İsrail Kürdistan’a niçin açık destek veriyor?

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Bölgenin iki büyük gücü İran ve Türkiye ile sınırlı kalmayarak, ABD, Rusya, BM, Almanya, Suudi Arabistan dahil olmak üzere, uluslararası alanda olumlu tepkilerle karşılanmayan Irak Kürdistanı’nın bağımsızlık referandumu kararına açık destek veren tek ülke İsrail oldu. Komplo teorileri bir yana bırakarak, bu desteğin temel sebeplerini incelemek isteyenler için Mediapart’ın İsrail ve Filistin muhabiri Chloé Demoulin’in 29 Eylül 2017 tarihli yazısı önemli bilgiler içeriyor.

Demoulin’e göre, İsrail’in referanduma verdiği açık ve net desteğin pratik bir açıklaması var: Irak devleti ile hiçbir diplomatik ilişkiye sahip olmaması, Tel Aviv’e daha geniş bir diplomatik manevra alanı sağlamakta. İkili ilişkileri en güzel özetleyen örnek ise Irak’ta İsrail ile herhangi bir diplomatik ilişki içerisine girmenin anayasal suç sayılması.
1960 ve 70’li yıllardaki Kürt ayaklanmalarında, İsrail’in Irak karşısında Kürtleri destekleyen tutumu, Tel Aviv ile Erbil arasındaki pozitif ilişkilerin başlangıç noktası. Bu süreçte yer almış ve savaşmış Kürtlerin pek çoğu, bugün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) yönetim kademelerinde ve hükümetinde yer almaktalar. Bahsedilen dönemde İsraillilerle kurmuş oldukları bireysel ilişkilerin yanı sıra, İsrail devletine karşı da sempati beslemekteler.

Yahudi Kürtler

İki yönetim arasındaki bağı güçlendiren bir başka neden de İsrail’e 1950li yıllarda göç etmiş olan 200 bin Kürt Yahudisi. Bu nüfus hâlâ Irak ile bağlarını koparmış değil. Hem Irak’taki hısımlarıyla bağlarını koruyup hem İsrail’de Kürt kimliği ile yaşamlarını sürdürüyorlar. İsrail ve IKBY arasında var olan yoğun ekonomik ilişkiler Erbil ile Tel Aviv arasındaki ilişkiyi güçlü tutan bir başka sebep. İsrail’in petrol ithalatının dörtte üçü Irak Kürdistanı’ndan sağlanıyor. İthalat yönetimler arasında değil, IKBY petrolünü alan şirketlerden İsrail’in satın alım yapmasıyla gerçekleşiyor.
Tel Aviv Moshe-Dayan Merkezi Kürt Araştırmaları Koordinatörü Ceng Sağnıç, yaz aylarında Kürdistan yönetiminden resmi bir heyetin Tel Aviv’e geleceği yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını ancak bazı Kürt yöneticilerin turist olarak gelip, İsrail’de arkadaş ziyaretleri gerçekleştirdiğini belirtiyor. Resmî ziyaretlerden kaçınmanın arkasındaki temel sebep ise İran, Türkiye ve Arap ülkelerinin menfî tutumlarını asgariye indirmek. Bu doğrultuda, IKBY’nin isteği doğrultusunda, Benjamin Netanyahu’nun İsrailli bürokratlardan, bağımsız Kürdistan konusundaki sempatilerini açıklamamalarını rica ettiği biliniyor. Komşu Arap devletlerinin daha fazla tepkisini çekmemek için, IKYB’nin bu istekte bulunmuş olması mantıksız değil. Netanyahu’nun bu tutumunun arkasındaki bir başka sebep de New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısı sırasında gördüğü uluslararası baskı olabilir.

Kürdistan’ın İsrail’e hayrı

Demoulin’e göre, bağımsız bir Kürdistan’ın İsrail için iki önemli getirisi bulunmakta. Bunlardan ilki bölgede müttefik bir devlet kazanmak. Sağnıç’a göre, İsrail için çevresindeki bütün Müslüman ülkelerle problemli olmak sürdürülebilir bir politika değil. Ayrıca Türkiye ile kaybedilen dostluğu telafi etmek için de Ortadoğu’da toplam nüfusu 40 milyonu bulunan ve dört ayrı ülkede yaşayan Kürtler ile iyi ilişkiler geliştirmek önem arz ediyor. Geçen sene normalleşmeye başlayan Türkiye-İsrail ilişkileri hâlihazırda kriz öncesindeki seyrine dönmüş değil. İsrail basınındaki bazı kalemler, Netanyahu’nun Kürdistan referandumu ile ilgili destek veren açıklamalarını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı bir mesaj olarak yorumladı. Netanyahu’nun Türk hükümetinin Hamas’a olan desteğine rağmen, İsrail’in PKK’yi terörist bir örgüt olarak gördüğünü vurgulaması da bu çerçevede değerlendirilebilir.
Bunların dışında, Ceng Sağnıç, KYB yönetiminin seküler bir kültüre sahip olduğunu belirtiyor. Sağnıç’a göre, Kürtler bu nedenle diğer bölge ülkelerine göre Müslüman olmayan bir topluluğun da Ortadoğu’da bağımsız bir devlete sahip olmasına karşı daha açık görüşlü ve bağımsızlığın ilanı durumunda, İsrail Kürdistan’ı tanıyacak ilk devlet olacak.
İsrail için stratejik açıdan önemli başka bir husus da, bağımsız bir Kürdistan’ın, birbirlerine ve aynı zamanda İsrail’e düşman olan, Sünni ve Şii ülkeler arasında bir tampon bölge görevi görecek olması. Tel Aviv ile Erbil’in ortaklaştığı bir başka alan da, nüfuz alanını bölgede arttırmış olan İran karşısındaki tutumları. Her iki yönetim de Suriye ve Irak’taki İran ağırlığından rahatsızlar. Washington Institute for Near East Policy’de 10 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak katılan, İsrailli eski general Yaïr Golan, İran’ın bölgede giderek artan nüfuzu göz önüne alındığında, güçlü, stabil ve uyumlu bir Kürt yönetiminin hiç de kötü bir fikir olmadığını beyan etmişti.
IKBY ve İsrail arasındaki yakınlaşmaya bölgedeki diğer aktörler kayıtsız kalmıyor. Örneğin, İsrail’in desteğini açıklamasının ardından, Türk medyasında İsrailli Kürtlerin, Mesut Barzani’nin taraf olduğu gizli bir anlaşma çerçevesinde tekrar Irak Kürdistanı vatandaşlığına geçirileceği haberleri yapıldı. Komplo teorilerine itibar eden internet sitelerin çoğunda bağımsız bir Kürt devletinin, Tel Aviv ile Washington arasında önceden anlaşılarak Ortadoğu’da kurulmuş ikinci bir İsrail olacağı haberleri yer aldı. Bilindiği gibi, Ortadoğu’nun “ikinci İsraili” söylemini, Irak eski Başbakanı Nuri el Maliki, daha önce IKYB’nin bağımsızlığına karşı tutumunu eleştirmek için kullanmıştı.

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
 
  • Medyascope
  • Medyascope Plus