ABD’nin ilk Müslüman senatörü Abdul El-Sayed kimdir?

Abdul El-Sayed

“Donald, bak, adımı söylerken zorlandığını biliyorum. JD Vance beni ocak ayında yemin ettirdikten sonra, sen sadece bana Senatör diyebilirsin.”

Bu sözler Mısırlı göçmen bir ailenin oğlu, Michigan’da Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı yenerek ülkenin ilk Müslüman senatörü seçilen Demokrat Abdul El-Sayed’e ait.

ABD’de 3 Kasım ara seçimleri tarihi bir ilke sahne oldu ve Abdul El-Sayed, ABD’nin ilk Müslüman senatörü oldu. Kampanyası boyunca Trump’ın hedef aldığı, kendi partisindeki ayrışmalarla mücadele eden ve İsrail’e koşulsuz askerî yardıma karşı çıkan El-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı yendi.

Oyların yüzde 85’i sayıldığında El-Sayed yüzde 51,9, Rogers ise yüzde 46,1 oy almıştı.

El-Sayed, ocak ayında göreve başladığında emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın koltuğunu devralacak.

El-Sayed’in zaferi yalnızca dinî kimliği nedeniyle tarihi değil. Daha önce seçimle gelinen bir kamu görevinde bulunmayan 42 yaşındaki siyasetçi, Demokrat Parti içindeki sert ön seçim mücadelesini kazandıktan sonra Donald Trump’ın 2024 başkanlık seçimlerinde kazandığı Michigan’da Cumhuriyetçilerin adayını mağlup etti.

Kampanyası boyunca İsrail’e askerî yardıma karşı çıkması, Gazze’deki savaşı soykırım olarak nitelendirmesi ve ekonomik eşitsizlikle mücadeleyi öne çıkarmasıyla dikkat çeken El-Sayed, Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin desteğini aldı.

ABD’nin ilk Müslüman senatörü Abdul El-Sayed, seçim zaferinin ardından destekçilerine seslendi.

El-Sayed, 4 Kasım’ın ilk saatlerinde Detroit’te destekçilerinin karşısına çıkarak zaferini ilan etti. Konuşmasında kampanya boyunca kendisine yöneltilen dinî kimlik ve köken temelli saldırılara yanıt verdi.

“Başardık!” diyerek konuşmasına başlayan El-Sayed, “Benim adım Abdurrahman Muhammed El- Sayed. Bugün kadar bana seçimler sorulduğunda hep İnşallah dedim, şimdi diyorum ki: Elhamdülillah” diyerek sözlerine devam etti.

Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers’a da doğrudan seslenen El-Sayed, “Mike, emekliliğinin tadını çıkar. Sen nefreti seçtin, Michigan ise umudu” ifadelerini kullandı.

Abdul El-Sayed kimdir?

1984 yılında Michigan eyaletinin Detroit yakınlarındaki Rochester Hills kentinde dünyaya gelen Abdul El-Sayed, Mısır kökenli göçmen bir ailenin çocuğu.

Anne ve babası El-Sayed üç yaşındayken boşandı. Babası ve üvey annesi Jacqueline Johnson tarafından büyütülen El-Sayed, eğitimini Michigan ve Columbia üniversitelerinde sürdürdü. Tıp eğitimi alan El-Sayed, epidemiyoloji ve halk sağlığı alanlarında uzmanlaştı.

2015 yılında Detroit Sağlık Dairesi’nin başına getirilmesi, onu ülke çapında tanınan genç kamu sağlığı yöneticilerinden biri haline getirdi.

El-Sayed’in çocukluğu.

El-Sayed, 2018’de Michigan valiliğine aday olarak siyasete adım attı. Demokrat Parti ön seçimlerinde ikinci oldu ve daha sonra eyalet valiliğine seçilecek Gretchen Whitmer’ın 20 puandan fazla gerisinde kaldı.

Sekiz yıl sonra aynı eyalette Senato seçimini kazanması, siyasi kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu.

El-Sayed, 2026 kampanyasında sağlık alanındaki geçmişini de öne çıkardı. Herkesin sağlık hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacak bir sistem kurulmasını, milyarderlerin daha fazla vergilendirilmesini ve siyasette büyük bağışçıların etkisinin azaltılmasını savundu.

Kampanyasının temel sloganlarından biri, siyasette paranın etkisini azaltmayı, yurttaşların ekonomik koşullarını iyileştirmeyi ve herkes için sağlık hizmetini bir araya getiriyordu.

İsrail karşıtı, Filistin destekçisi

El-Sayed’in diğer Demokrat siyasetçilerden ayrıldığı konulardan biri, ABD’nin İsrail’e verdiği askerî desteğe yönelik eleştirileri.

İsrail’in Gazze’de yürüttüğü savaşı soykırım olarak nitelendiren El-Sayed, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilere karşı apartheid uygulandığını da savunanlardan.

El-Sayed, seçim kampanyasında ABD’nin başka ülkelerin ordularına sağladığı finansmanın sona erdirilmesini istedi. Bu yaklaşımının yalnızca İsrail’e yönelik olmadığını, Mısır, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeleri de kapsadığını belirtti.

29 Ekim’de düzenlediği mitingde seçmenlere şöyle seslenmişti:

“Vergilerinizi ödediğinizde o paranın başkalarının çocuklarına bomba atmak yerine sizin ve çocuklarınız için harcanacağını bilmek bu kadar zor olmamalı.”

El-Sayed, dış politikadaki bu tutumunu ekonomik vaatleriyle birleştirdi. Askerî harcamalara ayrılan kaynakların sağlık, eğitim ve sosyal hizmetlere yönlendirilmesini savundu.

Bu görüşleri, Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) başta olmak üzere İsrail yanlısı siyasi çevrelerin tepkisini çekti.

AP’ye göre Demokrat Parti’nin ağustostaki ön seçiminde El-Sayed’e karşı dış gruplar tarafından yaklaşık 60 milyon dolar harcandı. Bunun yaklaşık 30 milyon doları AIPAC tarafından sağlandı. Kuruluşun tek bir seçim yarışında yaptığı en büyük harcamaydı.

Abdul El-Sayed ailesiyle.

Eşi Sarah ile Ann Arbor kentinde yaşayan El-Sayed’in iki kızı var.

El-Sayed’in zaferi Demokrat Parti için neden önemli?

El-Sayed’in Michigan’da kazandığı seçim, Demokrat Parti’nin ilerici kanadı açısından önemli bir siyasi gelişme.

Parti içinde uzun süredir, ekonomik eşitsizliğe odaklanan ve İsrail’e yönelik Amerikan politikalarını eleştiren ilerici adayların Cumhuriyetçilerle rekabetin yüksek olduğu eyaletlerde kazanıp kazanamayacağı tartışılıyordu.

El-Sayed, Trump’ın iki yıl önce kazandığı Michigan’da Cumhuriyetçi rakibini yenerek bu tartışmaya somut bir seçim sonucu ekledi.

AP Voter Poll’un Michigan araştırması, seçimde ekonomik sorunların belirleyici başlıklardan biri olduğunu ortaya koydu. Seçmenlerin yaklaşık yarısı hayat pahalılığını ve kamu yönetimindeki yolsuzluğu oy tercihleri açısından çok önemli gördü. ABD’nin İsrail ile ilişkisini belirleyici bulanların oranı ise yaklaşık yüzde 20’de kaldı.

Bu veriler, El-Sayed’in zaferinin yalnızca dış politika veya dinî kimlik üzerinden açıklanamayacağını gösteriyor. Sağlık hizmetlerine erişim, ekonomik eşitsizlik ve siyasi yolsuzlukla mücadeleye dayanan kampanyası da seçmenlerin tercihlerinde yer tuttu.

Kaynak: AP

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Paylaş