Jean-Pierre Filiu: Kürtler referandum tuzağına düştü

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Jean-Pierre Filiu. Columbia (New York) ve Georgetown (Washington) üniversitelerinde davetli öğretim üyesi olarak ders verdikten sonra, Paris Siyasal Bilimler (Sciences-Po) Okulu’nda Çağdaş Ortadoğu Tarihi profesörlüğü yapmaktadır. 1988-2006 arasında diplomat olarak Afganistan, Lübnan, Ürdün, Suriye ve Tunus’ta görev yapan Filiu’nun 8 Ekim 2017’de Le Monde’da çıkan bu yazısını Haldun Bayrı çevirdi.

Jean-Pierre Filiu
Jean-Pierre Filiu

25 Eylül 2017’de Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) tarafından Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı için bir referandum düzenlenmesinin üzerinden iki hafta geçti. Yıllardır göndere çekili tek Irak bayrağının simgesel olarak Irak’a aidiyeti tanımak zorundaki IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin konutu üzerinde dalgalandığı bir bölgede, bağımsızlıktan yana yüzde 92 oy çıkması pek şaşırtıcı değil. Bunun dışında her yerde sadece Kürt bayrakları görülmekteydi; yönetimde ve eğitimde Kürtçe Arapçanın yerini almıştı.

IKBY/KDP’nin ileri doğru kaçışı

IKBY kara ve hava sınırlarını egemence idare etmekte, Bağdat’taki yetkililerin verdiği vizeden bağımsız olarak giriş izni vermekteydi. İleri safhadaki bu özerklik, IKBY’nin askerî alanda IŞİD karşıtı koalisyon içinde kurduğu doğrudan ilişkilerle, ayrıca ekonomik alanda Türkiye’yle, daha ufak bir ölçekte de İran’la kurulmuş doğrudan ortaklıklarla güçlendirilmişti. Yani Kürt davasının ve söz konusu ahalinin bağımsızlıkçı bir kopuş yoluna girerek bu muhtelif avantajları tehlikeye atmakla kazanacağı hiçbir şey yoktu.
Geçen Nisan ayında Irak Kürdistanı’ndayken, “Kürt meselesi[nin] çıkmazda” olduğu kanaati edindiğimi yine Le Monde’da yazmıştım. Kürt milliyetçiliğinin tarihsel oluşumu Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) bölgesel yönetim IKBY’yi git gide daha otoriterleşen bir şekilde idare ettiğini vurgulamıştım. Ekim 2015’teki kriz, milisleri (Peşmergeler) ve güvenlik servisleriyle (Asayiş) örgütlü muhalefetin ve sivil toplumun canına okuyan Başkan Barzani’nin tüm demokratik meşruiyetini elinden almıştı. IKBY içindeki bu baskı, komşu Suriye’de “Rojava” adını verdiği bir bölgede denetimi ele geçiren PKK ile KDP arasındaki açık rekabeti vahimleştiriyordu.
KDP’nin kendi aleyhine gelişme riski bulunan her tür seçimin önünü almak için, bizzat düzenleyebileceği bir referandumla durumu istediği yöne çevirebileceği konusunda uyarmıştım. “Ahalinin ezici bir çoğunluğunun IKBY’nin bağımsızlığından yana oy kullanacağına hiç kuşku yok. Fakat bu sonuç, bir yanda petrol rantının kliyantelist dağıtımına, diğer yanda da her tür karşı çıkışın yöntemli bir biçimde susturulmasına dayalı bir KDP-Devleti’nin ortaya çıkışının imzası olacaktır. Böylelikle KDP de PKK da ileri doğru kaçışa yönelmişlerdir: İlki, Irak Kürdistanı’ndaki demokrasi sorunundan sıyrılmak maksadıyla bağımsızlık referandumuyla; ikincisi ise Esad rejimiyle girdiği fiili ittifak sorunundan sıyrılmak maksadıyla Suriye topraklarında yayılarak.”

Referandum sonrası günler

Geçen ilkbahar ortaya çıkışını endişeyle karşıladığım bu “KDP-Devleti”, bir “Irak Kürdistanı Liderlik Konseyi”nin kurulmasıyla biçimlenmeye başladı. Bu seçilmemiş merci, zaman sınırlaması olmaksızın iktidarı garantiye alınan Barzani’nin kayıtsız şartsız destekçileriyle dolduruldu. Kürt seçmenleri, 25 Eylül’de bağımsızlıktan yana oy vererek, belki de bilmeden –ve elbette istemeden– hakikaten özgür bir seçim yapma haklarından da uzun süreliğine vazgeçtiler.
Yüzde 72 olduğu açıklanan referanduma katılım, bağımsızlıktan yana oyların tartışılmaz zaferinden daha çok tartışmaya açık. Nitekim 2005’teki Irak anayasası çerçevesinde IKBY denetimine verilen toprakların ötesinde de oylama yapıldı. IKBY PKK’yla doğrudan çatışma halinde olduğu, Ezidi topluluğunun kalesi Şengal bölgesinde oylama düzenlenmesine önem veriyordu. Ninova Hıristiyanlarına da referandumla emrivaki yapıldı; oysa 2014 Yazı’nda Kürt milisleri onları IŞİD karşısında yüz üstü bırakmıştı. Fakat bu oylamanın yapılmasının yarattığı en ağır tehdit, şehrin ve bölgenin denetimini tekrar ele geçirmek isteyen Irak yönetimi ve Şii milislerin gösterdikleri kararlılıkla Kerkük’te ortaya çıktı. Kürt referandumuna bizatihi ilke olarak Ankara kadar kararlılıkla karşı çıkan Tahran, Kürt milisleri Barzani’nin iktidarına muhalefet etmeye teşvik edebilir.
Kendilerini “Kürt dostları” diye adlandıranlar, şu andaki hayale kendini kaptırmak yerine, bir kere daha düşünseler iyi olurdu. Evet, 25 Eylül referandumunda Kürt halkının kitlesel ve tartışılmaz ifadesine tanık olundu. Hayır, sonuca varmamış durumdaki bir talebin hayata geçirilmesi için en ufak bir perspektif açmadı bu olay. Evet, bu referandum Kürt fraksiyonları arasında yüzeysel bir birliği öne çıkardı. Evet, sonuçların açıklanmasının ertesi günü bu birlik paramparça oldu. Evet, farklı Kürt tarafları arasında, ayrıca da bu aynı taraflarla Iraklı Şii milisler arasında bir iç savaş riski hiçbir zaman bu kadar büyük olmamıştı.
Ne ziyan! Özellikle de ne acı…

FransizKultur

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus