Dünya Alem (63) – Dindar çevrelerde çürüme ve adalet krizi

İSTANBUL (Medyascope) – İslam Özkan’ın hazırlayıp sunduğu Dünya Alem programına konuk olan yazar ve araştırmacı Şule Demirtaş, Türkiye’deki dindar ve muhafazakâr çevrelerde yaşanan ahlaki erozyonu, siyasal iktidarın güçle imtihanını ve toplum nezdinde derinleşen inanç krizini kapsamlı boyutlarıyla değerlendirdi.

Söyleşide, AK Parti’nin iktidara geldiği ilk yıllardaki özgürlükçü vaatleri ile günümüzdeki icraatları arasındaki belirgin tezat öne çıkarıldı. Özkan’ın, “Özellikle 2013 öncesinde dinî değerleri topluma sevdiren bir iklim varken bugün neden ibre tersine döndü?” sorusuna yanıt veren Demirtaş, her mağduriyetin kendi klanını doğurduğunu ifade etti.

28 Şubat sürecinde hukuk fakültesinden uzaklaştırılan ve eğitimine yıllar sonra dönebilen bir isim olarak kendi deneyimlerini paylaşan Demirtaş, şu tespitte bulundu:

“2012’li yıllarda başörtülü bir kadını kamuda veya devlet kademelerinde gördüğümüzde bunu gecikmiş bir hakkın teslimi olarak görüp seviniyorduk. Ancak zamanla bu durum eşitlenme sağlamak yerine, belirli bir kesimin imtiyazı ve birincilik iddiasına dönüştü. AK Parti imtihanını tam da burada, adaleti herkes için değil, kendi tebaası için istediği noktada kaybetmeye başladı.”

Türkiye’deki 200 yıllık modernleşme serüveninin geldiği noktayı “Tanıdık Cumhuriyeti” olarak tanımlayan Demirtaş, liyakatsizliğin ve torpilin sıradanlaşmasının toplumsal yapıyı çürüttüğünü vurguladı.

Dünya Alem (63) - Dindar çevrelerde çürüme ve adalet krizi
Dünya Alem (63) – Dindar çevrelerde çürüme ve adalet krizi

“Başka siyasi oluşumların yanlışı kişileri, dindarların yanlışı dini töhmet altında bırakır”

İktidarın ve muhafazakâr kamuoyunun sıkça sığındığı “Başka bir parti gelse sanki yolsuzluk yapmayacak mı?” savunmasını sert bir dille eleştiren Demirtaş, tarihsel ve hukuki analizlerde varsayımlarla hüküm verilemeyeceğini hatırlattı. Dindar kimliğiyle öne çıkan kadroların taşıdığı bagajın sorumluluğu artırdığına değinen yazar, “Siz masaya din, ahlak ve adalet iddiasıyla geldiniz. Başka bir siyasi hareket yanlış yaptığında bu kişisel bir kusur olarak kalabilir; ancak dindar kadrolar usulsüzlük yaptığında bu durum doğrudan İslam’ı ve dinî değerleri töhmet altında bırakıyor” dedi.

Gençlikteki deizm dalgalanması ve temsiliyet krizi

Programda, Türkiye genelinde genç nüfus arasında hızla yayılan deizm, ateizm ve dinî değerlere karşı gelişen tepki de ele alındı. Doğu Ortadoğu’daki otoriter rejimler ile Mısır ve Suudi Arabistan örnekleri üzerinden karşılaştırmalar yapılan bölümde, Türkiye’ye özgü kırılmanın temel sebebinin “kötü dindarlık temsili” olduğunun altı çizildi.

Gençlerin artık ayet ve hadis alıntılarına dahi tahammül edemeyecek raddeye geldiğini belirten Demirtaş, bu nefret dalgasının sorumlusunun dinden uzaklaşan gençler değil, dini kendi hırs ve yolsuzluklarına kalkan eden çevreler olduğunu dile getirdi.

Kamusal yozlaşma, fon skandalları ve din adamlarının sorumluluğu

Söyleşinin son bölümünde güncel siyasete, kamu fonlarındaki usulsüzlük iddialarına ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın rozet takma törenine değinildi. Kendi sosyal medya hesabının hukuki hiçbir gerekçe gösterilmeden kapatıldığını aktaran Demirtaş, makbul muhafazakârlık sınırlarının dışına çıkan herkesin baskı gördüğünü belirtti.

Dinî kanaat önderlerinin ve cemaat yapılarının güçle olan mesafesizliğini eleştiren Demirtaş ve Özkan, tarihsel tasavvuf anlayışındaki “zühd ve takva” ilkelerinin yerini devasa bütçelere ve lüks araçlara bıraktığına dikkat çekti. Din adamlarının toplumsal yoksulluk, adaletsizlik ve kamu malının gaspı karşısındaki sessizliğinin büyük bir vebal oluşturduğu ifade edildi.

Dünya Alem (63) - Dindar çevrelerde çürüme ve adalet krizi
Dünya Alem (63) – Dindar çevrelerde çürüme ve adalet krizi

“Gelecek için büyük bir kırılma ve arınma şart”

Türkiye’nin mevcut gidişatında “Anadolu irfanı” gibi soyut söylemlerin gerçeği yansıtmadığını belirten Şule Demirtaş, iktidarın halk desteğini kaybettikçe hamaset ve baskıyı artırdığını vurguladı. Yine de geleceğe dair umutlu olduğunu belirten yazar, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Hukukta geri dönülemez bir nokta vardır; bence şu an o hızı aşmış durumdayız. Ancak düzelmek için önce bu kırılmanın yaşanması gerekiyordu. Tıpkı Batı’daki aydınlanma süreci gibi, bu derin krizin ardından korkusuz, ahlaklı, ilkelere dayalı ve bilime açık yeni bir dindar prototipinin ve adil bir toplumsal yapının doğacağına inanıyorum.”

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş