylüyorum, parayla haber yapacak kadar şerefsiz birisi olsam bana para veren insan içeri girdiği zaman korkumdan ağzımı açmam. Benim operasyon öncesi Ekrem İmamoğlu ile ilgili yaptığım yayınların, yazdığım yazıların büyük bir kısmı eleştirel” diye belirtti.
Yusuf Kaya rüşvet suçlamasını reddetti
Tutuksuz sanık iş insanı Yusuf Kaya savunma yaptı. Kaya, önceki savunmalarını tekrarladı ve “rüşvet” suçlamasını reddetti. Kaya’nın ardından Eylem 20 kapsamında yargılanan Erdoğan Göğen sanık kürsüsüne geldi.
Aykut Erdoğdu’nun avukatı Tuğba Torun, Göğen’e, “Faaliyetleriniz, işe başladıktan sonra mı durduruldu” diye sordu. Göğen, “Evet” yanıtını verdi. Torun bunun üzerine, “Durdurulmasının rüşvetle alakası var mı” sorusunu yöneltti. Göğen ise, “Rüşvet versem hangi genel müdür benim faaliyetimi durdurabilir” yanıtını verdi.
Avukat Torun devamında, “Firmayı ne kadara devraldınız?” diye sordu. Erdoğan Göğen, “1 milyon 350 bin euro devir bedeli ödedim. Bu miktara şirketi devralmışken 1 milyon 200 bin dolar rüşvet diye konuşulan rakam benim ticari kafama girmiyor” dedi.
Gaziosmanpaşa Belediyesi dosyasında 13 ay tutuklu kalan ve hapishanede felç geçiren İBB Genel Sekreter Yardımcısı Erdal Celal Aksoy’un savunmasına geçildi.
Aksoy, kendisiyle ilgili suçlamada suç tarihi olarak gösterilen dönemde, 2023’teki deprem nedeniyle Hatay’da olduğunu söyledi. Aksoy, iddia edilen suç tarihinde İstanbul’da dahi olmadığına dikkat çekti.
İBB davasında 309 gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Ekrem İmamoğlu’nun eski Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, savunmasına başladı.
Kasapoğlu, kullanılmayan bir telefon nedeniyle aylarca tutuklu kaldığını belirtti. Kasapoğlu, “Arayan insanların Ekrem İmamoğlu’yla konuşma ihtimali olmayan bir telefondu. Hattı, Özel Kalem’e yönlendirilmiştir. Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı. 1,5 yıl incelendi, içinden suç unsuru olabilecek ne çıktı? İddianamenin hiçbir yerinde bu telefon yok” dedi.
Tutuksuz itirafçı sanık iş insanı Adem Kameroğlu, SEGBİS ile katıldığı duruşmada savunma yaptı. Kameroğlu, projesine iskan alabilmek için Necati Özkan ile satış sözleşmesi yaptığını söyledi. Ancak söz konusu sözleşmenin iskan tarihinden beş yıl önce yapıldığı ortaya çıktı.
İtirafçı olarak verdiği ilk ifadesinde Metre Home projesinde iskan alabilmek için Necati Özkan’a dört daire verdiğini iddia eden Adem Kameroğlu, iddiasını tekrarladı. Kameroğlu, Necati Özkan’la yapılan satış sözleşmesinin iskan almak için yapıldığını söyledi. Necati Özkan’ın avukatı Erkam Erdem, satış sözleşmesinin iskan alındığı tarihten beş yıl önce yapıldığını, Kameroğlu’nun çelişkili ifadeler verdiğine dikkat çekti.
Büyükçekmece sınırlarında bulunan ve 2013’te başlayan “Pelican Hill Ihlamur Evleri” isimli projeyi Kameroğlu İnşaat olarak yapmaya başladıklarını anlatan Adem Kameroğlu, “Ekrem Bey ve ailesi geldiler, projeyi ziyaret ettiler. Benim o dönem haberim yoktu. Sonraki süreçte onların genel müdürü Tuncay Yılmaz, ‘Bu evi Ekrem başkana almak istiyoruz’ dedi. Güzel bir yer seçtiler, 1 buçuk milyon maliyet çıkardım. 1 buçuk milyon lirayı parça parça ödemek için anlaşma yapıldı” dedi. Kameroğlu, kendisine yapılan ödemeyi tekrar Tuncay Yılmaz’a verdiğini iddia etti.
Ekrem İmamoğlu’nun soruları üzerine Kameroğlu, savunmasının aksine projeyi beraber gezdiklerini söyledi. Kameroğlu devamında, Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız’ın sorularını yanıtladı. Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız, Kameroğlu’nun iddia ettiği şekilde paraları verdiğini söylediği mekanlarda, Tuncay Yılmaz ile BAZ kaydı dahi olmadığını belirtti.
Adem Kameroğlu, Tuncay Yılmaz’a dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’na ruhsat-iskan sorunu olmaması için rüşvet verdiğini söyledi. Daha önce inşaatının mühürlendiğini söyleyen Kameroğlu’na, Tuncay Yılmaz’ın avukatı Ali Kemal Yıldız, “Ne zaman mühürlendi” diye sordu. Kameroğlu, projesinin 2017 yılında mühürlendiğini açıkladı. Avukat Yıldız, “Belediyede kim vardı o zaman” sorusunu yöneltti. Kameroğlu, “AKP” yanıtını verdi.
“Telefonu ocak ayında teslim ettim”
Adem Kameroğlu’nun ardından Burcu Ciner Şimşek’in savunmasına geçildi. İtirafçı Naim Erol Özgüner, Ekrem İmamoğlu’nun telefonunu Özel Kalem Müdürlüğü çalışanı tutuksuz sanık Şimşek’e verdiğini iddia etmişti. Şimşek, “Erol Naim Bey 19 Mart’ta telefonu aldım demişti. Kesinlikle kabul etmiyorum. Ben Ocak 2025’te telefonu teslim ettim” dedi.
Tutuklu İSTTELKOM Genel Müdürü Melih Geçek, soru sormak için söz aldı. Geçek, ”Telefonu Erol Bey’e ben verdirmişim. Öyle bir şey oldu mu” diye sordu. Şimşek, “Hayır” yanıtını verdi.
Savunma sırası Aziz İhsan Aktaş’ta
Tutuksuz sanık itirafçı Aziz İhsan Aktaş, savunma yapmak için kürsüye geldi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “suç örgütü lideri” olarak da yargılanan Aktaş, savcılık ifadelerini tekrarladı.
Aktaş, “Bu dosyanın temel problemi ilgililerin ‘sistem’ adını verdiği para toplama düzenidir. gerçek bir diploma ile mezun oldum. İş insanıyım” diye konuştu.
“İBB’de ‘sistem’ adı verilen yapının nasıl işlediğini anlatacağım” diyen Aktaş, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatları ve para talepleri Ertan Yıldız, İbrahim Bülbüllü ve Özgür Karabat tarafından iletilmekteydi. Sistemin amacı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi hayatının finanse edilmesidir. İmamoğlu başkanlık makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır” iddialarını sıraladı.
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, soru yöneltmek için söz aldı. “Duruşmanın bu saate kadar devam etmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirtmek isterim” diyen Pekin, “Konuşmanızın başında diplomanızın gerçek olduğunu söylediniz. Bunu belirtme sebebiniz nedir” sorusunu yöneltti. Aziz İhsan Aktaş, “İddianame konusudur” dedi.
Aktaş, avukat Pekin’in “İETT’den alacağınız ne kadardı? İddianamede yok, eklerde de yok” sorusuna “Cevap vermek istemiyorum” diye yanıt verdi. Pekin devamında, “‘İETT’den alacağımı alamadığım için para alamıyorum bu yüzden para verdim’ diyor ancak alacağı var mı yok mu cevap vermiyor. Siz yasal başvuru yaptınız mı?” diye soru yöneltti.
Aktaş, “Soruyorsunuz ‘alacak ne kadardı’ diye. Şimdi özellikle ilk toplantının olduğu tarih belli. Son liste belli. Belediyede yönetim olarak Başkan Nuri Bey size ulaştırır” dedi.
Avukat Pekin, “Hâlâ ne kadar alacağınız vardı söylemiyorsunuz. Şu an hatırlamadığınız bir meblağ için 970 bin dolar verdiğinizi söylüyorsunuz. Savcılık bunları bulmalıydı dosyaya koymalıydı. 970 bin dolarlık çanta otele gidiyor. Küçümsenmeyecek bir meblağ. Siz diyorsunuz ki oteldeki daha önce konuştuğum Emre’ye verdim. Emre’ye para olduğunu söylediniz mi?” diye sordu.
Aziz İhsan Aktaş da “Evet söyledim” dedi. Pekin, “Daha önce bir kere oturduğunuz birisine 970 bin dolar olan parayı veriyorsunuz ve o çantanın ne olduğunu kimse bilmiyor. Çantanın ne olduğunu kimse bilmiyor” diye konuştu.
Aktaş, “Emre diyor çanta var, Korzay diyor çantayı otele bırak. Korzay, Ertan’ı arıyor, ‘Parayı hazırladı’ diyor. Ben iş insanıyım böyle laleten olcak işler mi sayın başkan? Bir çantanın varlığını herkes biliyor. Üçü de kendi arasında top dolaştırıyor” ifadelerini kullandı.
Pekin, “Çantanın içinde para olduğunu sadece siz söylüyorsunuz. Çantayı verdiğiniz kişi çantanın ne olduğunu bilmiyor, savcılık bulamıyor” dedi.







